T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2333 - 2025/2528 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2333 KARAR NO : 2025/2528 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2023 NUMARASI : 2022/287 E. - 2023/159 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2333 - 2025/2528 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2333 KARAR NO : 2025/2528 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2023 NUMARASI : 2022/287 E. - 2023/159 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/03/2023 Tarih ve 2022/287 Esas - 2023/159 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, Davalı şahsın 30. sınıfta tescili için başvuruda bulunduğu 2021/033719 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirketin “...” ve “...” esas unsurlu markaları mesnet gösterilerek itiraz edildiğini, müvekkili şirket itirazlarının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” ve “...” esas unsurlu çok sayıda tanınmış markasının bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait “...” unsurlu tüm seri markalar ile işaret ve kapsamları yönünden birebir aynı olduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin 30. sınıftaki mallar yönünden tanımlayıcı olması nedeniyle benzerlik incelemesinin “...” ibaresi dikkate alınarak yapılmasının gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait seri markaların devamı niteliğinde algılanabileceğini, 30. sınıf malların günlük ve hızlı tüketime konu ürünler olması nedeniyle markaların karıştırılması ve/veya üreticiler arasında bağ kurulmasının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin tanınmış markalarından yararlanmak maksadıyla kötü niyetle yapıldığını, dava konusu marka görselinin merkezine ... şeklinin yerleştirilmesinin tüm dikkat ve ilginin ... şeklinde toplanmasına neden olduğunu, ... sembolünün müvekkili şirket ile çok yakından ilişkilendirildiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanının esas unsurunun “...” kelimesinden oluştuğunu, müvekkili şirketin yoğun emekleri sonucu ayırt ediciliği zayıf bir ibare olan “...” ibaresine ayırt edici nitelik kazandırıldığını, tüketici nezdinde “...” kelimesinin ilk olarak ... grubu ile ilişkilendirildiğini ileri sürerek, ... YİDK’nın 2022-M-4400 sayılı kararının iptaline ve 2021/033719 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığını, markalar benzer olmadığından itiraz gerekçesi markanın tanınmışlığı iddiasına itibar edilemeyeceğini, davacı tarafından YİDK’ye sunulan itiraz dilekçesinde tanınmış markaya dayalı beyanlarını tevsik edici delil sunulmadığını, SMK 6/5 maddesinde sayılan olasılıkların ortaya çıkacağına dair bir delilin dosyada bulunmadığını, davacının kötü niyet iddialarının somut delillerle ispatlanamadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, müvekkilinin uzun yıllardır farklı firmalarda ... üretim ve satışına ilişkin olarak çalıştığını, bu alanda açacağı işyerinde kullanılmak üzere “...” ibareli markayı oluşturduğunu, ... adlı yiyeceğin bir tatlı türü olduğunu, karşılaştırılan markaların görsel, bütünsel ve sektörel farklılıklar içerdiklerini, marka görsellerinin benzer olmadıklarını, davacı markalarında vurgunun “...” ibaresinde toplandığını, ortalama tüketicinin müvekkili markasını gördüğünde davacının ürünlerinden farklı bir ürün olduğunu anlayacağını, davacının taze günlük üretilen çörek, tatlı, pasta gibi ürünlere ilişkin bir üretiminin olmadığını, “...” ibaresi ile paketli çikolata ve şekerleme ürettiğini, tescil aldığı tüm ürünlerde ürün üretmediğini, “...” ibaresinin davacının tekelinde olmadığını, müvekkilinin marka başvurusunda kötü niyetli olmadığını, davacının TÜRKPATENT nezdinde yapmış olduğu “... ...” ibareli tanınmış marka başvurusunun Kurum tarafından reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, YİDK kararının iptali istemi bakımından dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtiaların tamamı ile itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer alan 30.sınıf emtiaların aynı ya da aynı tür olduğu, marka hükümsüzlüğü istemi bakımından davalı tarafın cevap/ikinci cevap dilekçesinde, davacının çörek, taze günlük üretilen çörek, tatlı, pasta gibi ürünlere ilişkin bir üretiminin olmadığı, “...” ibaresi ile paketli çikolata ve şekerleme ürettiği ifade edilerek, herhangi bir marka belirtmeksizin “kullanmama def’i”nde bulunduğu, davalı yanın beyanlarından, kullanmama def’inin “paketli çikolata ve şekerleme” hariç tutularak, diğer ürünlere yönelik olduğunun değerlendirildiği, “çikolata” ve “şeker” emtiasının, kullanım ispatı talebine konu emtialardan olmadığı, davacının, diğer emtialar bakımından kullanımını ispatlayamadığı, davacı markalarının, hükümsüzlük davası bakımından, kullanım ispatı talep edilmeyen “paketli çikolata ve şeker” emtiası baz alınarak incelemeye tabi tutulduğu, davacının markalarında yer alan “paketli çikolata ve şeker” emtiası ile dava konusu marka kapsamında yer alan “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.” emtiasının aynı/aynı tür olduğu, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan diğer malların temelde gıda emtiaları olmalarına dayalı düşük/orta düzeyli benzerlik bulunduğu ancak markalar arasında yüksek seviyeli bir benzerlik olmadığından, “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.” emtiası haricinde, taraf markaları arasında benzer/ilişkili mal ve hizmet bulunmadığı, dava konusu marka bir bütün olarak “...” ibaresinden oluşurken, davacıya ait markaların “...” esas unsurundan oluştuğu, taraf markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik oluşturmamakla birlikte, “...” ibaresini ortak olarak içermeleri karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, YİDK kararının iptali istemi bakımından, dava konusu marka kapsamında yer alan 30.sınıftaki tüm emtialar bakımından, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından ise, davacı yanın kullanımını ispatladığı emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan ve kullanımı ispatlanan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu tespit edilen "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." emtiaları bakımından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, tanınmışlığın ispatlanamadığı, bu nedenle SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2022-M-4400 sayılı YİDK kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, dava konusu 2021/033719 sayılı markanın "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." emtiaları bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tarafın cevap ve 2.cevap dilekçelerinde açıkça ileri sürülmüş bir kullanmama def'inin bulunmadığını, kullanım ispatı bir def'i olup bu hakkın kullanılmasının açıkça ileri sürülmesine bağlı olduğunu, davalı tarafından kullanmama def'inin ileri sürüldüğünün kabulünde dahi davalının marka başvurusunun kapsamındaki 30.sınıf tüm emtiaların, müvekkilinin markalarının kullanımının ispatlandığı "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." malları ile benzer olduğunun kabulünün gerektiğini, zira anılan gıda mallarının tüketicilerinin dikkat düzeyinin oldukça düşük olduğunu, mesnet markalarının tanınmışlığını ispatladıklarını, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının sulandırılmasına neden olarak karıştırılma ihtimalini arttıracağını, davalının müvekkilinin tanınmış markalarını bilebilecek durumda olduğu halde dava konusu başvuruyu yapmasının kötüniyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının benzer olmadığını, ilgili tüketici kesimi nezdinde karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, SMK'nın 6/1.maddesi şartlarının oluşmadığını, kurum karanının yerinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1) Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf tüm mallar bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu, zira davacının markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu markanın da asli unsurunu oluşturduğu, başvurudaki tanımlayıcı nitelikteki "..." ibaresinin ve ... şeklinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/694 E-2024/4487K, 2018/261 E.- 2019/2370 K., 2017/5446 E.- 2019/2120 K., 2017/5441 E.- 2019/1977 K., 2017/2791 E.- 2019/145 K., 2017/2172 E.- 2018/7613 K., 2016/9716 E.- 2018/2609 K., 2016/6569 E.- 2018/505 K., 2016/2402 E.- 2017/4654 K. ilamlarında da "..." ibaresinin ayırt edici olduğu kabul edilerek, "..." ibarelerinin davacının markaları ile benzer olduğunun kabul edildiği, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5.maddesinde düzenlenen şartların ortaya çıkacağının ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davalı Tükpatent vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2) Ancak, ilk derece mahkemesince, YİDK kararının iptali istemi yönünden davalının kullanım ispatı talebinin bulunmadığı kabul edildikten sonra, hükümsüzlük davası bakımından cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde davalının, "Davacının çörek, taze günlük üretilen çörek, tatlı, pasta gibi ürünlere ilişkin bir üretiminin olmadığı, “...” ibaresi ile paketli çikolata ve şekerleme ürettiği ifade edilerek, herhangi bir marka belirtmeksizin “kullanmama def’i”nde bulunduğu, davalı yanın beyanlarından, kullanmama def’inin “paketli çikolata ve şekerleme” hariç tutularak, diğer ürünlere yönelik olduğu" değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmiş, verilen karara karşı davacı tarafça, davalının kullanmama def'i öne sürmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/7 ve 29/2 maddelerinin yollamasıyla aynı Kanun’un 19/2 maddesine göre; markanın nispi sebeplerle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davalar ile marka hakkına tecavüz iddiasıyla açılan davalarda davacıya karşı, dayanılan markanın ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanılmadığı def’inin ileri sürülebileceği anlaşılmaktadır. Ancak SMK’nın 29/2. maddesi uyarınca, bu talebin, açık, net ve koşulsuz olarak yapılması, kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. (Döndü Deniz Bilir, Marka Kullanmama Defi, Fikri Mülkiyet Çalıştayı Bildiriler Kitabı, 2019, s.235) Somut olayda davalı gerçek kişi vekilinin, cevap ve ikinci cevap dilekçelerindeki; "Davacı ... ibaresi ile şekerleme üretmektedir. Çörek, taze günlük üretilen çörek, tatlı, pasta gibi ürünlere ilişkin bir üretiminin olmadığı açıktır. Davacı marketlerde, bakkallarda satılan paketli çikolata ve şekerleme ürünlerine ilişkin üretim yapmaktadır. Markalarındaki yan ibarelerde bu hususu doğrulamaktadır. Dolayısıyla davacı tescil aldığı tüm ürünlerde ürün üretmemektedir." yönündeki beyanlarının, hükümsüzlük davasında öne sürülmüş "kullanmama def'i" olarak kabulü mümkün değildir. Zira anılan beyan, davalı gerçek kişinin kendi markasını kullandığı mallarla davacının markalarını kullandığı malların farklı olduğunun açıklanması anlamında olup, davacının davalı ile aynı faaliyet alanı ile iştigal etmediğini, taraf markalarının emtea açısından farklı olduğunu açıklamak amacını taşımaktadır. Diğer bir deyişle davalı gerçek kişinin anılan beyanı açık, net ve koşulsuz olarak kullanmama def'i anlamına gelmediği gibi anılan beyanında kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaraları da belirtilmemiştir. Bu durumda mahkemece karşılaştırılan taraf markaları arasında hükümsüzlük davası yönünden de başvuru kapsamındaki 30.sınıf malların tamamı yönünden işaret ve emtia benzerliği şartlarının gerçekleştiği, böylece SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/03/2023 gün ve 2022/287 Esas - 2023/159 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜNE, 4-TÜRKPATENT YİDK'nin 2022-M-4400 sayılı kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının İPTALİNE, 5-Dava konusu 2021/033719 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 534,70-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 55.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.700.00-TL bilirkişi ücreti, 250,00-TL tebligat ve posta gideri, İstinaf aşamasında yapılan 210,00-TL tebligat ve posta ücretinden oluşan toplam 3.160,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.321,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına, 10-Davalı şahıs tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 13-Davalı ... alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.