İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekilinin ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle; Beykoz İcra Müdürlüğü ... sayılı icra takibi açıldığını, işbu takibin konusu 04.05.2020 tarihli mutabakat protokol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/730 KARAR NO:2026/692 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ:23/02/2026 NUMARASI:2026/157 Esas (Derdest) DAVA:İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekilinin ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle; Beykoz İcra Müdürlüğü ... sayılı icra takibi açıldığını, işbu takibin konusu 04.05.2020 tarihli mutabakat protokolü olduğunu, işbu mutabakat protokolü; ... Şirketi ve .... A.Ş.'nin birleşmesi sebebi ile ...'nin ... Şirketi'ne ödemesi gereken bakiye 4.682.080,14 USD borcu konu aldığını, işbu alacak sebebi ile takip açılmış ise de davalı yanca yapılan itiraz üzerine dosya durdurulduğunu, akabinde yapılan arabuluculuk süreci de anlaşmama ile sona ermiş olduğundan işbu davayı açma zaruriyeti hasıl olduğunu, takip dayanağı belge incelendiğinde şirket kaşesi altında davalının imzasının bulunduğunu, takibe itiraz kapsamında her ne kadar imzaya itiraz edilmiş ise de yapılacak basit bir inceleme ile imzanın ...'ye ait olduğu tespit edileceğini, kaldı ki şirket kayıtlarında bu mihvalde birçok belge ve ... ıslak imzasının bulunduğunun da açık olduğunu, bu yönü ile kötü niyetli bu itirazın kabulünün mümkün olmadığını, imzası açıkça kendisine ait olan işbu protokolün borç doğurmayacağının iddia edilmesi alenen itiraz hakkının kötüye kullanılması olduğunu, zira bu belgenin aslen senet vasfında olduğu açık olup aksinin ispat edilebilmesinin de mümkün olmadığını, bilindiği üzere; usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesinin kabul edildiğini, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.201'deki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. HMK’nun 200. maddesine göre; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zaman ki miktar veya değerleri 2.500,00 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemin miktar ve değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle 2.500,00 TL’den aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Belirtilen madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edildiğini, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlem HMK’nun 201. maddesinde belirtilen miktardan az olsa bile tanıkla ispat olunamayacağını, ancak aynı nitelikte bir belge ile ispat edilebileceğini, bu nedenle karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça dinlenen tanık beyanlarına da itibar olunamayacağını, sayın mahkemece görülmekte olan davanın niteliği itibarıyla; davalı / borçlu firmanın ayrıca alacağın % 20 sından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1 hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin "alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması" yeterlidir. Mahkemenin "alacağın varlığına kanaat getirmesinden" anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmadığını, bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edildiğini, öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmemesi" şeklinde bir koşul da kanunda öngörülmediğini, aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İ.İ.K.nun 264. maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasına veya itirazın iptali davasına ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davasına konu olması kanunda öngörülen bir olasılık olduğunu, muacceliyet ise, öz olarak alacaklının alacağını talep etme yetkisini ifade etmekte olup, kural olarak her borç doğduğu anda muaccel olduğunu, davalı idarenin hiçbir yasal dayanak göstermeksizin sadece takibi durdurmak amacıyla ve kötüniyetle yapmış olduğu itirazın kanun önünde karşılığı muhtemel zararların bir an önce telafisi için ihtiyati haciz kararı vermek olması gerektiğini, itirazın (şimdilik/fazlaya ilişkin dava hakları saklı tutarak) 545.000 TL üzerinden iptali ve takibin kaldığı yerden devamı, alacağının likit / belirlenebilir olduğu da dikkate alınarak takip alacağının %20'sindan az olmamak üzere borçlu firmanın icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"...dosyada bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda, muaccel bir para alacağı olduğu hususunun yargılamayı gerektirdiği, muaccel bir para alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği görülmektedir. Ayrıca borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmadığına veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlandığına yahut kaçmaya ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığından bu yönde kanaatte oluşmamıştır. İİK 257 ve devamı maddeleri koşulları sağlanmadığı sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki gibi istemin reddine.." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/157 Esas sayılı dava dosyasından tesis ettiği 23/02/2026 tarihli ara karar ile, ihtiyati haciz taleplerinin reddine dair ara karar tesis ettiğini, işbu karar usul ve yasaya aykırı olup, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, ihtiyati haciz istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tarafımızca Beykoz İcra Müdürlüğü ... sayılı icra takibi açılmış olup iş bu takibin konusu 04.05.2020 tarihli mutabakat protokolü olduğunu, iş bu mutabakat protokolü; ... Şirketi ve .... A.Ş.'nin birleşmesi sebebi ile ...'nin ... Şirketi'ne ödemesi gereken bakiye 4.682.080,14 USD borcu konu aldığını, takip dayanağı belge incelendiğinde şirket kaşesi altında davalının imzasının bulunduğunun açık olduğunu, takibe itiraz kapsamında her ne kadar imzaya itiraz edilmiş ise de yapılacak basit bir inceleme ile imzanın ...'ye ait olduğunun tespit edileceğini, kaldı ki şirket kayıtlarında bu mihvalde birçok belge ve ... ıslak imzasının bulunduğunun da açık olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kabul edilebilmesi bakımından yasanın 390/3. maddesi hükmünde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda "...hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini gözardı edemez... bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması..." hükme bağlandığını, İstinaf kanun yolu başvurularının kabulü ile birlikte mahkemece tesis ediken 23/02/2026 tarihli ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin reddine dair ara kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz ve terditli olarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, taraflar arasında düzenlendiği ileri sürülen mutabakat protokolüne dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemli derdest davada, ihtiyati haciz kararı ve terditli ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz/tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan "...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur...." hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir.İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir.Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.Her ne kadar ihtiyati haciz yargılamasında kesin ispat aranmayıp yaklaşık ispat yeterli ise de, bu durum alacağın varlığı ve muacceliyetinin hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde asgari düzeyde ortaya konulması gerekliliğini ortadan kaldırmaz.Somut olayda; talebe dayanak 04.05.2020 tarihli ;....A.Ş ile yapılan birleşme neticesinde bakiye kalan bedelin aleyhine ihtiyati haciz talep edilen ...' tarafından ödeneceğine ilişkin düzenleme içeren protokolde ,... adına atfen atılmış bir imza bulunmadığı , ihtiyati haciz talep eden şirket adına atfen imzalandığı bu protokolun bu haliyle taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ve kapsamının uyuşmazlık konusu olduğu, anlaşılmaktadır.Bu durumda, alacağın varlığı ve muacceliyetine ilişkin hususların çözümünün, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesini, delillerin toplanmasını ve esas hakkında yargılama yapılmasını gerektirdiği, dolayısıyla ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma tedbiri bakımından aranan yaklaşık ispat koşulunun somut olayda sağlanamadığı kabul edilmelidir.Geçici hukuki koruma niteliğinde olan ihtiyati haciz kararının, ancak alacağın varlığı ve muaccel olduğu yönünde mahkemede kuvvetli bir kanaat oluşması halinde verilebileceği, somut olayda ise bu kanaatin oluşmasına elverişli yeterli ve inandırıcı delil sunulmadığı açıktır. Bu itibarla, İİK’nın 257 ve 258. maddelerinde öngörülen şartların somut olayda gerçekleşmediği ve yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı anlaşılmakla, ihtiyati haciz/tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2026