TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/01/2023 NUMARASI : 2020/30 Esas 2023/20 Karar DAVA : Tapu İptali, Tescil - Şirket Paylarının İadesi DAVA TARİHİ : 28/01/2015 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili ile şirket paylarının iadesi istemine ilişkin davanın yapılan yargıla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/888 Esas 2026/462 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/888 KARAR NO : 2026/462 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/01/2023 NUMARASI : 2020/30 Esas 2023/20 Karar DAVA : Tapu İptali, Tescil - Şirket Paylarının İadesi DAVA TARİHİ : 28/01/2015 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026 Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili ile şirket paylarının iadesi istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik verilen hükme karşı, davacılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar dava dilekçesinde özetle; ... ile davalı ... arasında 30/10/2014 tarihinde yapılan şirket devri ve satış protokolü ile ... Petrol İnş. Turizm Otom.Bil.Tic.Ltd.Şti.'ndeki payların devrine takas olarak üzere davacı ...'a ait ...'indeki bağımsız bölümün devri konusunda anlaşıldığını, bu anlaşma uyarınca dava dışı şirkete ilişkin davalı ...'e ait %50, davalı ...'a ait % 49 hissenin ...'a devredildiğini, karşılığında davacı ...'ın da ... Evlerindeki bağımsız bölümü davalı ...' un istemi ile ...'a tapu da devrettiğini, şirketteki %1 hissenin ise, bu şirketin işleteceği ... adresindeki istasyon ve otel binasının maliki ...'e ait olduğunu, Akaryakıt, LPG, Otogaz satışı istasyonu ve Otel binası olarak faaliyet gösteren yerin 20 yıllığına ... Petrol şirketi tarafından kiralandığını, kira bedelinin tamamının ... tarafından malik ...'e ödendiğini, akaryakıt istasyonuyla ilgili tadilat çalışmaları tamamlanıp işletmeye başlanacağı sırada eski müdür ...' un düzenlediği bonoya dayanılarak ... Petrol aleyhine hacze gelindiğini, ... tarafından 5 yıllık intifa hakkı fesih protokolü ile sonlandırıldığı halde yalnızca kira sözleşmesi taraflarına gösterilip 20 yıllık bedelinin de ödendiği söylenerek kandırılmış olduklarını, şirketi devraldığı tarihten önce şirkete karşı el atmanın önlenmesi davası açılmış olduğu halde bu durum saklanarak hile ile iradelerinin sakatlandığını, hileye uğratılarak yapılan sözleşme tarihinden itibaren henüz bir yıl geçmediğini, sözleşme ile bağlı olmadıklarını ileri sürerek 30/10/2014 tarihli şirket devri ve satış protokolü ve devamında Yenimahalle 5. Noterliği'nin 31017 yevmiye nolu kararı ile yapılan şirket pay devri sözleşmesinin hile sebebiyle geçersizliğine ve bu işleme dayalı olarak başlatılan icra takiplerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, karşılıklı verilen şeylerin iadesine, yani ... Evlerde ... parsel kayıtlı bulunan 8 Nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı ... adına tesciline, ... Petrol İnş. Turizm Otom Bil. Tic. Ltd. Şirketinin de yeniden ... ve ... adına ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... ve ... özetle; Davacılardan ...'nın, ... Ltd Şti'ndeki hisselerini diğer davacı ...'a satıp devretmesi nedeniyle davacı sıfatı kalmadığını, davanın dayanağı olarak gösterilen ... Ltd Şti ile ... A.Ş.'ye ait tüm borçların davalı ...'in verdiği kefalet ve ipotek ile teminat altına alındığını, bu şirketlere karşı açılan menfi tespit davalarının devam ettiğini, ... Şirketinin borcu olmadığını, borç çıkması halinde ipotekler nedeni ile borcun ödenmesinin mümkün olduğunu, taşınmazla ilgili ... tarafından açıldığı söylenen Kızılcahamam İcra Hukuk Mahkemesindeki davanın ret ile sonuçlandığını, tapu kaydının iptali istenilen taşınmazın ... adına olan bölümünün resmi senette de görüldüğü gibi 240.000,00 TL bedel ödenerek satın alındığını, bedelin davacı ...'a ödendiğini, ...'ın taraflar arasındaki davanın ticari kısmı ile ilgili olmadığını, ... Petrol aleyhine açılan davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/540 Esas sayılı dosyası olup kabul kararıyla sonuçlanan davanın bu davaya delil oluşturmak amacı ile açıldığını, şirket temsilcisinin şirketin çıkarlarını koruyacak şekilde duruşmalara katılıp beyanda bulunmadığı gibi, şirket aleyhine verilen kararı temyiz etmediğini, taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun halen çalışır durumda olduğunu, davacı ...'ın şirketi devir almadan önce ve devir aldıktan sonra basiretli tacir gibi davranmadığını, davacıların satış işlemi nedeni ile iradelerinin fesata uğratılmadığını, tüm satış aşamalarında yapılan görüşmeler esnasında ana taşınmaz ve üzerinde bulunan petrol istasyonu ve lokanta ile ilgili tüm tapu kayıtları ve açık sicillerin davacılar tarafından incelenip şirketin durumu konusunda bilgi edinildikten sonra satışın gerçekleştiğini, satış öncesinde davacılardan saklanan herhangi bir durumun olmadığını belirtip davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... özetle; Satış işleminden önce davalılar tarafından davacılara satışa konu ana taşınmaz, üzerindeki benzin istasyonu, otel ve lokanta işletmesi ile ilgili tüm bilgilerin verildiğini, satış işlemine konu yerlerin niteliği ya da üzerinde bulunan sınırlamalar konusunda hiçbir şeyin davacılardan gizlenmediğini, davacıların taşınmazı devir almadan önce uzun süre taşınmaz ve üzerindeki işletmelerin ticari kapasitesini inceleyip bilgi sahibi olduktan sonra devir işleminin yapıldığını, davacıların iradesi fesata uğratılmadığı için yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu belirtip davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Ticari faaliyet yürütmek sureti ile gelir elde etmeyi amaçlayan davacıların, davalılardan ... ve Özgür'ün daha önce ortağı oldukları şirkete ait üzerinde benzin istasyonu, lokanta, otel ve lastik tamir atölyesi bulunan işyerlerini devir almak amacı ile girişimlere başladığı, ana taşınmaz ve üzerindeki işletmelerin devrinin, petrol istasyonu bayiliği veren şirket lehine intifa hakkının bulunması nedeni ile gerçekleşmediği, bu yüzden diğer bir yol olarak işletmelerin sahibi olan şirketin paylarının davacılara devir edilerek ticari işletmelerin davacılara geçişinin sağlanmaya çalışıldığı, şirkete ait pay devri karşılığında davacılardan ...'a ait bir adet taşınmazın tapu kaydının da davalılardan ...'ya devredildiği, her ne kadar davacılar, şirket pay devri yapılmadan önce bu şirketin işletmeleri arasında yer alan petrol istasyonu, otel ve lokanta ile lastik tamir atölyesinin hukuki durumu ve üzerindeki kısıtlamalar ve devam eden sorunlar ile gelir durumunun kendilerinden saklandığını, gerçek durumu bilseler idi bu sözleşmeyi yapmayacaklarını ileri sürerek bu davayı açmış iseler de; birden fazla işletmenin sahibi olan şirkete ait payları devir alarak işletmelere sahip olmak isteyen davacıların işletmelerin kapasiteleri itibarı ile tacir olduklarını kabul etmek gerektiği, tacirin basiretli şekilde davranma zorunluluğu olup davacıların bu zorunluluk nedeni ile şirketin ekonomik durumu, şirkete ait varlıkların ana unsurunu oluşturan ve üzerinde benzin istasyonu, otel ve lokanta ile diğer işletmeler bulunan ana taşınmaz ve bu işletmelerin durumlarını inceleyip, koşulları uygun ise devir almalarının kendilerinden beklenmesi gerektiği, bir kısım tanık beyanları ile anlaşıldığı gibi davacıların internet üzerinden ilanı görüp işletmeleri devir almaya karar verdikleri, bu amaçla gerek ana taşınmaz gerekse işletmelerin mali ve hukuki kurumları konusunda araştırma yaptıkları, özellikle davalı tanığı Levent'in anlatımlarında geçtiği gibi davacıların yaklaşık 1 ay süre ile şirkete ait işletmeleri inceleyip ikna olduktan sonra bu ticari ilişkiye girdikleri, davalılar tarafından davacıların gerçek durum saklanarak iradelerinin fesata uğratıldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacıların gerekli mali ve hukuki incelemeleri yapıp bilgi edindikten sonra şirket paylarını devir aldıkları, daha sonra bekledikleri geliri elde edememelerinin şirketin devirden önceki durumunun kendilerinden saklanması ile ilgili olmayıp sorunun kendi işletme yöntemlerinden kaynaklandığı, bu nedenle iradelerinin sakatlandığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle; " davanın reddine " dair karar verilmiş, karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; keşif yapılmadan karar verildiğini, sözleşmeye konu akaryakıt istasyonu, otel, benzinlik, market ruhsatları ile komple tesisi yönetmek, işletmek amacıyla şirket hisselerini(%99), kira kontratından kalan 19 yıl için takas yolu ile (8 nolu bağ böl.) devraldıklarını, kira sözleşmesine göre ... Petrole, üzerinde işletmeye ait unsurların bulunduğu taşınmazı 20 yıl boyunca kiraya verenin taşınmaz maliki ... olduğunu, kira sözleşmesinin 21/03/2013 tarihli olup 18/07/2013 tarihinde tapuya şerh verildiğini, kira bedelinin önceki hissedar/müdür ... tarafından ödendiğini, kalan 19 yıl için kira ödemeden bu yeri işletecekleri inancıyla irade sakatlığı ile sözleşme imzaladıklarını, yine tadilat işlerini bitirip işletmeye geçileceği sırada eski müdür ...'in imzaladığı bonaya dayalı haciz uygulandığını, bu borçtan bilgilerinin bulunmadığını, hileye uğradıklarını, yine malik/ hissedar ...'in bakiye kira bedeli için Kızılcahamam İcra Müdürlüğü'nün 2014/30 esas sayılı takibiyle takibe geçtiğini, önceki müdür ... tarafından yapılan kira ödemesi karşılığında verilen ibranameyi bilmesi gerektiğini, 20 yıllık kira bedelinin ödendiğini sandıklarını, yine hisse devrinden 10-11 gün sonra ... A.Ş tarafından ... Petrol'e intifa hakkına dayalı el atmanın önlenmesi davası açıldığını ve davanın aleyhlerine "kabul" ile sonuçlanarak devralınan tesisin işletilmesinin imkansız hale geldiğini, tanık beyanlarının aleyhe hususlarının doğru olmadığını, şirket devir sözleşmesinde hataya uğrayarak aldatıldıklarının açık olduğunu, verilen davanın reddi kararının hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; taraflar arasında 30/10/2014 tarihli olarak düzenlenen "şirket devri ve satış protokolü " ile Yenimahalle 5. Noterliğinin 31017 yevmiye nolu kararı ile yapılan "şirket payı devri " sözleşmesinin hata, hile hukuki sebebi ile geçersizliğine ve bu işleme dayalı olarak başlatılan takiplerden dolayı borçlu olunmadığının tespitine, geçersizliği ileri sürülen sözleşmeler uyarınca karşılıklı olarak edimlerin iadesine, ... adına kayıtlı olup ... parselde kayıtlı bulunan 8 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile yeniden davacı ... adına tapuya tesciline, pay devri yapılan şirketteki pay devirlerinin iptali ile davalılar ... ve ... adına yeniden şirket paylarının tescili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Mahkemece tek hakimle yapılan yargılama sonucu verilen davanın reddine ilişkin 09/07/2018 tarihli, 2016/436 E., 2018/611 K. sayılı karara karşı, davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin, 26/12/2019 tarihli, 2018/1856 E., 2019/1624 K. Sayılı ilamıyla; davacılardan ...'nın davadan sonra karardan önce devir aldığı şirket paylarını diğer davalı ...'a devretmesi nedeniyle davacı sıfatının kalmadığının göz ardı edilmesi ve şirket hisse bedellerinin değerleri itibarı ile yargılamanın heyet tarafından yürütülmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi üzerine mahkemenin yukarıda belirtilen esas numarası üzerinden yargılamaya devam edilerek dosyanın heyete tevdi edildiği görülmüştür. Yargılama sırasında davacılardan ...'ın, dava tarihi itibariyle sahibi olduğu şirket payını diğer davalı ...'a devrettiği ancak Dairemiz kaldırma kararı sonrası aynı payın yargılama sırasında tekrar ...'a devir ve iade edilmiş olduğu görülmüş, dava tarihindeki dava dışı şirkete ilişkin ve dava konusu edilen pay sahipliğinin davacı ... yönünden sürdürüldüğü yönündeki mahkeme kabulünde dava şartları yönünden bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargılamanın devamı sırasında tapu iptal tescil davasına konu davalılardan ... adına kayıtlı 8 nolu bağımsız bölümün, davalı ... tarafından, 06/02/2019 tarihinde ...'a tapu da resmi satışla devredildiğinin anlaşılması üzerine, davacılar vekilinin "HMK 125. maddesindeki haklarından yeni malike karşı tapu iptali ve tescil" yönünde seçimlik hakkını kullanması üzerine ...'ın davada davalı taraf olarak yer almasının sağlanması ile yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmıştır. Davacı yan, dava dışı ... Petrol İnş. Tur. ... Ltd. Şti.'nin gerçek durumu konusunda kandırıldığını, iradesinin fesada uğratılması nedeniyle anılan şirketin hisselerini devraldığını, hisse devri karşılığında ise davalı yana 8 nolu bağımsız bölümün devrinin yapıldığını ileri sürmüş, Davalı yan ise, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların iradelerinin fesata uğratıldığının kabul edilemeyeceği, her türlü araştırmadan sonra devraldıkları işletmeden bekledikleri geliri elde edememelerinin şirketin devirden önceki durumunun kendilerinden saklanmasıyla ilgisinin olmadığı gibi şirketin ve işletmesinin durumunun hile ile saklandığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir. Somut olayda davacılar, şirket pay devri karşılığı olmak üzere bir adet taşınmazı davalılara devir etmiş olup şirketin önceki ortakları davalılar ... ile ... tarafından şirketin gerçek durumu yönünden kandırıldıklarını, ana taşınmaz üzerinde bulunan işletmelerin ekonomik/ hukuki durumunun kendilerinden saklandığını, taşınmaz üzerindeki işletmelerin gerçekte çeşitli hukuki sorunlar ile karşı karşıya bulunmasına rağmen bu konuda bilgilendirilmediklerini, işletmelerin gelir elde edecek şekilde çalışıyor olduğu belirtilerek devir yapılmasına rağmen amaçladıkları geliri elde edemediklerini, işletmelerin bu durumu ile ilgili öncesinde davalılar tarafından bilgilendirilmeleri halinde sözleşmeyi hiç yapmayacakları, bir başka ifadeyle işletmeyi devralmak gayesi ile şirket hisselerini devralmayacakları iddiasına dayanarak taşınmaz devri ve şirket pay devrinin karşılıklı olarak ortadan kaldırılarak tarafların edimlerinin iadesi ile eski duruma dönülmesini istemektedirler. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. (Bkz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin, 21/10/2019 tarih, 2018/1897 E., 2019/5369 K, 14/11/2017 tarih, 2014/21518 E., 2017/6403 K sayılı ilamları) Bilindiği üzere; Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Borçlar Kanunu'nun 31. maddesi hükmü uyarınca; iradeyi fesada uğradan sebeplerden dolayı açılacak davaların, ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl için açılması zorunludur. Anılan yasal düzenlemede öngörülen bu süre zamanaşımı süresi olmayıp, hak düşürücü süre niteliğinde olup hakim tarafından davanın hitamına kadar re’sen gözetilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Eldeki uyuşmazlıkta davacılar, aldatıldıklarını öğrendikten sonra dava açtıklarını beyan etmekte olup davanın 1 yıllık yasal hak düşürücü süresinde açıldığı ihtilaf konusu değildir. Toplanan delillerden; dava dışı malik ve sözü edilen dava konusu ... Petrol Şirketinin % 1 hissesine sahip ve ana taşınmazı şirkete kiraladığı anlaşılan şirket ortağı ...'e ait ana taşınmaz ve üzerinde bulunan şirkete ait işletmelerle ilgili devir işleminin yapıldığı tarihten önce açılan dava olup olmadığı, işletmelerin faal ve gelir getirecek şekilde çalışıp çalışmadıkları, petrol istasyonlarının ilgili petrol şirketlerince intifa hakkı kapsamında ve bayilik sözleşmeleri ile işletilmesi hususları araştırılıp tapu sicil ve ticaret sicil kayıtları incelenip gerekirse şirket gelir ve giderlerinin kayıtlı olduğu ticari defterler, gelir ve vergi beyannameleri incelenerek birden çok işletmenin( petrol istasyonu, otel, lokanta, iş yerleri) bünyesinde bulunduğu şirkete ait ( %99) payları devralmış olmaları kendilerinden beklenen davacıların, tacir olmalarının gerekmesi karşısında, basiretli bir tacirden beklenen şekilde belirtilen bu inceleme ve araştırmaları yapmış olmaları gerekir. Davacıların, belirtilen bu inceleme ve araştırmanın taraflarınca yapılmasına davalılar tarafından engel olunduğuna ilişkin bir iddiaları da bulunmamaktadır. Şirketin gerçek durumu hakkındaki bilgilerin kendilerinden saklanarak sözleşme yapmalarının sağlandığı iddiası ileri sürülmekte ise de; belirtildiği gibi bu çapta büyük işletmelerin sahibi olan şirketteki payları devralan davacıların asıl amaçlarının sadece şirkete ortak olmak olmayıp bu şirket tarafından işletilen işletmeleri çalıştırmak sureti ile gelir elde etmek olduğu, bu amaçla hareket ettikleri açık olan davacıların tacir olduklarının kabulü zorunlu olup kendilerinden basiretli tacir gibi davranmaları beklenerek işletmelerle ilgili yukarıda belirtilen tüm araştırmaları yaparak işletmelerin ticari faaliyetlerini denetlemek suretiyle ticari ilişkiye girmeleri gerekirken bunu yapmamış olmaları halinde sonucuna katlanmaları gerektiği yönündeki mahkeme kabulünde Dairemizce bir isabetsizlik görülmemiştir. Tanık beyanlarından da anlaşıldığı gibi; davacılar, ticari işletmelere sahip şirkete ait payları devir almakla, asıl olarak bu şirkete ait işletmeleri çalıştırmak sureti ile gelir elde etmeyi amaçlamış olup hisse devir işlemi sırasında işletmelerden biri olan ve faal durumda bulunmayan petrol istasyonu üzerinde bayilik veren şirketin intifa hakkı bulunduğunu görmüş olmaları/ bilmeleri gerekir. Dinlenen tanık beyanlarına göre; davacıların bu satış işlemleri sırasında özellikle petrol istasyonu konusunda etraflıca araştırma yaptığı, ilan ile satışı yapılmak istenen işletmeler için davacılarla internet üzerinden görüşülerek satın alma iradelerini ortaya koymaları üzerine yaklaşık bir ay süre ile istasyonun faaliyetlerinin davacılar tarafından izlendiği, istasyonun ticari kapasitesi yeterli görülerek şirket pay devri ve karşılığında taşınmaz devrinin yapıldığı, davacıların, Avukat olarak görev yapan tanıktan işletmeler ile ilgili hukuki sorun olup olmadığı konusunda bilgi istediği, biri tahliye diğeri intifa hakkı ile ilgili olmak üzere iki ayrı davanın bulunduğu konusunda davacılara bilgi verildiği, şirketin vergi ve diğer sorunları konusunda bilgilendirme yapıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki delillerden; dava dışı şirkete ait işletmelerin üzerinde yer aldığı ana taşınmazın maliki ve şirketin %1 hissedarı olan ... ile dava dışı ... Anonim Şirketi arasında 29/04/2013 tarihinde 5 yıl süreli intifa hakkı sözleşmesi imzalanarak akabinde dava dışı ... Petrol ... Ltd. Şirketi ile ... Anonim Şirketi arasında 06/02/2013 tarihinde 5 yıllık süre ile " İstasyonlu Bayilik Sözlemesi" imzalandığı, akabinde taraflarca bu sözleşmelerin feshine ilişkin 30/05/2013 tarihli " Karşılıklı Fesih Protokolü" düzenlendiği, bu durumda hisseleri davacılara satış yoluyla devredilen ... Petrol şirketinin, ana taşınmaz üzerinde yer alan petrol istasyonunu kullanma/ işletme hakkının böylelikle sona erdiği, bu kapsamda intifa hakkı sahibi şirket tarafından, ... Petrol'e karşı müdahalenin men'i istemli dava açıldığı ve dava konusu şirketin hisse devirlerinin davacılardan ...'a 30/10/2014 tarihinde yapıldığı anlaşılmakta ise de; davacı tarafın, az yukarıda açıklandığı üzere basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında bu hususları tespiti mümkün görülmekle kendilerine, davalı şirket eski müdürü ... tarafından, 20 yıl süreli ve ana taşınmazın kullanım hakkı bulunduğuna ilişkin kira sözleşmesi gösterildiği yönündeki iddiaları da basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü karşısında dinlenemez bulunmuştur. Hal böyle olunca somut dosya kapsamında toplanan delillere göre; ticari faaliyet yürüterek gelir elde etmeyi amaçlayan davacıların, hisselerinin % 99'u davalılardan ... ile ...'e ait ... Petrol şirketi tarafından işletilen benzin istasyonu, lokanta, otel ve lastik tamir atölyesi bulunan işyerlerini devralmak istemeleri ile ana taşınmaz ve üzerindeki işletmelerden petrol istasyonu devrinin petrol istasyonu bayiliği veren şirket lehine intifa hakkı bulunması nedeni ile gerçekleştirilememesi üzerine, işletmelerin sahibi olan söz konusu şirketin paylarının davacılara devriyle ticari işletmelerin davacılara geçişinin sağlanması amacıyla dava konusu hisse devir sözleşmelerini imzaladıklarının kabulünün gerekmesi, şirkete ait payların ( % 99) davacılardan ...'a devri karşılığında, davacılardan ...'a ait bir adet taşınmazın davalılara tapuda devri yönünden tarafların anlaştıklarının ve 30/10/2014 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca karşılıklı edimlerin yerine getirildiğinin anlaşılması, her ne kadar davacılar, şirket pay devri yapılmadan önce bu şirketin işletmeleri arasında yer alan petrol istasyonu, otel ve lokanta ile lastik tamir atölyesi vs. hukuki durumu, üzerindeki kısıtlamalar ile devam eden sorunlar, gelir durumunun kendilerinden saklandığını, işletmenin gerçek durumunu bilmeleri halinde bu sözleşmeyi yapmayacaklarını, iradelerinin fesada uğratıldığını ileri sürerek hile olgusuna dayanmışlarsa da; birden çok işletmeye sahip olan şirkete ait payları devir alarak işletmelere sahip olmak isteyen davacıların, işletmelerin kapasiteleri itibarı ile tacir olduklarının kabulünün gerekmesi ile tacirin basiretli şekilde davranma zorunluluğu/ yükümlülüğü olup davacıların bu zorunluluk nedeni ile şirketin ekonomik durumu, şirkete ait varlıkları oluşturan benzin istasyonu, otel ve lokanta ile diğer işletmeler ile bunların üzerinde bulunduğu dava dışı %1 hisse sahibi/ kiralayan ...'e ait ana taşınmaz ve bu işletmelerin durumlarını inceleyerek hisseleri devralmalarının kendilerinden beklenmesi gerektiği yönündeki mahkeme kabulünde Dairemizce bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılması, tanık beyanları ile anlaşıldığı üzere davacıların yaklaşık 1 ay süre ile şirkete ait işletmeleri inceleyip ikna olduktan sonra söz konusu hisse devir sözleşmesini imzalayarak karşılığında taşınmaz devri yaptıklarının anlaşılması karşısında davalılar tarafından, davacılardan işletmenin gerçek durumunun saklanarak iradelerinin fesada uğratıldığının kabul edilmesinin mümkün olmaması, davacılar tarafından iradelerinin sakatlandığı iddiasının ve hile olgusunun varlığının ispatlanamadığının anlaşılması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraftan alınması gerekli olan 732,00-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-... ... ... ... ...