6. Ceza Dairesi 2008/14627 E. , 2010/16011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığ
**6. Ceza Dairesi 2008/14627 E. , 2010/16011 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanık ...’nın olay sırasında akıl hastası olup olmadığının tespiti bakımından hazırlık soruşturması sırasında ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde müşahade altına alındığı, söz konusu hastanece düzenlenen 12.4.2005 günlü sağlık kurulu raporuna göre sanıkta “anti sosyal kişilik bozukluğu, sınır zeka ve atipik psikoz” tespit edilip mevcut akıl hastalığı suç tarihinde müsnet suça karşı cezai ehliyetini önemli derecede ortadan kaldıracak nitelikte olup T.C.K.’nın 32/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı, güvenlik ve tedavi kararı gerektiği şeklinde rapor düzenlendiği, yargılama devam ederken sanık hakkında bir kez de Adli Tıp Kurumunca rapor düzenlenmesinin istenmesi üzerine; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Kurulunun 26.3.2007 tarihli raporuna göre de “sanığın yapılan muayenesi ve elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanması sonucunda cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliğinin saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkür suçu işlediği sırada fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akli arızasının içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı gibi ihtiyari olarak alınan alkolün de tek başına ceza sorumluluğunu etkilemeyeceği bu duruma göre sanığın suç tarihinde üzerine atılı suça karşı cezai sorumluluğunun tam olup hakkında 5237 sayılı T.C.K.’nın 32/1, 32/2 veya 34. maddesinin tatbikine mahal bulunmadığına” oy birliğiyle karar verildiği, sanığın da aşamalarda yeşil kart ile tedavi görüp ilaç kullandığı, çevrede pek ciddiye alınmadığının dahi bildirildiği ileri sürülüp yakınanın bu beyanı doğrulaması karşısında, mahkemece sanığa ait tedavi evraklarının ait oldukları sağlık kuruluşlarından ve sanıktan temin edilerek, sanık hakkında düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için sanığın dava dosyası ile birlikte Adli Tıp kurumuna sevk edilerek öncelikle Gözlem İhtisas Dairesinde müşahade altına alınıp bu daireden rapor aldırıldıktan sonra, Adli Tıp Genel Kurulu tarafından, sanığın bizzat muayene edilmesi suretiyle rapor alınarak, sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Sanığın olay öncesinde alkol alıp kız arkadaşı ile olan sorunları nedeniyle antidepresan ilaç içtiği ve kendisini yaralamak suretiyle zarar verdiği, polis imdat telefonunu arayarak intihar edeceğini söylediği, bu şekilde dışarıda dolaşırken mağdurun kalfa olarak çalıştığı eczanenin açık olduğunu görüp içeriye girdiği, elbiseleri kanlı ve elinde bıçakta olduğu halde “eczanede ne kadar sinir ilacı varsa ver eğer vermesen seni bıçaklarım” diyerek tehdit ettiği, bu tehditten korkan sanığı da daha önce tanıyan mağdurun 1 kutu 2 TL değerinde ... adlı yatıştırıcı ilacı sanığa verdiği, yakınanın gecenin ilerleyen saatlerinde tek başına eczanede bulunurken, sanığın başka herhangi bir şey istemeden ve ısrarcı olmadan anılan yerden ilacı alarak olay yerinden ayrıldığının anlaşılması karşısında; sanığın mağdurdan daha fazla ilaç, para veya benzeri kıymetli eşya talep edebileceği halde, sadece 1 kutu sakinleştirici ilaç almakla yetinip daha fazlasını alma yönünde girişim veya hareketlerinin bulunmadığı gibi zorla alınan ve suçun konusunu oluşturan ilacın değerinin de az sayılması gerektiği, suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetildiğinde, somut olayda 5237 sayılı TCY’nın 150/2. maddesinin uygulanma koşullarının bulunduğu gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması, 3- Yakınanın 25.04.2006 tarihli oturumda olaydan 15 gün sonra sanığın babasının eczaneye gelerek ilaç bedelini ödediğine ilişkin anlatımı, sanığın 9.3.2006 tarihinde tutuklanması ve ödemenin gerçekleştiği tarihte cezaevinde tutuklu bulunması karşısında; anılan tarihte cezaevinde tutuklu bulunan sanığın bizzat müştekinin zararını karşılama olanağının bulunmadığı, suçtan zarar görene en rahat ulaşması mümkün olan sanığın babasının zararı tamamen giderdiğinin dosya kapsamından anlaşılmasına karşın T.C.K 168/3.maddesinin uygulanmasının gerektiği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan anılan gerekçelerle hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.