T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/640 - 2025/1024 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/640 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN KARAR NO : 2025/1024 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2022 ESAS NO : 2021/334 E 2022/998 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/640 - 2025/1024 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/640 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN KARAR NO : 2025/1024 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2022 ESAS NO : 2021/334 E 2022/998 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 25/09/2025 YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili adına kayıtlı ... plaka, ... marka araç 09.11.2010 tarihinde tescil edilerek kullanıldığını, standardına göre teknik düzenlemesinde var olduğu yeni tespit edilen“ Sağ Amortisör Kule + Şasi” arızasının imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğunu, son kez 02.12.2019 tarihinde bakım için götürüldüğü teknik serviste tespit edildiğini, izolasyonun yeterli gelmediğini ve çamurluk davlumbazı kapatmadığını tekerleğin su atmasından dolayı çürüme meydana geldiğini, çürümenin meydana geldiği yerin araç için en önemli bir parçası olduğunu, şase ve teker bağlantısının bulunduğu yer olduğunu, sağlıklı üretilen bir araçta böyle bir çürümenin olmasının mümkün olmadığını, dava konusu araçta üretim hatası bulunduğunu, Karayolları Trafik Kanununa göre, araçta şase numarasının olduğu yere 15 cm’ye kadar işlem yapılamayacağını, bu kısımda şase numarasının olduğunu, müvekkili şirket tarafından yetkili servise götürüldüğünde, sağ tarafta şase numarası bulunduğundan sağ parça bulunamadığını, bu sebeple sol parça baz alınarak fiyatlandırma yapıldığını, söz konusu ayıbın, Sol Amortisör Kule + Şasi’deki ayıbın imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğunu, belirterek davanın kabulüne, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı vekili; dava konusu aracı satın alma tarihinin 09.11.2010 olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, aracın sözde gizli ayıplı olduğunun ise 02.12.2019 tarihinde öğrendiğini iddia ettiğini, 11 yaşında aracının üretim hatası olduğunu iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini davacının aracı teslim aldığı 09.11.2010 tarihinden bugüne kadar aracın kaza geçirip geçirmediğini, yetkili servis olmayan yerlerde işlem görüp görmediğini, taraflarınca bilinmediğini aracın tramer kayıtlarının celbi ile kaza hasarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİ: Mahkemece; davacının 08/11/2010 tarihinde KDV dahil 44.616,54 TL bedel ile dava konusu aracı davalı şirket yetkili satıcısından satın aldığı, araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp nedeniyle aracın ön sağ amortisörünün kule kısmında kaynak bağlantılı ek yerinde 20 cm uzunluğunda, 2 cm genişliğinde açılma ve korozyon oluştuğu, oluşan hasarın giderilmesinin dava tarihi itibariyle 7.500,00 TL + KDV masraf gerektirdiği ve ayıbın araçta 7.436,00 TL değer kaybına sebebiyet verdiği ,imalattan kaynaklı gizli ayıbın davalının ağır kusurundan ileri geldiği, gizli ayıp ve ağır kusur nedeniyle TBK 225 m uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğundan ve ihbarın süresinde yapılmadığından söz edilemeyeceği araç satış tarihi ile dava tarihi arasında geçen yaklaşık 11 yıllık süre, ayıp nedeniyle araçtaki değer kaybının araca oranı dikkate alındığında aracın ayıpsız misli ile değişiminin hakkaniyete uygun olmadığı bu kapsamda davacının 7.500,00 TL + KDV tamirat gideri ile 7.436,00 TL değer kaybını bedel indirimi olarak talep edebileceği bilirkişi raporu, araç faturası ve tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığı, aracın davalı şirketin yetkili bayisi tarafından satıldığı, gerekçesiyle davacının davasının bedel indirim olarak kabulüne fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 5.000-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: I-)Davacı vekili ; aracın ayıptan ari misliyle değişim koşullarının oluşmasına rağmen mahkemece davanın bedel indirimi olarak kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini istemiştir. II-)Davalı vekili; davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aracın 08.11.2010 tarihinde satın alındığını davanın ise 07.06.2021 tarihinde açıldığını, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini bildirerek ilk derce mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; davaya konu makinenin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bundan doğan sorumluluğun kime ait olacağı ve sorumluluğun sonucunun hukuken ne olacağı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, tacirler arası satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Uyuşmazlık araçta üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunup bulunmadığı, zaman aşımı definin yerinde olup olmadığı, davacının aracın ayıptan ari misliyle değişimini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlık öncelikle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktasındadır. BK m.231 şöyledir: "Satıcı daha uzun bir süre üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşıma uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı. Bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz". Zarardan dolayı açılacak davalar, anılan maddeye göre iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre, malın teslimi tarihinden itibaren başlayacaktır. Malın gizli ayıplı olması sonucu değiştirmeyecektir. Maddedeki "... Ayıp daha sonra ortaya çıksa bile,...." sözleriyle gizli ayıp kast edilmektedir. Davacı şirket, davalıdan 08/11/2010 tarih ve 123838 nolu faturaya göre ... plaka, ... şasi numaralı, ... marka model aracı 44.616,54 TL bedelle satın almıştır. Satıma konu araç 02/12/2019 tarihinde teknik serviste yapılan inceleme sonucu bakım sırasında aracın ön sağ amortisörünün kule kısmında kaynak bağlantılı ek yerinde 20 cm uzunluğunda 2 cm genişliğinde açılma olduğu ve aynı yerde korozyon oluştuğu tespit edilmiştir. Davacı yan ayıbı 02/11/2019 tarihinde ayıbı öğrenmiş olduğundan bu durumu anılan yasa hükmü uyarınca derhal satıcıya bildirmesi gerekirken bildirimde bulunmamıştır. Dava ise 07/06/2021 tarihinde açılmıştır. Davacı taraf, satılanın ayıplı olması nedeniyle aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf ise diğer savunmalarının yanında süresi içinde zamanaşımı defini ileriye sürmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 231/1. maddesine göre, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. TBK'nın 231/2. Maddesine göre ise satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Ancak satılan mala daha uzun süreli garanti verildiği zaman sürenin garanti süresi sonuna kadar uzayacağı Yargıtay uygulamalarıyla kabul edilmektedir. Somut olayda iki yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gibi garanti süresinin de dava tarihi itibariyle geçmiş olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece dava konusu araçta gizli ayıp saptandığı gerekçesiyle araçtaki oluşan değer kaybına hükmedilmiş ise de 6098 sayılı BK'nın 231 .maddesindeki '' iğfal durumunda zamanaşımı işlemez'' hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması nedeniyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla gizli ayıp tek başına olayda iğfal bulunduğunu göstermez. Davalının iddia edilen arızayı bilerek dava konusu aracın satışını yaptığı ve sonuç olarak davacının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğu ispatlanamamıştır. İğfal sonucu doğurabilecek nedenlere de dosyada rastlanılmamıştır. Somut olayda, dava konusu araç davacıya teslim edildikten yaklaşık on yıl beş ay sonra 07/06/2021 tarihinde açılmış olup, davanın açıldığı tarihe göre yasada öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği tartışmasızdır. Dosya kapsamında, daha uzun bir süre için garanti verildiği yönünde bir delil bulunmadığı gibi davacı tarafından bu yönde bir iddia da ileri sürülmüş değildir. Bu nedenle davalının zamanaşımı def'inin kabulü gerekirken reddiyle işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacının tüm istinaf itirazlarının reddine, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü ile HMK'nin 353/1.b.2.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 3-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/334 Esas 2022/998 Karar ve 21/12/2022 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 4-a)Davacının davasının zamanaşımı nedeniyle REDDİNE; b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40TL harçtan peşin alınan 85,39TL harcın mahsubu ile bakiye 530,01TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç)Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 5.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d)6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, e-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ; 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 5-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 615,40TL harçtan peşin alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."