T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2319 - 2026/9 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2319 KARAR NO : 2026/9 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/179 E. - 2023/40 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2319 - 2026/9 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2319 KARAR NO : 2026/9 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/179 E. - 2023/40 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2023 tarih ve 2022/179 E. - 2023/40 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2000/01900 sayılı "...+şekil" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı Şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/171547 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markasının işitsel, kavramsal ve bütün olarak benzerlik taşıdığını, itiraz konusu marka ile müvekkiline ait markanın görsel ve işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerliği açık iken, Kurumun aksi yöndeki, bilimsellikten uzak gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, harflerin farklı yerde olmasının da, markalar arasındaki iltibasa engel teşkil etmediğini, dondurulmuş patates gibi özellikli bir üründe, birbirine bu kadar benzeyen markaların karıştırılmasının, başvuru konusu markanın, müvekkili markası ile ilişkilendirilmesinin kaçınılmaz olduğunu, itiraza konu markanın 05, 29, 30, 35 ve 40. sınıflar için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirketin 2000/01900 sayılı markasının ise 05, 29, 30 ve 31. sınıflar için tescilli olduğunu, söz konusu markaların kapsamlarındaki sınıfların birebir çakıştığını, müvekkili markasının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-2098 sayılı kararının iptaline ve 2020/171547 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markanın görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin 20 yılı aşkın süredir gıda ürünlerinin imalat ve ticareti ile uğraşan tanınmış bir kuruluş olduğunu, davaya konu "..." markasının, müvekkilinin en eski markalarından birisi bulunduğunu, bu markasını 2004 yılında tescil ettirdiğini, müvekkilince 20 yıla yakın süredir aktif ve yoğun bir şekilde kullanılan bu markanın, müvekkili ile bütünleştiğini, ayırt edicilik kazandığını, sektörde ve halk nezdinde bilinen ve tanınan bir marka olduğunu, müvekkili ile özdeşleşmiş ve bütünleşmiş bir marka açısından davacının ortaya attığı benzerlik, karıştırılma ve kötü niyet iddiasının hukuken dinlenebilir olmadığını, itiraza konu müvekkili markası ile itiraza dayanak davacı markası arasında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, her iki taraf markasında yer alan ibarelerin türetilmek sureti ile oluşturulduğu, tek başlarına belli bir anlamlarının olmadığı, fonetik açıdan yapılan karşılaştırmada, her iki markanın da Türkçe okunması halinde iki heceden oluşan markaların "..." ve "..." şeklinde okunacağı, taraf markalarındaki son hecenin aynı olduğu, ancak bu aynılığın markaları birbirine yakınlaştırmayacağı, taraf markaları arasında mal ve hizmetler bakımından emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda bulunmadığı, her ne kadar davalı yanın 5 yılı aşkın süredir "..." ibareli tescilli markası bulunsa da belirtilen markanın ihtilafa konu mal ve hizmetler üzerinde kullanıldığının ortaya konulmaması sebebiyle söz konusu markanın, huzurdaki ihtilafta davalı lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın bir etkisinin olmayacağı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin hukukla ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile bağdaşmadığını, HMK'nın 266. maddesinde, mahkemelerin özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiden görüş alabileceği yönünde düzenlemenin bulunduğunu, mahkemece de bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, bu doğrultuda bilirkişi raporu alındığını, alınan bilirkişi raporunda da, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunun açıklandığını, buna rağmen markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, iki markanın birbirini çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli iken bu kadar ortak noktası olan müvekkili markası ile dava konusu markanın birbirini çağrıştırmadığını söylemenin mümkün olmadığını, dondurulmuş patates gibi özellikli bir üründe, birbirine bu kadar benzeyen markaların karıştırılmasının, dava konusu markanın, müvekkili markası ile ilişkilendirilmesinin kaçınılmaz olduğunu, gerekçeli kararda, müvekkili markasının tanınmış marka olmaması nedeni ile korumadan yararlanamayacağının kabul edildiğini, oysa müvekkili markasının 20 yıldan uzun bir süredir tescilli olup aktif bir şekilde kullanıldığını, dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan görseller, faturalar ve diğer deliller ile markanın aktif bir şekilde kullanıldığının, yurt içi ve yurt dışında geniş bir satış ağının bulunduğunun, pek çok firmaya perakende ve toptan satış yapıldığının ve bu nedenle de tanınmış olduğunun ispat edildiğini, kötü niyetin tespiti için Yargıtay kararlarında, herhangi bir delil aranmaksızın başvurucunun aynı konuda ticaret yapan tescilli bir markanın olduğunu bilerek başvuru yapmasının, kötü niyetin tespiti için yeterli olduğunun belirtildiğini, dava konusu olayda da müvekkilinin 20 yılı aşkın bir süredir tescilli ve aktif kullanılan markasının, her iki şirketin aynı konuda ticaret yapması nedeniyle davalı tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira karıştırılma ihtimalinin, marka işaretlerinin hecelerine bölünerek yapılamayacağı ve bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bu yönden dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacı markasının tanınmışlığının dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.