11. Hukuk Dairesi 2011/13087 E. , 2013/16143 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.10.2010 tarih ve 2009/149-2010/517 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.09.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağ
**11. Hukuk Dairesi 2011/13087 E. , 2013/16143 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.10.2010 tarih ve 2009/149-2010/517 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.09.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin sahibi olduğu dava dışı limited şirket hisselerinin davalıya satılması konusunda anlaştıklarını, hisse devir bedelinin 98.000 USD olarak kararlaştırıldığını, davalının devir bedeli karşılığında iki adet çek keşide ettiğini, bilahare 31.10.2000 tarihinde noterde hisse devir sözleşmesinin imzalandığını, davalının talebi üzerine noter senedinde devir bedelinin 125.000.000 TL olarak gösterildiği, noterdeki sözleşmenin yapılması sırasında bedel konusunda müvekkilini aldatan davalının çek bedellerini ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu 40.000 USD ve 58.000 USD bedelli iki adet çekin davalının limited şirket devri için verdiğinin ispat edilemediği, çeklerin şirket devri için verilmediği, şirketin o tarihte borca batık olduğu, davalının söz konusu çekleri şirketin mermer fabrikası ve arsası için verdiği ancak fabrika ve arsanın 3. kişiler adına kayıtlı olup davalıya devrinin sağlanmadığı, bu nedenle verilen 2 adet çekin karşılığı hukuki sözleşmede davacının edimlerini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı takibe dayanak çeklerin ortağı olduğu limited şirket hisselerinin devri karşılığı düzenlendiğini iddia etmesine karşın davalı, noterden onaylı hisse devir sözleşmesine göre devir bedelinin çek olarak değil, haricen, nakden ve peşin olarak tahsil edilmiş olduğunu, takibe ve davaya konu çekleri şirkete ait fabrika binası ve arsayı almak için verdiğini, ancak arsa ve fabrikanın şirketin üzerinde olmadığını öğrendiğini, fabrika ve arsanın kendisine devredilmemesi nedeniyle çekleri ödemediğini savunmuştur. Mahkemece uyulan bozma ilamında ise davalı savunmasının araştırılmasına yönelik olarak yapılması gereken işlemlere işaret edilmiş ve hisselerin gerçek değerinin noter sözleşmesinde yazılı bedel kadar olup olmadığının da araştırılması istenmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda dava dışı şirketin devir tarihindeki bilançosunda kayıtlı varlıkların bilançoda gösterilen değerleri üzerinden hesaplama yapılarak devredilen hisselerin değeri belirlenmiştir. Bilirkişi raporundaki hesaplamanın bilançoda gösterilen değerler üzerinden yapılması sonucu bulunan değer, defter değeri olup, bu bedelin devir tarihindeki bilançoda yer alan varlık ve değerlerin gerçek değerleri olan piyasa veya rayiç değerleri yansıtıp yansıtmadığı belli değildir. Şirket aktifinde yer alan varlık ve hakların defter kayıtlarında gösterilen değerlerinin çoğu zaman gerçek değeri yansıtmaması nedeniyle sadece bilanço değerleri üzerinden hesaplama yapılarak değer belirlemesi yapmak adaletsiz sonuçlar doğurabilir. Esasen bozma ilamında da devir tarihindeki gerçek değerin araştırılması istenilmiştir. Davacı da hisse devir sözleşmesinde yazılı 125,00 TL devir bedelinin gerçek bedel olmadığını iddia etmekle, mahkemece devir tarihindeki şirket bilançosunda gösterilen şirkete ait varlıkların gerçek değerlerinin tespit ettirilerek gerçek değerlere göre davalıya devredilen hisselerin bedelinin bulunması ve sonucuna göre davacının hisse devrinden doğan alacağının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde bilançoda yazılı değerler üzerinden hesaplama yapılması yerinde olmadığı gibi bu şekilde yapılan hesaplama sonucunda bile davaya konu hisselerin değeri 1.957,35 TL olarak tespit edilmiş olup, bu bedelin noter sözleşmesinde gösterilen devir bedelinden yüksek olmasına rağmen bu husus bile göz önüne alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.