T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1646 - 2025/1876 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1646 KARAR NO : 2025/1876 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/470 E. - 2023/285 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1646 - 2025/1876 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1646 KARAR NO : 2025/1876 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2023 NUMARASI : 2022/470 E. - 2023/285 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2023 tarih ve 2022/470 E. - 2023/285 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahsın 2021/114916 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2022-M-12245 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, aynı hizmetleri kapsadığını, başvurunun müvekkilinin mesnet markalarının serisi gibi algılanacağını, müvekkilinin "..." ibaresine eskiye dayalı kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırdığını, bu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adı olduğunu, müvekkilinin markalarını tanınmış marka haline getirdiğini, başvurunun haksız rekabet yarattığını, kötüniyetli olduğunu ve SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, 2022-M-12245 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, taraf markalarının karıştırılma olasılığının olmadığını, markalardaki ortak "..." ibaresinin bilimsel bir terim olduğunu ve ayırt ediciliği zayıf bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında ortak "..." ibaresinin 41. sınıfa giren hizmetler açısından ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, böyle ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceğinin hem öğreti hem Yargıtay tarafından kabul edildiği; dava konusu somut olayda da "..." markasının davacı tarafından eğitim-öğretim sektöründeki hizmet ve ürünlerde uzun yıllara sarih, Türkiye geneline yaygın, yoğun ve ciddi kullanımı ve tanıtımı neticesinde, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, koruma kapsamının arttığı, davacının "..."li markalarıyla bir "seri marka" yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davalının markasında "..." ibaresi dışında sadece bilinen bir coğrafi yer adının kullanılmış olmasının, bu işareti "..." tanıtma vasıtası altında verilen/bilinen hizmetlerin yerini göstermekten öteye gitmediği; sonuç olarak; dava konusu davalı markasının davacının "..." ibaresinin baskın/esas unsur olarak kullanıldığı bir kısım markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu görülmektedir; bu itibarla her ne kadar taraf markalarında geçen "..." ibaresi eğitim-öğretimle ilgili ürünler ve hizmetler açısından ayırt ediciliği zayıf bir ibareyse de, bu sektörde davacı tarafından "kazanılmış" ayırt ediciliği nedeniyle koruma kapsamının genişlediği ve dava konusu marka ile davacının ve markalarının benzer olduğu; davacının sadece 2014 108592 sayılı ve 2014 108601 sayılı markaları yönünden, davalının tescil ettirmek istediği marka ile görsel/işitsel/kavramsal ve genel görünüm itibariyle benzerlik şartının gerçekleştiği, davacının davasına ve itirazlarına mesnet aldığı diğer markaları açısından ise gerçeklemediği; davalı markası kapsamına alınmak istenen tüm hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği; davacı tarafın; dava konusu edilen "..." ibaresinin tamamının, davalının markasının tescili kapsamına giren hizmetlerin tamamında, kendisi tarafından Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş olmadığı, bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, davalının markasının kapsamına giren hizmetlerde tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı; davalının başvuruya konu markasının, davacının markalarının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşabileceği düşünüldüğünden, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın tesciline/hükmüne engel olabileceği; davacının ticaret unvanında ve alan adında geçen ve davacı tarafından eğitim-öğretimle ilgili hizmetlerde ve ürünlerde, yoğun ve ciddi biçimde uzun yıllardır kullanılan "..." ibaresinin himayesinin, yine aynı sektör altında gösterilen ticari faaliyetler açısından talep edilebileceği, kötüniyet iddiasının ispat olunamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 22.09.2022 tarih ve 2022-M-12245 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, markaların bir bütün olarak farklı olduğunu, "..." ibaresinin 41. sınıfta tasviri olması nedeniyle kimsenin tekeline bırakılamayacağını, taraf markalarının karıştırılmayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, "..." ibaresinin bilimsel bir terim olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacı markalarının mesnet unsurunun da "..." değil, "..." olduğunu, benzerlik değerlendirmesinin bütünsel izlenime göre yapılması gerektiğini ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği yönündeki ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Dairemiz kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarih ve 2024/4266 E.-2025/2718 K. sayılı kararı ile onandığı, bu hale göre, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından uzaklaşmadığı, dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin maruf bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının ... için özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf tüm hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarih ve 2024/4266 E.-2025/2718 K. sayılı kararının da dava konusu "... ..." ibareli markanın davacının itirazına mesnet markalarıyla benzer bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 28/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.