T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1275 KARAR NO : 2026/222 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/04/2022 NUMARASI : 2021/611 Esas - 2022/273 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1275 KARAR NO : 2026/222 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/04/2022 NUMARASI : 2021/611 Esas - 2022/273 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında süregelen ticari ilişki süresince cari hesap alacağının 3.145,17 USD'lik kısmının ödenmediğini, İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası tahtında takibat yapıldığını ancak davalı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak takibe itiraz edildiğini, itiraz sonucunda yürütülen arabuluculuk örüşmelerinde de anlaşmaya varılamadığını, HMK'nın sözleşmeden doğan davalarda yetki başlıklı 10. maddesinde "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." denildiğini, davalı borçlunun itirazının haksız olduğunu iddia ederek, itirazının iptaline ve takibin devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; söz konusu icra takibine konu edilen borca ilişkin taraflar arasında imza edilen bir sözleşenin mevcut olmadığını, müvekkilinin borcu da kabul etmediklerini, takibe konu edilen alacağın müvekkili tarafından kabul edilmediğinden ve akdî ilişkiye dayalı alacak söz konusu olamayacağından HMK'nın 6. maddesi uyarınca takibin müvekkilinin ticaret sicil adresindeki icra müdürlüğünde açılması gerektiğini, müvekkilinin merkezinin Ümraniye olması sebebiyle takibin İstanbul İcra Müdürlüğünde başlatılmış olmasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünde başlatılmış olması gerektiğini, dolayısıyla davacı tarafından İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takibinin yetkisiz olduğunu, müvekkilininin 29.11.1995 tarihinde Ümraniye'de kurulduğunu ve 1995 yılından günümüze kadar sektöründe öncü bir konumda faaliyet gösterdiğini, müvekkili firmanın medikal cihazları ve hastane demirbaşlarını ithalatçı olarak tedarik ederek doğrudan hastanelere satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davacıdan mal ve ürün almak üzere anlaştığını ancak davacı tarafından sunulan hizmet gereği gibi ve süresinde ifa edilmediğini, huzurdaki davaya ve İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibine konu edilen alacak bakımından taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete söz konusu alacak için herhangi bir bildirimde bulunulmadığınını, alacağın muaccel hâle gelmediğini, kaldı ki cari hesap ekstresinin BK anlamında kesin bir borç niteliği taşımadığını, usulüne uygun şekilde kat edilmediğini savunarak, davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı tarafından ödenmeyen cari hesap alacağına istinaden davalı hakkında icra takibi başlatılığı ve davalının itirazı üzerine takibine durdurulmasına karar verildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ile davalı arasında ticari ilişki olup olmadığı, buna göre davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, var isi bunun miktarı ile takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı noktalarındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmış, incelenen taraf ticari defterlerine göre yanlar arasındaki ticari ilişki sabit olmakla birlikte davacı tarafça talep edilen miktarda alacağın davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı her ne kadar yanlar arasında ticari ilişki olmadığı iddiasında bulunmuş ise de ticari defter kayıtlarına göre ticari ilişki ve alacak sabittir. Davalı yine müvekkilinin davacıdan mal ve ürün almak üzere anlaştığını ancak davacı tarafından sunulan hizmet gereği gibi ve süresinde ifa edilmediğini ileri sürmüştür. Ne var ki dosyaya buna ilişkin bir bilgi belge sunulmamış, davalı yanca davacıya sunulan hizmetin ayıplı yahut süresinde olmadığı, hizmetin ifa edilmediğine yönelik bir ihtarname keşide edilmemiş, yasanın aradığı diğer şekillerde ihbarda bulunulmamış, davacı tarafından tanzim edilen faturalara itiraz edilmemiştir. Davacı alacağını ispat etmesine karşın davalı iddialarını ispat edememiş, borcun ödendiğine yahut sona erdiğine dair bir kayıt sunamamıştır. Tüm bunlara göre usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu mahkememizce de benimsenmiş, davacının talebi kadar davalıdan alacağı bulunduğu ve icra takibine yapılan itirazın yersiz olduğu sabit görülmüştür. Buna göre davacının davasının kabulü ile alacağın likit ve hesaplanabilir olması da dikkate alınarak hükmolunan alacağın %20 si nispetinde icra inkar tazminatına da karar verilerek..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, hükmolunan alacağın %20'si nispetinde icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının alacak iddiasını ispat edemediğini, tüm bunlara rağmen usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporunun benimsendiğini, kararın kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin davacıdan mal ve ürün almak üzere anlaştıklarını ancak davacı tarafından sunulan hizmetin gereği gibi süresinde ifa edilmediğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, faturaya dayanan alacak iddiasının kesin delille ispatlanması gerektiğini ancak taraflar arasında geçerli bir sözleşme olduğu ve fatura konusu borcun ifa edildiğinin ispatlanması gerekir iken bunun gerçekleşmediğini, faturaların müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, faturaların neye göre tespit edildiği ne kadar ücret istendiğinin açık olmadığını, takip öncesi işlemiş faiz talebinin mahkemece kabul edildiğini, davacının faiz talebinde bulunma hakkının olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin bakiye fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davada öncelikle dava şartlarının değerlendirilmesi gerekmiştir.Davacı tarafça, davalı hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 3.145,17 USD tutarında bakiye fatura alacağının tahsili amacı ile 16.09.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Takip talebinde alacağın Türk lirası karşılığı gösterilmemiştir. UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede buna dair herhangi bir düzeltmeye veya değişikliğe rastlanılmamıştır. İİK'nın 58/3. maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Yargıtay içtihatları uyarınca, alacaklının yabancı para alacağını takip talebinde gösterdikten sonra, harca esas miktarın belirlenmesi için takip talebinde Türk parası karşılığının gösterilmesi de zorunludur. Takip talebinde ve ödeme emrinde döviz alacağının TL karşılığının gösterilmesi, takibin geçerliliği için şarttır. Bu şarta uyulmaması hâlinde, geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemez.İİK'nın 67. maddesine göre itirazın iptali davalarında, usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması ve takibe süresi içinde itiraz edilmiş olması, özel dava şartıdır. İİK'nın 58/3 maddesine aykırı şekilde yabancı para alacağı üzerinden takibin yapılırken takip talebinde ve icra dairesince gönderilen ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk lirası karşılığının gösterilmediği tespit edilmekle, itirazın iptali davasına konu, usulüne uygun bir icra takibinin mevcut olmadığının kabulü gerekir. (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/12593 E., 2015/9366 K. ve 24/06/2015 tarihli kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023/4310 Esas, 2024/4281 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 04.05.2024 tarihli ve 2022/10534 Esas, 2023/3081 Karar sayılı kararı). Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde tutulmalıdır (HGK.12/05/1999 tarihli, 199/12-271 Esas, 1999/301 Karar).Somut olayda davacı tarafından takip talebinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığı belirtilmemiş, davacı tarafından alacak doğrudan USD cinsinden talep edilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında, geçerli bir icra takibinin bulunmasına dair özel dava şartının mevcut olmadığı resen dikkate alınarak buna göre bir karar verilmesi gerekir iken işin esasının incelenerek hüküm tesis edilmesi isabetli görülmemiştir. Ancak söz konusu hata yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden hükmün düzeltilerek karar verilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın, özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1- HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince, özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 366,49 TL'nin mahsubuyla bakiye 365,51 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 29.281,53 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Bakiye gider ve delil avanslarının, yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 220,70 TL başvuru harcı gideri ile 40,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 260,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.02.2026 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.