15. Ceza Dairesi 2013/15117 E. , 2015/29724 K. * NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK * RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK * DOLANDIRICILIK SUÇUNUN, BANKA VEYA DİĞER KREDİ KURUMLARINCA TAHSİS EDİLMEMESİ GEREKEN BİR KREDİNİN AÇILMASINI SAĞLAMAK MAKSADIYLA İŞLENMESİ * TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 158 * BANKACILIK KANUNU (5411) Madde 3 * BANKACILIK KANUNU (5411) Madde 48 * CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (5320) Madde 8 "İçtihat Metni" Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandı
**15. Ceza Dairesi 2013/15117 E. , 2015/29724 K.** * NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK * RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK * DOLANDIRICILIK SUÇUNUN, BANKA VEYA DİĞER KREDİ KURUMLARINCA TAHSİS EDİLMEMESİ GEREKEN BİR KREDİNİN AÇILMASINI SAĞLAMAK MAKSADIYLA İŞLENMESİ * TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 158 * BANKACILIK KANUNU (5411) Madde 3 * BANKACILIK KANUNU (5411) Madde 48 * CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (5320) Madde 8 **"İçtihat Metni"** Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j bendinde,dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu'nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Sanığın, katılan Halk Bankası Atatürk Şubesi'nden kullandığı krediye karşılık teminat olarak verdiği, borçlusu şikayetçi C.. A.. görünen sahte olarak düzenlenmiş, 05/05/2007, 07/04/2007, 21/04/2007 ve 19/05/2007 ödeme tarihli 2.850,00'şer TL. bedelli 4 adet bononun bedellerinin ödenmediği somut olayda; 1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinde; Sanığın, Cumhuriyet savcısı huzurundaki savunmasında suça konu senetler ile bir alakasının bulunmadığını söyleyip, imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmesine rağmen, alınan kriminal raporda; senetteki F.. S.. ve şirketine ait imzaların sanığın eli ürünü olduğunun tespit edilmesi üzerine bu kez, senetleri muhasebecisi olan tanık B..T.. Y..'in müşterilerden aldığını, kendisinin ciro ettiğini, kaldı ki; iki tane senetteki imzaların kendisine ait çıktığını söylediği, fakat alınan rapora göre tüm senetlerdeki ciranta imzalarının sanığa ait olduğunun anlaşılması ve senetlerin sanık tarafından kullanıldığı yönünde herhangi bir tereddüdün bulunmaması karşısında, resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinde; Dosya içerisindeki kredi sözleşmesine ait bir kısım belge fotokopisi incelendiğinde, suça konu senetlerin, kredi sözleşmesinin düzenlenmesi sırasında mı yoksa daha sonraki bir tarihte mi teminat olarak verildiğinin belirlenememesi ve mahkemenin de bu yönde bir araştırma yapmaması karşısında, ilgili bankadan senetlerin ne zaman alındığı araştırılıp, kredi sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra verilmesi halinde önceden doğan borç nedeni ile dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı gözetilerek beraat kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.10.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.