4. Ceza Dairesi 2010/386 E. , 2011/1902 K. "" Görevi kötüye kullanma, soruşturmanın gizliliğini ihlâl etmek, hakaret, iftira ve adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek suçlarından şüpheliler ..., ..., ... ve ... haklarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma evresi sonucunda düzenlenen 13/03/2009 tarihli ve 2009/8563 soruşturma, 2009/17697 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin…
**4. Ceza Dairesi 2010/386 E. , 2011/1902 K.** **"İçtihat Metni"** Görevi kötüye kullanma, soruşturmanın gizliliğini ihlâl etmek, hakaret, iftira ve adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek suçlarından şüpheliler ..., ..., ... ve ... haklarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma evresi sonucunda düzenlenen 13/03/2009 tarihli ve 2009/8563 soruşturma, 2009/17697 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 31/08/2009 tarihli ve 2009/1325 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 09.12.2009 gün ve 69413 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2009 gün ve 289773 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Dosya kapsamına, 14/01/2009 tarihinde TRT2 kanalında yayınlanan "Büyüteç" adlı programın konuşma kayıtlarını içeren DVD dökümüne göre, şüphelilere isnat edilen eylemlerle ilgili dosyaya yansıyan kamu davasının açılmasını gerektirecek "yeterli şüphenin" bulunmadığı, dolayısıyla şüphelilere isnat edilen eylemlerle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/03/2009 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usûl ve kanuna uygun olduğu gözetilmeden itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir. Gereği görüşüldü; 5271 sayılı CYY'nın 170/2. maddesinde; "soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler", hükmü ile dava açma görevi 'yeterli şüphe' ölçütüne bağlanmış ve aynı yasanın 172. maddesinde de; "Cumhuriyet savcısı soruşturma evresi sonunda, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir,," hükmüne yer verilerek, özü itibariyle kişi haklarını ihlal edici niteliği bulunan kamu davasının yalnızca yasal koşulları oluştuğunda açılması, aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi istenilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. ve Anayasanın 36. maddesinde düzenlenerek güvence altına alman adil yargılanma hakkının soruşturma evresinde de gözetilmesi gerekmekte ve 5271 sayılı CYY'nın 160/2. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcısının şüphelinin lehine olan delilleri de toplama ve haklarını koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle, suç işlendiğine ilişkin bir durumu öğrenen ve CYY'nın 160/1. maddesi uyarınca kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere işin gerçeğini araştırmaya başlayan C. savcısı soruşturma evresinde elde ettiği delilleri değerlendirerek, yeterli şüphenin ve kovuşturma olanağının bulunup bulunmadığını inceledikten sonra bir karar vermekle yükümlüdür.