T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/921 Esas KARAR NO : 2026/54 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2016/916 Esas - 2022/949 Karar TARİH: 15/11/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkinDüzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/921 Esas KARAR NO : 2026/54 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2016/916 Esas - 2022/949 Karar TARİH: 15/11/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkinDüzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Temlik veren vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ticari faaliyetlerini devam ettirdiği dönemde bankanın Çiftehavuzlar Şubesi'nden 27.03.1997, 28.07.1997, 02.03.1998 ve 31.05.2000 tarihli ... ... ... İth. ve İhr. Ltd. Şti. yararına açılan kredi sözleşmeleri, ..., ... (...) , ... tarafından müşterek- müteselsil borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak borçlandıklarını, söz konusu kredi borcunun ödenmemesi üzerine T.C. ... Bankası A.Ş. Selamiçeşme Şubesi tarafından, Kadıköy 16. Noterliğinin 10.04.2002 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarmamesi ile hesabın kat edildiği ve ödeme yapılmaması halinde yasal takibe geçileceği hususunun bildirildiği, ihtarnameye rağmen borcunu ödemeyen borçlular aleyhine T.C. ... Bankası A.Ş. Selamiçeşme şubesince, Kadıköy 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığı, daha sonra T.C. ... Bankası A.Ş. Takipteki Krediler Takip başkanlığınca, Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş.'ne devredildiği, devir işlemleri sebebiyle takibin sürümcemede kaldığı, taraflarınca 2015 / 13710 Esas numarası ile İstanbul Anadolu 2. İcra müdürlüğünde yeniden açıldığı, davalının söz konusu takibe, borç aslına ve ferilerine itiraz ettiği, borçluların zamanaşımı itirazının reddi gerektiği, borçlunun itiraz ettiği faiz oranı da ... ... ... İth. İhr. Ltd. Şti kullandığı 27.03.1997, 28.07.1998, 02.03.1998 ve 31.05.2000 tarihindeki ... Bankası'nın (T.C. ... Bankası) uygulamakta olduğu 94112,5 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplandığı, borçlunun bu yöndeki itirazının da iptali gerektiği, borçlu müvekkili banka ile 4 Adet Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığı, tüm borçtan mesul oldukları, açıklanan nedenlerden dolayı fazlaya dair haklarının saklı kalması ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar dava ve talep ettikleri görüldü. Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, yetkili Gökçeada Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinin talep edildiği, 27.05.1997, 28.07.1997, 02.03.1998 ve 31.05.2000 tarihli kredi sözleşmelerinin akdedilmelerinin ardından on seneyi aşkın sürenin geçtiği, mevcut olduğu iddia edilen kefaletin düştüğü, kefil olsa bile öncelikle takibin asıl borçluya yapılması gerektiği, kredi sözleşmelerinin akdedilmelerinin ardından on seneyi aşkın süreyi geçtiği, borcun zaman aşımına uğradığı, zaman aşımı itirazında bulunduğu, yıllık %112,5 oranında temerrüt faizinin düzenlediği bir sözleşmede borçlu aleyhine aşırı yararlanmanın söz konusu olduğu, alacaklının takibe koyduğu borcun tutarının 7.079 TL iken işleyen faizin 106.871 TL olduğu, banka olması sebebiyle açık bir şekilde borçluya karşı güçlü konumda olan alacaklının borçlu aleyhine getirilen bu faiz oranı ile borçludan aşırı yararlandığı, sözleşmeye bağlı olmadığını beyan ederek edimlerinin geri verilmesini talep ettiği, borçlu şirketin 14 sene önce boşandığı eski eşi ... tarafından yönetilen ve idare edilen bir şirket olduğu, bu şirketin borçlarına kefil olduğunu hatırlamadığını, imzanın kendisinin mi eşinin mi tarafından atıldığını bilemediğini, bu sebeple imzaya itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle; yetki itirazı ile birlikte öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddini, mahkeme aksi kanaatteyse davanın reddi ile davacı tararfından başlatılan haksız takip nedeniyle %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görüldü. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/11/2022 tarih ve 2016/916 Esas - 2022/949 Karar sayılı kararında;".....Mali muhasip bilirkişi tarafından yapılan teknik incelemeye esas davacı kayıtlarının talep edilmesine rağmen davacı tarafından dosyaya ibraz edilmediği, davacı tarafından “banka kayıtlarında yapılan araştırmada ve arşiv firması nezdinde herhangi bir belge/dosya/klasör bulunmadığı belirlenmiştir” şeklinde beyanda bulunulduğu, bu haliyle takibe esas genel kredi sözleşmeleri doğrultusunda davacının alacak iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; her ne kadar kısa kararda kötüniyet tazminatı hakkında karar verilmemişse de 6100 sayılı Yasanın 305/A maddesi gereği talep konuları hakkında mahkemece kendiliğinden karar verilmesi gerektiğinden usul ekonomisi gereği tekrar (ek) hüküm tesisine mahal bırakmamak için işbu gerekçeli kararda hüküm tesis edilmiş, kötüniyetin davalı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, ''1-a.)Sübut bulunmayan davanın REDDİNE;b.)Sübut bulmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada bulunan 13/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporu, bir çok bölümünde, huzurdaki davanın sıhhati açısından hayati önem taşıyan hususlarda evrak bulunamadığı, bankadan gönderilmediği gibi sebepler ileri sürülerek, bu evraklar ve olguların sanki hiç yokmuş gibi değerlendirme yapıldığını, oysa bu evrakların dosyaya daha önceden sunulduğunu ve fiziki dosyada mevcut olduğunu; hatta ve hatta eksik olduğu/bulunamadığı belirtilen bu evrakların bir çoğunun Tasfiye Halinde T. ... Bankası A.Ş. vekili tarafından dosyaya sunulan 25/10/2016 tarihli "evrak asıllarının sunulmasına ilişkin beyan dilekçesinde" yer almakta olduğunu, ek raporda yapılan incelemelerde bilirkişi tarafından rapor düzenlenebilmesi için ısrarla kredi kullandırım formunun sunulması talep edilmekte ise de kredi kullanımının ispatının tek yolunun kredi kullandırım formunun sunulması olmadığını, talebe konu kredi kullandırım formu ... Bankası'ndan istenmesine rağmen bulunamadığı bilgisinin taraflarına verildiğini ancak, bilirkişi tarafından, banka kayıtlarında yapılacak basit bir bankacılık incelemesi ile kredinin borçlulara kullandırılıp kullandırılmadığının tespit edilecek bir husus olduğunu, ... Bankası kayıtları üzerinde ne de müvekkili şirket kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yapmadığını, uygulamada temlik eden tarafından temlik alana bilgi ve belgelerin iletilmekte olduğunu, bu hususta şirketleri tarafından bilirkişiye bir bildirimde bulunulması beklenmeden rapor düzenlendiğini, ikinci evrak olarak talep edilen hesap ekstresinin de 27/09/2022 tarihli dilekçe ile dosyaya sunulduğunu, bu belgenin de dikkate alınmadan eksik rapor düzenlendiğini ve eksik inceleme sonucu verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu ........Ltd. Şti.arasında akdedilen davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ispatlanamayan davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından dava konusu İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında kredi alacağının tahsili için davalının da aralarında bulunduğu asıl borçlu ve kefiller aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibinin dayanağının sadece "kredi sözleşmesi" şeklinde belirtildiği, ancak alacağın hangi kredi sözleşmesi/sözleşmelerinden kaynaklandığının açık bir şekilde belirtilmediği, dava dilekçesinde dört adet kredi sözleşmesi ve ihtarnamenin belirtildiği, Mahkemece kredi sözleşmeleri ve kullandırılan kredilere ilişkin tüm belgelerin gönderilmesi için yazılan müzekkereye verilen 25/10/2016 tarihli cevabi yazıda, 27/03/1997, 28/07/1997, 02/03/1998 ve 31/05/2000 tarihli genel kredi sözleşmelerinin ve Kadıköy 16. Noterliği'nin 10/04/2002 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesinin onaylı örneğinin gönderildiğinin üst yazı ve eki olarak belirtildiği, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi raporunda hesaplama yapılması için talep edilen kredi kullandırılmasına ilişkin talep formu, kredi kullandırımından bugüne kadar hesap hareketleri, ihtarnamenin tebliğ şerhinin dosyaya gönderildiğine ve sunulduğuna ilişkin bir ifadenin yer almadığı ve söz konusu belgelerin fiziken ve uyap ortamında dosya arasında bulunmadığı, bu belgelerin mail ile bilirkişi tarafından bankadan talep edilmesine rağmen söz konusu belgelerin bulunmadığına dair cevap verildiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde bankanın kendilerine dahi aynı şekilde cevap verdiğini beyan ettiği, bilirkişi kök ve ek raporunda dosyaya sunulan tüm belgeler üzerinde inceleme yapıldığı, ancak hesaplamaya esas belgelerin sunulmaması sebebiyle davacının alacak talebi hakkında hesaplama yapılamadığı, bankanın kendisinde ve arşivinde olmadığını beyan ettiği olmayan bir veri üzerinde bilirkişinin inceleme yapmasının ve davacının alacağı hakkında hesaplama yapmasının fiziken mümkün olmadığı, bu hususta yerinde inceleme yapılmasının da sonuca etkisinin bulunmadığı gibi Mahkeme ve bilirkişinin bu yönde bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, tarafların iddia ve savunmasını dayandırdığı olguların ispat edileceği delilleri süresinde dosyaya sunmakla yükümlü oldukları, söz konusu delillerin temlik alanda bulunması halinde davacının bu delileri süresinde dosyaya sunmakla yükümlü olduğu ve bilirkişinin bunların sunulmasını beklemek gibi bir yükümlülüğünün olmadığı, davacı vekili 27/09/2022 tarihli dilekçe ekinde hesap ekstresinin sunulduğunu iddia etmiş ise de sunulan ekstrenin kredi kullandırımından bugüne kadar hesap hareketlerine ilişkin ekstre olmayıp, takibe alınan kat bakiyesi olduğu anlaşılmakla davacı tarafından dava konusu alacağın varlığı ve miktarı ispat edilemediğinden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlığa konu 27/03/1997, 28/07/1997, 02/03/1998 ve 31/05/2000 tarihli genel kredi sözleşmelerine ilişkin kefalet sözleşmelerinin 818 sayılı BK döneminde imzalanmış ve sözleşmede herhangi bir süre sınırlaması bulunmadığından kefaletin süresiz verildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde ise "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. HD'nin 2020/7503 E- 2022/4265 K sayılı, 31/05/2022 tarihli karar içeriğinde de belirtildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da, başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz. Kefaletteki on yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, davaya konu kredi sözleşmesi ve kefaletname tarihleri dikkate alındığında TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihi itibariyle on yıllık süre dolmuştur. Davacının anılan kefaletnameye dayalı olarak bir yıllık ek süre içinde takipte bulunma hakkı 01.07.2013 tarihinde dolmuştur. Bu tarihten sonra bu belgeye dayalı olarak kefile başvurması mümkün değildir. Dava konusu icra takip tarihi olan 10/07/2015 tarihi itibariyle bir yıllık ek süre dolmuş olup, kefalet kendiliğinden sona ermiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu alacak için ilk kez Kadıköy 1. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında takip başlatıldığı ileri sürülmüş ise de, söz konusu takibin sürüncemede bırakıldığının ve bu sebeple yeni bir takip başlatıldığının beyan edildiği, icra takibi başlatılması ile hak düşürücü sürenin durması ya da kesilmesi söz konusu olmadığından hak düşürücü sürenin işlemeye devam ettiği ve dava konusu takip tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili, TBK'nın 143. maddesindeki 20 yıllık sürenin uygulanacağını belirtse de sonradan yürürlüğe giren yasada kefaletin geçerliliği için azami bir süre öngörüldüğü, bu sürenin dolması ile kefilin sorumluluğunun ortadan kalkacağı anlaşılmakla, bu maddedeki hüküm ile BK'nın 141. maddesindeki Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı hükmünün uygulanması mümkün değildir. Mahkemece bu husus dikkate alınarak ve öncelikle incelenmesi gereken hak düşürücü süre sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetli olmamış ise de davalı tarafından bu hususta aleyhe istinafa gelinmediğinden kaldırma sebebi yapılmamış, sadece eleştirilmekle yetinilmiştir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 24/09/2025 tarih, 2024/11-300 esas ve 2025/571 karara sayılı ilamı) Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı doğru olduğundan davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Temlik alan davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden temlik alan davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden temlik alan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin temlik alan davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden temlik alan davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.