T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/461 - 2026/676 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/461 KARAR NO : 2026/676 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/153 E. - 2023/372 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/461 - 2026/676 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/461 KARAR NO : 2026/676 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/153 E. - 2023/372 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2023 tarih ve 2023/153 Esas - 2023/372 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından beri online alışveriş/elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkiline ait www...com web sitesinin günümüzde 32 milyon kayıtlı üyesinin bulunduğunu ve günde 200 milyon kere ziyaret edildiğini, Türkiye’nin saygın kuruluşları tarafından elektronik ticaret sektöründe verilen birçok ödülün de sahibi olduğunu, müvekkilinin markalarını bu faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, markalarıyla seri markalar oluşturduğunu, bu kapsamda 2013/90705 sayılı "..." ibareli markanın da müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2021/192736 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu edilen markanın müvekkili markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, bu markada geçen "..." kelime öbeğinin, müvekkili tarafından yaygın ticari faaliyetlerinde sıklıkla kullanılan bir slogan olduğunu, ayrıca 2013/90705 sayılı müvekkili markasının esas unsurunun da bu kelime öbeğinden oluştuğunu, davalının markasını gören tüketicilerin aklına müvekkilinin yaygın ve tanınmış markaları ile faaliyetlerinin geleceğini, bu markanın müvekkilinin seri markalarının bir yenisi olarak algılanacağını, nitekim dava dışı uyuşmazlıklarda "..." ile biten kelime öbeklerinden oluşmuş markaların tesciline müvekkilinin dosyaladığı itirazların kabul edildiğini ve bu kararların mahkemeler tarafından da onandığını, bu kararların ve dosyalara sunulan bilirkişi heyeti raporlarının somut uyuşmazlık açısından da emsal nitelikte olduğunu, bu benzerlikler ve müvekkili markalarının tanınmışlığı göz önüne alındığında, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalının haksız olarak müvekkili markalarının tanınmışlığından fayda sağlayacağını, davalının bu markayı kendisine seçerken müvekkili ile haksız rekabette bulunma saiki ile hareket ettiğini ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-891 sayılı kararının iptaline, 2021/192736 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu 2021/192736 sayılı davalı markası ile davacı markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunmadığı, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm mal ve hizmetler açısından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren mal ve hizmetlerin hitap ettiği alıcı kesiminin dikkat ve özen seviyesinin düşük olmadığı, tüm bu nedenlerle karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık ve haksız rekabet iddialarının davalının markasının tesciline bir engelinin olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkili markaları ile müvekkilinin itirazına mesnet markasında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığını, bu nedenle taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal anlamda ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, zira "....com" ibaresinin, müvekkilinin şirketin çatı markası olduğunu ve markalar arası benzerlik incelemesinde tali unsur olarak dikkate alınması gerektiğini, buna göre müvekkili markasının asli ve ayırt edici unusurunun "..." ibaresi olduğunu, mahkeme kararının aksine müvekkili markasının esas unsurunun dava konusu markada aynen kullanılmasının, markalar arasında iltibasa neden olacağını, müvekkilinin tanınmış "..." esas unsuru ile seri markalar oluşturduğunu, bu markaların müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin itiraza mesnet markasının da bu seri markalardan biri olduğunu, "....com" markasının tanınmışlığının dava konusu markaya tesirini yadsımamak gerektiğini, başvuru sahibi tarafından başka bir ifade kullanma olanağı mevcutken müvekkil şirketin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ibareyi tercih etmesinin, iltibas ve haksız rekabete saikine dayandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira davaya konu markadaki "..." ibaresinin hizmetin niteliğini, özelliğini açıklayan ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğu, bu niteliği ile taraf markalarının asıl unsurlarının "....com" ve "..." ibarelerinden oluştuğu ve bu ibareler arasında benzerlik bulunmadığı, ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığı gibi davacının "....com" markasının ayırt edicilik kazanmış ve tanınmış olmasının dava konusu markanın tesciline engel oluşturmadığı, açıklanan nedenlerle başvurunun haksız rekabete yol açacağının da söylenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.