11. Hukuk Dairesi 2023/5379 E. , 2024/7543 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/221 Esas, 2023/1195 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/670 E., 2022/709 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik H
**11. Hukuk Dairesi 2023/5379 E. , 2024/7543 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/221 Esas, 2023/1195 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/670 E., 2022/709 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilinin eşi olduğunu, ... aleyhine İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesinin 2016/1020 E. sayılı dosyasında müvekkilleri ...'ün iradesini yanıltarak, mal kaçırmak için muvazaalı işlemler yaparak bu nedenle mal rejiminden kaynaklanan hakkı olan ... A.Ş. hisselerini gizlediğini ve boşanmaya ikna ettiğini iddia ettiğini, bu dava dosyasının tarafların muvazaalı işlemlerinin tespiti ve ispatı için önemli olduğunu, müvekkilinin açtığı vesayet dava dosyası devam ederken davalının, ... A.Ş. ve eski ortağı ... ile 19.01.2017 tarihli protokolü imzaladığını, davalının bu protokolü imza etmeden evvel müvekkiline, 18.01.2017 tarihli "Muvafakatname" isimli belgeyi imza ettirerek diğer protolün taraflarınca istendiğini ve evli oldukları için yasal bir koşul olduğunu ileri sürdüğünü, eşine bağlı olduğu aşk ve sevgi duygusu nedeniyle asla şüphelenmeyen müvekkilinin davalının bu talebini yerine getirerek 18.01.2017 tarihli belgeyi imza ettiğini, 19.01.2017 tarihli sözleşmenin imza edilmesinden evvel birçok borç taahhüdünde bulunduğunu, bu borçlarını ödemek için bir aile şirketi kuracağını aile şirketi kurulana dek bu hayatta sadece müvekkili olan eşine güvendiğini ve onun üzerinden kira bedellerinin tahsilini sağlayıp borçlarını ödeyeceğini belirttiğini, müvekkilinin de eşi davalıya güvendiğini ve vekâletname ile 01.02.2017 tarihli kira sözleşmesinin tarafı olmayı kabul ettiğini, bu esnada müvekkiline de 16.01.2017 tarihli "Taahütname" 18.01.2017 tarihli "Muvafakatname", 04.12.2018 tarihli" Taahütname ve Borç Kabul Senedi "belgelerde bahsettiği borçlarını ödemek için kredi çektirdiğini, İstanbul Anadolu 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/318 E. sayılı dosyasında 6 ay gibi kısa bir sürede yapılan yargılama ile müvekkilinin davaya konu ... Sağlık ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şirketini kurduğu için eşini dolandırdığı hususunda suçlu ilan edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin hemen İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk mahkemesinin 2018/1137 E. sayılı dava dosyasına sundurduğu dilekçe ile vesayetin kaldırılmasını talep ettiğini, davaya konu 10.03.2017 tarihli limited şirket ortaklık kuruluş sözleşmesini yaparak şirket üzerinden tahsil olunan tüm kira bedellerini kendisinin tasarruf ettiği gibi, borçlandığına dair müvekkiline teslim ettiği 16.01.2017 tarihli "Taahütname" 18.01.2017 tarihli "Muvafakatname", 04.12.2018 tarihli" Taahütname ve Borç Kabul Senedi evrakların da artık gerçek bir borçlanma işlemi olmadığı, davalının hile ile müvekkilinin iradesini yanıltmak için kurguladığı bir olgu olduğunun artık ortaya çıktığını,müvekkilinin davaya konu "... Sağlık Gayrimenkul Ltd. Şti." şirketinin kuruluş sözleşmesini imza ederken esaslı yanıldığı için ortaklık sıfatının 10.03.2017 tarihi itibariyle ortadan kaldırılması gerektiğini, sözleşmeyle bağlılığın geçmişe şamil olarak iptali ile şirketin tek ortağının davalı ... olarak kabulü gerektiğini ileri sürerek, 10.03.2017 tarihli "... Sağlık ve Gayrimenkul Limited Şirketi" kuruluş sözleşmesinin hile sebebiyle iptaline, davacının ortaklık sıfatının geçmişe şamil olarak ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, aktif ve pasif husumetin bulunmadığını, davanın hukuki sebebi ve dayanağının anlaşılamadığını, davacının İstanbul Anadolu 21. Aile Mahkemesi 2020/ 773 E. sayılı dosyası ile müvekkiline yönelik akıl hastalığı sebepli boşanma davası açtığını, ayrıca İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesi 2020/ 404 E. sayılı dosyası ile de mal rejimi davası ikamet ettiğini, davacının bu davalarda davadaki hileden muvazaadan vs asla bahsetmediğini, müvekkile bu yönde bir kusur isnat etmediğini, bir başka deyişle boşanmada dahi -mal kaçırma-, -eşten habersiz yüklü bedele haiz işlem yapma-eşten habersiz sözleşmeler imzalama-hile- kandırılma-aile birliği içinde eşlerden birinin eşi aleyhine aldatmaya dayalı çeşitli tasarruflar yapma- gibi iddialara değinilmediğini, devamında eş ...'le ortak kurdukları ... Sağlık ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'ne ortak kurdukları ... Sağlık ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'ne yatırılan ve eşlerin birlikte aile hukuku çerçevesinde serbestçe tasarruf ettikleri dediğini, davacının bu fikir değişikliğinin esasında 'hukuki strateji değişikliğinden' ibaret olduğunu, davacının hem eşine vasi atanmasını isteyen hem de vasi atanmasından sonra da kısıtlıya karşı asılsız ithamlarda bulunarak kendisine karşı akıl hastalığı sebepli boşanma davası açan ancak bu davayı açtıktan sonra da bu sefer de ‘akıl hastası değil’ diyerek yeniden Adli Tıp Kurumu’na sevkini isteyen, davacının çelişkiler yumağı içinde olduğunu, davacının şimdi de eşinin kendisini borçlu ve dolandırıcı duruma düşürmeye çalıştığından bahsettiğini, davacının şirket hisselerinin tümüne ihtiyati haciz konulduğunu, bu dava ile 'en başından beri' şeklinde geçmişe de yürüterek şirketi yok saydırabilirse, böylece ihtiyati hacizdeki paylarını ve karşılığına denk düşen maddi değeri de ihtiyati hacizden ve tahsilden kurtarabileceğine dair de ayrı bir strateji gayreti içinde olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, "... ticaret sicil kaydına göre ihbar olunan şirketin 24/03/2017 tarihinde tescil edildiği, ortakların ... ve ... olduğu, 100.000 TL sermayenin 90.000 TL'sinin ...'e ve 10.000 TL'sinin ...'e ait olduğu, ...'ün söz konusu şirketi münferiden temsile yetkili olduğu ve yetkisinin 24/03/2017 kuruluş tarihinden itibaren başladığı, kuruluşa esas sözleşmenin ise 10/03/2017 tarihli olduğu ve davacı ... ile davalı ...'ün imzalarının yer aldığı belirlenmiştir. Davaya konu olan sözleşme tarihi 10/03/2017 ve dava tarihi 01/11/2021 olup, dava sebebine nazaran davanın tabi olduğu TBK Madde 39'da yer alan hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılması gerekmiş olup, örneği celbedilen söz konusu sözleşme içeriğine, yukarıya gerekli kısımları aynen aktarılan vesayete ilişkin olup kesinleşmiş olan kararın gerekçesindeki Mahkemenin tespiti, söz konusu kararın 19/03/2020 tarihli olması, 15/09/2020 kesinleşme tarihi, gerekli kısımları yukarıya alınan ağır ceza mahkemesi duruşmasında zapta geçen mütalaa, değerlendirmeler ve duruşmada hazır bulunan davacı ...'ün savunmaları ve ifadelerde geçen tarihler, tarafların yakınlık derecesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ileri sürülen hile iddialarının gerçek olması ihtimalinde davacının başından itibaren hileli işlemi bilerek buna iştirak ettiği açıkça belli olmakla birlikte bir an için başından itibaren ileri sürülen hile iddiasına dayanak hususların bilinmediği ihtimalinde ise vesayet makamının söz konusu tespiti ile sanık sıfatıyla yapılan savunmalar, sorular ve cevaplar birlikte değerlendirildiğinde en son vesayet makamının kararının ve kesinleşmesinin tarihi itibari ile hileye maruz kaldığını idrak etmiş olması ve işin ciddiyetine vakıf olması gerektiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılarak en geç bu 15/09/2020 tarihinin yasada belirtilen hilenin öğrenilmesi yönünden esas alınması gerektiği ve buna göre davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 01/11/2021 tarihinde açılmış olduğu, hak düşürücü süre itirazının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Kaldı ki taraflar arasında çok sayıdaki dava dosyasına ve vesayete ilişkin yargılama süreçlerine göre davacının ileri sürdüğü hileyi esas alınan söz konusu 15/09/2020 tarihinden de çok önceleri farketmiş olması gerektiği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte en son 15/09/2020 tarihinin esas alınması halinde bile dava 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmıştır. Sonuç olarak hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, gerek ceza mahkemesi dosyası gerekse vesayet mahkemesi kararının gerekçesinden davacının, hileli işlemler olarak belirttiği durumların başından beri içinde olduğu bu nedenle bu hususları bilmediği kabul edilemez olduğu, sözleşmenin tarihi 10.03.2017 vesayet mahkemesi kararının kesinleşme tarihi ise 15.09.2020 olduğu, davacının hileye maruz kaldığını bilmediği kabul edilse dahi davalının vesayet kararının gerekçesinde de aynı hususlara yer verildiği, davacının hileyi en geç 15.09.2020 tarihinde vakıf olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararı usul ve yasaya uygun görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 10.03.2017 tarihli limited şirket kuruluş sözleşmesinin hile sebebiyle iptali ile şirket ortaklığının geçmişe etkili olarak kaldırılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.