11. Hukuk Dairesi 2008/9426 E. , 2010/5007 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2006 tarih ve 2003/991 - 2006/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalılar avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avuka
**11. Hukuk Dairesi 2008/9426 E. , 2010/5007 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2006 tarih ve 2003/991 - 2006/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalılar avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 31.01.1997 tarihli protokole göre davacının % 15 kâr payı alacağının kararlaştırıldığını, davacının % 15 payına karşılık sermaye borcu olan 4.000 USD üzerinden bir taşınmazın kiralanması ile ilgili olarak ... ile sözleşme yapıldığını davacının eşine ait taşınmazın davalılara 1.700 USD üzerinden kiraya verilmek suretiyle aradaki 2.300 USD'den 3 yıllık fark olan 82.800 USD'nın sermaye payı ödemesine sayıldığını, şirketin, % 65 hissesine sahip olan davalı... tarafından idare edildiğini, davalı şirketin dava tarihine kadar kâr payı dağıtmadığını, davacının bilgisi dışında ve imzası taklit edilmek suretiyle 20.12.2002 tarih ve 7 sayılı karar ile şirketin tasfiyesine karar verilip, davalı ...'in de tasfiye memuru tayin edildiğini ileri sürerek, davacının davalı şirketteki sermaye alacağının 82.800 USD olduğunun tespiti ile şimdilik 5.000 USD'nın 20.12.2002 tarihinden ödenmeyen 180.000.000.000 TL kâr payından şimdilik 5.000.000.000 TL'nın 20.12.2002 tarihinden, 5.000.000.000 TL manevi tazminatın 20.12.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının, eşinin imzaladığı kira sözleşmesine dayanarak bir talepte bulunamayacağını, dava dışı kiraya verenin kira bedellerini aldığına ilişkin belgeler bulunduğunu, sürekli zarar eden davalı şirketin tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye masraflarının diğer ortaklarca karşılandığını, şirket ortağı olan diğer davalının şahsi sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tüzel kişi şirketlerde şirketin devamı süresince pay sahiplerinin sermaye paylarının kendilerine iade edilmesi istemine ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı, ancak şirketin tasfiyeye girmesi halinde tasfiye sonucu kalan bakiyenin davacı payına isabet eden % 15'nin kendisine verilmesinin mümkün olduğu, her ne kadar davalı şirketin tasfiye kararında davacının imzası bulunmamakta ise de, davacının tasfiyeyi benimsediği, işbu davada sermaye payının talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacının "eşine ait taşınmazın düşük kira bedeliyle davalı şirkete kiraya verildiği, böylece davacının 82.800 USD sermaye ödediği" iddiasının inandırıcı bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü kira alacağının sermaye olarak konuldluğu iddiasının kabul edilemeyeceği, kâr payı dağıtımına ilişkin ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı, tasfiyeye giren davalı şirketin tasfiyesinin sonuçlanıp şirketin sermayesini aşan miktarda nakit kalması halinde bu miktarın kâr sayılıp dağıtılabileceği, kâr payı talebinin yerinde olmadığı, 5 adet ortaklar kurulu kararında davacı adı altında atılan imzaların davacının eli mahsulü olmadığı, bu kararlarda davacının yerine sahte imza atıldığı, davacıya karşı ortağı olduğu davalı şirketin ve şirket müdürü davalı ...'in bu tutum ve davranışlarının davacıya manevi yönden sarstığı gerekçesiyle, takdiren 2.000 YTL manevi tazminatın 20.12.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerince tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerince bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 97.40 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.