T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1917 KARAR NO : 2025/1771 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08.09.2025 tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/835 Esas DAVANIN KONUSU: Şirket Ortaklıktan Çıkma- Dava içi tedbir Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması ssırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin redd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1917 KARAR NO : 2025/1771 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08.09.2025 tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/835 Esas DAVANIN KONUSU: Şirket Ortaklıktan Çıkma- Dava içi tedbir Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması ssırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin, Sarıgazi Vergi Dairesinin ... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunu, davalı şirketin 27.04.2018 tarihinde kurulduğunu, üç ortaklı bir şirket olduğunu, kurucu ortaklarının müvekkili ... ve müvekkilinin kardeşleri ... ile ...olduğunu, şirketin havalandırma konusunda mekanik üretim ve hizmet işleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin de kurucu ortak sıfatıyla hem işin teknik boyutunda hem de müşteri ilişkilerinde üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, zaman içerisinde dengelerin bozulduğunu, davacının ortaklık haklarının tamamen işlevsiz hale geldiğini, sorunların çözülemediğini, davacının yönetim kararlarından dışlanmış ve ortaklık ilişkisinin doğası gereği sahip olması gereken denetim hakkını kullanmasının engellendiğini, davacının zaman içerisinde diğer ortakların kendi üzerlerine veya aile bireyleri üzerine, şirket kazancı ile taşınmaz aldıklarını öğrendiğini, davacıya şirket kurulduktan beri kar payı değil, belirli miktarlarda maaş ödemesi gibi ödeme yapıldığını, yaklaşık üç aydır ise davacıya hiçbir şekilde ödeme yapılmadığını, davalı şirket üzerine kayıtlı tek bir taşınmaz gözükmesine rağmen, davalı şirketin kazancı ile birçok taşınmaz satın alındığını ancak bu taşınmazların davalı şirket adına değil, diğer ortaklar tarafından kendi adlarına veya aile bireyleri ile güvendikleri üçüncü şahısların adına kaydedildiğini, bu durumun şirketin gerçek mali tablosunu gizleyen, müvekkilinin kar payından ve ileride hak edeceği çıkma payından mahrum bırakılmasına yol açan son derece ağır bir usulsüzlük olduğunu, öte yandan davacının bilgisine göre, davalı şirket müdürü ...'ın başka bir şirket satın aldığını ve davalı şirketin bir kısım faaliyetlerini bu şirket üzerinden yürütmeye başladığını, 16.07.2025 tarihinde davacı ve dava dışı ortaklar ...ve ... arasında karakola dahi intikal etmek zorunda kalan tatsız olaylar yaşandığını,ortaklık ilişkinin devamının olanaksız olduğunun açık olduğunu, davacının ortaklıktan dışlanması, şirketin gerçek kazancının kaçırılması, davacının kar payından mahrum bırakılması, şirket malvarlığının diğer ortaklar ve aile bireyleri adına geçirilmesi, davacının bilgi alma ve denetim hakkının engellenmesi ve nihayetinde ortaklar arasında fiziki şiddete kadar varan husumetlerin yaşanması, artık ortaklık ilişkisinin sürdürülmesini imkansız kıldığını, davalı şirketin mevcut ortakları tarafından şirket malvarlığının müvekkilden kaçırıldığını, şirket gelirlerinin üçüncü kişilere ve aile bireylerine aktarıldığını, şirket faaliyetlerinin başka şirketlere kaydırıldığını ileri sürerek, şirket malvarlığının kaçırılması ihtimaline binaen tedbiren davalı şirkete kayyım atanmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesine, öncelikle; davacının şirketten/ortaklıklıktan çıkarılmasına, HMK m.107 gereğince belirsiz alacak davası olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10,00-TL olmak üzere davacının çıkma(ayrılma) payının ve HMK m.107 gereğince belirsiz alacak davası olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10,00-TL kar payının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bu taleplerin mümkün olmaması veya aksi kanaatte olunması halinde ise; şirketin ve ortaklığın haklı nedenle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 08.09.2025 tarihli ara kararıyla; "...İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. HMK.'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunanadan kural olarak teminat alınır. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Mahkemeye geniş bir takdir alanı bırakmış ise de, Mahkeme her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse Kanun'un ön gördüğü ölçüde ispat gerçekleşmemişse (yaklaşık ispat) veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.Talep, şirket malvarlığının kaçırılması ihtimaline binaen tedbiren davalı şirkete kayyım atanmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olmakla birlikte sunulu deliller ışığında aşama itibariyle ihtiyati tedbir verilmesini gerektirecek derecede kanunun öngördüğü şekilde yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği... " gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından eksik ve hatalı hukuki değerlendirmeler sonucunda yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle tedbir talebinin reddedildiğini, davalı şirketin 27.04.2018 tarihinde kurulmuş olan üç ortaklı bir şirket olduğunu, şirketin aile şirketi olduğunu, şirket içi dengelerin zamanla bozulduğunu, ortaklar arasında güvenin sarsıldığını, özellikle ortak ...'ın yönetim anlayışının müvekkilinin ortaklık haklarını tamamen işlevsiz hale getirdiğini, şirket içinde sorunlar yaşamaya başladığını, güven ilişkisinin zedelenmesinin yalnızca bilgi paylaşmama noktasında kalmadığını, edinilen bilgilere göre diğer ortaklar tarafından şirket kazancının şahsi menfaatlere yönlendirilerek aile bireyleri adına taşınmaz edinildiğini, yaklaşık üç aydır müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin banka kartının çalıntı olarak bildirilerek kapatıldığını, zor durumda bırakıldığını, dışlayıcı ve kötü niyetli tutumlarla karşılaşıldığını, müvekkilinin bilgisine göre şirket müdürü ...'ın başka bir şirket satın aldığını, şirketin bir kısım faaliyetlerini bu şirket üzerinden yürütmeye başladığını, 16.07.2025 tarihinde müvekkili ve dava dışı ortaklar arasında karakola intikal etmiş olan tatsız olaylar yaşandığını, müvekkilinin darp edildiğini, şikayet dilekçesinin sunulduğunu, müvekkilinin ortaklıktan dışlanması, şirketin gerçek kazancının kaçırılması, müvekkilinin kar payından mahrum bırakılması, şirket mal varlığının diğer ortaklar ve aile bireyleri adına geçirilmesi bilgi ve denetim hakkının engellenmesi ve nihayetinde fiziki şiddete kadar varan husumetlerin yaşanmasının ortaklık ilişkisinin sürdürülmesini imkansız kıldığını, taraflarınca mal varlığının korunmasına ilişkin tedbir kararı verilmesinin yanı sıra şirkete kayyım atanması yönünden de tedbir talebinde bulunulmuş ise de talebin değerlendirilmediğini, şirket mal varlığının müvekkilinden kaçırıldığını, TTK'nın 636/4. hükmünde fesih davası açıldığında mahkeme tarafından gerekli önlemlerin alınabileceği hükmü doğrultusunda şirket mal varlığının korunması için davalı şirkete kayyım atanması, taşınır ve taşınmaz malların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir konulması veya müşterek imza ile şirketin temsil edilmesi gibi gerekli tedbirlerin uygulanması gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek 08.09.2025 tarihli ara kararın kaldırılmasını, tedbiren davalı şirkete kayyımı atanmasını ve şirketin taşınır ve taşınmaz mallarının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, şirket hesaplarına tedbir konulması ve şirketin tarafların müşterek imzaları ile temsil edilmesi gibi ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 638/2. hükmü gereğince limited şirketten çıkma ile çıkma payı ve kâr payının tahsili; olmadığı takdirde şirketin feshi ile tedbiren şirkete kayyım atanması istemlerine ilişkindir.Davacı vekili, esas dava içinde ihtiyati tedbir yoluyla şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davalı limited şirketin bir aile şirketi olduğu, 330 paya sahip olan davacı şirket hissedarı ile diğer ortaklar arasında kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlamasından kaynaklı olarak emniyete şikayette bulunulduğu, dava dışı şirket ortaklarından ...'ın şirketi her hususta münferit imzası ile temsil ve ilzam etmek üzere yetkili olduğu, davacı tarafça olaylar sonrasında iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 638/2. maddesinde, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmü yer alır. Bu maddede, çıkma talep edenin haklarının korunması için gerekli tedbir kararlarının alınacağı belirtilmiş olup, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığının yine HMK'nın 389 vd. hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.Bir diğer deyişle, TTK'nın 638/2.ve 636/4 maddesindeki tedbirlere hükmedebilmek için, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunması gerekir. Bu bağlamda davacı, geçici hukuki koruma kararı verilmezse telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını ve davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği tarihte dosya kapsamındaki deliller itibariyle yaklaşık ispat gerçekleşmemiştir. Şirket organları mevcuttur. Yönetimsiz kalmamıştır. Bu nedenle mahkemece verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması hâlinde her zaman ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu da dikkate alındığında, bu aşamada ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığından, ilk derece mahkemesi ara kararında usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 13.11.2025 KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.