T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/304 - 2026/435 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/304 KARAR NO : 2026/435 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2022/500 E. - 2023/400 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/304 - 2026/435 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/304 KARAR NO : 2026/435 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2022/500 E. - 2023/400 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 tarih ve 2022/500 Esas - 2023/400 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı Şirketin 2021/06814 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli tanınmış "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK’nın 6/5. maddesi uyarınca başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu markanın görsel ve işitsel olarak müvekkilinin tanınmış “...” markaları ile benzer bulunduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, ayrıca "..." ibaresinden farklı olarak sonraki "..." ibaresinin, müvekkilinin logo markalarıyla aynı şekilde baloncuk içinde yazılarak farklılaştırıldığını, buna göre davaya konu marka başvurusuna ayırt ediciliğin “...” ibaresi ile kazandırılmak istendiğini ve başvurunun kasten müvekkili şirket ile ilişkilendirilme gayreti ile oluşturulduğunu, müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektör sayısının çok fazla olması ve Türkiye’nin en güçlü kuruluşlarından birisi bulunması karşısında, tüketicilerin “...+ŞEKİL” markasına benzer “...+ŞEKİL” ibaresi ile biten markaları gördüklerinde, bunun müvekkilinin yeni bir iştiraki olduğunu düşünmelerinin mümkün olduğunu, müvekkilinin baloncuklu logosundakine benzer şekilde, yine mavi baloncuklu biçimde logosunun kullanılmasının, davalının kötü niyetle hareket ettiğini kanıtladığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-13272 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin biçimde farklılaştığını, başvuruda yer alan “...” ibaresinin tek başına ön planda olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” esas unsurlu markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmadığı, salt benzerlik iddiasına dayalı olarak davalının kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, istinaf konusu karar, dosya kapsamına alınan, tek kök bilirkişi raporuna karşı itirazları giderilmeden verildiğinden usul hukukuna aykırı olduğunu, müvekkilin “...” markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davaya konu markanın, görsel ve işitsel olarak müvekkilinin tanınmış markası ile benzer olduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkilinin marka yaratmakta kullandığı teknik ile oluşturulduğunu ve baloncuk içerisinde yer alan "..." ibaresi ile müvekkilinin tanınmış markaları arasında yalnızca tek harf farklılığı olduğu göz önüne alındığında, markaların görsel ve tasarımsal olarak son derece benzer olduğunun görüleceğini, başvuruda farklı olarak yer verilen ayırt ediciliği düşük "..." ibaresinin, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, başvurunun kasten müvekkili ile ilişkilendirilme gayreti ile oluşturulduğunu, müvekkili markalarının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle davaya konu başvurunun tescili ile haksız bir yarar sağlanabileceği gibi müvekkili markalarının ayırt edici karakterinin de zedelenebileceğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tanınmış markaları arasında benzerlik bulunmadığı, zira "..." ve "..." ibareleri benzer olmadığı gibi sırf yazım tarzlarının benzer olmasının da anılan ibareleri benzer kılmayacağı, marka işaretleri benzer olmadığından, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, marka işaretleri arasındaki benzerlik değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığına ilişkin istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.