T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1484 KARAR NO : 2026/187 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2022 NUMARASI : 2021/235 Esas, 2022/277 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1484 KARAR NO : 2026/187 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2022 NUMARASI : 2021/235 Esas, 2022/277 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım ilişkisi kapsamında müvekkilinin davacıdan olan cari hesap alacağı için davalı aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası ile takip başlattıklarını, davalının ödeme emrine itiraz ederek takibin durduğunu, takibe konu alacağın likit olduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin tekel bayi işlettiğini, davacıdan düzenli olarak fatura ve makbuz karşılığı ve davacının sigortalı çalışanları ile dağıtıcıları aracılığı ile mal aldığını, müvekkilinin davacının çalışanı olan ... isimli sigortalı çalışanı ile muhatap olduğunu, dağıtımı ise davacının ... isimli çalışanının yaptığını, bu kişilerin hem sipariş almaya hem de ödeme almaya davacı tarafından yetkili kılındığını, ...'nın bir çok ödemenin kendi hesabını vermek suretiyle tahsil ettiğini, davacının bu hususta çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, yapılan ödemelerin makbuz ve banka dekontları ile sabit olduğunu, banka aracılığı ile yapılan ödemelerin davacının çalışanı olan ...'nın ... hesabına yapıldığını beyan ederek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...Davacı tarafından davalı tarafın yapmış olduğu ödemelere ilişkin bir kısım makbuzlara ticari defter ve kayıtlarında yer verildiği görülmüştür. Mahkememizce iş bu makbuzların davalı tarafından sunulması üzerine makbuzlar üzerinde yapılan inceleme sonucunda herhangi bir imza olmadığı yada imza niteliği taşımayan izlerin olduğu görülmüştür. Nitekim davacı tarafın ticari defterlerinde yer vermiş olduğu, ancak davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer vermemiş olduğu ... ve ... makbuz numaralı makbuzlarında üzerinde herhangi bir imzanın yer almadığını görülmüştür. Davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı tarafın ticari defterlerinde yer verilen makbuzlarda da herhangi bir imzanın yer almadığı görülmüştür. HMK'nın 220/3.maddesi uyarınca davacı vekiline defterlerinde kayıtlı olan makbuzların koçan içerisinde yer alması halinde koçan olarak dosyaya sunması için davacı vekiline öncelikle 2 haftalık süre verilmiş, sunulmaması üzerine HMK 220/3 ihtarlı süre verilmiş ve davacı vekili tarafından makbuzlar ispat yükünün davalı üzerinde olduğundan bahisle sunulmamıştır. Davalı tarafından ödemelerin makbuz karşılığında ve davacının çalışanı olan ...'nın hesabına gönderilmesi suretiyle yapıldığı savunulmuştur. Bu kapsamda davalı tarafından davacıya nakit olarak toplamda 32.460,00TL'nin makbuz karşılığında yapıldığı ve buna ilişkin makbuzların dosyaya sunulduğu görülmüştür. Davacı tarafından makbuzlarda herhangi bir imzanın yer almadığı iddia edilmiş ise de, davalı tarafından yapılan ödemelere ilişkin ticari defter ve kayıtlarında yer vermiş olduğu ... ve ... numaralı makbuzların da imzasız olduğu görülerek, mahkememizce 32.460,00TL yönünden yapılan ödemelere ait makbuzların yer aldığı koçanın sunulması için davacı vekiline HMK 220/3 ihtarlı süre verilmiş ise de, davacı vekili tarafından makbuz koçanları sunulmadığından mahkememizce bu ödemelerin davalı tarafından davacıya yapıldığına karar verilmiştir. Davalı tarafından 27.124,44TL'lik toplam ödemenin ...'nın şahsi hesabı olan hesaba ... ile davalı arasında yapılan yazışmalara istinaden yapıldığı görülmüştür. Davalı taraf tacir olup kendisine TTK gereği basiretli davranma yükümlülüğü öngörülmüştür. Davalı taraf her ne kadar davacının çalışanına ödeme yaptığını savunmuş ise de, yapılan ödemenin davacı ile dava dışı çalışanı arasındaki ilişkiye konu olmayan bir hesaba yapılmış olması nedeniyle ve buna ilişkin yapılan ödemelerin hiçbirinin davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almaması nedeniyle taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde bu duruma ilişkin süre gelen bir uygulama da olmadığı görülerek davalı tarafından yapılan bu ödemelerin kötü ödeme niteliğinde olduğuna ve bu nedenle davalıyı borçtan kurtarmayacağına mahkememizce karar verilmiştir. Mahkememizce davalı tarafın cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı ve cari hesap konusu borçların ödendiğine ilişkin savunmada bulunulmuş olması nedeniyle davalı vekiline yemin delili hatırlatılmış ve yemin deliline dayanılması üzerine davacı şirket yetkilisine yemin metni tebliğ edilmiş ve ...'nın her türlü ödemeyi almaya yetkili kılınmadığına, şahsi hesabına yapılan 27.124,44TL'yi davacıya teslim etmediğini ve davalının borçlu olduğuna dair yemin ettiği görülmüştür. Mahkememizce tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; davalının davacıya 32.460,00TL'lik makbuz karşılığı yapmış olduğu nakit ödemeyi davacı tarafa yaptığına, 27.124,44TL'lik ...'nın şahsi hesabına yapılan ödemelerin ise davacı tarafa yapılmadığına ve bu nedenle davacı tarafı borçtan kurtarmayacağına karar verilerek yapılan hesaplama sonucunda davacının davalıdan 26.511,56TL yönünden (davacının ticari defterlerinde yer alan ve takip tarihi itibarile 58.972,56TL'den davacı tarafa yapıldığı kabul edilen 32.460,00TL'nin düşülmesi suretiyle) alacaklı olduğuna karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davacı tarafın alacak iddiası cari hesap ilişkisine dayanıyor olsa da, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta yapılan ödemelerin borçtan kurtarıcı nitelikte ödemeler olup olmadığı yapılan yargılamada değerlendirilmiş olduğundan ve tarafların iddia ve savunmalarının alacağın belirlenebilir olma özelliğini ortadan kaldırmış olması nedeniyle icra inkar tazminatına mahkememizce hükmedilmemiştir. Öte yandan davalı tarafça kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 5. icra Dairesinin... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 26.511,56 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarı tamamen ödeninceye kadar asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, takip konusu alacak miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektiriyor olması nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafın iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davalının dosyaya sunmuş olduğu tahsilat makbuzlarının isimsiz ve imzasız olduğunu, müvekkilinin eski çalışanı ...'ya yapılan banka havalelerinin ise müvekkili şirketin bilgisi dışında olduğunu, davalının yetkisiz kimselere yapmış olduğunu ileri sürdüğü ödemelerin, müvekkili şirkete yapılmış kabul edilmesinin ve bu nedenle davalı borçlunun borcundan kurtulmuş sayılmasının mümkün olmadığını, mahkemece alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı taleplerinin reddedilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin yapılan ödemeleri kötü ödeme olarak kabul etmesinin taraflar arasındaki işin niteliği ve dağıtım pazarlama işinin olağan işleyişi, pandemi kısıtlamaları nedeniyle ödeme yapabilme hususunda seçenek olmaması ve davacının çalışanına C. Savcılığı nazarında yönelttiği suç duyurusu göz önüne alındığında hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 2020 yılına ait BA formlarında görüleceği üzere davacıdan aldığı mallara yönelik yaptığı tüm ödemeleri usule uygun şekilde beyan ettiğini ve vergilerini ödediğini, davacıya ait herhangi bir BA-BS formunun getirtilerek incelenmediğini, davacının çalışanı hakkındaki suç duyurusunun mahkemece hiç bir suretle hüküm kurulurken değerlendirmeye alınmadığını, müvekkilinin davacı şirket çalışanına yaptığı ödemelerin pandeminin zorlu ve kısıtlayıcı koşullarında gerçekleşmiş olduğu hususunun değerlendirilmediğini, ...'tan tekit edilecek okunaklı müzekkere cevabının, müvekkilinin ...'ya yaptığı ödemelere yönelik meblağ, açıklama, tarih, işlem saatini ve işlem açıklamasını gösterecek olduğundan ispat bakımından önemli olduğunu, davacı şirket yetkilisinin mahkeme huzurunda yemin etmesi ve bu yeminin yalan yere yemin suçunun unsurlarını oluşturuyor olması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının savcılık şikayetinde, müvekkilinin borcu olmadığını, ödeme yaptığını ikrar ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, açık hesap ilişkisi kapsamında davacının alacaklı olup olmadığı, davalı tarafça ödemenin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, ödemenin gerçekleştirildiği ...'ya yapılan ödemenin geçerli bir ödeme olup olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının davacıdan düzenli olarak fatura ve makbuz karşılığı ve davacının sigortalı çalışanları ve dağıtıcıları aracılığı ile mal aldığı; davalının, davacının çalışanı ... isimli sigortalı çalışanı ile muhatap olduğu, dağıtımı ise davacının ... isimli çalışanının yaptığı, bu kişilerin hem sipariş almaya hem de ödeme almaya davacı tarafından yetkili kılındığı, ...'nın bir çok ödemenin kendi hesabını vermek suretiyle tahsil ettiği, davacının bu hususta çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunduğu, davacıya herhangi bir borcunun olmadığı hususları davalı tarafından ileri sürülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda: tarafların 2020-2021 yıllarına ait ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 58.971,56TL alacaklı olduğu; davalı yanın ticari defterlerine göre davacı yana icra takip tarihi itibariyle 986,56TL borcu olduğu, cari hesap farklılığının 57.984,91TL olduğu, bunun nedeninin davalı tarafından nakit olarak makbuz karşılığı davacı yana yapmış olduğu 32.460,00TL'lik ödemenin davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, 27.124,44 TL'nin ...'nın şahsi hesabına ödeme yapılması ve bu nedenle davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması, 1.500,00 TL farkın davalı tarafından davacı yana yapılmış, 03/10/2020 tarihli ... makbuz nolu 1.500,00TL'lik ödemenin ve 21/01/2021 tarihli ... makbuz nolu 100,00TL'lik ödemenin davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı; her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ve ...'nın şahsi hesabına yapılan 2.000,00 TL ödeme olduğu, nakit tahsilatların toplamı olan 32.460,00TL'nin davacının defterlerine kayıt edilmesi hâlinde davacı yanın davalıdan 26.511,56 TL alacaklı olduğu, ...'ya yapılan ödemelerinde kayıt edilmesi hâlinde ise davacının davalıya 1.612,88 TL borçlu olduğu tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda, davalı taraf ödemelerin bir kısmının makbuz karşılığında, bir kısmının da banka havalesi yolu ile ve gönderi sebebi açıklanarak davalının satış temsilcisi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece makbuzla elden yapılan ödemeler bakımından ...'ya yapılan ödemeler geçerli kabul edildiği hâlde, bu şahsın istemiyle ve ödeme sebebi gösterilerek banka hesabına yapılan ödemeler kötü ödeme olarak kabul edilmiş ise de; davalı çalışanı ...'nın para tahsiline yetkili satış temsilcisi olarak görev yaptığı hususu davacının C. Başsavcılığına verdiği 05.02.2021 tarihli dilekçe içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı, anılan dilekçede ''...Şüpheli ... bir dönem müvekkil şirket bünyesinde satış temsilcisi olarak görev yapmıştır. Şüpheli ...'nın görev aldığı dönem içerisinde müvekkili şirketi temsilen cari hesap müşterileri olan üçüncü şahıslarla mal teslim etme sipariş alma ve resmi makbuz karşılığında kanuni yasal sınır miktarına kadar nakit ödeme alma yetkisi verilmiştir... Şüpheli ... her hafta düzenli olarak üçüncü şahıs müşterilerden teslim aldığı tahsilatları resmi makbuzları ile birlikte şirket muhasebesine bildirmekle ve teslim etmekle yükümlüdür.'' şeklinde ifade edilmiştir. Bu durumda davacı çalışanı ...'nın para tahsiline yetkili tacir yardımcısı konumunda olduğu, ona yapılan ödemelerin geçerli ödeme olduğu, bu kapsamda para tahsiline yetkili tacir yardımcısının banka hesabına yapılan ödemelerin de geçerli ödeme olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, aksi yönde yapılan değerlendirmeler isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Makbuzlarda imza bulunmamakla birlikte makbuzla yapılan iki ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca makbuz koçanının ibrazı konusunda davacıya verilen kesin sürede HMK'nın 220/3 maddesinde öngörülen ihtara rağmen makbuz koçanının da sunulmadığı dikkate alındığında, davacıya ait tahsilat koçanının ödemeler karşılığı verildiğine dair ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmuş, davacı vekilinin bu konudaki istinaf nedeninin reddi gerekmiştir. Davalı tarafından yapılan ve yukarıda açıklanan sebeplerle geçerli kabul edilen tüm ödemeler düşüldüğünde davacının bakiye bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabule dair verilen karar usule ve yasaya aykırı bulunmuş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.İlk derece mahkemesince, 01.02.2022 tarihli celsede, davalının savunmalarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davacı çalışanı ...'nın şahsi hesabına yapılan 27.124,44 TL ödeme bakımından davalıya yemin teklif hakkı hatırlatılmış ve bunun üzerine davalının teklif ettiği yemini davacı yetkilisi eda etmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere, davalı taraf ödeme savunmasını kanıtlamış olup aksini ispat yükü üzerinde olan davacının yemini, taraf beyanından ibarettir. Bu beyana, taraf yeminin hukuki sonuçları bağlanamayacağından, ede edilen yeminin, Dairemizce varılan sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-İcra takibine girişmekte davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin olarak alınan 708,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06/02/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle karar kesindir.