T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1732 - 2025/1987 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1732 KARAR NO : 2025/1987 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2022 NUMARASI : 2022/89 E. - 2022/368 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1732 - 2025/1987 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1732 KARAR NO : 2025/1987 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2022 NUMARASI : 2022/89 E. - 2022/368 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2022 Tarih ve 2022/89 Esas - 2022/368 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... İnşaat Ticaret Anonim Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalılardan ... İnşaat Ticaret A.Ş.'nin 2020/32878 başvuru sayılı “... ...” ibareli markanın 36. ve 37. sınıfta tescili talebine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu marka ile müvekkilinin "..." ibareli markaları arasında bu ibarenin ortaklığından kaynaklanan görsel benzerliğin yanında işitsel ve kavramsal benzerliğin de söz konusu olduğunu, davaya konu markanın kapsamında bulunan 36 ve 37. sınıftaki hizmetler müvekkilinin markasında tescilli bulunduğundan, tüketiciler nezdinde markaların karıştırılmasının ve davaya konu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğunu, aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanında yer alan "..." markasının müvekkilinin yoğun kullanımı soncunda ayırt edicilik kazanarak tanınmış marka niteliğine kavuştuğunu ve davalının müvekkilinin markasına bu düzeyde benzer bir marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-11257 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, hükümsüzlük talebi hususunda Ankara mahkemelerinin yetkili olmadığını, müvekkilinin "... İnşaat" ibareli markasının hükümsüzlüğü talebi ile davacı şirket tarafından açılan davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından müvekkilinin "..." ibareli markası ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığı sonucuna varıldığını, müvekkilinin uzun yıllardan beri "..." markasını kullandığını, davacının bu durumu yeni öğrendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu "... ..." markasının müvekkilinin "... İNŞAAT" markasını devamı olduğunu, birbirinden oldukça farklı alanlarda faaliyet göstermeleri nedeniyle taraf markalarının müşteriler tarafından karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin markasında siyah düz bir yazı kullanılırken, davacı şirket logosunda ''...'' kelimesinin üçgen amblem ile birlikte küçük harflerle siyah zemin üstüne beyaz renk yazı ile oluşturulduğunu, markalar arasında yüksek düzeyli benzerlik bulunmadığından SMK6/6 koşullarının söz konusu olmadığını, davacı şirketin itiraza dayanak markalarını 36 ve 37. sınıftaki tüm hizmetler bakımından kullandığını ispatlayamadığını, müvekkilinin markasını kullanması halinde davacı şirketin müşteri portföyünde herhangi bir azalma meydana gelmeyeceğinden tanınmışlık koşullarının bulunmadığını ve müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, markaların kapsamında bulunan hizmetler arasında emtia benzerliğinin bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının emtia benzerliği oluşan "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu tüketici kesiminde işaret ve emtia benzerliği olan tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı oluşacağı, dolayısı ile markalar arasında iltibasın mevcut olduğu, gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2021-M-11257 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/32878 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 2004 yılından beri inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, bugüne kadar üretilen ve devam eden projelerde binlerce markalı lüks konut, ticari ünite, otel ve birçok tesis olmak üzere toplam 5.000.000 metrekare civarında tamamlanmış inşaat alanına ulaştığını, davacının başta "..." markası olmak üzere perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı şirket tarafından daha önceden açılan benzer nitelikli davanın Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından markalar benzer görülmediğinden reddedildiğini, şirketlerin faaliyet alanları farklı olduğundan markaların müşteriler tarafından karıştırılmasının söz konusu olmadığını, markada bulunan "..." ibaresinin ayırt edici olduğunu ve davacının markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu başvurunun beyaz zemin üzerine büyük harflerle ve siyah düz yazı stili ile herhangi bir kelime ön plana çıkarılmadan yazılmış "... ..." ibaresinden oluşmakta iken davacının itiraza dayanak markalarında “...” ibaresinin yanı sıra farklı kelime esas unsurlarına yer verildiğini, “...” ibaresinin bu markalarda baskın bir şekilde kullanılmadığını, dolayısı ile farklı görsellik ve işitsellik içerisinde tüketiciye sunulan başvuru konusu markayı gören ilgili tüketici kesiminin bu markayı başka markalarla ilişkilendirmeyeceğini, markalarda yer alan algı ile imajın birbirinden farklı olduğunu ve markalar arasında bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmsını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, , YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı olarak, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, zira dava konusu marka kompozisyonunda da markayı temsil eden esas unsurun "..." ibaresi olduğu, ".../..." ibarelerinin ayırt ediciliği düşük ise de başvuruda bu ibareye eklenen "..." ibaresinin dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali başvurunun, davacı markalarının serisi olarak algılanabileceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55'er-TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.