TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2022 NUMARASI : 2022/485 Esas 2022/787 Karar DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/07/2022 KARAR TARİHİ : 01/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde is…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/213 Esas - 2025/1034 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/213 KARAR NO : 2025/1034 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2022 NUMARASI : 2022/485 Esas 2022/787 Karar DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/07/2022 KARAR TARİHİ : 01/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin özelleştirme işlemlerince ... mülkiyetinden devraldığı şirketin 28/06/2013 tarihinde alındığını, bu tarihten önce dava dışı ...'ın geçirdiği iş kazası neticesinde vefat etmesi nedeniyle ... tarafından hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerli gelirin tazmini için müvekkili aleyhine Diyarbakır İş Mahkemesinde 2007/119 Esas sayıl dosyası ile rücuen tazminat davası açıldığını, bu dava nedeniyle toplamda 351.522,64 TL ödeme yapıldığını belirterek ödeme yapılan miktarın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazı, hasumet itirazı ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle davada red kararı verilmesi gerektiğini, dava konusunun İHDS kapsamında yer almadığını, faiz ve icra giderleri ile vekalet ücretinden, karara ilişkin yapılan diğer masraflardan müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek haksız ve yersiz olarak açılan davanın öncelikle usulden reddine, usulden reddedilmemesi halinde davanın esas yönünden reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi gereğince, davacı tarafından yukarıda sözü edilen mahkeme ilamı uyarınca ödediği tüm tutardan sorumlu olduğu, eldeki davanın dayanağı ihtilafın sözleşmenin imza tarihinden önce 16/11/2005 tarihinde elektrik akımına kapılan dava dışı şahsın tazminatlarının rücuen tazmini olayına dayalı olup, davacının ödemiş olduğu ve belgelendirdiği bedeli davalıdan talep hakkı bulunduğundan ve alacak hakkı ödeme tarihinde oluştuğundan ödeme tarihinden itibaren, tarafların tacir olması nedeniyle avans faizi talep edebileceği gerekçeleriyle bilirkişi raporu alınması gerekli görülmeden davanın kabulüne, 351.522,64 TL'nin, 342.651,27 TL'sinin ödeme tarihi olan 21/10/2021 tarihinden, 8.871,37 TL'sinin ödeme tarihi olan 18/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, hukuki yarar bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu alacağın sözleşmenin 7. maddesi kapsamına girmediğini, dilekçelerde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların değerlendirilmediğini, verilen kararın şirket açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, talep edilen alacağın hisselerinin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, müvekkili tarafından tekrar ödeme yapılmasının mükerrer ödemeye yol açacağını, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi, İHDS hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenen bedelin tamamını ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep edemeyeceğini, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini, faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Diyarbakır 2. İş Hukuk Mahkemesi'nin 2007/119 Esas 2010/123 Karar sayılı dosyanın davacısının ..., davalısı ... olup, 16/11/2005 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalıya ödediği PSDG'nin rücuen tahsili amacıyla açılan davada mahkemece davanın kabulüne karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden ...'ın sorumlu tutulduğu, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2010/8886 Esas 2011/18138 Karar sayılı kararı ile onanarak onanarak kesinleştiği, verilen karara istinaden Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün 2021/64595 sayılı dosyasında ... aleyhine başlatılan icra takibinde ... tarafından icra dosyasına 21/10/2021 tarihinde 341.651,27 TL, 18/11/2021 tarihinde 8.871,37 TL ödendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Diyarbakır 2. İş Mahkemesindeki davanın davacısı olan ... olup, bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı icra dosyalarına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır. Hal böyle olunca, mahkemece davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin tamamını davalıdan talep edebileceği, davacı yanın talebi de gözetilerek ödenen miktarın davalıdan tahsiline hükmedilmesi isabetlidir. Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 24.012,51 TL harçtan peşin alınan 6.004,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.008,51 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/10/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi