T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/220 - 2026/546 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/220 KARAR NO : 2026/546 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2023/20 E. - 2023/441 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/220 - 2026/546 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/220 KARAR NO : 2026/546 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2023/20 E. - 2023/441 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2023 tarih ve 2023/20 E. - 2023/441 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2021/114220 sayı ve “...” ibaresi ile gerçekleştirdiği marka başvurusuna yönelik itirazlarının reddedildiğini, davalı başvuru sahibinin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin 91/003841 kod numaralı “...”, 93/005440 kod numaralı “...” ve 2000/10838 kod numaralı “...” ibareli marka tescillerinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin bu markaları ile iltibas teşkil ettiğini, 1991 senesinden beri tescilli olarak kesintisiz ve etkin bir şekilde kullanılan markaya ayırt edicilik katmayan ve genel ibare olan “...” ibaresinin eklenmesi suretiyle tescil müracaatına konu edilmesi kötüniyetli bulunduğunu, davalının müvekkilinin sektördeki rakibi olduğunu, davalının müvekkili markalarını bildiğini, davalının bu başvuru ile müvekkili markaları ile karışacak yeni bir marka oluşturarak, sanki müvekkili markalarının bir serisi algısı yaratmaya çalıştığını, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/371 sayılı dosyasında davalı şirketin ... ... ve ... ... markalarının müvekkili markaları ile 11 ve 21. sınıflarda iltibas yarattığının kabul edildiğini, davalı yanın taraflar arasındaki anılan dava sonrasında çok sayıda benzer marka başvurusunu ve hatta birebir aynı marka başvurusunu yeniden gerçekleştirdiğini, müvekkilinin markalarını senelerdir kullanmakta olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2022/M-15357 sayılı kararının iptali ile dava konusu 2021/114220 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin 2015 yılından beridir tescilli ... ..., ... ... vb. onlarca markası bulunduğunu, müvekkilinin 2016 yılında yemek takımları içeriğinde ... tozunu kullandığı bir ürününü piyasaya sürdüğünü, dava konusu marka başvurusunun da önceki markalarının serisi niteliğinde yapılmış bir başvuru olduğunu, müvekkilin “... ...” markası aleyhine 2017 yılında açtığı, hâlihazırda Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/50 E. (Eski Esas: Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/371 E.) sayılı dosyasında devam eden hükümsüzlük davasında, kullanmama nedeniyle iptal davası bekletici mesele yapılmamış gibi kötüniyetli şekilde eksik beyanlar sunduğunu, davacı iddialarının aksine Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/56 Esas sayılı dosyası kapsamında davacıya ait 2000/10838 sayılı markanın kullanılmaması nedeniyle tüm emtia yönünden iptaline karar verildiğini, mahkemece iptal kararının 21/06/2007 tarihinden itibaren etkili olmasına karar verildiğini, anılan dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, davacının 2000 10838 sayılı ... markasını kullanmadığının benzer yönde Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/163 E. 2021/43 K. Sayılı dosyasıyla da ispatlandığını, davacının kötüniyet iddialarının gerçekçi olmadığını, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik olmadığını, taraflar arasında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/241 Esas 2019/465 K. 16.12.2019 Tarih Sayısı ile görülen yargılamada ... ... Serisi” ile davacı markaları arasında görsel sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek bir benzerlik olmadığı şeklinde hüküm kurulduğunu, karara yönelik istinaf taleplerinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2022 tarih 2020/727 E. 2022/138 K. Sayılı ilamı ile reddedildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2020/884 E. 2022/216 K. sayılı ilamında ise yine müvekkilinin şekil markası ile davacı yanın 2000 10838 sayılı ... markasının benzer olmadığının tespit edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın, davacı yanın iş bu dayanak markalarının tamamı açısından SMK m. 19/2 uyarınca kullanmama def’i ileri sürdüğü, bunu hem işlem dosyası hem de dava dosyasında tekrarladığı, dava konusu markanın başvuru tarihi 16.08.2021 olup davacı yanın önceki tarihli markalarının tamamının tescili üzerinden 5 yıldan uzun bir süre geçtiği, bu bağlamda davacının önceki dayanak markalarının, tescili kapsamında yer alan mal ve hizmetlerde dava konusu markanın başvuru tarihi olan 16.08.2021 tarihinde geriye dönük son beş yıl içerisinde (16.08.2021 – 16.08.2016 tarihleri aralığını kapsar şekilde) SMK m. 9 kapsamındaki kullanımını ortaya somut bir şekilde koyması gerektiği, deliller incelendiğinde, özellikle satış faturalarının ilgili tarih aralığında yer aldığı, belli bir devamlılık ve yoğunlukta olduğu görülen bu faturalar incelendiğinde, davacı yanın 2000 10838 sayılı “...” esas unsurlu markasını özellikle “yemek takımları (tabak – kase vs) ve çatal – kaşık – bıçak” seti ürünlerinde ciddi kullanım konu ettiğinin kabul edilebileceği, keza yine 126813 ve 144025 sayılı “...” ibaresini içerir markalarını ise aynı şekilde “yemek takımları (tabak – kase vs)” ürünlerinde kullandığı, dava konusu başvuru kapsamından, yapılan ilk incelemeler sonrasında çıkartılmasına karar verilen “Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri. Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları: heykeller, biblolar, vazolar ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar.” emtiasının bir kısmının, davacı markaları kapsamında kullanımı ispatlanan emtia ile benzer nitelikte yemek – sofra takımı tamamlayıcı ürünleri ise de bu emtiaların halihazırda başvuru kapsamından zaten çıkartıldığı, başvuruda kalan emtianın davacının kullanım ispatı külfetini yerine getirebildiği yemek takımları, tabaklar, çatal – kaşık- bıçak malları ile doğrudan benzer nitelikte olmayan, farklı ihtiyaçlara yönelik, satış noktaları birbirine yakınlaşabilse de tüketicinin farklı ihtiyaçlarını karşılayan, birbiri ile rekabet içerisinde olmayan, birbirini tamamlayıcı nitelikte olmayan emtia oldukları, bu halde davacı markaları kapsamında kullanımı ispatlanan emtia ile dava konusu başvuruda kalan emtia arasında SMK m. 6/1 incelemesinde bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, bu halde taraf markalarının esas unsurlarını oluşturan işaretler arasında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin var olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın SMK m. 6/1 koşullarının somut olayda oluşmadığı, her ne kadar davalı taraf Kütahya 1. AHM’nin 2018/56E sayılı dosyası kapsamında davacıya ait 2000 10838 sayılı “...” markası ile ilgili olarak geçmişe dönük etki doğuracak şekilde iptal kararı verildiğinden bahisle, anılan markanın iş bu dava dosyası açısından dikkate alınmaması gerektiğini iddia etmekte ise de YİDK kararının iptali istemini içerir davalarda doktrin ve emsal yargı kararları ile de sabit olduğu üzere YİDK kararları “karar tarihindeki” mevcut durum esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği, nitekim Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre de YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda 11.11.2020 tarihli dava konusu YİDK karar tarihi itibariyle davacı yanın 2000 10838 sayılı “...” markası ile ilgili kurulan hükmün kesinleştiğini gösterir bir delil dosyada mevcut olmadığından, anılan markanın değerlendirmede dikkate alınmasında bir engel bulunmadığı, benzerlik iddiasının tek başına kötü niyet karinesine esas olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların iltibas derecesinde benzer olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının bulunduğunu, mahkemece benzerlik değerlendirilmesinin hatalı yapıldığını, sınıfsal benzerlik bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalının birçok marka başvurusu yapmasının kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı yanın işlem ve dava dosyasına dayanak markalarından 2000 10838 sayılı “...” esas unsurlu markasını özellikle “yemek takımları (tabak – kase vs) ve çatal – kaşık – bıçak” seti ürünlerinde ciddi kullanım konu ettiğinin kabul edilebileceğinin belirlendiği, ancak dava konusu 2021/114220 sayılı başvuru kapsamında yayına çıkartılmasına karar verilen 11 ve 21. Sınıftaki malların, davacı markalarının kullanımını ispatlayabildiği emtia ile aynı ya da benzer olarak değerlendirilemeyeceği, SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetli bir başvuru olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.