11. Hukuk Dairesi 2009/1063 E. , 2010/12026 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2007/178-2008/586 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 tarihinde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve …
**11. Hukuk Dairesi 2009/1063 E. , 2010/12026 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2007/178-2008/586 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 tarihinde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili ,müvekkili şirketin davalı bankanın Göztepe Şubesi' nde 12753181 no’lu hesabın sahibi olduğunu, 06.12.2006 tarihinde bilgisi ve rızası dışında ve internet yolu ile davacı tarafça tanınmayan 3. kişilerce 30.025.- YTL.’nin havale edilerek çekilmiş olduğunu, doğan zarardan internet şubesinde gerekli tedbirleri almayan davalı bankanın sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, alacaklarının 26.12.2006 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bu krediye uygulanan ve ödemek zorunda kaldığı yıllık % 30 faizi ile birlikte tahsiline, bu mümkün olmadığı takdirde en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekillleri cevap dilekçesinde ,davacının müvekkili banka ile imzalamış olduğu bankacılık işlemleri sözleşmesi hükümleri ile 13.03.2006 tarihinde internet şubesi hizmetini kullanmaya başladığını, müvekkili bankanın internet bankacılığı sistemi altyapısında, davacı şirket gibi kurumsal müşterilerin internet şubesine girişte, müşteri numarası, şifre, parola ve kurumsal kullanıcı kodu olarak dört ayrı güvenlik seviyesinden geçerek giriş yapmasına imkan verilmekte olduğunu, bunun yanı sıra müvekkili bankanın internet şubesine giriş yapılırken, giriş yapan kişinin klavye vuruşlarını kayıt eden "keyloger" ve giriş yapılan bilgisayarın ekran görüntülerini almaya yarayan "screnlogger" adı verilen casus programlarına karşı sanal klavye kullanıldığını, internet şubesine giriş yapan müşterilerin, internet bankacılığı şifreleri de HSM (High secure machine) adı verilen makinede banka içinden ve banka dışından kimsenin erişim imkanı bulunmayan tek yönlü ve geri dönüşümsüz olarak şifrelenerek saklanmakta olduğunu, müvekkili bankanın bireysel ve kurumsal internet bankacılığı müşterilerinin şifre, parola gibi bilgilerine alınan güvenlik önlemleri sayesinde banka personeli dahil hiç kimse tarafından erişim imkanı bulunmamakta olduğunu, bu nedenlerle davacı şirketin kurumsal kullanıcı kodu, şifre ve parola bilgilerinin müvekkili banka sistemlerine girilerek çalınmasının imkansız olduğunu, müvekkili bankanın diğer tüm bankalarda olduğu gibi 128bit SSL şifreleme teknolojisi kullanmakta olduğunu, bu teknolojinin "verising" firması tarafından sağlandığını, ayrıca internet şubesi girişleri ve para çıkışlarında diğer güvenlik işlemlerine ek olarak internet şubesini kullanan müşterilerinin talebine bağlı olarak tek kullanımlık şifre üreten "ŞEKER ŞİFRE" cihazı ve cevabı sadece müşterinin bildiği "güvenlik sorusu" uygulaması bulunmakta olduğunu belirterek davanın reddine karar veirlmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacı tarafın internet şifre parolalarının 3. kişilerce ele geçirilmesi neticesinde, davacı tarafın istemi dışında internet bankacılığı kullanılarak 30.025.- YTL.'sinin başka hesaplara havale edilmiş olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın tek kullanımlık şifre üreten "Şeker Şifre" cihazına 06.12.2006 tarihinde sahip olmadığı, 18.12.2006 tarihinde 52,50 YTL. ödeyerek "şeker şifre" cihazını almış olduğu, internet bankacılığını kullanan tüm kullanıcıların bilgisayar uzmanı olmadığı ve olması da beklenmediğinden dolayı virüs, keyloger, scren logger veya diğer casus türü yazılımlara karşı yeterince tedbir ve önlem alamayacakları, alsa dahi güncel tehditlere karşı yeterince kendilerini güncel olarak koruyamayacakları, internet bankacılığı hususunda uzman ve yetkin taraf olarak bankayı düşünmenin doğru olacağı, bu bakımdan davalı taraf olan bankanın, intrenet bankacılık hizmetine yönelen bu tip tehditlere karşı güncel teknolojileri takip ederek, yeni gelişmeleri sistemlerine entegre edip mudileri tarafından kullanılmasını sağlaması gerektiği, hatta yeri geldiğinde internet bankacılığı kullanan tüm mudilerini bu uygulamaları kullanmasını mecbur tutması gerektiği, şu anki teknoloji itibariyle tek kullanımlık şifre üretim metodunun en güvenli yöntem olduğunu, bunun dışında kalan tüm yöntemlerin risk oranı olduğu ve pratikte bu yöntemler kırılarak mudilere maddi açıdan zarar verilebildiği, davalı taraf olan bankanın, bu dava konusu olan hususta üstün ve yetkin taraf olduğu, güvenlik için uygulanması gereken tüm politikaları ve mecburiyetleri mutlak koyucu taraf olduğu ve mecbur kıldığı düşünülerek internet üzerinden gelecek olan tehditler ve saldırılara karşı tek kullanımlık şifre uygulamasına zamanında şart tutarak geçmemesinden dolayı % 100 kusurlu olduğu belirlendiğinden, ihtarname tebliği olan 26.12.2006 tarihi itibari ile davacı tarafın davalı bankadan 30.025.- YTL. asıl alacağı olduğu gerekçesiyle, 30.025,00 TL’nin davalının direnim tarihi olan 28.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar davalı banka vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülmesine hukuken olanak bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.278,08 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.