Hukuk Genel Kurulu 2021/100 E. , 2021/41 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen 11.05.2017 tarihli ve 2016/343 E., 2017/227 K. sayılı karara karşı taraf vekillerince temyiz talebinde bulunulması üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/4260 E., 2017/8313 K. sayılı kararı ile karar bozulmuştur. Mahkemece …
**Hukuk Genel Kurulu 2021/100 E. , 2021/41 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen 11.05.2017 tarihli ve 2016/343 E., 2017/227 K. sayılı karara karşı taraf vekillerince temyiz talebinde bulunulması üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/4260 E., 2017/8313 K. sayılı kararı ile karar bozulmuştur. Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda önceki kararda direnilmiştir. 2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği görüşüldü: 3. Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen bozma kararı üzerine mahkemesince verilen direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 5. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. 6. Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikârdır. 7. Nitekim, Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulunun 07.03.2019 tarihli ve 2019/13-113 E., 2019/248 K.; 10.12.2019 tarihli ve 2019/1-691 E., 2019/1319 K. sayılı kararları). 8. Somut olayda ise mahkemece yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış, hem direnmeye ilişkin kısa kararda hem de gerekçeli direnme kararının hüküm fıkrasında önceki karara atıf yapılarak sadece, " Mahkememizin 2016/343 Esas, 2017/227 Karar sayılı 11/05/2017 tarihli kararında DİRENİLMESİNE, dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine," denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır. 9. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. 10. O hâlde mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.