T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1321 - 2025/1515 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1321 KARAR NO : 2025/1515 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2023 NUMARASI : 2022/193 E. - 2023/79 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkeme…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1321 - 2025/1515 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1321 KARAR NO : 2025/1515 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2023 NUMARASI : 2022/193 E. - 2023/79 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/02/2023 tarih ve 2022/193 E. - 2023/79 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalının Youtube kanalında yayınladığı videoda, müvekkili Şirketi gerçek dışı iddia ve beyanlarla kötülediğini, bu kapsamda müvekkilinin milyonlarca dolar yolsuzluğa bulaştığını, müvekkiline şarj cihazı aldırılıp, hakimlere, savcılara, onun bunun çocuklarına rüşvet olarak verildiğini beyan ettiğini, müvekkilinin adının bu şekilde haksız ve gerçek dışı iddialarda kullanılmasının, müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine ve men’ine, haksız rekabetin sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet yanlış ve yanıltıcı beyanlarla yapıldığı için bu beyanların düzeltilmesine, söz konusu videonun paylaşıldığı youtube gibi sosyal mecralardan kaldırılmasına, hükmün ilanına, şimdilik 1.000,00 TL manevi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının ilgili beyanlarının tek başına haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı ve davacının zarara uğradığı iddiasının somut delillerle belgelendirilmediği, davalının, davacının zararına olacak şekilde fiil ve eylemlerde bulunduğunun ispat edilemediği ve zarar veya zarar tehlikesi koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının TTK kapsamında düzenlenen haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini, müvekkili Şirketin adının, bu şekilde haksız ve gerçek dışı iddialarda kullanılmasının ticari itibarını zedelediğini, müvekkilinin gerçek dışı beyanlarla kötülenmeye çalışıldığını, müvekkili hakkında yanıltıcı ve yanlış beyanlarda bulunulduğunu, davalının davaya konu eyleminin, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aşan, yanıltıcı, yanlış ve kötüleyici açıklamalardan ibaret olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması, hükmün ilanı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, davalının Youtube kanalında yayınladığı videolarda davacıyı gerçek dışı iddialarla kötülediği, davacının milyonlarca dolar yolsuzluğa bulaştığının, davacı tarafından alınan şarj cihazlarının rüşvet olarak dağıtıldığının söylendiği ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince ise herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan, davalının ilgili beyanlarının tek başına haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davacının zarara uğradığının somut delillerle belgelendirilmediği, davalının, davacının zararına olacak şekilde fiil ve eylemlerde bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 54/2. maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu hüküm altına alınmış, müteakip maddede ise başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Bu kapsamda Kanun'un 55/1-a-1 maddesinde, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, bir haksız rekabet hali olarak öngörülmüştür. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, davalının ileri sürülen beyanlarının tek başına haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmiş ise de bu değerlendirme doğru değildir. Zira davalının, davacının yolsuzluğa bulaştığını, davacı tarafından alınan şarj cihazlarının rüşvet olarak dağıtıldığını beyan ettiği ileri sürülmüş olup, öncelikle davalının bu yönde beyanda bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. maddesinde, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti düzenlenmiş ise de bu hürriyetin sınırsız olduğunu düşünmek mümkün değildir. Nitekim maddenin ikinci bendinde, bu hürriyetlerin kullanılmasının, başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacıyla sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, anılan madde kapsamındaki haber verme hürriyetinin, gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/5392 E., 2013/22546 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık, haber gerçeği yansıtsa bile, kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak niteleme ve yorumun, haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür. Aynı ilamda, "Yine yayın yoluyla yapılan bir eylemin kişilik haklarına aykırılık teşkil edip etmediği gerçeğe uygunluk, kamusal ilgi ve toplumsal yarar, güncellik ve şekle uygunluk unsurlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek tespit edilmelidir. Hukuka uygunluğun diğer tüm ilkeler bulunsa bile, yazının yazılış biçimi ve şekli, yazıda kullanılan ifadeler hukuka aykırı olabilir. Herhangi bir haber gerçeğe ne kadar uygun olursa olsun, haber verilişinin gerektirmediği tahkir edici bir dilin kullanılması durumunda, hukuka uygunluk durumu söz konusu olamaz. Kullanılan ifadenin, habere konu olan olay ile düşünsel bir bağlantısının bulunması zorunludur. Bu zorunluluğu aşan ve kişiyi objektif yönden tahkir edici ifadelerin kullanılması durumunda bu hakkın sınırı aşılmış, hukuka uygunluk sebebi ortadan kalkmış olur. Diğer bir deyişle yapılan beyan gerçek payı taşımasına rağmen beyanın üslubu, ölçüsüzlüğü veya zamanı itibarı ile amacın aşılması söz konusu olabilir.Kötüleme sebebiyle haksız rekabet oluşabilmesi için kusurun varlığı gerekli değildir." açıklamalarına da yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, öncelikle davalının, davacı tarafından ileri sürülen beyanlarda bulunup bulunmadığı konusunda inceleme yapılması, şayet davalı tarafından söz konusu beyanlarda bulunulmuş ise yayının tamamı da değerlendirilerek, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde bu beyanların haber verme hürriyeti kapsamında olup olmadığının, eş söyleyişle haber verme hürriyeti sınırlarının aşılıp aşılmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan ve yukarıda belirtilen hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/02/2023 gün ve 2022/193 E. - 2023/79 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.