T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2231 Esas KARAR NO : 2026/63 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI : 2023/123 Esas - 2023/241 Karar TARİH: 07/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2231 Esas KARAR NO : 2026/63 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI : 2023/123 Esas - 2023/241 Karar TARİH: 07/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dava dışı ... ... Anonim Şirketi adına ... nolu ... Nakliyat Sigorta sigorta poliçesini düzenlediğini, ekspertiz raporundan anlaşılacağı üzere ... Dış Tic. A.Ş tarafından Hong Kong'da yerleşik ... Ltd İsimli firmaya 11.03.2021 tarih ve ... numaralı fatura kapsamında satılan 333 Rulo (43.117,20 mt. Net; 15.902,01 Kg. Brüt; 16.135,11 kg) kumaş emtiası taşıma yapılmak üzere ... ... ... Anonim Şirketi'ne teslim edildiğini ve nakliye sonrası yapılan uzman incelemesi sonrasında 71 rulo 9.092,70 metre %90 pamuk, %6 polyester, %4 elastan özellikli dokuma kumaş emtiasının ıslak ve küflü olduğu tespit edildiğini, tahliye fotoğrafları ve ...-4 numaralı konteyner için düzenlenen ...'e istinaden konteynerin hasarlı olduğu not edildiğini, temin edilen tahliye fotoğraflarına göre konteyner taban kısmının yaklaşık 25-30 cm yüksekliğinde suya batmış olduğu anlaşıldığını, nakliyeci tarafından tam ve sağlam bir şekilde alınan ürünler ıslak ve küflü/hasarlı bir şekilde teslim edildiğini ve sigortalı zarara uğratıldığını, söz konusu hasar neticesinde müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalıya 34.006,70 Euro'luk ödeme yapılmış olup, halefiyet prensipleri kapsamında taşıyıcı firma olarak davalı tarafa rücu edildiğini, kazanın vuku bulmasında kusurlu olan davalı borçluya karşı İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden 34.165,03-Euro tutarında asıl alacağın ödeme tarihinden itibaren işlemiş 158,33 Euro en yüksek mevduat faizi ile toplam 34.165,03-Euro (623.248,72-TL)'nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından alacağımıza haksız olarak itiraz edilmek suretiyle takip durdurulduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itiraz nedeni ile, müvekkil şirket lehine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu faturanın bir deniz taşımasına ilişkin olması sebebiyle görevli mahkemenin mahkememiz olduğunu, her ne kadar satış şekli DAP olarak belirtilmiş olsa da, taşımaya konu konşimento üzerinde alıcı adresi değil, Vietnam yazdığını, bu sebeple ilgili yüklerin Vietnam'da limana indirilmesiyle teslimin gerçekleştiği kabul edilmesi gerektiğini, tüm talep ve dava hakkı gönderilen de olduğunu, davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkilinin taşıyan olmadığını, taşıyanın ... ... Limited’in acentesi olduğunu, acenteye doğrudan dava açılamayacağı, ancak taşıyana izafeten dava açılabileceğini, müvekkilinin deniz navlunu faturalarını kestiğini, ancak bu faturaların üzerinde açıkça “... ... Limited Acentesi Olarak” ibaresi bulunduğunu, faturanın acente olarak kesildiği açık olduğundan, müvekkiline karşı doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, ancak ... ... Limited’e izafeten husumet yöneltilebileceğini, konşimento / taşıma senedi arkasında açıkça ihtilaflarda Singapur Mahkemelerinin yetkili olacağı yazılı olduğunu, taşıyan, sadece deniz taşımasını üstlendiğini, ancak deniz taşıması esnasında meydana gelen zararlardan sorumlu tutulabileceğini, taşıyanın sorumluluğunda olmayan, liman sahasında depolama veya kara taşımasında meydana geldiği kuvvetle muhtemel olduğunu, yapılan inceleme ve eksper raporlarından da görüleceği üzere, tuzlu su yani deniz suyuna rastlanmadığını, bu sebeple hasardan taşıyanın sorumlu tutulması mümkün olmadığını, süresinde yapılmış bir hasar ihbarı olmadığı için, davacı, hasarın taşımanın hangi safhasında meydana geldiğini ve taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten meydana geldiğini ispat zorunda olduğunu, konteynerler kapalı ve mühürlü alındığını ve kapalı ve mühürlü olarak teslim edildiğini, ambalajlama ve konteyner içine istifleme yükleten (sigortalı) tarafından yapıldığını, davacı abonman sigorta poliçesini dosyaya sunmadığını beyanla davanın reddine, davacı taraf aleyhine, İİK 67/2 uyarınca %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/06/2023 tarih ve 2023/123 Esas - 2023/241 Karar sayılı kararında; "Dava; ... nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıya rücu edilmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf dava dilekçesindeki iddialarında sigortalının yurt dışından satın aldığı kumaş türü emtianın Hong Kong'da yerleşik satıcı tarafından taşınmak üzere davalı ... ... ... A.Ş'ye teslim edildiğini, nakliye sonrası teslim alınan emtialarının ıslak ve küflü olduğunun tespit edildiği, bu nedenle sigortalıya 34.006,70 Euro hasar bedeli ödendiğini, hasardan davalı taşıyanın sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Dosyaya sunulan sigorta poliçesinde dava konusu emtianın davacı sigorta şirketi tarafından nakliye rizikolarına karşı sigorta teminatı altına alındığı, poliçede sigortalı olarak ... A.Ş'nin gösterildiği, sigortalı yükteki hasar nedeniyle sigortalıya ödenen 34.006,70 Euro hasar bedeli tutarınca davacının TTK 1472.maddesine göre sigortalısının haklarına yasal halef olduğu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen konişmento örneği incelendiğinde, shipper/yükletenin ... Dış Tic. A.Ş, konişmentonun üst kısmında taşıyan olarak ...Limited/Singapur, alt bölümde de ... ... ... ... A.Ş kaydının yer aldığı görülmektedir. Konişmentodaki kayıtlardan taşıyanın Singapur adresli ... ... Limited şirketi olduğu, konişmentonun bu taşıyan adına ve hesabına acentesi ... ... ... A.Ş tarafından imzalandığı belirlidir. TTK'nun 1238/f.1 hükmünde konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi nam ve hesabına imzalanan kişinin taşıyan sayılacağı öngörüldüğünden, eldeki dosyada taşıyanın yurt dışı merkezli ... ... Limited firması olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 102.maddesine göre acente; "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. TTK m. 105' de; "acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmeler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya veya bunları kabule yetkilidir, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfat ile dava açılabilir" düzenlemesine yer verilmiştir. TTK 105 vd. maddeleri ve Yargıtay İçtihatları uyarınca acentenin acente vasfıyla yaptığı işlemler, adına hareket ettiği kişi hakkında hüküm doğuracaktır. Acentenin kendi adına navlun sözleşmesi düzenlemesi onun bu sıfatını değiştirmeyecektir. (Yargıtay 11. HD. 26.10.2020 tarihli 2020/277 E. 2020/4400 K.) Bu durumda sigorta şirketinin rücu davasını doğrudan taşıyan firmaya yada bu firmaya izafeten acentesine yöneltmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı itirazın iptali davasında icra takibinin tarafları bakımından da resen gözetilmelidir. İcra takibinin sıhhati, itirazın iptali davası açısından bir ön koşuldur. Dava konusu İstanbul 2.İcra Dairesinin 2021/29023 esas sayılı icra dosyası incelenmesinde, ...A.Ş tarafından ... ... ... A.Ş firmasına karşı icra takibine giriştiği görülmektedir.Eldeki dosyada yukarıda açıklandığı üzere, davalı ... ... ... A.Ş taşıma ilişkisinde acente sıfatıyla hareket etmiştir. Dava ve takip ise doğrudan acenteye yöneltilmiştir. Davada sehven yanlış hasmın gösterilmiş olması HMK'nun 124.maddesine göre resen veya talep üzerine değiştirilebilecek bir durum ise de, itirazın iptali davasında bu yola gidilmesi sonuca etkili değildir. Zira, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup, geçerli bir icra takibinin bulunması HMK'nın 114/2.maddesi anlamında bir dava şartıdır. İcra takibindeki bir dava şartı eksikliğinin sonradan itirazın iptali davası aşamasında tamamlanması da mümkün değildir. Ayrıca davadaki yanlış hasmın düzeltilmesi icra takibindeki borçlunun da değiştirilmesi sonucunu doğurmayacaktır. İcra takibi doğrudan acente konumundaki ... ... ... A.Ş ye yöneltilmiş, ödeme emri bu şirkete tebliğ edilerek itiraz da acente tarafından ileri sürülmüştür. Acentenin itiraz hakkını kendi adına kullanması ile acente sıfatıyla (müvekkiline izafeten) kullanması aynı sonucu doğurmayacaktır. Bu nedenlerle, takibin doğrudan acenteye yöneltilmiş olması halinde itirazın iptali davasında HMK'nun 124.maddesi uygulanarak taraf sıfatının değiştirilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi, acenteye karşı yapılan takip ile müvekkilin, yani taşıyanın takipten kaynaklanan itiraz haklarını farklı şekilde kullanması ortadan kalkmış olacaktır. Açıklanan nedenlerle taşıyanın sorumluluğuna dayanan rücu isteminde doğrudan acenteye karşı takip yapılması husumet ehliyeti bakımından yerinde olmayıp, icra dosyasındaki hasmın itirazın iptali davasında HMK'nun 124.maddesine göre değiştirilmesi de mümkün olmadığından, icra takibinde borçlunun husumet ehliyeti bulunmadığından dolayı davanın aşağıdaki şekilde usulden reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının, taşıyanın acentesi değil taşıyanı olduğunu; konteyner içeriğinde deniz yolu ile taşıma işi yönünden tanzim edilen navlun faturaları incelendiğinde bu faturaların doğrudan davalı ... ... ... A.Ş. tarafından düzenlendiğinin görülmekte olduğunu, yine ekte sunulan davalının, dava öncesi kendisine yapılan hasar ihbarına ve tazmin talebine dair cevabi ihtarnamesi içeriğinde de kendilerinin acente olduklarına yönelik hiçbir savunma beyanına yer verilmediğini, davalı tarafın navlun ücretini tahsil adına faturaları tanzim ve taşıma bedelini tahsil ettiğini, navlun ücretinin taşıyana ödenmesi gereken bir bedel olup davalı yan navlun faturalarını tanzim ettiğinden davalının, taşıyan değil de taşıyanın acentesi olduğu kabulü ile davanın usulden reddinin hatalı olduğu, davalının taşıma ücretlerini müvekkiline iade edilip etmediğinin araştırılmadığını, davalı kendisinin kontrolü imkanı altında bulunan fatura ve konşimentoları tanzim ederken aralara "acente" kelimesini koyarak kendisini taşıyanın sorumluluklarından kurtarma gayesinde olduğunu, taraflar arasındaki yazışmaların altındaki imza kısımlarında da hiçbir şekilde, acentesi olduğu iddia edilen "... ... Limited" şirketinin unvan veya ambleminin yer almadığının görülmekte olduğunu, konşimento incelendiğinde ise doğrudan davalının antetli kağıdına olacak şekilde, davalının amblemi ve unvanı ile birlikte tanzim edildiği görülmekte olup konşimento içeriğinde tek başına standart kaşedeki "acente" ibaresinin üstün tutulmasının yerinde olmadığını, davalının bahse konu web sitesi incelendiğinde kendilerinin başka şirketlerin acentesi sıfatı ile değil ve ancak doğrudan taşıma işini yerine getirdiklerini belirttiklerini, davalı tarafın bahse konu web sitesi içeriğinde acentelik hizmeti vermek değil, kendilerinin yabancı bir şirket ile ortaklık kurmak sureti ile eski unvanları olan ... yerine "... ..." olarak ticari hayatlarına devam ettiklerini ifade ettiğini, davalının acentesi olduğunu iddia ettiği "... ... Limited" hakkında '...' arama motoru üzerinden basit bir aratma yapıldığında ekte sundukları döküme ulaşılmakta olduğunu; bu dökümden de görüleceğini, bahse konu yabancı şirket yerine davalı şirketin web sitesi ve diğer, davalı ile ilgili bilgilere ulaşılmakta olduğunu, Yerel Mahkemece ret kararına dayanak olarak gösterilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/277 E. sayılı kararı her ne kadar husumet yönünden acentenin durumunu irdeliyor olsa da anılı davada acentelik hizmeti veren acentenin, hatalı tarife uygulayan liman işletmesinden doğrudan talepte bulunması ile ilgili verilen bir karar olmakla kanaatlerince bu kararın doğrudan işbu davaya konu uyuşmazlık ile de bir ilgisi bulunmadığını; bahse konu "emsal" kararda "gerçekten" acentelik hizmeti veren bir şirket, acentelik hizmeti verdiği şirketlere hatalı tarife uygulayan liman işletmesinden bu hatalı tarife nedeni ile asillerden tahsil ettiği fazla bedellerin iadesini dava ettiğini; bu gibi bir durumda acentenin aktifinde bir azalma bulunmadığından anılı istemi ancak asiller ileri sürüp tahsilini talep ve dava edebileceklerini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı nezdinde ... Nakli Sigorta Poliçesi ile sigortalı dava dışı şirkete ait emtianın uluslararası deniz taşıması sırasında hasara uğradığı iddiasıyla sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece gerekçeli kararda da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere TTK'nın 105. Maddesine göre (1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. Bu hüküm uyarınca acente aleyhine doğrudan dava açılması mümkün olmayıp, izafeten dava açılması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan konşimentoda taşıyıcının ...Limited olduğu, konşimentonun davalı tarafından taşıyıcı adına acente olarak imzalandığı, yine deniz taşımasına ilişkin navlun faturasının alt kısmında davacının acente sıfatının belirtildiği, davacı tarafından verilen cevaba cevap dilekçesinde de davalı acentenin müvekkilini davada temsil yetkisinin bulunduğu, müvekkiline izafeten davacı/davalı konumda bulunabileceğini beyan etmekle acenteye ancak izafeten dava açılabileceğinin kabulünde olduğu, konşimentodaki ve navlun faturasındaki kayıtlar gözetildiğinde davalının davacı ile yaptığı yazışmalar sırasında acente sıfatının belirtmemesinin tek başına acente olmadığını göstermeyeceği, yine davalının taşıyıcının ortağı olması halinde dahi iki şirketin farklı tüzel kişiliklere sahip olması sebebiyle taşıyıcısı farklı şirket olan somut uyuşmazlıkta bu durumun davalı acenteyi taşıyıcı konumuna getirmeyeceği, acentenin tahsil ettiği taşıma ücretini müvekkiline gönderip göndermediği hususunun acente ile müvekkili arasındaki iç ilişkiye ilişkin olup, bu hususun davacı tarafından ileri sürülemeyeceği gibi göndermemesi halinde davalının acente sıfatının ortadan kalkmayacağı, davalının taşımayı bizzat üstlendiğine ilişkin dosyaya delil sunulmadığı, dosya kapsamı itibariyle davalının acente olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı ve acenteye doğrudan dava ve icra takibi yöneltilemeyeceği, konşimento ve navlun faturasındaki bu açık kayıtlar karşısında tarafın yanlış gösterilmesinin maddi hata veya kabul edilebilir bir yanılgı olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla tarafta iradi değişiklikte mümkün olmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava konusu İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile; davacı alacaklı tarafından davalı aleyhinde toplam: 34.165,03 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı ve ödeme emrinin de takip talebine göre düzenlendiği, takip talebinde ve ödeme emrinde alacağın veya Türk parasıyla tutarının gösterilmediği anlaşılmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin Dairemizin 28/06/2024 tarihli, 2024/839 esas, 2024/1143 karar sayılı ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15/02/2024 tarihli, 2023/265 esas, 2024/315 karar sayılı kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair 2025/617 esas, 2025/1082 karar sayılı ve 24/02/2025 tarihli ilamı ile; İİK'nun 58/3 fıkrası uyarınca takip talebinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin gösterilmesinin zorunlu olduğu şeklinde uyuşmazlığı gidermiştir. Buna göre yabancı para alacağı karşılığı TL.’nin takip talepnamesinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması özel dava şartıdır. Somut olayda, ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterildiği halde takip talebinde İİK. 58/3 maddesi uyarınca yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartı gerçekleşmemiştir. Dava şartları kamu düzenine ilişkin olup, itirazın iptali davasında takip talebinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında ve kanun yolu aşamasında da re'sen dikkate alınmak zorundadır. Mahkemece dava şartı olan bu husus gözetilmek ve ilk önce incelenmek suretiyle davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki gerekçe ile davanın esastan reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş ise de, sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmesi sebebiyle bu husus kaldırma sebebi yapılmamış ve eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonucu itibariyle ilk derece mahkemesi kararı doğru olduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.