7. Hukuk Dairesi 2013/15243 E. , 2013/22887 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, 11.05.2009 tarihinde davalı şirkette şoför olarak işe başladığını, daha doğrusu akrabalık bağları bulunan şirket yöneticileri ile yeni alınan bir tıra ortak olmak suretiyle aylık 2.500,00 TL ücret karşılığı çalışmaya başla…
**7. Hukuk Dairesi 2013/15243 E. , 2013/22887 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, 11.05.2009 tarihinde davalı şirkette şoför olarak işe başladığını, daha doğrusu akrabalık bağları bulunan şirket yöneticileri ile yeni alınan bir tıra ortak olmak suretiyle aylık 2.500,00 TL ücret karşılığı çalışmaya başladığını, ortak olduğu tırın hissesine düşen borcunu ücretinden kesilmek suretiyle tahsil edileceğine dair anlaştıklarını, tırın tüm resmi işlerini kendisinin yürüttüğünü, çalıştığı süre boyunca hiçbir ücret ve ortak olduğu tırın karından hissesine düşen paya ilişkin alacağının ödenmediğini, ücret talep ettiğinde ortak olduğu araca ait borcuna düşen miktar düşüldüğünde ücret alacağının kalmadığının gerekçe gösterildiğini, 22.04.2011 tarihinde yine en son işçilik alacaklarını ve hissesine düşen karı talep ettiğinde “işine geliyorsa çalışma” denilerek işine son verildiğini, sigortasının da kendisinden habersiz olarak giriş çıkış yapılmak suretiyle eksik gösterildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının işten kendi isteği ile ayrıldığını, davacının uzun süre iş bulamaması ve yakın akraba olması nedeniyle aldığı tırda çalışması için davacıyı işe aldığını, davacının şirket yöneticilerinin yaşadığı sağlık sorunundan yaşanan boşluğu fırsat bilerek tırı hiçbir hesap vermeden istediği gibi çalıştırdığını, belli bir süre sonra tırın kendisine ait olduğunu iddia ettiğini, davacıdan uzun süre haber alınamadığını, araca dair hacze konu işlemlere rağmen davacının aracı teslim etmediğini, araç yeri tespit edildiğinde davacı tarafın saldırgan hareketlerde bulunarak araca müdahale ettirmediğini, daha sora çilingir yardımı ile açılan araçta yapılan muayenede; aracın perişan hale getirildiğinin tespit edildiğini, davacının asgari ücretle çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafça davalı ile aralarında hizmet akdinin bulunduğu iddia olunmuş ise de gerek davacının dilekçesinde gerekse davalı dilekçe ve tanık anlatımlarından ilişkinin hizmet akdine dayalı olmadığının anlaşıldığı, davacı tanığı ... ifadesinde “ Davalı şirketin esasen asıl işinin kuyumculuk olduğu, taşımacılık olarak zaten bir tane tırlarının olduğu, davacı ...'in şirkete ortak olarak girdiğini ve ortak olarak girerken söz konusu tırın alındığını ve bu şekilde kar zarar ortaklığı olarak işe başlandığını ancak daha sonra aralarında anlaşmazlık olduğunu ve tamamen ayrılmaya kadar gittiğini” beyan ettiği, davacı tanığı ... Ören’in beyanında “ Tırın ortak olarak alındığını, davacının bu tırda çalışarak ücret almayacağı ve almadığı ücretlerin arabanın ödemesinden sayılacağı” nı beyan ettiği, bu durumda; taraflar arasında esasen hizmet sözleşmesinin bulunmadığı, ortak bir tır alınmak suretiyle kar zarar ortaklığı şeklinde bir ilişki kurulduğu, ilişkinin hukuki mahiyetinin adi ortaklık şeklinde olduğu sonucuna varıldığı, bu durumda hizmet akdine dayalı alacak talebinin yerinde görülmediği, taleplerin bu nedenle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkini hizmet akdine dayalı olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” dir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir. Somut olayda; tanık anlatımları, tarafların beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde tarafların ortak olarak işlettikleri tır aracındaki davacının çalışmasının hizmet akdi olmadığına dair Mahkemenin kabulü yerindedir. Ancak taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin genel görevli mahkemeler olması nedeniyle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.