7. Hukuk Dairesi 2013/13665 E. , 2013/20344 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı işverence herhangi bir haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil, yıllık ücreti, ikrami…
**7. Hukuk Dairesi 2013/13665 E. , 2013/20344 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı işverence herhangi bir haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil, yıllık ücreti, ikramiye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının istifa ederek ayrıldığını, davacının davalı işverenden herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Anayasa'nın 141'nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir. Somut olayda; mahkemece iki ayrı bilirkişi raporu alındığı ve karar gerekçesinde "Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazı üzerine dosya yeniden işçilik alacakları konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 01/01/2013 tarihli bilikişi raporunda; 2.205,29 TL kıdem tazminatı, 940,47 TL ihbar tazminatı, 4.674,87 TL fazla mesai alacağı, 269,26 TL yıllık izin alacağı, 318,93 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağının bulunduğu, ikramiye alacağının bulunmadığı yönünde görüş bildirdiği anlaşılmıştır. Gerekçeli olan, denetime imkan veren 01/01/2013 havale tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır. " değerlendirmesinde bulunulmuştur. Şu halde hüküm fıkrasında 01/01/2013 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan tutarlara hükmedilmesi gerekirken ıslah talebi ve 24.4.2012 tarihli bilirkişi rapor esas alınarak 6131,82 TL fazla çalışma ücreti, 371,70 TL yıllık izin ücreti ve 368,25 TL ulusal bayram genel tatil ücretine karar verilerek gerekçe ile aykırılık yaratılmıştır. Karar gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan karar bozulmalıdır. Yapılacak iş; Bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar vermektir.