T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1393 KARAR NO : 2025/1909 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/06/2024 NUMARASI : 2023/655 Esas - 2024/402 Karar DAVA: Genel Kurul Kararının İptali - Kâr payının Tahsili - Banka Yönetim Kurulu Kararı ile Yapılan Devir İşleminin İptali - Bağımsız Denetim Raporunun İptali - Halka Açıklığın Kaldırılması BİRLEŞEN İ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1393 KARAR NO : 2025/1909 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/06/2024 NUMARASI : 2023/655 Esas - 2024/402 Karar DAVA: Genel Kurul Kararının İptali - Kâr payının Tahsili - Banka Yönetim Kurulu Kararı ile Yapılan Devir İşleminin İptali - Bağımsız Denetim Raporunun İptali - Halka Açıklığın Kaldırılması BİRLEŞEN İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/673 ESAS - 2023/714 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA: Genel Kurul Kararının İptali - Yönetim Kurulu Kararı ile Yapılan Devir İşleminin İptali - Bağımsız Denetim Raporunun İptali - Halka Açıklığın Kaldırılması - TazminatTaraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince (asıl davada verilen hükme karşı) istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın halka açık bir şirket olduğunu, davacının bankanın hissedarı olduğunu, davalı bankanın 2022 yılı mali dönemine ait olağan genel kurul toplantısının 30/03/2023 tarihinde saat 11.00'de yapıldığını, müvekkilinin de merkezi kayıt kuruluşunun e-genel kurul uygulaması üzerinden e-imza ile oy kullanarak toplantıya katıldığını, genel kurulda gündem maddeleri ile ilgili görüşlerini bildirip muhalefet şerhi koyduğunu, davalı bankanın 2022 mali döneminde bağımsız denetim yetkisi bulunan şirket tarafından verilen 01/01/2022 - 31/12/2022 mali dönemine ait bağımsız denetim raporunda bağımsız denetçi tarafından sınırlı olumlu görüş bildirildiğini, bu olumsuz görüşten anlaşıldığına göre banka yönetiminin serbest karşılık adı altında 5.400.000.000 TL gider yazarak 2022 yılı kârlılığını azalttığını, banka yönetiminin 2022 yılında uyguladığı yönetim politikasının TMK'nın 2. ve 3. maddelerindeki dürüstlük ve iyi niyet kurallarına TTK'nın 18/2.maddesindeki basiretli tacir hükmüne, SPK'nın 21/2.maddesindeki basiretli tacir hükmüne aykırı olduğunu; bu rapordan anlaşılacağı üzere, kurumlar vergisi yönünden Hazinenin de zarara uğratıldığını; 2022 yılı kâr/zarar tablosu analiz edildiğinde 22.282.814.000 TL olan 2022 yılı kârının %24,23 oranında azaltarak şirket ortaklarının hisse başına düşen pay değerini azaltarak şirket ortağı olan müvekkiline ve diğer küçük yatırımcıya zarar verdiğini; söz konusu raporun 124.sayfasında yer alan bilgelere göre satın alınan şirketin bankaya birim hisse maliyetinin 42,74 TL/adet olarak hesaplandığını, iştirake sahip olan bankanın kendi birim hisse fiyatının Borsa İstanbul verilerinde son bir yıllık verileri baz alındığında iştirak olarak satın aldığı ... Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş.'nin hisse değerinden daha düşük olduğunu; davalı bankanın yedi yıldır kâr dağıtımı yapmadığını ancak davalı bankanın 22.950.000.000 TL nominal değerdeki 22.950.000.000 adet hisseyi 981.000.000 TL ödeme yaparak ortalama 42,74 TL'den ... Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş.'nin hisselerini satın aldığını, bu şirketin Hollanda Ticaret Odasına 54268907 sicil numarası ile kayıtlı olduğunu ve 30/12/2011 yılında kurulduğunu, sermayesinin 18.000 Euro olduğunu, çalışanı bulunmadığını, tek kişilik şirket olduğunu; anlaşmanın imzalandığı tarih olan 21/10/2022 tarihindeki Euro kuru değerlendirildiğinde 53.960.396,03 Euro bedel ödenerek satın aldığını, bu durumda bankanın şirket hisselerini devir alırken örtülü sermaye transferinin varlığına yönelik kuvvetli emarelerin olduğunun anlaşıldığını, söz konusu şirket devrinin 2021 yılında ve 2022 yılında yapılan genel kurullarda gündeme gelmediğini; yönetim kurulu kararı ile devir işleminin gerçekleştiğini, bu işlemin vergi yönünden Hazineyi ve şirket ortakları yönünden de hissedarları zarara uğrattığını, banka yönetim kurulunun her yıl yasal yedekler ayrıldıktan sonra kalan kâr tutarını ödenmiş sermayenin on iki katına ulaşmasına rağmen sermayeye ilave edilmesine ve kâr dağıtımına karar vermiyor olmasının banka yönetiminin iyi niyet karinesine uymadığına gösterdiğini; banka yönetiminin sadece bankanın %99,88 hissesine sahip kurumsal ortakların talepleri doğrultusunda hareket ederek küçük yatırımcıyı yok saydığını, bunun da kötü niyeti gösterdiğini, bağımsız denetim kuruluşunun bankanın kâr dağıtım politikasında azınlık haklarını da ihlal ettiğine dair raporda bilgi yer almadığını, bağımsız denetim raporunun bu hali ile sadece hâkim ortağın menfaatlerini dikkate alan bir rapor olmaktan öte başka bir işleminin olmadığını, bağımsız denetim şirketinin rapordaki tüm eksikliklerin giderilmesi gerektiğini; bağımsız denetim yetkisi veren düzenleyici ve denetleyici kurum olan Kamu Gözetimi Kurumundan detaylı bilgi istenip bağımsız denetim raporunun tüm yönleriyle düzeltilmesinin gerektiğini, yürürlükte olan TTK'nın 507. maddesi gereğince kâr payının ödenmesi gerektiğini, bankanın 31/12/2022 tarihli finansal tablolarında yer alan yasal yedekler hariç olmak üzere bankadaki 1.730 lot hissesine karşılık müvekkiline 19.330 TL kârın genel kurul tarihinden ödeme yapılacağı tarihe kadar geçen süre için yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiklerini; TTK'nın 509/4.maddesi ve SPK'nın 15/4.maddesi gereğince halka açık anonim şirketlerin kâr payı avansı kanunda belirtilen şartlarda ödenebileceği hüküm altına aldığından banka yönetiminin kötü niyetli davranışına karşı bankanın üçüncü çeyrek dönemine ait (Ocak-Eylül 2023 dönem kârı baz alınarak) müvekkiline hissesi oranında kâr payı ödemesinin ara karar ile karar verilmesini; bankanın ulusal ve uluslararası çapta bir banka olması nedeni ile bankanın ticari faaliyetlerini aksatmayacak ve mevcut yönetim kurulunda yönetsel zaafiyeti bertaraf edecek şekilde dava konusu işlemler sonuçlanana veya banka tarafından mağduriyetlerin ve finansal tablolardaki hata ve örtülü sermaye transferleri ile ilgili karar kesinleşinceye kadar kayyım gözetiminde faaliyetine devam ettirilmesine; 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptal edilmesine, iştirak hissesini emsaline göre yüksek fiyattan almak örtülü sermaye transferi olarak değerlendirileceğinden banka yönetim kurulu kararı ile yapılan söz konusu devir işleminin iptal edilmesine, Mahkemece atanacak bilirkişi, kurum ve kuruluş gözetiminde ve ilgili kamu kurumu denetiminde söz konusu işlemin yeniden tesis edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporunda yer alan eksik hususlar nedeniyle bağımsız denetim raporunun iptal edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporundaki eksikliklerin giderilmesi için bağımsız denetim raporu ile ilgili kurumdan detaylı rapor alınmasına, KGK'dan gelen bilgiler doğrultusunda bağımsız denetim raporunun yeniden düzeltilmesine karar verilmesini, banka yönetiminin aile şirketi gibi bankayı yöneterek küçük yatırımcıyı korumaktan uzak yönetsel faaliyet gösterdiğinden davalı bankanın borsa kotundan çıkartılıp dolaşımdaki tüm hisseleri toplayıp küçük yatırımcıya da zarar vermeden faaliyetine devam etmesi gerektiğinden, davalı bankanın bu hâli ile halka açık statüsünden çıkartılıp, pay piyasasındaki işlemlerinin kaldırılıp borsa kotundan çıkartılması için SPK'dan görüş alınarak bankanın halka açıklığının kaldırılması yönünde karar verilmesini, mevcut yönetim kurulunun hâlen iş başında olması nedeni ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada, davalı vekili savunmasında özetle; davacının huzurdaki davadaki taleplerinin dinlenebilmesi için davacının pay sahipliği sıfatının davanın kesinleşmesine kadar devam etmesinin gerektiğini; davacı sahip olduğu hisseleri Borsa İstanbul nezdinde borsadan iktisap etmiş olduğunu; davacının hâlihazırda pay sahibi olup olmadığının ve pay sahibi ise iktisap tarihinin merkezi kayıt kuruluşuna müzekkere yazılarak tespitini, davacı pay sahibi değil ise veya dava açıldıktan sonra tekrar edinilmiş ise davanın esasa girilmeksizin usulden reddini talep ettiklerini; TTK'nın 448/3 maddesi uyarınca Mahkemece belirlenecek teminat tutarının davacı tarafından dosyaya yatırılmasını talep ettiklerini, Mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi için ileri sürülen vakıalara ve iddialara karşı savunma yapılabilmesi için davacı tarafından iddia edilen vakıaların ve taleplerin açık ve somut olarak ortaya konulması gerektiğini; HMK'nın 120. maddesi ve Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından her bir talebine ilişkin ayrı ayrı harç ve gider avansı yatırması ve dava neticesinde de her bir talep bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine ve ayrıca yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerektiğini, davacının hukuki dinlenebilirliği bulunmayan taleplerinin Mahkeme huzurunda müvekkili bankaya yöneltilmesinin mümkün olmadığını; davacının söz konusu taleplerde bulunabileceği bir hak sahipliği de bulunmadığını, davacı yönünden aktif husumet yokluğu ve müvekkili banka yönünden pasif husumet yokluğu söz konusu olduğunu, davanın bu nedenle husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini; davacının 981.000.000 TL değerindeki hisse devri işleminin iptali ve yeniden tesisi, 19.330 TL kâr payı ödenmesi ve kâr payı avansı ödenmesi talepleri yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunmadan işbu davayı ikame ettiğini; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini; hangi genel kurul kararlarının iptali talep edildiği belirtilmeden "genel kurulun iptali" şeklinde genel geçer bir talebin dinlenilmesinin mümkün olmadığını; her halükârda iptali talep edilen genel kurulun 30/03/2023 tarihli olduğunu, huzurdaki davanın ise TTK'nın 445. maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süre sona erdikten sonra 07/09/2023 tarihinde ikame edilmiş olduğundan davanın reddinin gerektiğini; ayrıca bir kısım kararlar için özel dava koşulu olan "Muhalefet Şerhi" düşülmemiş olması ve muhalefet şerhinin sorudan ibaret olması, diğerleri bakımından da "Peşin Muhalefet Şerhi" bulunması nedeniyle iptal talebinin reddi gerektiğini; işbu davanın açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının talepleri yönünden derdestlik itirazlarının bulunduğunu, kâr payının ancak genel kurul kararı ile dağıtılabileceğini, kâr dağıtımına ilişkin bir genel kurul kararı olmaksızın Mahkemeden kâr payı ödenmesi talep edilemeyeceği gibi, Mahkemece kâr payı ödenmesine de karar verilemeyeceğini; kâr payı tebliği uyarınca kâr payı avansının dağıtılması için esas sözleşmede hüküm bulunmasının zorunlu olduğunu; müvekkili banka esas sözleşmesinde kâr payı avansının dağıtılmasına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını; genel kurul tarafından yapılmış bir yetkilendirme de bulunmadığını; TTK'nın 397. maddesine göre bağımsız denetçinin genel kurul tarafından seçileceğini, bağımsız denetçi tarafından hazırlanan raporun iptalinin mümkün olmadığını, müvekkili bankanın da raporun iptali yönünde herhangi bir tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını, bu nedenle bağımsız denetim raporunun iptalini talep etme yönünden davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı gibi aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığını; ayrıca müvekkili bankaya da bu konuda husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili bankanın SPK ve BİST nezdindeki tüm şart ve yükümlülükleri sağlayarak halka açıklık statüsü kazandığını ve payları borsada işlem gören bir anonim şirket olduğunu; hisselerinin 03/02/1990 tarihinde işlem görmeye başladığını, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkartılan "2-16-1 sayılı Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkartılması Ve Paylarının Borsa İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Tebliğ" uyarınca müvekkili bankanın halka açıklık statüsünün sona erdirilmesi ve borsa kotundan çıkartılmasının müvekkili bankanın genel kurulu tarafından karar alınması ve bu karar uyarınca da ilgili kamu kurumları nezdinde gerekli müracaatların yapılması ve nihayetinde ilgili kurumların bu yönde karar alması ile mümkün olduğunu; diğer yandan borsada işlem gören payların kottan çıkartma şartları ve borsada işlem görmesinin durdurulması hâllerinin BİST yönergelerinde sınırlı olarak sayıldığını ve çıkarma işleminin BİST'in yönetim kurulu tarafından uygun bulunması ve karar alması sureti ile tesis edilebileceğini, BİST Kotasyon Yönergesi'nin 21. maddesinde açıkça düzenlendiğini, dolayısıyla davacının müvekkili bankanın halka açıklık statüsünden çıkartılması, pay piyasasındaki işlemlerinin kaldırılıp borsa kotundan çıkartılması taleplerinin müvekkili bankaya yöneltilmesinin mümkün olmadığnı; müvekkili bankanın halka açık paylarına sahip olan tek yatırımcısının davacı olmadığını, davacının halka açıklığın kaldırılması veya kottan çıkartma talebinde hukuki bir menfaatinin olmadığını, aksine tüm yatırımcıların da menfaatlerinin ihlaline yol açacak nitelikte olduğunu, bu nedenle talebin kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu edilen hisse devir işleminin gerçekleştirilmesine ilişkin olarak alınan yönetim kurulu kararının kanuni usul ve esaslara uygun olarak alındığını ve KAP'ta duyurulduğunu, hisse devir işleminin geçerli olduğunu ve ifa edildiğini, iptalinin talep edilemeyeceğini, dava konusu hisse devir işleminin örtülü kazanç aktarımının varlığı için aranan şartları/unsurları taşımadığını, 2022 mali dönemine ait olağan genel kurulu usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini ve genel kurulda alınan kararların yeterli nisaplara kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına uygun olarak alındığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın halka açık bir şirket olduğunu, davacının bankanın hissedarı olduğunu, davalı bankanın 2022 yılı mali dönemine ait olağan genel kurul toplantısının 30/03/2023 tarihinde saat 11.00'de yaptığını, müvekkilinin de merkezi kayıt kuruluşunun e-genel kurul uygulaması üzerinden e-imza ile oy kullanarak toplantıya katıldığını, genel kurulda gündem maddeleri ile ilgili görüşlerini bildirip muhalefet şerhi koyduğunu, faaliyet raporunun içerisinde yer alan iştirak hissesi satın alınması hususunun örtülü sermaye transferine ilişkin kuvvetli karineler içerdiği için örtülü sermaye transferinin iptalinin gerektiğini, denetçi raporun 124.sayfasında yer alan bilgelere göre satın alınan şirketin bankaya birim hisse maliyetinin 42,74 TL/adet olarak hesaplandığını, iştirake sahip olan bankanın kendi birim hisse fiyatının Borsa İstanbul verilerinde son bir yıllık verileri baz alındığında iştirak olarak satın aldığı ... Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş.'nin hisse değerinden daha düşük olduğunu, davalı bankanın 7 yıldır kâr dağıtımı yapmadığını ancak davalı bankanın 22.950.000.000 TL nominal değerdeki 22.950.000.000 adet hisseyi 981.000.000 TL ödeme yaparak ortalama 42,74 TL'den ... Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş.'nin hisselerini satın aldığını, bu şirketin Hollanda Ticaret odasına 54268907 sicil numarası ile kayıtlı olduğunu ve 30/12/2011 yılında kurulduğunu, sermayesinin 18.000 Euro olduğunu, çalışanı bulunmadığını, tek kişilik şirket olduğunu, anlaşmanın imzalandığı tarih olan 21/10/2022 tarihindeki Euro kuru değerlendirildiğinde 53.960.396,03 Euro bedel ödenerek satın aldığını, bu durumda bankanın şirket hisselerini devir alırken örtülü sermaye transferinin varlığına yönelik kuvvetli emarelerin olduğunun anlaşıldığını, söz konusu şirket devrinin 2021 yılında ve 2022 yılında yapılan genel kurullarda gündeme gelmediğini, yönetim kurulu kararı ile devir işleminin gerçekleştiğini, bu işlemin vergi yönünden hazineyi ve şirket ortakları yönünden de hissedarları zarara uğrattığını, ... Sağlık şirketinin 45.000.000 TL sermayesi olan bir şirket olduğunu, bankanın 3.350.000.000 TL ödenmiş sermayesi ve 44.937.472.000 TL öz kaynak toplamı olduğunu, 2022 yılı kârı olan 17.223.766.000 TL'den daha düşük bir şirkete bankanın kendi hisse fiyatından daha yüksek bir fiyatla satın almış olduğunu, bu durumun sermaye transferi olduğunu ortaya koyduğunu, şirket ortakları, banka ortakları, yönetim kurulu üyelerinin organik, inorganik bağlarının yetkili kurumlar tarafından incelenmesi gerektiğini belirterek, 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptal edilmesini, iştirak hissesini emsaline göre yüksek fiyattan almak örtülü sermaye transferi olarak değerlendirileceğinden banka yönetim kurulu kararı ile yapılan söz konusu devir işleminin iptal edilmesini, TL-Euro ortalaması olarak 96.253,74 TL zararın işlem gerçekleşme tarihinden itibaren yasal faaliyeti ile müvekkiline ödenmesini, Mahkemece atanacak bilirkişi kurum, kuruluş ve gözetiminde ve ilgili kamu kurumu denetiminde söz konusu işlemin yeniden tesis edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporunda yer alan eksik hususlar nedeniyle bağımsız denetim raporunun iptal edilmesine karar verilmesini, bağımsız denetim raporundaki eksikliklerin giderilmesi için bağımsız denetim raporu ile ilgili kurumdan detaylı rapor alınmasına, KGK'dan gelen bilgiler doğrultusunda bağımsız denetim raporunun yeniden düzeltilmesine karar verilmesine, banka yönetiminin aile şirketi gibi bankayı yöneterek küçük yatırımcıyı korumaktan uzak yönetsel faaliyet gösterdiğinden davalı bankanın borsa kotundan çıkartılıp dolaşımdaki tüm hisseleri toplayıp küçük yatırımcıya da zarar vermeden faaliyetine devam etmesi gerektiğinden, davalı bankanın bu hali ile halka açık statüsünden çıkartılıp, pay piyasasındaki işlemlerinin kaldırılıp borsa kotundan çıkartılması için SPK'dan görüş alınarak bankanın halka açıklığının kaldırılması yönünden karar verilmesini, mevcut yönetim kurulunun halen iş başında olması nedeni ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada, davalı vekili savunmasında özetle; davacının huzurdaki davadaki taleplerinin dinlenebilmesi için davacının pay sahipliği sıfatının davanın kesinleşmesine kadar devam etmesinin gerektiğini, davacının sahip olduğu hisseleri Borsa İstanbul nezdinde borsadan iktisap etmiş olduğunu, davacının halihazırda pay sahibi olup olmadığının ve pay sahibi ise iktisap tarihinin merkezi kayıt kuruluşuna müzekkere yazılarak tespitini, TTK'nın 448/3 maddesi uyarınca Mahkemece belirlenecek teminat tutarının davacı tarafından dosyaya yatırılmasını talep ettiklerini, Mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi için ileri sürülen vakıalara ve iddialara karşı savunma yapılabilmesi için davacı tarafından iddia edilen vakıaların ve taleplerin açık ve somut olarak ortaya konulması gerektiğini, HMK'nın 120. maddesi ve Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından her bir talebine ilişkin ayrı ayrı harç ve gider avansı yatırması ve dava neticesinde de her bir talep bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine ve ayrıca yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerektiğini, davacının hukuki dinlenebilirliği bulunmayan taleplerinin Mahkeme huzurunda müvekkili bankaya yöneltilmesi mümkün olmadığını, davacının söz konusu taleplerde bulunabileceği bir hak sahipliği de bulunmadığını, davacı yönünden aktif husumet yokluğu ve müvekkili banka yönünden pasif husumet yokluğu söz konusu olduğunu, davanın bu nedenle husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacının hisse devir işlemi nedeniyle uğradığını iddia ettiği 96.253,74 TL zararın tazmini talebi yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunmadan işbu davayı ikame ettiğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hangi genel kurul kararlarının iptali talep edildiği belirtilmeden "genel kurulun iptali" şeklinde genel geçer bir talebin dinlenilmesinin mümkün olmadığını, her halükarda iptali talep edilen genel kurulun 30/03/2023 tarihli olduğunu, huzurdaki davanın TTK'nın 445. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre sona erdikten sonra, 07/09/2023 tarihinde ikame edilmiş olduğundan reddinin gerektiğini, ayrıca bir kısım kararlar için özel dava koşulu olan "Muhalefet Şerhi" düşülmemiş olması ve muhalefet şerhinin sorudan ibaret olması, diğerleri bakımından da "Peşin Muhalefet Şerhi" bulunması nedeniyle iptal talebinin reddi gerektiğini, işbu davanın açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, bu dosyanın birleştirilmesine karar verilen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/655 Esas sayılı dosyasında davacı taleplerinin bu davadaki taleplerle aynı olduğu ve davanın derdest olduğunu, davacının talepleri yönünden derdestlik itirazlarının bulunulduğunu, davanın HMK'nın 114/1.maddesi gereğince derdestlik yönünden dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu edilen hisse devir işleminin gerçekleştirilmesine ilişkin olarak alınan yönetim kurulu kararının kanuni usul ve esaslara uygun olarak alındığını ve KAP'ta duyurulduğunu, hisse devir işleminin geçerli olduğunu ve ifa edildiğini, iptalinin talep edilemeyeceğini, dava konusu hisse devir işlemiş örtülü kazanç aktarımının varlığı için aranan şartları/unsurları taşımadığını, davacının uğradığı bir zararın varlığından söz etmenin mümkün olmadığını, davacı bir zarara uğramadığı gibi müvekkili bankanın soyut bir varsayım olarak ileri sürülen zarar iddiasının gerçekleşmesinde hukuka aykırı bir eylemi, kusuru ve iddia olunan zarar ile hisse devir işlemi arasında bulunması zorunlu illiyet bağı da bulunmadığını, ayrıca davacının zararına sebebiyet verdiğini iddia ettiği hisse devir işlemi döneminde, müvekkili banka hisse değerlerinde davacının iddiasının aksine düşüşten ziyade artış gerçekleştiğini, bu yönüyle de davacının hisse devir işlemi nedeniyle zarara uğradığının kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın aktif ve pasif husumet yönünden, arabuluculuk bulunmadığından ve derdestlik nedeni dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, davacının ayrı ayrı hukuki dayanaktan yoksun her davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Asıl davada davacının her bir davası ile ilgili yapılan incelemede; Davacı davalı şirketin 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının iptalini talep etmiştir.TTK'nın 445.maddesinde; genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Bu maddede düzenlenen 3 aylık süre hak düşürücü süre olup genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. (Yargıtay 11.HD.nin 30.03.2016 tarih ve 2015/8744 E., 2016/3486 K.) Dava konusu genel kurulun yapıldığı tarih 30/03/2023 tarihi olup dava ise; genel kurul tarihinden üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 07/09/2023 tarihinde açılmıştır. Bu nedenle davacının genel kurul kararlarının iptali davasının reddine karar verilmiştir. Davacı, kâr payı ödenmesini talebinde bulunmuştur. TTK'nın 408/2-d maddesinde; finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermaye ve dağıtılacak kâra katılması dahil kullanılmasına dair kararların alınması kararı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu düzenlenmiştir. Anonim şirket genel kurulunun şirket kâr payının belirlenip dağıtımı konusunda tek yetkili organ olması ve bu doğrultuda genel kurulda alınmış bir karar bulunmaması nedeni ile davacının kâr payı talep etmesi mümkün değildir. (Yargıtay 11. HD'nin 21/03/2016 tarih ve 2015/8238 Esas - 2015/3141 Karar, 14/03/2016 tarih ve 2015/6939 Esas - 2015/2769 Karar) bu nedenle davacının kâr payı ödenmesi davasının reddine karar verilmiştir.Davacı, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesini ve bağımsız denetim raporunun yeniden düzenletilmesini talep etmiştir. TTK'nın 399.maddelsine göre anonim şirketlerde denetim yapacak olan denetçi şirket genel kurul tarafından seçilir. Denetçi şirket TTK'nın 397. vd. maddeleri gereğince denetimini yaparak TTK 402.maddesi gereğince raporunu düzenleyerek yönetim kuruluna sunar. Bu denetçi raporunun davalı şirket tarafından kabul edilmemesi gibi bir durum olmadığı gibi bu raporun iptalinin de istenemeyeceğinden davacının bu davasının reddine karar verilmiştir. Davacı, banka yönetim kurulu kararı ile yapılan devir işleminin örtülü sermaye transferi olduğunu iddia ederek iptalini talep etmiştir. Davalı bankanın yönetim kurulu toplantısında bankanın iştirak ettiği ... A.Ş.'deki ortaklık payına ilişkin olarak dava dışı şirketin hisselerinin satın alınmasına karar verildiği, bu kapsamda dava dışı ... şirketi ile hisse alım sözleşmesi imzalandığı ve bu durumun KAP'ta duyurulduğu, sözleşmenin ifa edildiği, hisse devir işlemlerinin tamamlandığı, hisse devir işlemine dayanak yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğu ve esas sözleşmeye ve mevzuata uygun olarak gerçekleştiği, davacının bu konudaki yönetim kurulu kararının iptalini talep etme hakkının bulunmadığı, kaldı ki davacının bu iddiası ile ilgili somut delil bulunmadığı anlaşıldığından davacının bu talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı, davalı şirketin kottan çıkartılarak halka açıklığının kaldırılmasını talep etmiştir. Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkarılması ve Paylarının Borsada İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Esaslar Tebliği (II-16.1)'n 4. vd. maddelerinde kanun kapsamında çıkartılmanın düzenlendiği, tebliğin 5.maddesinde genel kurul kararı üzerine şirketlerin kanun kapsamından çıkartılacağının düzenlendiği, BİST Kotasyon Yönergesinin 23 vd. maddelerinde Borsa Kotundan çıkartılmanın düzenlendiği, borsa kotundan çıkartmaya yetkili kurumun BSİT yönetim kurulu olduğunun düzenlendiği, yasal düzenleme göz önüne alındığında davalı şirketin borsa kotundan çıkartılmasına ilişkin BİST yönetim kurulu kararının bulunmadığı, şirketin halka açıklığının kaldırılması yönünde davalı şirketin genel kurulunda herhangi bir kararın alınmadığı anlaşıldığından davalı şirketin halka açıklığının kaldırılması ve borsa kotundan çıkartılmasına yönelik davacının davasının yasal şartların oluşmadığı, davacının ortak sıfatıyla böyle bir talepte bulunamayacağı bu nedenle bu davasının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının bu davasının reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davacının her bir davası ile ilgili yapılan incelemede; Davacı, davalı şirketin 30/03/2023 tarihli genel kurul kararlarının iptalini, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesine karar verilmesini, yeniden bağımsız denetim raporun düzeltilmesine karar verilmesini, davalının halka açıklığının kaldırılmasını ve borsa kotundan çıkartılmasını, örtülü sermaye transferine ilişkin yönetim kurulu kararının iptalini ve oluşan zararın tahsilini talep etmiş ise de; birleşen dosyadaki talepleri ile aynı talepler konusunda asıl dosyada da dava açıldığı, aynı taraflar arasında aynı davaların ikinci kez açıldığı, bu nedenle birleşen dava yönünden davalı şirketin derdestlik itirazının yerinde olduğu anlaşıldığından birleşen davadaki 96.253,74 TL zararın tahsili talebi dışındaki davacının tüm davalarının HMK'nın 114/1-ı maddesi ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı, birleşen davada örtülü sermaye transferine ilişkin devir işleminin iptalinin yanında 96.253,74 TL zararının tahsilini talep ettiği, asıl davada buna ilişkin talep bulunmadığı, bu nedenle zarar tazmini ile ilgili talebinde derdestlik olmadığı ancak örtülü sermaye transferi ile ilgili devir işleminin iptaline ilişkin davasının asıl davada gösterilen gerekçelerle yerinde olmaması nedeni ile tazminat talebinin de yerinde olmadığı anlaşıldığından davcının birleşen davadaki tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. " gerekçesiyle, asıl davadaki davacının "30.03.2023 tarihli genel kurul kararının iptali, kâr payı ödenmesi, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesi ve yeniden düzenlenmesi, yönetim kurulu ile yapılan devir işleminin iptali ve davalı şirketin kottan çıkartılarak halka açıklığının kaldırılması" taleplerinin ayrı ayrı reddine; birleşen davadaki davacının "30.03.2023 tarihli genel kurul kararının iptali, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesi ve yeniden düzenlenmesi, yönetim kurulu ile yapılan devir işleminin iptali ve davalı şirketin kottan çıkartılarak halka açıklığının kaldırılması" taleplerinin derdest olması sebebiyle usulden, davacının devir işlemiyle beraber uğradığını iddia ettiği zararın tazmini talebi yönünden de davanın yerinde olmaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her bir talep için ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu; şirketin, kâr dağıtımı yapmadığı gibi yedeklerde olan kârı sermayeye ilave ederek hisse senedi alma hakkını da gasp ettiğini, bu sebeple Mahkemenin kararının hatalı olduğunu; bağımsız denetim şirketinin, denetim raporunda davalı şirket için sınırlı olumlu görüş verdiğini, sınırlı olumlu görüşe dayanak teşkil eden konunun "serbest karşılık" adı altında bir karşılık olduğunu, bunun davalı tarafından gider olarak yazıldığını, gider yazılan bu tutarın şirket ortaklarının alacağı kârı önemli derecede azalttığını; davalı şirketin ... Sağlık ve Emeklilik AŞ'nin hisselerini 22.950.000.000 TL nominal değerdeki 22.950.000.000 adet hisseyi 981.000.000 TL ödeme yaparak ortalama 42,74 TL'den devir aldığını, bunun örtülü sermaye transferi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemenin detayları incelemeden vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu; davalı banka hisselerinin %99.88'inin "... ... Bank" tarafından elinde tutulduğu, halka açıklığın %0.12 (binde oniki) gibi bir oranda kaldığı, halka açıklığı kalmayan bir şirketin düzenleyici ve denetleyici kurumlar tarafından, re'sen kottan çıkarılması gerektiğini, mahkeme tarafından bu konuda işlem tesis edilmesi dava konusunun temel nedeni olduğunu, Mahkemenin detay incelemeden karar verdiğini; genel kurul kararının iptali davasının süresinde olduğunu ileri sürmüş ve ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvurusu sırasında sadece asıl dava için istinaf harçlarını yatırmış ve dilekçesinde, istinaf konusu karar olarak sadece asıl davadaki gerekçe bölümünü alıntılamış ve asıl davaya yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. Yani, davacının istinaf başvurusu sadece asıl davaya yönelik olup birleşen davaya yönelik bir istinaf başvurusu bulunmadığından, istinaf incelemesi asıl davaya münhasıran yapılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibarıyla, asıl dava yönünden "30.03.2023 tarihli şirket genel kurul kararının iptali, kâr payı ödenmesi, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesi ve yeniden düzenlenmesi, yönetim kurulu ile yapılan devir işleminin iptali ve davalı şirketin kottan çıkartılarak halka açıklığının kaldırılması"; birleşen dava yönünden ise "30.03.2023 tarihli genel kurul kararının iptali, bağımsız denetim raporunun iptal edilmesi ve yeniden düzenlenmesi, yönetim kurulu ile yapılan devir işleminin iptali ve devir işlemiyle beraber uğradığını iddia ettiği zararın tazmini ve davalı şirketin kottan çıkartılarak halka açıklığının kaldırılması" taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş; bu karara karşı, sadece asıl davada verilen hüküm bakımından davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf başvurusu asıl davaya yönelik olup inceleme asıl davayla sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından; davacının, davalı şirkette hissesinin bulunduğu, dolayısıyla davacının pay sahibi sıfatını haiz olduğu; davalı şirketin 30.03.2023 tarihinde genel kurul yaptığı, davacının bu genel kurula katıldığı ve maddelere muhalefet şerhi koyduğu; davacının asıl dava ve birleşen davalar yönünden beş adet birbirinden bağımsız asli talebinin bulunduğu; asıl dava ve birleşen davadaki dört talebin birebir aynı olduğu; yalnızca asıl davadaki "kâr payı ödenmesi" talebi ile birleşen davadaki "devir işlemiyle beraber uğradığını iddia ettiği zararın tazmini" taleplerinin birbirinden farklılık arz ettiği görülmüştür.Davacının, birleşen davadaki zararın tazmini talebi yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Bu nedenle istinaf incelemesi asıl dava bakımından yapılmıştır.Anonim şirketlerin genel kurulunun görev ve yetkileri TTK'nın 408. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin 2. fıkrasında genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri yer almaktadır. Nitekim yıllık kâr üzerinde tasarruf, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesi, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması anonim şirket genel kurulunun devredilemez görev ve yetkilerindendir. Bu kararları münhasıran ilgili anonim şirketin genel kurul organının alması zaruridir. Başka bir organın yahut mahkemenin konularda karar alınması mümkün değildir. Somut olayda, davalı banka tarafından kârın dağıtılmasına dair alınmış bir karar mevcut değildir. Bu nedenle davacı vekilinin, kâr payının ödenmesi talebinin reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Anonim şirketlerde denetleme TTK'nın 397. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun tarafından şirket ortaklarına tanınan denetim raporuna itiraz prosedürü öngörülmemiştir. Kanun'un yalnızca, 405. madde uyarınca şirket ile denetçi arasındaki doğan görüş ayrılıkları hakkında yönetim kurulunun veya denetçinin istemi üzerine mahkemeye başvuru imkânını tanınmıştır. Ancak bu başvuru denetim raporunun iptali talebi mahiyetinde olmamakla beraber, bu başvuruyu yapabilecek süjeler arasında şirket ortakları sayılmamıştır. Davacı; bağımsız denetim şirketinin, denetim raporunda davalı şirket için sınırlı olumlu görüş verdiğini, sınırlı olumlu görüşe dayanak teşkil eden konunun "serbest karşılık" adı altında bir karşılık olduğunu, bunun davalı tarafından gider olarak yazıldığını, gider yazılan bu tutarın şirket ortaklarının alacağı kârı önemli derecede azalttığını ileri sürmüşse de yukarıda izah edildiği üzere, TTK, anonim şirketler için öngördüğü denetleme prosedüründe pay sahiplerine tanımış olduğu denetim raporu için iptal prosedürü öngörmemiştir. Kaldı ki denetim raporunun başlı başına sınırlı olumlu görüş içermesi de raporun geçersizliği sonucunu doğurmaz. Zira TTK'nın 403/5. maddesinin son cümlesi "Sınırlı olumlu görüş verilen hâllerde genel kurul, gerekli önlemleri ve düzeltmeleri de karara bağlar." şeklinde olup sınırlı olumlu görüş durumunda genel kurulun gerekli önlem ve düzeltmelere ilişkin karar alacağı düzenlenmiştir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince bu talebin reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmamış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK)'nun 3/e maddesine göre halka açık ortaklıklar kitle fonlaması platformları aracılığıyla para toplayanlar hariç olmak üzere, payları halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıkları ifade etmektedir. Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkarılması ve Paylarının Borsada İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Esaslar Tebliği (II-16.1)'nde, halka açık ortaklıkların hangi durumda hangi merci tarafından SerPK kapsamından çıkarılacağını düzenlemiştir. Tebliğde, halka açık ortaklıkların SerPK kapsamından çıkarılması hususunda mahkemelere tanınan bir yetki mevcut değildir. Bu tebliğ uyarınca söylenebilir ki; halka açık ortaklıkların SerPK kapsamından çıkarılması konusunda asıl yetkili merciler ilgili şirket genel kurulu ve Sermaye Piyasası Kuruludur....İstanbul A.Ş. ... Yönergesi, sermaye piyasası araçlarının kota alınmasına, kotta kalmasına, işlem gördüğü pazarın değiştirilmesine, kota alınmaksızın işlem görmesine ve kottan çıkarılmasına ilişkin esasları ve kuralları düzenlenemektedir. Bu yönergenin 23. vd. maddeleri ise kottan çıkarmaya ilişkindir. Bu maddelere göre kottan çıkarmaya yetkili asıl merci ... İstanbul AŞ Yönetim Kuruludur.....çıkarma konusunda mahkemenin görevi ve yetkisi yoktur. Bu nedenlerle, davacı vekilinin butalebe yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davacı; davalı şirketin ... Sağlık ve Emeklilik AŞ'nin hisselerini 22.950.000.000 TL nominal değerdeki 22.950.000.000 adet hisseyi 981.000.000 TL ödeme yaparak ortalama 42,74 TL'den devir aldığını, bunun örtülü sermaye transferi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemenin detayları incelemeden vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu ileri sürmüşse de; söz konusu devir işleminin yönetim kurulu kararına istinaden yapıldığı, davacının söz konusu yönetim kurulu kararına karşı herhangi bir yasa yoluna başvurmadığı, kaldı ki davacı bu devir işleminin iptalini istemişse de sözleşmenin diğer tarafı olan ... ... AŞ'yi de hasım olarak göstermediği anlaşılmaktadır. Davacı hisseder tarafından, yönetim kurulu kararı uyarınca üçüncü kişiyle yapılıp tamamlanmış, ifa edilmiş bi hisse devir işlemlerinin iptali talep edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin bu konudaki kararı hukuka uygun bulunmuş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davacının diğer bir istinaf sebebi genel kurul kararının iptali davasının süresinde açıldığına ve süre bakımından ret kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkidir. TTK'nın 445. uyarınca genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içerisinde dava açılabilir. İstem konusu genel kurul 30.03.2023 tarihinde yapılmış olup davacı ise davasını 07.09.2023 tarihinde ikame etmiştir. Durum böyleyken davanın üç aylık süre içinde açıldığı söylenemez. Davacının bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir.Davacı vekilinin, ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretlerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: Objektif dava birleşmesi (davaların yığılması) HMK'nın 110. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, davacı, aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi mümkündür. Davaların yığılması söz konusu olduğu zaman, mahkemenin her bir talep için ayrı ayrı hüküm kurması gerekmektedir. Zira her bir talep bağımsızlığını korumaktadır. Davaların yığılması durumlarında, her bir talep bağımsızlığını koruduğu için, bu talepler ayrı ayrı harçlandırılacak, bunlar hakkında ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunacaktır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2025 tarihli 2024/3620 E. 2025/2172 K. ile 16.09.2025 tarihli 2025/1436 E. 2025/5382 K. sayılı güncel kararları da bu yöndedir. Bu nedenle, davacın vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.