11. Hukuk Dairesi 2025/6449 E. , 2026/458 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1425 Esas, 2025/612 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/382 E., 2023/317 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkim…
11. Hukuk Dairesi 2025/6449 E. , 2026/458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1425 Esas, 2025/612 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/382 E., 2023/317 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı tarafından ... . İcra Müdürlüğü'nün 2021/19777 E. sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığını, müvekkilinin süresi içerisinde takibe itiraz edemediğini, takip dayanağı 3 adet kambiyo senedinin hiçbirinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, söz konusu 3 adet bononun müvekkilinin ortağı olduğu ... Tekstil Ltd. Şti tarafından düzenlediğini, ancak ilgili bonolardan kaynaklı olarak müvekkilinin sorumlu olmayacağını, müvekkilinin kardeşi tarafından davalı tarafın şirket yetkilisi huzurunda tanzim edilen bonoların davalı tarafa teslim edildiğini, ayrıca TL olarak düzenlenen bonoların daha sonra alacaklı tarafça döviz cinsine çevrildiğini, davalı tarafın hiçbir hakkı olmadığı halde müvekkili hakkında icra takibi yapmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davaya konu icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının imzasının bonolarda bulunduğunu, hem kaşe hem de açıktaki imzaların kendisine ait olduğunu, davacının 3 yıl gibi iyiniyeti aşan uzun bir süre beklemesi nedeniyle açıkça kötüniyetli olduğunu, senetteki tahrif iddialarının çıplak gözle bile bakıldığında asılsız olduğunun açıkça görüleceğini, söz konusu iddiaların, davacının borcundan haksız olarak kurtulma çabasından ibaret olduğunu, davacı imza sirkülerine dayanmış olsa da işbu belgedeki imzaların da Yargıtay içtihatları gereği araştırılması gerektiğini, bonoda çift imzanın bulunması halinde imzalardan birinin şirketi temsilen diğer imzanın da kişisel borçlanma amacıyla atıldığının kabulü gerekmekte olup davacının işbu senette hem temsil hem de kişisel borçlanma amacıyla attığı imzaların mevcut olduğunu ve borçtan açıkça sorumlu olduğunu, isim yazılı olmasa dahi bono bedelinden sorumluluğun ortadan kalkmayacağını savunarak davanın reddini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın davacı adına atılı bulunan imzaların sahteliği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, ... Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 08.03.2023 tarihli raporda, inceleme konusu senetlerde atılı basit tersimli borçlu imzaları ile davacının mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği şeklinde görüş bildirildiği, bu halde alanında uzman bilirkişi kurumundan aldırılan rapora göre senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığının tespit edildiği, imza sahteciliği mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, davaya konu senetlerin lehtarı olan davalının, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını bildiğinin, buna göre davalının davacıya karşı haksız ve kötüniyetli olarak hareket ettiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının ... . İcra Müdürlüğü'nün 2021/19777 E. sayılı takip dosyasına konu 3 adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/5 maddesi uyarınca hesaplanan 264.195,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan ve imza inkârına dayalı olarak icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İİK'nın 72. maddesinin beşinci fıkrasında "... Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir..." hükmü düzenlenmiştir. Davaya konu kambiyo senetlerine atılan imzaların davacıya ait olmadığı ortaya çıkmış ise de, bonoların düzenleyen bölümündeki kaşenin davacının münferiden yetkilisi olduğu şirkete ait olmadığı yönünde bir iddianın bulunmaması, bonoların bu şirket adına kardeşi tarafından tanzim edilerek davalıya verildiği yönündeki davacı beyanı da gözetilerek kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “İİK md 72/5 uyarınca hesaplanan (%20 tazminat olan) 264.195,00.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davacı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.