İSTİNAF KARAR TARİHİ : 14/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 18/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 04/02/2020 tarihli dava dilek…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 14/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI :........ VEKİLİ : Av...... DAVALI : ........ VEKİLİ :Av..... DAVA : Alacak İSTİNAF KARAR TARİHİ : 14/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 18/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 04/02/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davalı şirketten 21/08/2019 tarihi itibariyle toplam 1.023.050,34TL alacağının bulunduğunu, davalı şirketin Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu konkordatonun tasdiki davasında konkordato proesinin tasdikine karar verildiğini, konkordato komiserliğine alacak bildirimi ile ilgili verilen dilekçe ile müvekkilinin 1.062.006,99TL alacaklarının olduğunun bildirilmesine rağmen konkordato komiserliğinin 659.336,97TL olarak müvekkilinin alacaklı olduğunun gösterildiğini, tüm bu nedenlerle İİK 308/b maddesi gereğince müvekkili banka ile konkordato komiserliğinin belirttiği alacak farkının ortadan kaldırılmasına, müvekkili bankanın davalıdan 1.062.006,99TL alacaklı olduğunun tespiti ile 402.670,02TL'lik farkın faiz ve ferileri ile projeye dahil edilmesine, karar kesinleşinceye kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu 27/04/2020 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından verilen konkordato kararı ile kabul edilen proje kapsamında alacaklıların asıl alacak miktarları ile anlaşma sağlandığını, faiz, masraf, vekalet ücreti ve icra giderlerinin bu anlaşma miktarlarına dahil olmadığını, konkordato öncesi davacı bankadan alınan krediye 20.170,74TL geciken taksitlerin faizi ilave edilerek projede davacı bankanın alacağının kabul edildiğini, bu rakamın üstünde bir bedelin talep edilmesinin hukuka ve tasdik edilmiş konkordato projesine aykırı olduğunu, davacı bankanın kabul edilmiş proje kapsamında alacağının 638.536,97TL olduğunu, bunun dışındaki tüm taleplerinin haksız talepler olup reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın bakiye alacak taleplerinin vekalet ücreti, faiz ve icra takip masraflarına yönelik talepler olduğunu bu taleplerin kabul edilemez olduğunu beyanla haksız talepler ihtiva eden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Dosya kapsamına uygun görülerek ve heyet halinde düzenlenmesi göz önünde bulundurularak hükme esas alınan ve yetersiz görülen 1. bilirkişi heyeti raporuna karşı üstünlük tanınan 23/01/2023 tarihli kök ve 13/03/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda ; "...Davacı bankanın alacağının; ödenen gayrı nakdi kredi alacakları da dâhil edilmek üzere toplam 939.448,69-TL asıl alacak olarak hesaplandığı, gayrı nakdi krediler yönünden talep edilen alacak için, toplantı tarihinden sonraki iltihak süresi sonuna kadar ödendiği tespit edilen gayrı nakdi kredi alacağının (çek bedeli) 18.785,12-TL olduğu ve bu tutarın 939.448,69-TL lik hesaplanan toplam alacağa dâhil edildiği, Davacı bankanın (45 adet çek x 1.600,00.TL) 72.000,00-TL depo talep hakkı olduğu tespit edilmekle birlikte, konkordato uygulamalarında ödenmemiş gayrı nakdi kredilerin alacak olarak değerlendirilmemesinden dolayı, ödenmemiş bu çek tutarlarının toplam alacak olarak belirlenen tutara ilave edilip edilmemesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, rehinli/ipotekli varlığın 3. Şahıs ipoteği olduğu, bu nedenle alacağın tamamının Adi Alacak olarak değerlendirildiği ve kesin mühlet tarihi itibariyle asıl alacak tutarının belirlenmesinde hesaplamaların buna göre yapıldığı" tespitleri yapılmıştır. Buna göre, kesin mühlet tarihi itibariyle, davacı tarafın davalıdan alacağının 939.448,69 TL olduğu, konkordato projesinde 659.336,97TL'lik kısmının kabul edilmesi nedeniyle 280.111,72 TL daha alacağın bulunduğu, iltihak süresine kadar henüz nakde çevrilmeyen çek depo bedellerinin konkordato projesine dahil edilemeyeceği sonucuna varılmış ve bu bedeller üzerinden davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddinin gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur." şeklinde davanın kısmen kabulü ile; 280.111,72TL alacağın, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/11/2019 tarih ve ... esas, ... karar sayılı kararı ile tasdik edilen konkordato projesine dahil edilerek, tasdik kararında belirtilen ödeme planındaki şekilde (iş bu mahkememiz kararı tarihine kadar vadesi gelen taksitler defaten ödenmek, iş bu mahkememiz kararı tarihinden sonraki taksitler ise ödeme planında belirtilen taksitlere ilave edilmek suretiyle) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; verilen kararın eksik inceleme ve değerlendirme ile verildiğini, alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu ve itirazlarının yerel mahkemece değerlendirilmediğini, davacı yanın imtiyazlı ( rehine bağlı) alacağının teminatı olan Konya İli Selçuklu İlçesi ........ Mahallesi ... Ada ... Parselde ... Blok ... Nolu bağımsız bölümde kayıtlı ........ adına kayıtlı taşınmaz müvekkili şirketin davacı bankadan çektiği kredinin teminatı olarak davacı lehine ipotek verildiğini, konkordato dosyasında bu taşınmazın kıymet takdir raporundaki değerinin imtiyaz bedeli olduğunu, bu hususun raporda da tespit edildiğini, bu nedenle davacının alacağı bu taşınmazın kıymet takdiri raporuna göre tespit edilen değerinin imtiyaz bedeli olduğunu ve davacı alacağına bu imtiyaz bedelinin hükme esas alınan raporla takdir edilen değeri üzerinden faiz işletilebileceğini, konkordato projesine hiç girilmeden onaylanan proje yokmuş gibi davacı bankanın alacağının hesaplanmasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir şekilde borcunun olmadığını beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; konkordato projesinde kaydedilen alacak toplam tutarlarının dikkate alınmadığını, alacak miktarlarının olduğundan düşük gösterildiğini, komiser tarafından tutulan tutanak ile konkordato projesinin onaylanıp kabul edildiğini, alacaklıların anapara tutarlarının dahi yanlış hesaplanarak dikkate alındığını, yerel mahkemece yetersiz bilirkişi raporlarının esas alınarak hüküm kurulduğunu, 659.336,97 TL alacaklarının kabul edilmesine rağmen 402.670,02 TL alacaklarının kabul edilmediğini, raporda hesaplanan borca batıklık rakamının hatalı olduğunu, rehinli alacaklara faizin eklenmesi ile birlikte şirketin daha çok borca batık olacağını, mahkeme kararında 280.111,72 TL kabul edilen alacaklarının konkordato projesine dahil edilerek tasdik kararında belirtilen ödeme planındaki şekilde ve bu karara kadar vadesi gelen taksitlerin defaten ödenmek suretiyle bu karardan sonraki taksitlerin ödeme planındaki taksitlere ilave edilmek suretiyle davalı şirketten alınmasına karar verilmesine rağmen davalı tarafın konkordato davası açmakta kötü niyetli olduğunu ve herhangi bir ödemede de bulunmadığını beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Öncelikle değerlendirilmesi gereken husus Eldeki uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu’nun 308/b. Maddesinde düzenlenen ve anılan maddede “alacakları itiraza uğramış”kavramı ile ifade edilen konkordato talep eden borçlunun alacağa itiraz etmesi sonucu “çekişmeli alacak” haline gelen alacaklarla ilgili alacaklının yasada belirtildiği üzere tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde açması gereken alacak davasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. Maddesi kapsamında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı ve dava şartı olan zorunlu arabuluculuğun dava açıldıktan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115/2.maddesi kapsamında mahkemece davacıya arabulucuya başvurmak için süre verilmesi suretiyle giderilip giderilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 301.maddesine göre, konkordato projesinin hazırlanıp alacakların bildirilmesi ve tahkikinden sonra, komiser tarafından yapılacak ilanda yer alan alacaklının bir başka deyişle, konkordato projesine alacağı kaydedilen alacaklının alacağına borçlunun itiraz etmesi halinde bu alacak “çekişmeli alacak” vasfını kazanır. İcra ve İflas Kanunu’nun 302/IV. Bendi gereği mahkeme, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına yaklaşık ispat ölçüsünde ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verecektir. Bu şekilde inceleme yapan mahkemenin vereceği karar, maddi hukuk bakımından sonuç doğurmaz. Çekişmeli alacağın oylamaya katılmasına ve katılacağı orana karar veren mahkeme, İİK’nın 308/b-II. Bendi gereği tasdik kararında konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebileceği gibi çekişmeli alacağın oylamaya hiç katılmamasına da karar verebilir. Ancak ne yönde karar verilirse verilsin bu karar bağlayıcı olmayıp tasdik kararının ilanından itibaren İİK’nın 308/b-I. Bendi gereği alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararından itibaren bir ay içinde dava açmak zorundadır. Külli bir tasfiye prosedürü olan konkordato, hem bu özelliği hem de tasdik halinde İİK’nın 308/c maddesi gereğinde konkordatoya katılsın katılmasın kural olarak konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan tüm alacaklar için mecburi olduğundan, 3.kişilerin de haklarını etkileyecek nitelikte kamusal bir karaktere sahiptir. Bu nedenle, hakimin tasdik koşulları bakımından resen inceleme ve araştırma yapması gerektiği gibi sürecin başarıya ulaşması bakımından yasada kısa ve kesin süreler öngörülmüştür. Arabuluculuk, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımı ile bir araya gelen tarafların kendi iradelerine tabi başka bir deyişle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hukuki uyuşmazlıkları birlikte müzakere ederek çözümü kendi menfaatlerine göre sağladıkları yine alternatif bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir. Arabuluculukta yapılan anlaşma taraflar arasında sonuç doğurur. Nitekim; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-1. maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir. Anlaşma belgesi düzenlenmesi halinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler ve bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılarak ilamların icrasına ilişkin genel hükümlere göre yerine getirilir. Çekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabi olacaktır. Örneğin çekişmeli alacak olacak kira sözleşmesi ise kaynaklı uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık İş Mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ticari nitelikte bir alacak ise Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeden ayrılmamıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, aşağıda anlatılacağı üzere alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir. Açıklanan nedenlerle, İİK’nın 308/b. Maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak ve konkordatoda ödemeler dengesini bozacak nitelikte olması nedeniyle ARABULUCULUĞA TABİ OLMADIĞI ANLAŞILMAKLA İŞİN ESASINA GEÇİLMİŞTİR Nitekim Yargıtay 6. HD 14.03.2022 tarih 2022/1234 E. 2022/1358 K., 08.03.2022 tarihli 2021/2976 E. 2022/1249 K. sayılı ilamları Dava, "alacak" davasıdır. Somut olayda ; bilindiği üzere konkordato davalarında, konkordato komiserinin alacaklıları alacaklarını beyan etmeye davet etmesinden sonra, alacaklıların bildirdiği alacak miktarı ve türü ile davacı borçlunun kayıtları arasında uyumsuzluk oluşması ve alacaklının bildirdiği miktarı borçlunun tamamen veya kısmen inkar etmesi halinde, çekişmeli alacak ortaya çıkmaktadır. 2004 s. İİK'nin 302/6. maddesine göre de, "Çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkeme karar verir. Şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümler saklıdır." Konkordato davasına bakan mahkeme tarafından, 2004 s. İİK'nin 302/6. maddesi gereğince verilecek ara kararı, sadece nisaba katılması gereken alacağın tespitine ilişkin bir karar olup, borçlu ile alacaklı arasındaki alacak-verecek ihtilafını maddi hukuk yönünden ve esastan çözen bir karar olmayacaktır. Bu nedenlerle 2004 s. İİK'nin 308/b maddesine göre, "Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir." Davacı tarafından da mevcut dava açılmış ise de; açılan bu dava, özü itibariyle genel hükümlere göre görülmesi gereken bir alacak davasıdır ve yargılama sonunda alacağa ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında 2004 Sayılı İİK'nın 308/b maddesinde belirtilen 1 aylık süre, bu davaların açılması için hak düşürücü süre olmayıp, konkordato davasında çekişmeli alacaklılar için pay ayrılması halinde, bu paydan yararlanabilmek için dava açılması gereken süre olduğu kabul edilmektedir. Bu itibarla davada hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesinin davalı şirket hakkında verdiği ... esas, ... karar sayılı konkordatonun tasdiki kararının bir kısım müdahil vekillerince istinaf edildiği, Konya BAM 6. HD. 2020/693 esas, 2021/302 karar sayılı kararı ile istinaf taleplerinin reddine ilişkin verilen kararın Yargıtay 6. HD.'nin 2021/3493 esas, 2022/1766 karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği ve söz konusu kararının 30/03/2022 tarihinde onanmakla kesinleştiği anlaşılmıştır. Konkordato davasında, konkordato komiseri tarafından alacaklılardan kesin mühlet tarihi itibariyle alacaklarını konkordato komiserine bildirmeleri istenilerek bu hususun alacaklılara ilan ve tebliğ edildiği, davacı banka tarafından da 1.062.006,99TL alacak bildiriminde bulunduğu, bu alacağın 659.336,97TL'lik kısmının kabul edildiği, 402.670,02TL''lik kısmının ihtilaflı hale geldiği anlaşılmıştır. Yargıtay HGK’nun 22/11/2018 gün ve 2017/19-822 E. 2018/1754 K. ve Yargıtay 19. HD’nin 06.10.2015 gün ve 2015/7057 E. 2015/12085 K. sayılı emsal içtihatlarında belirtildiği üzere, alacağın bir banka (kredi) alacağı olması halinde asıl alacak (anapara) hesap edilirken, kredinin ödenmeyen kısmı ile bu kısma temerrüt tarihine kadar işletilecek akdi faiz ve akdi faizin BMSV'sinin toplamının asıl alacak olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Konkordato projesinde asıl alacağa faiz işletilmesi kabul edilmemiş veya asıl alacak rehinli alacak niteliğinde değil ise, yukarıdaki yöntemle belirlenen banka asıl alacağına, 2004 s. İİK'nın 294/3. maddesi gereğince, temerrüt (veya en geç kesin mühlet) tarihinden itibaren temerrüt faizi de yürütülemeyeceği, ödenmeyen kredi alacağına akdi faiz yürütülmesinin de, temerrüt tarihi kesin mühletten önce ise temerrüt tarihine kadar, temerrüt kesin mühletten sonra ise en geç kesin mühlet tarihine kadar mümkün olduğu sonucuna varılmış, bilirkişilerden de bu yöntemle hesap yapılması istenildiği Dosya kapsamına uygun görülerek ve heyet halinde düzenlenmesi göz önünde bulundurularak hükme esas alınan ve yetersiz görülen 1. bilirkişi heyeti raporuna karşı üstünlük tanınan 23/01/2023 tarihli kök ve 13/03/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda ; "...Davacı bankanın alacağının; ödenen gayrı nakdi kredi alacakları da dâhil edilmek üzere toplam 939.448,69-TL asıl alacak olarak hesaplandığı, gayrı nakdi krediler yönünden talep edilen alacak için, toplantı tarihinden sonraki iltihak süresi sonuna kadar ödendiği tespit edilen gayrı nakdi kredi alacağının (çek bedeli) 18.785,12-TL olduğu ve bu tutarın 939.448,69-TL lik hesaplanan toplam alacağa dâhil edildiği, Davacı bankanın (45 adet çek x 1.600,00.TL) 72.000,00-TL depo talep hakkı olduğu tespit edilmekle birlikte, konkordato uygulamalarında ödenmemiş gayrı nakdi kredilerin alacak olarak değerlendirilmemesinden dolayı, ödenmemiş bu çek tutarlarının toplam alacak olarak belirlenen tutara ilave edilip edilmemesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, rehinli/ipotekli varlığın 3. Şahıs ipoteği olduğu, bu nedenle alacağın tamamının Adi Alacak olarak değerlendirildiği ve kesin mühlet tarihi itibariyle asıl alacak tutarının belirlenmesinde hesaplamaların buna göre yapıldığı" tespitleri yapılmıştır. Buna göre, kesin mühlet tarihi itibariyle, davacı tarafın davalıdan alacağının 939.448,69 TL olduğu, konkordato projesinde 659.336,97TL'lik kısmının kabul edilmesi nedeniyle 280.111,72 TL daha alacağın bulunduğu, iltihak süresine kadar henüz nakde çevrilmeyen çek depo bedellerinin konkordato projesine dahil edilemeyeceği sonucuna varılması ve bu bedeller üzerinden davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddin isabetlidir Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddinin gerektiği düşünülmektedir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalının istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 19.134,43 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 4.783,61 TL'nin mahsubu ile bakiye 14.350,82 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.18/11/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.