TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2024 NUMARASI : 2023/549 Esas 2024/373 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/08/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerin…
T.c. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/944 Esas 2025/1982 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/944 KARAR NO : 2025/1982 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2024 NUMARASI : 2023/549 Esas 2024/373 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/08/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucu pert olduğunu, araç sovtajının onarılmadan 250.000,00 TL'ye satıldığını, davalının bakiye zararı karşılamadığını, kdv dahil 3.540,00 TL ekspertiz ücreti ödendiğini belirterek şimdilik 550.000,00 TL hasar bedeli ile 3.540,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 553.540,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sürücünün kaza anında alkollü olması nedeniyle davacının talebinin teminat dışı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hasarın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda davacıya ait araç sürücüsünün kazada kusursuz olduğu, diğer araç sürücüsünün ise %100 oranında kusurlu bulunduğu, sürücünün aldığı alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olmadığı, sigortalı araçta 510.000,00 TL hasar meydana geldiği, davalının 31.09.2023 tarihinde temerrüte düştüğü, dava konusu aracın kullanım amacı gözetilerek yasal faizi işletilmesi gerektiği, ekspertiz ücreti talebinin yargılama giderlerine dahil edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 510.000,00 TL hasar bedelinin 31.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında hatalı olarak alkolün kazaya etkisinden bahsedildiğini, mahkeme tarafından işbu hatalı bilirkişi raporuna dayanarak hatalı karar verildiğini, kasko sigortalarında sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması hasarın teminat kapsamı dışında olması için yeterli olduğunu, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde taşıtın, uyuşturucu maddeler veya KTK uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, anılı genel şart maddesinin kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisinin olup olmadığını aramadığı ile, salt belirlenen sınırın üstünde sigortalı aracın kullanılmasını yasakladığı, ayrıca böyle kullanım halinde meydana gelebilecek risklerin teminat harici bıraktığının anlaşıldığını, davacı taleplerinin, sürücünün kaza anında alkollü olmasından dolayı mevzuat gereği teminat dışı kaldığını, bu dava nezdinde hiçbir sorumluluklarının bulunmadığını, bilirkişi raporunda piyasa ve emsal araştırması yapılmadığını, bu tespitin kabulünün mümkün olmadığını, rayiç bedel çalışmasının ihtimallere ve öngörüye göre yapılamayacağını, her tespitin bir kanıta dayanması gerektiğini, bilirkişi raporunda böyle bir çalışmaya rastlanmadığını, bilirkişinin tespitlerinin somut olay özelinde olmayıp, aynı zamanda fiziki bulgu ve gözlemlere de dayanmadığını, tanzim edilen raporun denetime elverişli olmayıp eksik ve hatalı bulunduğunu, hükme esas alınamayacak ve eksik inceleme ile hazırlanmış bilirkişi raporuna göre müvekkilinin haksız şekilde tazminat ödemeye mahkum edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl alacağa yasal faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mutlak ticari işlerden olmasından ötürü avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili de tacir konumunda olup, uyuşmazlığın taraflarının ikisi de şirket olduğundan aralarında TTK kapsamında düzenlenmiş bir sigorta sözleşmesi bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının faiz türü yönünden kaldırılmasına, alacağa avans faizi işletilmesine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kaza tespit tutanağı, kasko sigortalı aracın hasarlı fotoğrafları, araç ruhsatı, kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta hukukçusu bilirkişi heyetinden alınan 05/02/2024 tarihli kök, anılan heyete nörolog ilavesi ile alınan 04/04/2024 tarihli ek rapor, araç satış sözleşmesi, emsal araç ikinci el ilanları, alkolmetre sonucu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevabı, davacı tarafından alınan ekspertiz raporu, davacı tarafından davalıya yapılan 14/07/2023 tarihli başvuru dilekçesi dosya içerisinde yer almaktadır. Davacı tarafından davalıya yapılan başvuru ile, sigortalı araç rayicinin 900.000,00 TL olduğu, eksper ücreti olarak 3.540,00 TL ödendiği belirtilerek eksper ücreti ve araç rayiç bedelinin ödenmesi talep edilmiştir. Anılan başvuru dilekçesi 17/07/2023 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Sigortalı aracın davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye 13/06/2023 tarihinde 250.000,00 TL bedelle satıldığı araç satış sözleşmesinden anlaşılmıştır. Davacıya ait araç sürücüsünün alkolmetre ölçüm sonucundan, sürücünün 0,55 promil alkollü olduğu görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, davacı sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada kusursuz, kazaya karışan diğer iki araç sürücüsünün kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün 0,55 promil alkollü olmasının olayın oluşumuyla illiyetinin bulunmadığı, araçta kdv hariç hasar bedelinin 268.359,13 TL olduğu, aracın tamirinin ekonomik olmadığı, pert total olduğu, piyasa rayiç değerinin 760.000,00 TL, sovtaj bedelinin 250.000,00 TL, davacı zararının 510.000,00 TL olduğu, nörolog'un kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini bildirmesi halinde hasarın teminat kapsamında olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Nörolog bilirkişi ilavesiyle anılan heyetten alınan bilirkişi heyeti ek raporunda, davacıya ait araç sürücüsünün aldığı alkolün kazanın meydana gelmesinde münhasıran etkili olmadığı, davacının aracının pert total olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, davacı zararının 510.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, oluşan hasardan davalının sorumlu olduğunu, hasar bedelinin ise ödenmediğini iddia etmiş, davalı yan ise davacıya ait araç sürücüsünün yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, hasarın teminat dışında kaldığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıya ait araç sürücüsünün kaza sırasında 0,55 promil alkollü olduğu, aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığı, davalının hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle hasar bedelini ödemediği, davacının araç sovtajını 250.000,00 TL bedelle üçüncü kişiye sattığı, davacı tarafından 3.540,00 TL eksper ücreti ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davacıya ait araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunup bulunmadığı, dava konusu trafik kazasının münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği, hasarın teminat kapsamında bulunup bulunmadığı, davacının zararını davalıdan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise zararın miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunu, alkol nedeniyle hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını ileri sürmüştür. Dava konusu trafik kazasına ilişkin davacıya ait araç sürücüsünün alkolmetre ile yapılan alkol ölçümü sonucu, sürücünün 0,55 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Salt alkol oranının yasal sınırın üzerinde olması hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığı sonucunu doğurmayacak olup, burada araştırılması gereken husus yasal sınırın üzerindeki alkol oranının kazanın meydana gelmesinde münhasıran bir etkisi bulunup bulunmadığıdır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile, sigortalı araç sürücüsünün kazada kusursuz olduğu, araç sürücüsünün 0,55 promil alkollü olmasının olayın oluşumuyla illiyet bağının bulunmadığı, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişlidir. Hal böyle olunca, mahkemece sigortalı araç sürücüsünün kazada yasal sınırın üzerinde 0,55 promil alkollü olduğu, sürücünün kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü olmakla birlikte kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği, alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu ile kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği tespit edildiğinden sigortalı araçta kaza nedeniyle oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, sigortalı araçta oluşan hasar bedeli (kdv dahil), sigortalı aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri, sovtaj değeri belirlenerek sigortalı aracın onarımının ekonomik olduğu tespit edilmiş, araçta oluşan hasar bedeli belirlenmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gibi, dosya içerisinde yer alan hasar fotoğrafları, emsal araç ikinci el ilanları ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerle de uyumlu niteliktedir. Bu durumda mahkemece, dava konusu kaza nedeniyle sigortalı araçta oluşan hasar bedelinin tespitine ilişkin alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gibi dosya içerisinde yer alan hasar fotoğrafları, emsal araç ikinci el ilanları ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerle de uyumlu bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetlidir. Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken hüküm altına alınan tazminata yasal faiz işletilmesine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının faiz türü yönünden kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gereken 34.838,10 TL istinaf karar harcından peşin alınan 8.709,53 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.128,57 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih ve 2023/549 Esas 2024/373 Karar sayılı kararının faiz türü yönünden KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABÜLÜNE, 510.000,00 TL'nin 31/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Alınması gerekli 34.838,10 TL harçtan peşin alınan 9.453,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.385,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 108,50 TL posta ve tebligat gideri, 269,85 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.378,35 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 4.033,96 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafnıdan yatırılan 9.453,08 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 77.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 2.893,09 TL'sinin davalıdan, bakiye 226,91 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, C)1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiği ve talebi halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 40,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 37,09 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -