11. Hukuk Dairesi 2008/5583 E. , 2010/4558 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 tarih ve 2006/284 - 2007/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dur…
**11. Hukuk Dairesi 2008/5583 E. , 2010/4558 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 tarih ve 2006/284 - 2007/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin yurtiçinde ve yurt dışında fuar organizasyonu yaptığını, müvekkilinin BEAUTY EURASİA JUNE 9-10-11-12 2005 İSTANBUL TURKEY ŞEKİL markasının 35 ve 41. sınıflarda tescili için 10.5.2005 tarihinde TPE.na başvurduğunu, daha önce 2003 Kasım ayında Moskova’da fuarda ve 6-8 Şubat 2004 yılında Ukrayna’da fuarda kullanıldığını, müvekkilinin başvurusunun AVRASYA ibareli marka gerekçe gösterilerek kısmen reddedildiğini, müvekkilinin itiraz ettiğini, davalının BEAUTY markasının 35 ve 41. sınıflarda 09.06.2000 tarih ve 2000 17022 sayı ile tescilli olduğunu, davalı şirketin müvekkili aleyhine Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/395 esas sayılı dosyasında dava açtığını, oysa davalının markasını markasal olarak kullanmadığını, GÜZELLİK & BAKIM markasını kullandığını, ayrıca davalının markası BEAUTY ibaresinin güzellik anlamına gelip, fuarcılık ve kozmetik sektöründe bir çok firma tarafından bütün dünyada kullanılan genel bir ifade olduğunu, 556 sayılı KHK’nin 7/d fıkrası uyarınca marka olarak tescil edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının davalının markasından farklı olup ayırtedicilik kazandığını, yerli ve yabancı tüm sektörde tanınıp bilinir halde olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2000 17022 sayılı BEAUTY markasının marka olarak kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne, davalı markasının ticaret alanında vasıf belirten ve herkes tarafından kullanılan isim olması nedeniyle de hükümsüzlüğüne, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin markasının 09.06.2000 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, bu nedenle 5 yıllık dava açma süresinin geçtiğini, müvekkilinin markasını Türkiye’de yetkili temsilcileri aracılıyla kullandığını, müvekkilinin markasının dünyada bir çok ülkede tescilli olduğunu, ayırtedici vasfının bulunduğunu, herkes tarafından kullanılan bir ibare olmadığını, markaların birbirine benzediğini, aralarında iltibas olduğunu savunarak, öncelikle davacı aleyhine müvekkili tarafından açılan Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/433 esas sayılı dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesine yada bekletici mesele yapılmasına, esas bakımdan ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının markasının marka siciline 18.04.2002 tarihinde tescil ve 15.10.2002 tarihinde de ilan edildiği, kullanmamaya dayalı 5 yıllık sürenin 18.04.2007 tarihinde dolacağı, davanın 01.08.2006 tarihinde açılması nedeniyle erken açıldığı, davalının markasını markasal anlamda da kullandığı, ibarenin marka olma vasfını taşıdığını, vasıf bildirici ve/veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık bir işaret olarak kabul olunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı adına tescilli 2000 17022 sayılı BEAUTY markasının marka olarak kullanılmaması nedeniyle ve ayrıca davalı markasının ticaret alanında vasıf belirten ve herkes tarafından kullanılan isim olması nedeniyle de hükümsüzlüğüne, kararın ilanına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi raporu alınmış ancak bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek, raporun aksine karar verilmiştir. Dava konusu olayda, görüşüne başvurulan bilirkişiler 09.11.2007 tarihli raporlarında, davalının markasını tescile uygun kullandığı, Güzellik anlamına gelen BEAUTY ibaresinin evrensel bir anlam taşıdığı, sektördeki mal ve hizmetlerin sadece ülkesel sınırlar içinde dolaşmadığı, bu ifadelerin kullanılmasının ilgili sektör açısından hak olduğu, ibarenin güzellik ürünleri ve bu kapsamdaki hizmetler bakımından ticaret alanında cins, vasıf ve amaç belirttiği açıklanarak, davalı markasının KHK.nin 7/son maddesi hükmü uyarınca kullanım sonucu ayırtedicilik kazanmadığı, KHK.nin 7/ı veya 8/4. madde hükümleri anlamında tanınmış marka olmadığını belirtmişlerdir. Bir markanın 7/son uyarınca kullanım sonucu ayırtedicilik kazanıp kazanmadığı ve tanınmış marka olup olmadığı hususunun Dairemizin emsal nitelikteki kararları da dikkate alınmak suretiyle, uzman bilirkişi kurulu tarafından değerlendirilmesi gerekir. HUMK’nun 286 ncı maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez. Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere davalının rapora itirazları da dikkate alınmak suretiyle bilirkişi kurulundan ek rapor yada yeni bir bilirkişi heyetinden itirazları karşılayacak nitelikte bir rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 3- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.