11. Hukuk Dairesi 2009/4327 E. , 2010/10767 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.10.2008 tarih ve 2007/1368 - 2008/1204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanak…
**11. Hukuk Dairesi 2009/4327 E. , 2010/10767 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.10.2008 tarih ve 2007/1368 - 2008/1204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ... şirketine 34 koli çayı sevk irsaliyesi ile teslim ettiğini, davalının taşıma sözleşmesi gereği alıcısına tam ve eksiksiz teslim etmesi gereken çayı teslim etmediğini, toplam 1.388,79 TL. zararının tazmini için Bağcılar 2. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1943 E. sayılı dosyasında icra takibi yaptığını ve itiraz üzerine takibin durduğunu bildirerek, davalının itirazının iptalini ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, Rize ili Kalkandere, İkizdere ve Çayeli ilçe ve köylerinde şube ve acentelerinin olmadığını, taşıma sözleşmesi ve fatura bulunmadığını, ... isimli şahsın davalı şirketin personeli olmadığını, davacının sunduğu sevk irsaliyesinin şirket kayıtlarında bulunmadığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafından verilen sevk irsaliyesinin davalının bayisi tarafından verilip verilmediği ile varsa taşımadan doğan zararın belirlenmesi için defter ve belgeler üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapılmasına karar verilmesine rağmen, usulüne uygun verilen ve sonucu ihtar edilen kesin sürede davacının keşif ara kararını yerine getirmediğinden bilirkişi incelemesi yapılamadığı, dosyanın mevcut durumuna göre de davacının davasını ispat edemediği ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir. HUMK.'un 163. maddesi hükmüne göre, kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi bakımından, ülke koşulları ve hayatın gerçekleri gözönünde tutularak, taraflara yüklenen yükümlülüklerin birer birer açıklanması, masrafların kalem kalem bildirilmesi ve tarafların yapacağı işlemlerin duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık ve kesin olarak belirlenmesi, kesin süre verilen tarafa, kesin süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir. Aksi halde, verilen süre sonuç doğurmaz ve hak düşürücü bir süre olarak kabul edilmez.