T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2080 - 2026/343 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2080 KARAR NO : 2026/343 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2022 NUMARASI : 2020/184 E. - 2022/108 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2080 - 2026/343 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2080 KARAR NO : 2026/343 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2022 NUMARASI : 2020/184 E. - 2022/108 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/03/2022 tarih ve 2020/184 E. - 2022/108 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davaya konu 2019/07793 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkiline ait “...” ibareli markalara dayalı olarak yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, ... nezdinde de tanınmış marka olarak tescilli bulunduğunu, müvekkilinin gösterdiği faaliyetler neticesinde “zeytin” denildiğinde akla ilk müvekkilinin geldiğini, davaya konu başvuru kapsamındaki malların, müvekkiline ait markaların kapsamlarında da aynen yer aldığını, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin bu ibareyi içeren onlarca seri markası olduğunu, müvekkili markalarının bir bütün olarak ele alınması suretiyle benzerlik değerlendirilmesi yapılması gerektiğini, davaya konu Kurum kararında bu yönden hataya düşüldüğünü, dava konusu markanın kullanılmasının, müvekkiline ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceğini, tanınmış markaların benzerlerinin başka mal veya hizmetlerde kullanılmasına izin verilmezken, aynı sınıf olan 29. ve 30. sınıfta tescilin hukuka uygun olmadığını, davaya konu başvurunun, müvekkilinin Türkiye çapındaki tanınmışlığından yararlanmak amacıyla kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-627 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik olmadığını, SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların oluşmadığını, kötü niyet iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin bal üreticisi olduğunu, müvekkilinin bal üretimi yaptığı köyün isminin ... olduğunu, tescile konu ettiği marka başvurusunda da buradan esinlendiğini, müvekkili markasının "..." ve özellikle zeytin ve türevleriyle hiçbir ilgisi olmadığını, Manisa’da ayrıca ... adlı bir ilçenin de bulunduğunu, bu ibarenin bir yer adı olduğunu, ülkenin tarihsel, ekonomik ve sosyal açıdan adeta can damarı olan ... Bölgesinin isim hakkının sadece bir kooperatifle sınırlı tutulmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6/5 maddesinin uygulama alanı bulmayacağı, davacı yanın, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını ispatlar nitelikte dosyaya herhangi bir bilgi, belge sunmadığı gibi taraf markaları arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu markanın müvekkiline ait olan seri markalarla iltibasa yol açacağını, nitekim davalı Kurumun da daha önce benzer başvurularda, iltibasın varlığını kabul ettiğini, itiraza konu markanın, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı gibi bu bu markaların ayırt edici niteliğini zedeleyici sonuçlara da yol açacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, ülkemizdeki bir coğrafi bölgenin adı olduğu ve bu itibarla kimsenin tekeline bırakılamayacak ibarelerden bulunduğu, bu husus da dikkate alındığında, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, davacı markalarının tanınmış olmalarının da bir tescil engeli yaratmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.