T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1329 - 2025/1658 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1329 KARAR NO : 2025/1658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2023 NUMARASI : 2021/146 E. - 2023/242 K. DAVANIN KONUSU : Marka ve Ruhsat Devri, Markaya Tecavüz, Maddi-Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Anka…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1329 - 2025/1658 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1329 KARAR NO : 2025/1658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2023 NUMARASI : 2021/146 E. - 2023/242 K. DAVANIN KONUSU : Marka ve Ruhsat Devri, Markaya Tecavüz, Maddi-Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/05/2023 tarih ve 2021/146 E. - 2023/242 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, taraflar arasında 17.07.2019 tarihinde Gölbaşı (Ankara) Noterliği'nin 16376 yevmiye numarasında kayıtlı "Biyodisal Ürün Ruhsat (İmalat) Devir Sözleşmesi" akdedildiğini, iş bu sözleşme ile davalıya ait, Sağlık Bakanlığı izinli 13.03.2015 tarih ve 2015/30 ruhsat numaralı "..." isimli ... ürünün; Sağlık Bakanlığı'ndan verilen ruhsat, üretim, ruhsat, satış , raporlama ve marka devir haklarının, davacıya devredildiğini, davalı şirketin bir müddet dava konusu ürünün imalatına devam ettiğini ve davacı şirkete ürünün tedariğini yaptığı, 2019 yılı Aralık ayında Koronovirüs pandemisinin Çin’de ortaya çıkması ile bunun tüm ülkelere sirayet edeceğinin bu nedenle de davacıya devredilen dezenfektan ürününe çok ihtiyaç olacağının, bütün vatandaşların dahi ceplerinde, evlerinde, iş yerlerinde bulundurmaları gerektiğinin ve satış miktarının çok artacağının gündeme gelmesi ile davacı şirkete markanın ve ruhsatın devri ile tescilini yapması beklenen davalı şirket tarafından bir anda tam aksi bir tutumla, üstelik davacı şirketin kendilerinden yaklaşık 185.000,00 TL cari alacağı olmasına rağmen artık marka devri ve ruhsat devri yapmayacaklarına yönelik bir tutum takındıklarını, buna ilişkin söylemlerde bulundukları, bunlar üzerine davacı şirket tarafından davalı tarafa taraflar arasında akdedilen sözleşmenin gereğini yerine getirmesi hususunda ihtarname çekildiğini, davalı şirket tarafından iş bu ihtarname gereği yerine getirilmediği gibi hiçbir şekilde ihtara karşı cevap da verilmediğini, üretim ve satışa devam edildiği, davalı şirketin markanın davacı şirket tarafından 6769 Sayılı yasaya aykırı olarak üretildiğinden bahisle adli mercileri yanıltarak taraflar arası akdedilen devir sözleşmesinden hiçbir şekilde bahsetmeden, davacı şirket aleyhinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 2020/13351 Soruşturma Dosya numarası ile şikayette bulunduğunu ve davacı şirketin ürünlerinin toplatılmasına yönelik karar aldırdığını, davalının devir sözleşmesinden sonra dava konusu markayı kullanmasının markaya tecavüz oluşturduğunu, davalının markaya tecavüzü nedeniyle markanın devir tarihinden sonra elde ettiği net kazancı ve haksız şikayeti sonucu müvekkilinin ürünlerinin toplatılması nedeniyle mahrum kaldığı kazancı müvekkiline ödemesi gerektiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını ileri sürerek, ... isimli ürünün markasının ve ruhsatının müvekkili adına devri ve tescil ettirilmesine, markaya tecavüz eyleminin ref'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıya çekilen ihtar tarihi olan 17/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan tahsili istemiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 2.613.321,45 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, Gölbaşı Noterliği’nin 17.07.2019 tarih ve 16376 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile biyodisal ürün devir sözleşmesi yapıldığını, devir sözleşmesinin Sağlık Bakanlığı’nca ruhsat devirleri için matbu olarak hazırlanan ve üzerinde değişiklik yapılmasına müsaade edilmeyen bir sözleşme olduğu için taraflarca bu sözleşmenin noterde aynen imza altına alındığını ve ruhsatın devrinin yapıldığı, davacının söz konusu ruhsatı üzerine almak için gerekli vergi ve harçları yatırmadığını, Sağlık Bakanlığı nezdinde herhangi bir girişimde bulunulmadığını, matbu devir sözleşmesi sonrasında detayların belirlenmesi ve karışıklığa sebebiyet verilmemesi için taraflar arasında daha kapsamlı bir sözleşme yapılarak esas iradelerinin ne olduğunun açıklığa kavuşturulduğunu, dava konusu ürünün el ve cilt dezenfektanı olarak birden çok üretim formu olmakla beraber en yaygın kullanılan formların sıvı formlar olduğunu, hem noter devir sözleşmesinde hem de taraflar arasında yazılı olarak yapılan harici sözleşmelerde gel formuna ilişkin marka, üretim ve satış haklarının devredilmesinin kararlaştırıldığını, bu üretimin her ne kadar "..." markasıyla üretileceği belirtilmişse de üretim yeri olarak davalının ...’de bulunan fabrika adresi gösterildiğini, taraflar arasında yapılan fason üretim sözleşmesinin de buna ilişkin olduğunu, davaya konu markanın hali hazırda davalı şirket adına tescilli olduğunu taraflar arasında yapılan sözleşmenin ... markasının tüm hakları ile davacıya teslim ve tesciline ilişkin olmadığını, ... isimli dezenfektan ürününün davalı şirketin Sağlık Bakanlığı’nca izin aldığı ve kendi adına tescil ettirdiği markalı ürünü olduğunu, davacının bu ürünü müvekkiline ait marka ile ürettiğini öğrenince Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na davacı şirket hakkında suç duyurusunda bulunulduklarını, soruşturma kapsamında verilen arama el koyma kararı neticesinde davacı şirketin adresinde yapılan aramada devir sözleşmesinde kararlaştırılan ürün dışında ürünlere rastlanıldığını ve ürünlere el konulduğunu, her ne kadar taraflar arasında noterde bir devir sözleşmesi yapılsa da bu sözleşmenin esas amacının ... formuna ilişkin ruhsatın devrine ilişkin olduğu, bu devrin yapılış amacının taraflar arasında yapılacak fason üretim anlaşması gereğince ... ismiyle üretilecek ürünlerin davalı şirkete ait fabrikada üretilmesini sağlama amacına yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafça 2015/30 ruhsat numaralı "... Ürün Ruhsatnamesi"nin devri talep edilmişse de, söz konusu ruhsatnamenin geçerlilik süresinin 31.12.2021 tarihinde dolduğu, yargılama sefahatinde geçerlilik süresi dolduğundan bahsi geçen ruhsatnamenin hükmünü yitirdiği , bu nedenle ruhsatnamenin davacıya devri isteminin konusuz kaldığı, davacı vekili her ne kadar 01/09/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen 7 nolu ara karar uyarınca ibraz ettiği 13/09/2021 tarihli beyan dilekçesi ve ekli evraka göre; 2017/105244 ve 2020/156077 sayılı markaların müvekkiline devredilmesini dava konusu yaptığını belirtmişse de; 2020/156077 sayılı markanın dava dışı ... adına tescilli olduğu, söz konusu marka davalı adına kayıtlı olmadığından bu markanın devri istemi bakımından davalının pasif husumeti bulunmadığı, davacı vekilinin marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı ref, maddi ve manevi tazminat istemleri ile 2017/105244 sayılı markanın müvekkiline devri istemi bakımından ise 2017/105244 sayılı "..." ibareli markanın davalı adına "Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." emtiaları bakımından 21/11/2017 tarihinde tescil başvurusuna konu olduğu ve 18/04/2018 tarihinde tescil edildiği, taraflar arasında akdedilen Gölbaşı (Ankara) Noterliği'nin 17/07/2019 tarih 16376 sayılı "... Ürün Ruhsat (İmalat) Devir Sözleşmesi"ne göre; "..." isimli ... ürünün Sağlık Bakanlığı'ndan verilen ruhsatı, üretim hakları, ruhsat hakları, satış ve raporlama hakları, ruhsat devir hakları, marka devir haklarının davacıya ait olacağı, davacının davalıya devir bedelinin tamamını ödediği, taraflar arasında akdedilen söz konusu sözleşmeye göre 6769 sayılı SMK m.148 hükmüne uygun olarak yapılan geçerli bir marka devir sözleşmesi bulunduğu, bu nedenle 2017/105244 sayılı markanın davacıya devri isteminin yerinde olduğu, taraflar arasında imzalanan aynı tarihli ek sözleşme, yukarıda yer verilen marka devir işlemini bertaraf edecek nitelikte olmayıp, "..." isimli ürünün üretim ve satışına ilişkin olduğu, 17/07/2019 tarihli noter sözleşmesi ile 2017/105244 sayılı markanın davacıya devrinin gerçekleştiği, her ne kadar söz konusu devir işlemi Markalar Sicili'ne işlenmemişse de, bu hususun devir işleminin geçerliliğini etkilemediği, zira SMK m.148/5 hükmü uyarınca; sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan hakların iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, ancak sicile kaydedilmeyen devir işleminin sözleşmenin tarafları bakımından hak kullanımını engelleyici bir vasfının bulunmadığı, bu nedenle, davacının 17/07/2019 tarihi itibariyle söz konusu marka üzerinde hak sahibi olduğu, dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere, devir işleminden sonra, davacının icazeti doğrultusunda davalı yan bir müddet daha devre konu marka ile ürün imalatına devam ettiği ve davacıya da ürün tedariğinde bulunduğu, bu nedenle davacı yanın marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı maddi tazminat istemi bakımından sözleşme tarihi değil, davacının davalıya 25/03/2020 tarihinde tebliğ edilen Gaziosmanpaşa 1.Noterliği'nin 17/03/2020 tarih 04284 sayılı ihtarname içeriğinin dikkate alınması gerektiği, söz konusu ihtarnamede; davalıya sözleşme gereklerini yerine getirmesi için 3 iş günü süre verildiği, bu süre içinde sözleşme gereklerinin yerine getirilmemesi halinde tazmin dahil her türlü hukuki takibatın yapılacağının belirtiltildiği, ihtarnamede belirtilen tebliğ tarihinden itibaren 3 iş günü geçtikten sonra tespit edilen günün 31.03.2020 tarihi olduğu, eldeki davanın açılış tarihinin ise 06.10.2020 tarihi olduğu, dolayısıyla; davacı yanın marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı istemlerinin 31.03.2020-06.10.2020 tarihi arasındaki olgulara göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı yan SMK m.151/2-b hükmüne göre maddi tazminat isteminin belirlenmesini talep ettiği, bu hususta alınan bilirkişi raporuna göre 31.03.2020-06.10.2020 tarihleri arasında davalının devre konu 2017/105244 sayılı markanın asli unsurunu üzerinde barındıran ve davalı tarafından ticareti gerçekleştirilen dezenfektan jel ürünlerinin tespitinin yapıldığı, buna ilişkin faturaların numaralarının bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı, davalının bu ürünlerin satışı faaliyetinde bulunmasının, daha önce devri davacıya geçen 2017/105244 sayılı marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, bu nedenle söz konusu tecavüz eyleminin ref'i isteminin yerinde olduğu, yine davalının söz konusu eylemleri nedeniyle davacının davalıdan SMK m.151/2-b hükmü uyarınca 10.150,82 TL maddi tazminat isteminde bulunabileceği,dava konusu markanın devir sözleşmesine konu olmasından sonra ve davacının davalıya ihtarname çekmesinden sonra, davalının, marka hakkı devir yolu ile davacıya geçmiş markayı izinsiz olarak kullanarak ticari faaliyette bulunduğu, davalının, söz konusu eylemi nedeniyle davacıya ait marka üzerinde oluşan imajdan haksız yere istifade ettiği, davacının manevi itibarının zedelendiği, bu nedenle, ihlale konu malların sayısı ve niteliği, tarafların kusur oranları, sıfatları, tarafların işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; davalının marka hakkı ihlali oluşturan eylemleri nedeniyle, 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2020/156077 sayılı markanın devri isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2017/105244 sayılı davalı adına kayıtlı markanın davacıya devredilmesine, davalının, davacıya ait 2017/105244 sayılı marka hakkına vaki tecavüz eylemlerinin ref'ine, 10.150,82 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın 31.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemlerin reddine, 2015/30 ruhsat numaralı "... Ürün Ruhsatnamesi"nin davacıya devri istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, talep konusu olmadığı halde 2020/15677 sayılı marka yönünden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, tazminat talepleri yönünden yapılan hukuki değerlendirmenin hatalı olduğunu, dava dilekçelerinde davalının markaya tecavüz eylemleri nedeniyle davalının net kazancı ile birlikte müvekkilinin nezdindeki ürünlerin toplatılması nedeniyle müvekkilinin uğradığı kar kaybı zararının da talep edildiğini, dolayısıyla 2.532.370,63 TL'lik kar kaybı taleplerinin mahkemece de tecavüz olarak tespit edilen davalının dava konusu ürünün tüm haklarının devrini gerçekleştirdiği halde üretimine ve satımına devam etmesi eylemlerine değil, müvekkil nezdindeki ürünlerin herhangi bir haklı hukuki sebebe dayanmadan kötü niyetli olarak toplatılması ve bu nedenle müvekkilimin bu ürünleri satamamasından kaynaklı meydana gelen kar kaybı zararına ilişkin olduğunu, bu taleplerinin TBK'nın 49. maddesinde düzenlenen haksız filli sorumluluğundan kaynaklandığını, mahkemece tazminat hususunda seçimlik haklarını davalının elde etmiş olduğu net karın tahsili olarak kullandıkları yönünde tespitine yer verilmişse de dava dilekçesinde müvekkilinin yaşamış olduğu kar kaybının da talep edildiğini, müvekkili nezdinde meydana gelen kar kaybı talepleri ile davalı yanın elde etmiş olduğu net karın tahsili taleplerinin davalının farklı eylemlerine dayandığını, taleplerinin hukuki nitelendirmesinin doğru bir şekilde yapılması gerektiğini, nitelendirmenin sonucuna göre her iki talebinde de SMK kapsamında seçimlik haklar kapsamında olduğunun tespiti halinde ise HMK'nun 31.maddesi uyarınca hangi seçimlik hakkın kullandığına dair taleplerin somutlaştırılarak sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiğini, ayrıca davalının hesaplanan net karının gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın maliyet kayıtlarını tutmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirilen maliyet kayıtlarının afaki olduğunu, ayrıca dava dosyasına sundukları faturadan anlaşılacağı üzere davalının gerçek karının gizlemek amacıyla farklı isimle faturalandırdığını, hükmedilen manevi tazminatı miktarının hak ve nesafet ilklerine aykırı olduğu gibi caydırıcılıktan da uzak bulunduğunu, davalı yanın tüm haklarını müvekkili firmaya devretmiş olduğu ürünü kalitesini düşürerek piyasaya sunmaya devam etmesi, müvekkilimin itibarını ciddi bir şekilde zedelediğini, üstelik davalı yanın hukuksuz bir şekilde müvekkili nezdindeki ürünleri toplatmasının müvekkilinin satışlarını engellediğini, müvekkilinin müşterileri nezdinde güvenilirliğini kaybettiği gibi müşteri kaybı da yaşadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının aleyhe kısımlarının kaldırılmasını , 2.613.321,45 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, Gölbaşı Noterliği’nin 17.07.2019 tarih ve 16376 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile biyodisal ürün devir sözleşmesi yapıldığını, devir sözleşmesinin Sağlık Bakanlığı’nca ruhsat devirleri için matbu olarak hazırlanan ve üzerinde değişiklik yapılmasına müsaade edilmeyen bir sözleşme olduğu için taraflarca bu sözleşmenin noterde aynen imza altına alındığını ve ruhsatın devrinin yapıldığı, davacının söz konusu ruhsatı üzerine almak için gerekli vergi ve harçları yatırmadığını, Sağlık Bakanlığı nezdinde herhangi bir girişimde bulunulmadığını, matbu devir sözleşmesi sonrasında detayların belirlenmesi ve karışıklığa sebebiyet verilmemesi için taraflar arasında daha kapsamlı bir sözleşme yapılarak esas iradelerinin ne olduğunun açıklığa kavuşturulduğunu, dava konusu ürünün el ve cilt dezenfektanı olarak birden çok üretim formu olmakla beraber en yaygın kullanılan formların sıvı formlar olduğunu, hem noter devir sözleşmesinde hem de taraflar arasında yazılı olarak yapılan harici sözleşmelerde gel formuna ilişkin marka, üretim ve satış haklarının devredilmesinin kararlaştırıldığını, bu üretimin her ne kadar "..." markasıyla üretileceği belirtilmişse de üretim yeri olarak davalının ...’de bulunan fabrika adresi gösterildiğini, taraflar arasında yapılan fason üretim sözleşmesinin de buna ilişkin olduğunu, davaya konu markanın hali hazırda davalı şirket adına tescilli olduğunu taraflar arasında yapılan sözleşmenin ... markasının tüm hakları ile davacıya teslim ve tesciline ilişkin olmadığını, ... isimli dezenfektan ürününün davalı şirketin Sağlık Bakanlığı’nca izin aldığı ve kendi adına tescil ettirdiği markalı ürün olduğunu, taraflar arasındaki devrin sadece ürünün jel formuna ilişkin bulunduğunu, aksinin kabulünün bu denli büyük bir markanın 60.000 TL+Kdv gibi düşük bir bedelle devredildiği sonucunu ortaya çıkaracağını, açıklan nedenlerle taraflar arasında yapılan işlemin marka devrine ilişkin olmayıp, sadece ruhsat devrini ve ortak pazarlamayı amaçlayan bir sözleşme olduğunu, nitekim taraflar arasında yapılan ek sözleşmenin bunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu, diğer taraftan davacının dava dilekçesinde belirttiği marka dışında başka bir marka hakkında karar verildiğini, mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda taraflar arasına geçerli bir marka devri sözleşmesi olmadığının belirtildiğini, bahsi geçen devir sözleşmesinin ruhsat devrine ilişkin olup sözleşmede 2017/102544 sayılı markadan bahsedilmediğini, davacının iddianın genişletilmesi yasağı başlatıktan sonra anılan markayı dava konusu ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı marka ve ruhsatın devri, markaya tecavüzün ref'i, maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzer davacı taraf, davalıya ait Sağlık Bakanlığı izinli 13.03.2015 tarih ve 2015/30 ruhsat numaralı "..." isimli ... ürünün, üretim, ruhsat, satış, raporlama ve marka devir haklarının, müvekkiline noterden düzenlenen sözleşme ile devredildiğini, ancak davalının devrettiği markayı ve ürün ruhsatını müvekkili adına tesc,il ettirmediğini, davalının devir sözleşmesinden sonra devre konu markayı kullanmasının markaya tecavüz teşkil ettiğini, davalının marka devir sözleşmesinde sonra devre konu markanın müvekkili tarafından haksız olarak kullanıldığı nedeniyle markaya tecavüz iddiasıyla yaptığı şikayet sonucu, müvekkilinin ürünlerinin toplatıldığını, müvekkilinin hem davalının markaya tecavüz eylemi hem de haksız şikayeti sonucu ürünlerin toplatılmasından kaynaklı olarak zarara uğradığını ileri sürerek, diğer taleplerinin yanında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 100.000 TL maddi tazminatın faiziyle tahsilini talep etmiş yargılama sırasında da maddi tazminat talebini 2.613.321,45 TL olarak ıslah etmiştr.. Görüldüğü üzere davacının davadaki maddi tazminat istemi, davalının hem markaya tecavüz eylemi hem de davalının haksız olduğu iddia edilen şikayeti nedeniyle el konulan ürünler nedeniyle uğranılan zarardan oluşmaktadır. Yani, maddi tazminat istemi davalının iki ayrı eyleminden kaynaklanmaktadır. Nitekim davacı taraf ıslah dilekçesinde de davalının iki ayrı eylemi nedeniyle talep ettiği maddi tazminat miktarlarını kuruşlandırmıştır. İlk derece mahkemesince ise davacının davadaki maddi tazminat isteminin sadece markaya tecavüz eyleminden kaynaklandığı kabulüyle inceleme ve değerlendirme yapılarak, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmi olup, davacının, haksız şikayet sonucu el konulduğu iddia olunan ürünler nedeniyle uğradığı zarar talebi yönünden herhangi bir delil toplanmadığı gibi olumlu-olumsuz bir değerlendirme de yapılmamıştır. Oysa, HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması gerekli olup, Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca da tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmüş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. HMK'nın 341. vd. maddelerinde bir kanun yolu olarak düzenlenen istinafın amacı, ilk derece mahkemesince verilen kararın denetlenmesi ve kararın yerinde görülmemesi halinde yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasıdır. Burada, temyizden farklı olarak ilk derece mahkemesi kararı yalnızca hukuka uygunluk yönünden değil maddi yönden de denetlenmektedir. İlk derece mahkemesi kararı yerinde değilse kural olarak istinaf mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırması ve ilk derece mahkemesi yerine gerekirse yeniden yargılama da yaparak karar vermesi gerekir. Ancak, HMK'nın 353/1-a. maddesinde düzenlenen yargılamaya ilişkin bazı temel usul hatalarının bulunması halinde ise istinaf incelemesi sonunda yeniden karar verilmesi söz konusu olmayıp, kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hali de düzenlenmiştir. Gerçekten de ilk derece mahkemesince, taraflarca gösterilen delillerin hiç değerlendirilmeden karar verilmesi ve delillerin ilk defa istinaf aşamasında değerlendirilmesi halinde taraflar, maddi vakıa denetimi yönünden iki dereceli incelemeden mahrum kalacak ve adil yargılanma hakkının unsurlarından olan hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilecektir. Somut olaya bu açıdan bakıldığında, davacının, yukarıda belirtilen iddiasına ilişkin hiçbir delil toplanmamış ve değerlendirilmemiştir. Bu itibarla, yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece, davacının belirtilen iddiası üzerinde durulup tüm delilleri toplanmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. 2-Kaldırma kararının niteliğine göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/05/2023 gün ve 2021/146 E. - 2023/242 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin sair ve davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 45.145,00-TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.