T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/510 KARAR NO : 2025/723 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2016 KARAR TARİHİ : 14/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirkete toplam 456.170,41TL tutarında 9 adet fatura kestiğini, bu faturalar karşılı…
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/510 KARAR NO : 2025/723 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2016 KARAR TARİHİ : 14/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirkete toplam 456.170,41TL tutarında 9 adet fatura kestiğini, bu faturalar karşılığında müvekkilinin çek ve banka havaleleri ile toplam 452.873,77TL tutarında davalı şirkete ödeme yaptığını, müvekkili şirketin güvence olarak davalı şirkete 165.000.-TL bedelli çeki teslim ettiğini, davalının bu çeki takibe koyarak müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, müvekkilinin haciz baskısı altında 130.000.-TL'yi taksitli olarak ödeme taahhüdünde bulunduğunu, daha sonra 10.000.TL ödeme yapıldığını, müvekkilin davalı şirkete borcunu ödemesine rağmen bu ödeme ile 6.703,36TL tutarında fazla ödeme yaptığını açıklanan nedenlerle; icra takibi ve dava konusu çek nedeniyle davalı yana borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket aleyhine 165.000.-TL bedelli çekin tahsili için icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, kesinleşen takip gereği hacze gidildiğini, bu haciz işlemi sırasında davacı şirket yetkilisi 217.8841,45TL'lik borcun 130.000.-TL'sini kabul edilerek taksitler halinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacı ödeme taahhüdünü yerine getirmediği için ikinci sefer hacze gidildiğini ve ... plakalı aracın fiilen haczedilerek yediemin otoparkına çektirildiğini, davacının fazladan ödediğini iddia ettiği 6.703,36TL'nin haciz sırasında vermiş olduğu ödeme taahhüdü gereği ilk taksit olduğunu, istirdat talebinin dayanıksız olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uyarınca hasrettikleri delilleri toplanmıştır. YARGITAY BOZMA KARARI ÖNCESİ YAPILAN YARGILAMADA: Ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacakları ortaya konulmuş ve yargılama ön inceleme duruşmasında tarafların da onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırılmıştır. Somut olayda hukuki ihtilaf davalı yanın tahsile konu ettiği çekin teminat niteliğinde ve bedelsiz bir çek olup olmadığı noktasındadır. Davacı yan kayıtlarında takip tarihi itibari ile halen 3.296,57TL lik bir borcun davalı alacaklıya ödenmesi gerektiği görünmektedir. Ancak çek bedeli kadar bir borç kayıtlarda görünmemektedir. Ancak;takip kesinleşip haciz uygulanması esnasında davacı şirket yetkilisi borcu kabul ettiğini ve ödeme taahhüdünü icra zaptına yazdırmıştır. Bu hususta Yargıtay uygulaması yerleşik olup, ihtiyati değil kesin haciz sırasındaki orç kabulü ve ödeme taahhüdünün bulunması durumunda artık bedelsizlikten ve teminattan bahsedilemeyeceği, kesin haciz ortamının bir haciz baskısı olmadığı, haciz baskısının ancak ihtiyati haciz gibi durumlarda sözkonusu olacağı kabul edilmektedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi ... E. ve ... K. sayılı kararında da açıklandığı gibi “Davacı, davanın temelini oluşturan ... 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında 02/12/2009 tarihli haciz sırasında ''10.634,03TL'yi 04/12/2009 tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum.'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı hakkındaki haczin ihtiyati haciz olmaması, kesin haciz olması ve davacının yukarıda belirtilen şekildeki borcu kabul beyanı göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekirken, imza incelemesi yaptırılarak yazılı şekilde menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı yanın yetkili temsilcisinin borcu ikrarı ve ödeme taahhüdünde bulunması davacı şirketi kesin olarak bağlayıcı olmakla açılan davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.” denilmiştir. Davacı tarafça yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna gidilmiştir. İSTİNAF KALDIRMA KARARI: Mahkememizce verilen hükmü inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar ve 07/05/2020 tarihli ilamı ile; "... Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir.(YHGK 06.03.2013 tarih ve...E-... K) Kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden bu hususu yazılı belge ile ispatlamalıdır. Teminat senedi iddiası HMK 200. maddesi uyarınca, senet ile aynı nitelikte yazılı delliler ile ispatlanmalıdır. Davaya konu 165.000,-TL bedelli çeke istinaden yapılan icra takibinde 03.10.2016 tarihinde yapılan haciz sırasında davacı şirket yetkilisinin borcun 130.000 -TL lik kısmını kabul ederek ödeme taahüdünde bulunduğu ve davacının 05.10.2016 tarihinde icra dosyasına 10.000,-TLödemede bulunduğu görülmüştür.Haciz sırasında davacı şirket yetkilisi takibe konu borcun 130.000,-TL lik kısmına yönelik beyan resmi makamlar önünde ikrar ile borcun kabulü niteliğinde olduğundan davacı vekilinin şirket yetkilisinin beyanının haciz baskısı altında olduğundan geçersiz olduğu yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Davacı vekili davaya konu çekin güvence( teminat )olarak verildiğini aradaki ticari ilişki uyarınca mevcut borçtan fazla ödeme yapıldığını bu nedenle borçlu olmadığını iddia etmektedir. Davaya konu çekin üzerinde,teminat senedi olduğu ya da bu anlama gelecek herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Davalı defterleri incelemeye sunulmamış ,davacı ticari defterine göre takip tarihi itibarıyla davalıya borçlu olup,davaya konu çekin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt içermemektedir. Davacı defterleri tek başına teminat iddiasını ispatı içinde yeterli olmayıp, davacının ticari defterlerine çekin davalıya ödeme olarak kaydedilmesi sonra da çek davalının elinde bulunduğu halde davalı tarafından iade edilmiş gibi kaydedilmesi de çekin teminat çeki olduğunu göstermez. Teminat iddiası ile çelişir şekilde ,davalı şirket temsilcisinin resmi makamlar önünde ikrar mahiyetinde 130.000TL yönünden borcu kabulü de nazara alındığında davacı dosya kapsamında delillerle davaya konu çekin teminat çeki olduğu iddiasını HMK. 200. maddesi uyarınca, senet ile aynı nitelikte yazılı delliler ile ispatlayamamıştır. Davacı 10.000,-TL ödemeyi davaya konu takip için yapmış olup, davacının istirdatını gerektirir fazla bir ödemenin bulunmadığının kabul gerekmiştir. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,,," denilmek suretiyle kararın kaldırılmasına şeklinde karar verildiği görülmüş karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. YARGITAY BOZMA KARARI: Yargıtay 11.Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar ve 21/06/2021 tarihli ilamı ile: "...Somut olayda; her ne kadar davacı vekili tarafından icra takibine dayanak çekin taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak verildiği ileri sürülmüşse de; dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, icra takibine dayanak çekin davacı defterlerinde davalı hesabına ödeme kaydıyla muhasebeleştirildiğinin tespit edildiği anlaşılmakla, çekin borç ödeme amacıyla davalıya verildiğinin kabulü ile kesinleşen icra takibindeki haciz esnasında davacı temsilcisinin 130.000.-TL'lik borcun kabulü ve ödeme taahhüdü beyanı dikkate alınarak, bu miktar yönünden menfi tespit isteminin reddine kararı verilmesi isabetlidir. Ancak, davacı temsilcisinin 130.000.-TL'lik borcu kabul ve ödeme taahüdünü aşan 35.000.-TL yönünden yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Zira, davaya konu çek taraflar arasındaki ticari ilişki için borç ödeme amacıyla davalıya verildiğine göre, davacı temsilcisinin borcu kabul ve ödeme taahüdüyle karşılanmayan 35.000.-TL yönünden ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu da gözetilerek taraf delilleri eksiksiz incelenerek karar verilmelidir. Bu durumda; mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca davalı şirkete defterlerini sunması için ihtarlı süre verilerek, davalının defterlerini sunması halinde, taraf defterleri ile davalı yetkilisinin davacıya gönderdiği maildeki çekin iade edildiği beyanı da değerlendirilerek taraflar arasıdaki asıl ilişkide borç-alacak durumunu tespit edecek bilirkişi raporu dosyaya kazandırıldıktan sonra neticesine göre karar verilmesi gerekirken; eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak davanın bu miktar yönünden de reddine karar verilmesi isabetli olmamış bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, oybirliğiyle karar verildi..." şeklinde karar verildiği görülmüştür. YARGITAY BOZMA KARARI SONRASI YAPILAN YARGILAMADA: Bozma kararına müteakiben dosyanın mahkememize geldiği, sıradaki esasına kaydının yapıldığı, tensip zaptı düzenlendiği ve taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği anlaşıldı. Mahkememizce, dava tarihinden sonra ödenerek infaz olunan dosya nedeni ile yargıtay ilamı doğrultusunda bilirkişi raporunda ödemelerin eksik değerlendirildiği, icra dosyasında yer alan tüm ödemelerin raporda yer alıp almadığı konusunda mahkememizde tereddüt oluşmakla tahsil edilen tüm bedeller takipten, davadan önce ve sonra olmak üzere belirtilerek eksikliğin giderilmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi ... tarafından tanzim edilerek mahkememize sunulan 28/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "... Davalı tarafça ... 19. İcra D.'nin... E. sayılı dosyasından yapılan takipte talep edilen 181.995,00TL toplam alacak üzerinden hesaplanan takip giderleri ve asıl alacak için takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmek ve kısmi ödemeler TBK. m. 100 gereği öncelikle takip giderleri ve işlemiş faizlerden düşülmek suretiyle yaptığım hesaplamalar sonucu borçludan 4.013,93TL FAZLA tahsilat yapıldığı belirlenmiştir..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 11/11/2024 tarihli celse ara kararı gereğince; yargıtay ilamı ile 130.000,00-TL alacağın kesinleştiği, yargılamanın devamı sırasında 27/02/2023 tarihli yazı cevabı ile dosyanın 06/08/2020 tarihinde infazen kapatıldığı, bu hali ile eldeki menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü, dava sonrasında hükmedilecek 130.000,00-TL asıl alacağa göre takip işlemleri ile yapılan ödemeler sonucu istirdada kabil bakiye değer bulunup bulunmadığına yönelik ek rapor tanzimine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından tanzim edilerek mahkememize sunulan 16/04/2025 tarihli 1.ek raporda özetle; "...davalı tarafça ... 19. İcra Dnin ...E. sayılı dosyasından yapılan takipte kabul edilen 130.000,00TL alacağa 25.02.2016 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi hesaplanmak ve kısmi ödemeler öncelikle takip giderleri ve işlemiş faizlerden düşülmesi suretiyle yaptığım hesaplamalar sonucu; takip dosyasında bulunan 273.000,00TL nakit teminatın alacaklıya ödendiği 17.06.2020 tarihi itibarıyla alacaklı tarafa 39.110,43TL fazla ödeme yapıldığı belirlenmiş, bu miktara takip dosyasına 23.07.2020 tarihinde ödenen 43.026,80TL'nin 06.08.2020 tarihinde alacaklı tarafa tediye edilen 42.259,13TL kısmı da ilave edildiğinde istirdadı gereken 81.369,56TL fazla ödeme yapıldığı belirlenmiştir..." Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde: Mahkememizce yapılan ilk yargılama sonucunda verilen davanın reddine ilişkin kararın Yargıtay incelemesinde 35.000,00TL'lik kısım yönünden kısmen kaldırılarak bozulmasına karar verilmiş olup, takip konusu senet nedeniyle davacı tarafından kesin haciz işlemi esnasında kabul edilen 130.000TL'lik kısım dışında kalan 35.000TL'lik kısım yönünden davalının defterlerinde inceleme yapılması amacıyla dosya Mahkememize iade edilmiştir. Buna göre davalı tarafa bozma ilamı uyarınca defterlerin yerinin bildirilmesi amacıyla süre verilmiş, davalı vekilince 08/03/2022 tarihli beyan dilekçesi ile "takibe konu çekin tarafların açıktan çalışması nedeniyle ticari defterlere işlenmediğinin ve defter incelemesinde fayda bulunmadığının ve bugüne kadar sunulan delillerine göre davanın reddine karar verilmesinin" talep edildiği görülmüştür. Davacının defterlerine göre takip tarihinde davacının 3.296,57TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Ancak dava ve takip konusu 165.000,00TL'lik çekin taraflar arasında teminat yahut ödeme amacıyla verildiği tam ve kesin olarak tespit edilemiyorsa da; davacı defterlerine göre çekin davalı şirket temsilcisinin beyanı nedeniyle defterlerine kayden iade yapıldığı ancak fiziken iade alınmadığı, fiziken iade talebinin davacı tarafından tekraren yapıldığının dosyadan anlaşılamadığı gibi çekin icra takibine dayanak olarak sunulduğu ve davalı elinde olduğu anlaşılmış, Mahkememizce bozma ilamından sonra alınan 18/12/2023 tarihli bilirkşi raporunun incelenmesinde davalı tarafından davacıya mail yoluyla gönderilen cari hesap ekstresinde "Borç Dkontu-30.06.2014 VD'li ÇEK İADESİ*AKTÜEL" açıklamasıyla borç hanesine ilave edilerek davacı borcunun 292.255TL'ye yükseltildiğinin ve çek ödenmediğinden çek borcunun cari hesaba eklendiğinin tespit edildiği görülmüştür. Takip eden süreçte kesinleşen icra takibi nedeniyle yapılan haciz esnasında davacı şirket yetkilisinin yetkili makamlar önünde borcun 130.000TL'lik kısmını kabul ettiği ve bu kısma ilişkin borcun resmi ikrar nedeniyle kesinleştiği Mahkememiz önceki kararı ve Yargıtay incelemesi sonucu kesinleşmiş olmakla davacının defterlerine göre borçlu olduğu 3.296,57TL'lik bu miktarın da kabul edilen miktarın içinde olduğunun kabulü gerekmiştir. Buna karşın, davalının defterlerini bozma ilamı sonrasında verilen kesin süreye rağmen dosyaya sunmadığı gibi davalı vekilince ara karar gereği sunulan 08/03/2022 tarihli dilekçesi ile "tarafların açıktan çalışmaları nedeniyle çekin davalı defterlerine işlenmediği"ne yönelik açık beyanı ile çek nedeniyle talep edilen bakiye 35.000TL yönünden alacağın varlığına ilişkin somut delilin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davalının buna yönelik savunmalarının ispata muhtaç olduğu kanaatine varılmıştır. Yine davacı defterlerinde ise davalının bu miktarda kayden borçlu bulunmadığı, takibin ilamsız takip olması ve bakiye borcun varlığının davalı tarafından ispatlanamamış olması karşısında davacının takip konusu çek nedeniyle 35.000TL asıl alacak ve takip konusu çek, çek vasfını yitirdiğinden talep edilmesi mümkün olmayan 16.500,00TL çek tazminatı ile 495,00TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 51.995,00TL yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Buna göre; Mahkememizce icra dosyasına ödenen toplam miktarlar ile davalı tarafından kabul edilen 130.000TL asıl alacak miktarı üzerinden hazırlanan 16/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalara göre; davacının asıl alacak ve ferilerine göre takip çıkış miktarının toplam 155.821,57TL olması gerektiği, davacı tarafından haricen ve yargılama sırasında infaz tarihine kadar yapılan tüm ödemelere göre toplam 81.368,56TL fazla ödemesinin bulunduğu anlaşılmakla bu miktarın davalıdan istirdadına karar vermek gerekmiş, davacının faize ilişkin talebinin bulunmadığı anlaşıldığından bu hususta değerlendirme yapılmamıştır. Davanın menfi tespit davası olarak açılması ile yargılama sırasında bedelin tümünün istirdada dönüştüğü anlaşılmakla, menfi tespit talep değerine göre vekalet ücreti taraflar yönünden takipte talep edilebileceğine karar verilen 130.000TL asıl alacak ve 51.995,00TL üzerinden ve yargılama giderleri toplam takip değeri olan 181.995,00TL üzerinden kabul ve ret oranına göre hesaplanmış olup davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Her ne kadar Mahkememizce duruşma ve hükmün yazımı sırasında sehven hükmün istinaf kanun yoluna tabii olduğu belirtilmişse de eldeki davanın Yargıtay incelemesinden geçmiş olduğu, bu halde eldeki dava yönünden HMK'nın 373/4. Maddesi uyarınca temyiz kanun yoluna başvuru yapılması gerektiği anlaşılmakla taraflar yönünden verilen karara etkisi bulunmayan bu hususun gerekçeli kararda düzeltilmesine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; Davacıların, dava konusu ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından, 35.000TL asıl alacak, 16.500,00TL çek tazminatı ile 495,00TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 51.995,00TL yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacı tarafından icra dosyasına fazla ödenen 81.368,56TL'nin davalıdan istirdadına, 3-Şartları oluşmayan icra inkar ve kötüniyet tazminat taleplerinin reddine, 4-Alınması gereken 3.551,77TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 2.240,93TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 1.310,84TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR YAZILMASINA, -Davacı tarafından ilk dava açarken yatırdığı 2.240,93TL harç parasının davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinden başvuru harcı 29,20TL, posta gideri ve bilirkişi ücreti gideri 5.329,00TL olmak üzere toplam; 5.358,20TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre 1.530,30TL'nin davalıdan alınarak, davacı tarafa VERİLMESİNE, bakiye kısmın oranlamaya göre davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı tarafa VERİLMESİNE, 7-Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa VERİLMESİNE, 8-HMK 120. maddesi gereğince; davacılar tarafından yatırılan gider avansının arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 9-Dosyamız arasında aslı bulunan ... 25.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya aslının, kararın kesinleşmesine müteakiben ilgili icra müdürlüğüne İADESİNE, 10-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, Mahkememize ya da Mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 14.11.2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸