T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1577 Esas KARAR NO : 2025/2046 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/530 Esas - 2025/398 Karar TARİHİ: 27/05/2025 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara ka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1577 Esas KARAR NO : 2025/2046 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/530 Esas - 2025/398 Karar TARİHİ: 27/05/2025 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, ...-0 no'lu Nakliyat Emtia Sigortası Abonman Sözleşmesi ve 268 no'lu Nakliyat Emtia Sigorta Sertifikası ile sigortalı ... Bant San. ve Tic. A.Ş.'nin dava konusu olaya ilişkin nakliye rizikolarına karşı sigortalandığını, sigortalı ... Bant San. ve Tic. A.Ş. tarafından Almanya'da yerleşik ... SE isimli firmadan 07.10.2021 tarih ve 1490011326 numaralı fatura kapsamında (Satış şekli: CFR İstanbul) 302 KAP (Brüt; 2.039,52 Kg.) yapışkanlı bant emtiası satın aldığını, Almanya’dan Türkiye’ye kadar olan karayolu nakliyesi, nakliyeci ... Tur. Tic. ve Nak. Ltd. Şti. sorumluluğunda fiili taşıyıcı ... Loj. Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından ... (çekici+dorse) plakalı araç ile gerçekleştirildiğini, aracın 14.10.2021 tarihinde Muratbey Gümrüğü’ne bağlı ... Lojistik Deposu’na varışı sonrasında yapılan kontrollerde 3 palet muhteviyatı emtianın hasarlı olduğunun görüldüğünü, gümrük tutanağı düzenlenerek ayrıca ... belgesine şerh düşüldüğünü, emtianın farklı bir araç ile 21.10.2021 tarihinde sigortalının anlaşmalı deposu Gebze-Kocaeli’de yerleşik Kuehne nagel firmasının tesislerine getirilmesi sonrasında yapılan kontrollerde 3 rulo emtianın hasarlı olduğu görüldüğünü, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davalı üst taşıyıcı ..., fiili taşıyıcı ... ve fiili taşıyıcı ...'ın taşıyıcı sorumluluk sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'nin müştereken/müteselsilen sorumlulukları söz konusu olduğunu, dava konusu hasar sonrası yapılan ekspertiz çalışmalarına göre hasar miktarı; 2.179,67 Euro olduğunu, söz konusu hasar sebebiyle müvekkili şirket sigortalısına, 2.179,67 Euro tazminat ödemesi yapıldığını, ödeme ile müvekkili şirket, Türk Ticaret Kanunu m. 1472 (1) uyarınca sigortalısının dava ve talep haklarının halefi olduğunu, temlikname uyarınca dava konusu tutar temlik hükümleri uyarınca talep edildiğini, davalılar ile dava öncesi yaptıkları taleplerine olumlu cevap verilmemesinin akabinde; alacaklarına ilişkin olarak başlattıkları İstanbul 29. İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosyasına yansıyan takibe, borçlular tarafından herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtilerek, elle tutulur bir sebep gösterilmeksizin, borca, faizine ve tüm fer’ilerine itiraz edilmiş olması hukuken korunamayacağını, icra takibatına devam ederek haklı alacağına kavuşabilmek adına müvekkili şirket tarafından arabuluculuğa başvurduklarını, anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerden dolayı davayı açtıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; borçluların İstanbul 29. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı yaptığı haksız itirazların iptalini, takibin aynen davamını, asıl alacağa faiz işletilmesini, haksız itiraz eden borçlular aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş ve ... Lojistik Dış Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde: Dava konusu taşımaya ilişkin emtia 07.10.2021 tarihli fatura ile satıldığını, hasar/ tahliye tarihi aynı zamanda emtianın depoya varış tarihi 14.10.2021 olup dava 08.08.2023 tarihinde açıldığını, taşıma karayolu ile uluslararası taşıma olduğunu, ... konvansiyonu hükümlerine tabi olduğunu, ... Konvansiyonu 32. Madde uyarınca bu davanın bir yıl içinde açılmasının gerektiğini, dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle davanın zamanaşımı yönünden reddini, dava konusu uluslararası taşıma olduğunu, ... hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, dava konusu taşımacılıkta, Almanya'da bulunan ... S.E. isimli şirket tarafından, Türkiye'de bulunan ... Bant San. ve Tic. A.Ş. isimli şirkete 302 kap, Brüt 2.039,52 kg. yapışkan bant emtiası satılıp gönderildiğini, satıcısı/göndericisi ... S.E. ve alıcısı ... Bant San. ve Tic. A.Ş. olan 302 kap, Brüt 2.039,52 kg. yapışkan bant emtiası, Türkiye'ye taşınması üzere, taşıyıcı/ üst nakliyeci olarak diğer davalı ... Tur. Tic. ve Nak. A.Ş. ile anlaşılmıştır. Nakliyeci ... tarafından da fiili taşıyıcı olarak müvekkili ... Loj. Dış Tic. Ltd. Şti. Görevlendirildiğini, emtia Almanya’dan, satıcı/ gönderici şirket yetkilileri tarafından ... (çekici + dorse) plakalı araca yüklendiğini, emtia 14.10.2021 tarihinde Muratbey Gümrüğü'ne bağlı ... Loj. Deposu adresine varışı sonrasında emtiada kısmen hasar meydana geldiği görüldüğünü, dava konusu taşıma uluslararası taşıma olduğunu, ... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrası hükmünde "Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir." düzenlemesi mevcut olduğunu, TTK'nın taşımaya ilişkin hükümleri yürürlükte olsa dahi uluslararası taşımalar bakımından bir iç hukuk kuralı haline gelen ... Konvansiyonu'nun öncelikli olarak uygulanmasının gerektiğini, ... Konvansiyonu iç hukuk hükmünde olduğunu, dava konusu hasar için ... Konvansiyonu hükümleri uygulanmasının gerektiğini, davacı aktif dava ehliyetini ispatlamasının gerektiğini, davacının davasının ve hasar ödemesinin dayanağı olan, alıcıya yaptığını iddia ettiği ödemeye ilişkin dosyaya herhangi bir ödeme dekontu/ ödemeye ilişkin bir belge sunulmadığını, davacının hasara ilişkin ödeme yapıp yapmadığı ve doğru kişiye ödeme yapıp yapmadığını tetkik edemediklerini, bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, sorumluluk kapsamında ödeme yapılmamış ise ex gratia yani lütuf ödemesi yapılmış olduğunu, lütuf ödemesi yapan şirketin rücu hakkı bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazlarını tekrarladıklarını, davacı aktif dava ehliyetinin bulunduğunu ispatlamasının gerektiğini, davacı, dava dilekçesinde hasar ödemesi yaptığını ve alacaklıya ödediği hasar miktarı için fiili taşıyıcılara ve sigortacısı olan müvekkiline rücuen işbu davayı açtığını belirttiğini, davacı taraf dosyaya herhangi bir ibraname/temlikname sunmadığını, ayrıca davacı yanın taraf sıfatını ispatlayabilmesi için sadece ibranme yeterli olmadığını, hasar tazminatının ödendiğine ilişkin banka dekontunu veya muhasebe kayıtlarını mahkemeye sunulmasının gerektiğini, hasar miktarının yüksek olduğunu, ispatlanmasının gerektiğini, hasar miktarı yüksek olduğunu, ispatlanmasının gerektiğini, talep konusu yapılan alacak bedelinin dahi nasıl oluşturulduğu, şayet var ise hasarlı emtianın sovtaj değerlendirilmesine tabi tutulup tutulmadığını anlaşılamadığını, hasarlanan mala ilişkin gerçek bir tespit yapılamadığını, hasar var ise malın hasarlandığı ve ne kadarının kurtarıldığının dosyaya sunulmasını, hasar miktarının ispatlanmasının gerektiğini, bu nedenle hasar miktarına ve kusur durumuna itiraz ettiklerini, dava konusu taşıma CFR teslim şekli ile teslim edildiğini, emtia ambalaj ve yüklemesi nakliyeci tarafından yapıldığını, CFR teslim şeklinde, satıcı şirket fabrikada yükleme, iç nakliye, tıra yükleme ve navlun süreçlerini organize ederek, yükü, alıcının yani ithalatçının ülkesinde yer alan bir gümrükte alıcıya teslim edecek şekilde operasyonu tamamladığını, mallara ilişkin hasar ve masraflar mallar tırın üzerinde bulunduğunda alıcıya geçtiğini, satıcı, hasarı ve masrafları kendisine ait olmak üzere, malların ihracı için gerekli her türlü ihraç iznini veya diğer resmi izinleri alır ve malların ihracı için gerekli gümrük işlemlerini tamamladığını, satıcı, malların belirlenen varma limanına getirilmesi için taşıma sözleşmesi yapar ve masraflar ile navlunu ödediğini, dava konusu taşıma CFR teslim şekli ile gerçekleştirildiğini, CFR teslim şeklinde emtia gönderici şirkette, gönderici elemanları tarafından yüklendiğini, istiflenip, sabitlendiğini, müvekkili şirket ... sadece fiili taşımayı gerçekleştirdiğini, bu nedenle meydana gelen hasarda, ambalaj, istifleme ve sabitlemeyi gönderici sorumlu olduğunu, davacı yanın ekspertiz raporunda her ne kadar yüklemenin taşıyıcı tarafından yapıldığı söylenmişse de bu beyanlarının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, bu beyanları ispatlayan bir belgenin olmadığını, emtia gönderici şirket elamanlarınca yüklendiğini, müvekkili şirketin ambalaja, istife - yüklemeye ve sabitlemeye herhangi bir müdahalesi olmadığını, hasarın nedeni ambalaj ve istif hatası olup hasardan müvekkili şirketlerin herhangi bir sorumluluğu ve kusuru olmadığını, kötü ambalaj ve istif hatasından nakliyeci sorumlu olmadığını, ... 17. madde 4/b’ye göre, “Malların ambalajlanmadıkları veya fena ambalajlandıkları zaman, mahiyetleri icabı fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması yahutta hatalı ambalajlanmış olması,” hallerinde taşıyıcı mesuliyetten ibra edilir." dendiğini, ... Konvansiyonuna göre malın ambalajının kötü olduğu durumlarda taşıyıcının bir sorumluluğu yoktur. müvekkili yükleme - istifleme ve sabitleme gönderici şirket elemanları tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin yüklemeye herhangi bir müdahalesi olmadığını, bu durumda dava konusu hasardan dolayı fiili taşıyıcı müvekkil şirkete ithaf edilebilecek herhangi bir kusur olmadığını, ... 17. maddesine göre müvekkili şirketlerin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, dava konusu hasar ambalaj ve istif hatasından meydana geldiğini, emtiada meydana gelen hasarın yükleme, istifleme ve sabitleme yetersizliğinden kaynaklandığı, yükleme, istifleme ve sabitlmeye müvekkil fiili taşıyıcı şirketin müdahalesi olmadığının açık olduğunu, hasardan taşıcıyı ...'ın sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketininde bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili ... Sigorta A.Ş fiili taşıyıcı ...'ın sorumluluk sigortacısı olduğunu, müvekkili taşıyıcı şirket de üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, taşımayı süresinde ve tam bir şekilde herhangi bir kaza vb. bir duruma karışmadan tamamladığını, dava konusu hasar, hatalı ve yetersiz yükleme, istifleme ve sabitlemeden dolayı müvekkili sigortacı şirket tarafından ... madde 17 gereğince reddedildiğini, müvekkili taşıyıcı şirketin dava konusu hasarda herhangi bir sorumluluğu bulunmaması nedeniyle sorumluluk sigortacısı ... Sigorta A.Ş'de hasardan bir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddini talep ettiklerini, taşıyıcının azami sorumluluğu ... Konvansiyonunun 23. maddesinde düzenlendiğini, Uluslararası taşımalardan kaynaklanan uyuşmazlarda ... Konvansiyon hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, taşıyıcının azami sorumluluğu ... Konvansiyonu’nun 23. maddesinde düzenlenlendiğini, ... Konvansiyonu Fasıl IV (Taşıyıcının mesuliyeti) md. 23/3 de belirlendiğini, "İş bu anlaşmanın hükümleri gereğince bir taşıyıcı, malların kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle mükellef tutulduğunda, bu tazminat, eksik brüt ağırlığın kilogramı başına hesabın 8,33 SDR birimini aşmayacaktır.” sözleşmede belirtilen hesap birimi SDR olduğunu, tazminat, eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 hesap birimini aşmayacağını, hasarı ve kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın fazlaya dair taleplerinin reddini, sovtaj bedeli hasar bedelinden düşülmesinin gerektiğini, sovtaj bedeli hasar bedelinden düşülmesinin gerektiğini, faiz talebi yasa ve usule aykırı olduğunu, fahiş ve mesnetsiz olduğunu, davacının haksız ve mesnetsiz icra inkar tazminatı talebinin reddi ile, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Lojistik Dış Ticaret Limited Şirket vekili cevap dilekçesinde: Müvekkili firma üzerine düşen görevi tamamıyla eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacı dava dilekçesinde "Emtianın farklı bir araç ile 21.10.2021 tarihinde sigortalının anlaşmalı deposu Gebze-Kocaeli’de yerleşik Kuehne nagel firmasının tesislerine getirilmesi sonrasında yapılan kontrollerde 3 rulo emtianın hasarlı olduğu görülmüştür." şeklinde beyanda bulunduğunu, herhangi bir tespit davası da açılmadığını, müvekkili firma sadece nakliyede görevli olduğunu, malın yüklenmesi ve indirilmesi aşamasında ki işlemlerden sorumlu olmadığını, müvekkili firma sadece nakliye de görevli olduğunu, malın yüklenmesi ve indirilmesi aşamasında ki işlemlerden sorumlu olmadığını, dosyanın önce kusur sonra da değer tespiti yapılması için bilirkişiye gönderilmesini, ürünlerin nasıl ve ne şekilde zarar gördüğü somut olarak da ispatlanamadığını, taşıma esnasında zarar gören ürünler olsa miktar bakımından daha fazla ürünün zarar görmesinin gerektiğini, bu hasarın nasıl ve ne zaman, ne şekilde zarar gördüğü de dosya kapsamından belli olmadığını, iddia edilen zarar ile müvekkili firma arasında nedensellik bağı da tam kurulmadığını, olay anını gösterir tutanak ya da kamera kayıtlarının celbini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının iddia ettiği zararlar sigorta kapsamında olduğunu, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğunu, iç hukuk sisteminde hukuk kuralı niteliğine haiz olarak uygulanmaya konulduğunu, ... Konvansiyonundaki hükümler, usulüne uygun bir şekilde yürürlüğe girdiği için Anayasa'nın 90/5 maddesi uyarınca kanun hükmünde olduğunu, Yargıtay kararlarında da ...'nin bir iç hukuk kuralı olduğu kabul gördüğünü, Türk Hukuk Sisteminde karayolu ile taşıma hükümleri 13 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında dördüncü kitapta m.850 vd. maddelerinde hüküm altına alındığını, ... Konvansiyonu, karayolu taşımacılığına ilişkin ilgili mevcut düzenlemelere göre daha özel bir kapsama sahip olduğunu, çoğunluğun görüşü ... ve TTK kapsamında aynı konuya ilişkin farklı hükümlerin yer alması durumunda, TTK'nın daha güncel bir düzenlemeye sahip olmasına rağmen ...'nin uygulanması gerektiği yönünde olduğunu, TTK'nın 13 Ocak 2011 tarihinde yeniden düzenlenen hali ile belirlenen hükümler, ...'de yer alan hususlarla paralel nitelikte olduğunu, herhangi bir uyuşmazlık konusuna ... hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikli olarak Konvansiyonunun birinci maddesinde düzenlenen uygulanma şartlarının bulunması gerektiğini, ... Konvansiyonunun birinci bölümünün birinci maddesi uyarınca söz konusu şartlar, taşıma işinin ücret karşılığında üstlenilmesini öngören bir taşıma sözleşmesinin bulunması, taşıma konusunun eşya olması, taşımanın taşıt aracılığıyla karayolunda gerçekleştirilmesi, taşımanın başladığı yer ile sona erdiği yer iki ayrı devletin ülkesinde bulunması, müvekkili firma bahse konu işlemler ile ilgili olarak en yüksek özen yükümlülüğü göstermiş olduğunu, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini, davacının haksız olarak müvekkili firma aleyhine icra başlattığı için %20 kötü niyetli tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Turizm Ticaret ve Nakliyat Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde: Davanın husumet eksikliği nedeni ile reddinin gerektiğini, müvekkilinin pasif dava ehliyetinin bulunmadığını, taşıma, müvekkili tarafından gerçekleştirilmediğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, hasar iddiası doğrultusunda davacı tarafından yapılan ödeme bir lütuf ödemesi olduğunu, dava konusu emtia taşıması kara yolu üzerinden Almanya'dan Türkiye'ye gerçekleştirildiğini, ... Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğunu, ... madde 32 uyarınca huzurdaki davanın taşınan emtianın teslim tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içerisinde açılmasının gerektiğini, hasar evrakından taşınan emtianın 14.10.2021 tarihinde alıcı mahallinde teslim edildiğini, dava konusu icra takibi 11.04.2022 tarihinde başlatıldığını, dava ise 08.08.2023 tarihinde, zamanaşımı süresi geçirildikten sonra açıldığını, huzurdaki davanın, öncelikle dava konusu talebin zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle reddi gerektiğini, emtia taşıması müvekkili tarafından gerçekleştirilmediğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, aksi bir varsayımda dahi somut olayda taşıyıcıya herhangi sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, somut olayda emtia hasarının dorse içi sabitlemenin ve istiflemenin yetersiz olmasından kaynaklandığı ileri sürüldüğünü, emtianın yüklemesi, sabitlenmesi ve istiflenmesi, gönderenin yükümlülüğünde, gönderen tarafından gerçekleştirildiğini, davacı sabitleme ve istiflemenin taşıyıcı tarafından gerçekleştirildiği iddiasını ispat edemediğini, emtianın ambalajı yetersiz ve hatalı olduğunu, davacının zarar iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, somut olayda tarafların olası sorumluluğu ... Konvansiyonunda öngörülen sorumluluk sınırlarını aşamayacağını, davacı tarafından iddia edilen emtia hasarı süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ihbar ve ihtar edilmediğini, dava dosyasına sunulan ekspertiz raporu, davacı sigortacı tarafından tek taraflı olarak hazırlatıldığını, münhasıran evrak üzerinden yapılan yüzeysel bir incelemeye dayandığını, davacının zarar talebi fahiş olduğunu, davacı tarafından dava dosyasına sunulduğu görülen ekspertiz raporu tüm tarafların ortak katılımı ile bağımsız bir eksper tarafından gerçekleştirilen müşterek bir ekspertiz incelemesi neticesinde hazırlanmadığını, incelemenin evrak üzerinden gerçekleştirildiği, fiili inceleme yapılamadığı ve "... sigortalı beyanına göre nakliyeci firma sorumluluğunda yapılan dorse içi istiflemenin ve sabitlemenin yeterli yapılmaması neticesinde muhtemelen nakliye sırasında meydana gelen olağan sarsıntılardan, araç içerisinde hareket ederek devrilmesi neticesinde meydana gelmiş olabileceği kanaatine varılmıştır." şeklinde olasılık belirten ifadeler kullanıldığı raporda açıkça görüldüğünü, alınan ekspertiz raporu davacının zarar iddiasını somutlaştırmak bakımından da yetersiz kaldığını, davacı tarafından talep edilen tazminat tutarı son derece fahiş olduğunu, davacı zarar iddiasını ispat edemediğini, somut olayda hasarlandığı iddia edilen emtianın sovtaj değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığı ya da ne şekilde yapıldğı dahi belirli olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla somut olayda dava tarihinden itibaren ve ... Madde 27 uyarınca azami yıllık %5 oranında faiz talep edilebileceğini, dava konusu takip incelendiğinde davacının takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının bir yıl vadeli Euro mevduat hesaplarına uyguladıkları en yüksek mevduat faizini talep ettiğinin görüldüğünü, davacının dava konusu alacak taleplerinin kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ... 27.madde uyarınca konvansiyon kapsamında döviz cinsinden ödenecek tazminat tutarına uygulanabilecek faizin azami yıllık % 5 olabileceğini; bu faizin başlangıç tarihinin ise en erken dava tarihi olabileceğini vurgulamasının gerektiğini, bu nedenlerle, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının Konvansiyon hükümlerine açıkça aykırılık teşkil eden faiz talebinin kabulü de mümkün olmadığını, davanın davalılardan ... Sigorta A.Ş, aynı zamanda müvekkilininde sorumluluk sigortacısı olduğunu, dava konusu edilen emtia taşıması nedeniyle müvekkile herhangi bir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını, dava davalı ... şirketinin davacının eksperi ile gerçekleştirdiği yazışmada, davacının sigortalısının tek taraflı beyanı doğrultusunda hazırlanan hatalı ekspertiz raporu tahtında davacı tarafından müvekkiline yöneltildiğini, hasar döneminde müvekkilinin sorumluluk sigortacısı, bu davanın 1 numaralı davalısı ... Sigorta A.Ş. Olduğunu, davacının müvekkilden olan taleplerini ve iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, şayet müvekkili huzurdaki dava nedeniyle herhangi bir zarara ya da yükümlülüğe katlanmak mecburiyetinde kalır ise, bu zararları tazmin etme yükümlülüğünün ... Sigorta A.Ş.'ne ait olacağını ve müvekkilin uğrayacağı zararların ... Sigorta A.Ş.'ne rücu edileceğini, davacının %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, davacının alacak talebi muayyen olmadığını, icra inkar tazminatı talebi de yerinde olmadığını, davacının alacak iddiası yukarıda izah edilen gerekçelerle dayanaktan yoksun ve haksız ve kötü niyetli olduğunu, somut olayda müvekkiline herhangi bir sorumluluk atfedilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple davanın reddini, davacının bu haksız talepleri nedeniyle %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/05/2025 tarih ve 2023/530 Esas - 2025/398 Karar sayılı kararında;"....... Davalı taşıyıcı ... Ltd. Şti. ve onun sorumluluk sigortacısı diğer davalı ... Sigorta AŞ, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiği savını ileri sürerek davanın usulden reddini talep etmiştir. ... Konvansiyonun zamanaşımını düzenleyen 32’nci maddesi '1. Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır ve şu tarihlerde başlar: a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, b) Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış̧ zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60’ıncı günde, c) Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir. 2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez. 3. Yukarıdaki 2’nci paragraf hükümlerine bağlı olarak, zaman limitinin uzatılması, davaya bakan mahkemenin kararlarına göre düzenlenir. Bu karar aynı zamanda yeniden dava açma haklarını da düzenler. 4. Zaman aşımı ile düşen dava açma hakkı, karşıt istek veya vereceğini alacağına sayışma yoluyla kullanılmaz.Dosya kapsamında somut olayda dava açma süresini 3 yıla taşıyan bir durum olmadığı gibi bu yönde bir iddia ve savunma da mevcut olmadığından, zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabul edilmesi gerekecektir. Eşyanın (hasarlı olarak) davacının sigortalısı alıcıya teslim tarihinin 14.10.2021 olduğu konusu çekişmesizdir. Bu durumda 15.10.2021 tarihinde başlayacak bir yıllık zamanaşımı süresi, zamanaşımını kesen veya erteleyen (durduran) bir işlem olmadığı takdirde 15.10.2022 tarihinde sona erecektir. Davacı tarafından davalı taşıyıcı ve onun sorumluluk sigortacısına 25.02.2022 tarihinde, 32’nci maddenin 2.paragrafı hükmünce tutarı belli rücu talebi yazılı olarak iletilmiş ve zamanaşımı (kesilmemiş) durmuştur. Davalılar tarafından davacıya ret talebinin 11.03.2022 tarihinde iletilmesiyle duran zamanaşımı yeniden işlemeye başlamış, durmada geçen 15 günlük sürenin ilavesiyle zamanaşımı 30.10.2022 tarihine taşınmıştır. Davacının davalılar aleyhine 11.04.2022 başvuru harç tarihi ile İstanbul 29.İcra Dairesi nezdinde başlattığı takip ile zamanaşımı durmamış kesilmiştir. Davalıların takibe vaki son itiraz tarihi olan 14.04.2022 tarihinde kesilen zamanaşımının yeniden (bir yıllık süre olarak) başlamasıyla zamanaşımı süresinin dolacağı tarih 14.04.2023’e taşınmıştır. Davacının zamanaşımı süresi dolduktan 52 gün sonra arabuluculuk müessesine başvurduğu, (arabuluculuk süresinde de geçen 52 günlük sürenin ardından) davacının huzurdaki davayı 08.08.2023 harç ödeme ve kayıt tarihinde ikame ettiği sabit olduğuna göre, huzurdaki davanın, ... Konvansiyonu hükümlerine göre öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinde ikame edilmediği tespit edilmiş olup davalılar ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ ve ... LOJİSTİK DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ vekilinin süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile zamanşımı definde bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde bu davalılar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmiştir.Davacı tarafından, davalılardan ... AŞ’nin, hasarın meydana geldiği taşıma işini organize ettiği, asıl taşıyıcı olduğu iddiası mevcut ise de dosya kapsamında davalı ... AŞ’nin bu taşıma işinde rol aldığına dair somut ispat külfetini karşılayan, bir taşıma sözleşmesi, navlun teklifi, e-posta yazışması veya navlun faturası bulunmamaktadır. Bu durumda davalı ... AŞ’nin pasif husumet ehliyetinden söz edilemeyeceği, davalı/takip borçlusu ... Turizm Ticaret ve Nakliyat AŞ’nin pasif husumeti bulunmadığından bu davalı bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. "gerekçesi ile, ''1-Davanın davalı ... TURİZM TİCARET VE NAKLİYAT ANONİM ŞİRKETİ bakımından pasif husumet yokluğundan reddine,2-Davanın davalılar ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ ve ... LOJİSTİK DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ bakımından zamanaşımı nedeniyle reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirketin sigortalamış olduğu emtianın taşıma işi üst taşıyıcı sıfatıyla davalı ... tarafından üstlenilmiş olup buna ilişkin tüm delillerinin mahkemeye sunulmasına karşın yerel mahkemenin pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar vermesinin açıkça hatalı olduğunuu; bu yönden verilen kararın kaldırılmasını mahkemeden talep ettiklerini, Yerel mahkeme tarafından davanın davalılar ... Sigorta ve ... yönünden zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin açıkça hukuka ve usule aykırı olup verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, Yerel mahkeme öncelikle davanın ... Konvansiyonu 32'nci maddesi kapsamında 1 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğuna ilişkin hatalı tespitten yola çıkarak davanın bir kısım davalılar yönünden zaman aşımı sebebiyle reddine karar vermiştir. Yerel Mahkemenin bu tespitinin açıkça hatalı olduğunu; söz konusu taşıma işinde zaman aşımı süresi ... kapsamında 3 yıl olarak belirlenmesi gerektiğnii, Davalı taşıyıcılar bilerek kötü hareket olarak kabul edilebilecek şekilde taşıma konusu emtiada hasara sebep olduklarını; taşıma konusu emtianın ağırlığı, cinsi ve taşınan emtianın bir kısmının ağır şekilde hasarlanmış olmasının taşıyıcıların bilerek kötü hareketi neticesinde emtiada hasar meydana geldiğini ortaya koymakta olduğunu; bu halde zaman aşımı süresi ... madde 32 hükmü gereği 3 yıl olarak kabul edilmeliyken yerel mahkemenin süreyi 1 yıl olarak baz almasının hukuka aykırı kararın verilmesine sebep olduğunu, ... kapsamında zaman aşımı süresinin 1 yıl olduğu düşünülse dahi icra dosyasında dava öncesi dönemde zaman aşımını kesen son usuli işlemin 05.09.2022 tarihinde yapıldığını; işbu tarihte icra müdür yardımcısı ...A tarafından bir tensip zaptı ile karar verildiğinin görülmekte olduğunu; işbu kararda borçlular vekilinin istifa dilekçesinin tarafa tebliğ edilmesine karar verildiğini; söz konusu tensiple alacağın takibine ilişkin bir usulü işlem yapılmış olduğundan zaman aşımının kesileceğini, Dava dosyalarında yapılan her usuli işlem, (örneğin duruşma yapılması, ara karar kurulması, müzekkere yazılması vb.) zamanaşımını kesme sonucunu doğurmaktaysa icra takiplerinde de kurulacak her bir tensip bir nevi ara karar niteliği taşıdığından zaman aşımını kesen etkisi olacağını; bu sebeple yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararda zaman aşımının son kesildiği tarihin 14.04.2022 olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu; bu hatalı tarih baz alınarak da davanın zaman aşımı sürelerinden sonra açıldığı hatalı şekilde tespit edildiğini, Halbuki 05.09.2022 tarihi zaman aşımının dava öncesi son kez kesildiği tarih olduğunu ve davanın 08.08.2023 tarihinde açılmakla zaman aşımı süresi içerisinde açıldığını,Açıklanan nedenlerle zaman aşımı süresi içerisinde açılan huzurdaki davada haksız şekilde zaman aşımı yönünden davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu; işbu hatalı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, Yerel mahkeme tarafından davalılara ayrı ayrı vekalet ücretlerine hükmedilmesinin de açıkça hukuka ve usule aykırı olup verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, Gerekçeli kararın 7 ve 8 numaralı numaralı hükümlerinde davalılar vekilleri lehine ayrı ayrı vekalet ücretlerine hükmediliğinin görülmekte olduğunu; davalı ... yönünden red sebebinin pasif husumet yokluğu olup bu bir usulden red sebebi olduğunu; aynı şekilde diğer davalılar yönünden verilen red sebebinin de usulden redde ilişkin olduğunu; o halde tüm davalılar yönünden usulden red kararı verilmiş olduğundan aynı sebepten red kararı verilmesi sebebiyle tüm davalılar yönünden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğnii ancak yerel mahkeme karşı vekalet ücretlerini de AAÜT'ye ve hukuka aykırı şekilde hükme bağladığını; verilen kararın bu yönden de kaldırılmasının elzem olduğunu, Davanın reddine karar verilecekse de tüm davalılar yönünden tek bir karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğnii; yapılacak inceleme ile verilen hukuka aykırı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, İleri sürerek yukarıda ve yerel mahkeme dosyasında yer alan açıklamalar ve re’sen dikkate alınacak diğer hususlara binaen; yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; uluslararası karayolu taşıması sırasında hasarlanan emtia nedeniyle nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacı tarafından ödenen hasar bedelinin davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olup, Mahkemece davalı ......A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar ... Sigorta A.Ş.ve .....Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalı ......A.Ş.'nin üst taşıyıcı sıfatı ile hasar ve zarardan sorumlu olduğunu, taşıyıcının ağır kusurlu olması sebebiyle somut uyuşmazlığın 3 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve zamanaşımını durduran en son sebebin 05.09.2022 tarihinde gerçekleştiğini, davalılar lehine tek vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Mahkemece davalı taraf ile davacının sigortalısı arasındaki taşıma sözleşmesi uluslararası karayolu taşımasına ilişkin bulunduğundan ve taşımanın yapıldığı ülkeler konvansiyona taraf olduğundan bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ... Kovansiyonu hükümlerini uygulanarak Konvasiyonun zamanaşımına ilişkin 32/1 maddesi uyarınca somut olayda 1 yıllık zamanaşımı süresinin kabul edilmesi ve zamanaşımını kesen ve durduran tüm sebepler gözetilmek suretiyle davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığının tespitine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, icra müdürü tarafından 05.09.2022 tarihinde borçlular vekilinin istifa dilekçesinin asile tebliğ edilmesine ilişkin kararının TBK'nın 157/2 maddesi uyarınca alacağın takibine ilişkin bir işlem olmaması sebebiyle zamanaşımını kesmediği ve en son zamanaşımını kesen işlem olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, yine emtianın kısmi olarak hasarlandığı ve bilirkişi raporunda tespit edilen hasarın oluş şekli dikkate alındığında davalı taşıyıcının kasıt yada ağır kusurunun bulunmadığı ve 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının söz konusu olmadığı, davalı ......A.Ş.'nin taşımayı üst taşıyıcı olarak üstlendiğine ilişkin yazılı delil sunulmadığından pasif husumetinin bulunmadığı, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 maddesi uyarınca ret sebebi farklı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdirine karar verilmesinin tarifeye uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aski istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.