T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/691 KARAR NO : 2026/1117 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/12/2025 NUMARASI : 2025/289 E. - 2025/878 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/691 KARAR NO : 2026/1117 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/12/2025 NUMARASI : 2025/289 E. - 2025/878 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalıya ait taşınmazın inşaatı bittikten sonra, bu işyerine klinik açmak amacıyla 13.06.2022 tarihinde davalı ile Niyet Sözleşmesi / Kiralama Ön Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme'nin 2.maddesinde, ana taşınmaz üzerindeki inşaatın projeye ve sözleşmeye uygun şekilde davalı tarafından tamamlanması ile müvekkili şirkete kiralanması hususunda tarafların hak ve yükümlülükleri belirlendiğini, davalının taşınmazın maliki olduğunu, davalının malik sıfatıyla, taşınmazı tamamlamasının asli yükümlülüğü olduğunu, taşınmazın daha hızlı bitirilebilmesi ve müvekkili şirkete kiralanabilmesi amacıyla müvekkili şirketin daha inşaat başlamadan önce 14.06.2022'de, sözleşme'nin 6/b maddesi uyarınca 2 yıllık kira bedeli olarak davalı'ya 4.800.000,00-TL (Dört Milyon Sekiz Yüz Bin Türk Lirası) ödendiğini, Kartal 23. Noterliğinin 08.07.2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesindeki haksız ve mesnetsiz sebeplerle sözleşmeyi feshettiğini ve müvekkili şirkete iade etmesi gereken 2 yıllık peşin ödenen kira bedeli olan 4.800.000-TL'yi iade etmeyerek İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatılmasına sebep olduğunu, davalı'nın sözleşme'yi feshettiği tarih olan 08.07.2024'te müvekkil şirket'in malvarlığından haksız ve sebepsiz şekilde zenginleştiğini, zenginleştiği bu tutarı da müvekkili şirkete iade etmediğini, icra takibine haksız şekilde itiraz eden davalı borçlu aleyhine, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, öncelikle "İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Kozyatağı Mah. ... Cad. ... Pafta, ... Ada, 218 Parsel"de kayıtlı taşınmaz üzerine teminatsız şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise, mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına, aksi takdirde davalının belirlenecek banka hesaplarının huzurdaki dosya borcunu karşılayacak kadarına ihtiyati tedbir konulmasına, mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmemesi halinde, talepleri doğrultusunda davalı taraf adına kayıtlı dava konusu taşınmaz, davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine öncelikle teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise mahkemenin takdir edeceği teminat miktarı ile "ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir" konulmasına, davanın kabulü ile, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, müvekkili şirket lehine asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşmenin atipik bir sözleşme olduğunu iddia ettiğini ve "kira bedeli iadesi" talebi ve açıklaması ile icra takibi başlatıldığını ve neticesinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığını, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi ve kira sözleşmesi özellikleri taşıyan karma bir sözleşme olduğunu davacının davasını sözleşmenin kira ilişkisi kısmına dayandırdığını ve kira bedeli iadesi talep ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisine dayandığından davacının kira alacağının iadesi için görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyaya konu edilen borcu kabul etmediklerini, takibe konu borç kalemlerinin net ifade edilmediğini, iddiayı ispatlar belge ve dayanak belge sunulmadığını, açıklanan nedenlerle usule uygun bir icra takibi yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/801 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, somut olayda takip konusu alacağın varlığı ve kesinliğinden söz edilemeyeceğinden alacağın likit olduğu iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, diğer yandan icra inkar tazminatının şartlarından birinin d e icra takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmek olduğunu, müvekkilinin icra takibine haklı ve kötü niyetli olmadan itiraz ettiğini, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir talebinin hiçbir somut olgu ve delile dayanılmadan, yaklaşık ispat koşulu sağlamadan, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak şartları oluşmamasına rağmen verilen ihtiyati haciz kararına itiraz ettiklerini, öncelikle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, İİK md. 67/2 gereği icra takibine konu edilen tutarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu; davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında itirazının iptali ile takibin devamına, takip konusu alacak likit olduğunda asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine ,karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olup mahkemece bu hususun değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin atipik bir sözleşme olduğunu iddia ederek ve "kira bedeli iadesi" talebi iddiasıyla ve açıklaması ile icra takibi başlattığı ve neticesinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığını, taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi ve kira sözleşmesi özellikleri taşıyan karma bir sözleşme olup davacı davasını sözleşmenin kira ilişkisi kısmına dayandırdığı ve kira bedeli iadesi talep ettiğini,. dava dilekçesinde de açıkça "kira bedeli iadesi" açıklaması ile talepte bulunulduğunu, HMK m. 4 uyarınca kira ilişkisinden doğan tüm alacak davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olduğunu, mahkeme uyuşmazlığı "sebepsiz zenginleşme" olarak adlandırmış olsa da zenginleşmenin dayanağı olduğu iddia edilen temel hukuki ilişki bir kira sözleşmesi olduğunu, (Yargıtay 15. hd., e. 2018/2083 k. 2018/1568 t. 16.4.2018 tarihli kararında: "yap-işlet-devret niteliğindeki sözleşmelerle ilgili özel bir görev kuralı bulunmadığından, uyuşmazlığın, sözleşmedeki eser bölümü yönünden çıkmış olması halinde genel mahkeme, kira bölümü yönünden çıkmış olması halinde ise sulh hukuk mahkemesi davaya bakmaya görevli olacaktır.... yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde: taraflar arasındaki sözleşme eser ve kira sözleşmesi hükümlerini içeren yap-işlet-devret sözleşmesi olup, davacı entegre tesis yapılarak ruhsat alınması gerektiği halde yerine getirilmediğinden tazminat istendiği için uyuşmazlık, sözleşmenin eser sözleşmesi hükümlerine tabi bölümü yönünden çıkmış olduğundan, davaya bakmaya sulh hukuk mahkemesi görevli olmayıp asliye hukuk mahkemesi görevlidir. ")bu dosya kapsamında ihtiyati haciz kararına yaptıkları itiraz neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi 2025/4141 e., 2025/2420 k. sayılı kararı ile uyuşmazlığı açıkça "kira ilişkisi" olarak nitelendirdiğini, bu kapsamda gerek görev itirazımız gerekse istinaf mahkemesinin değerlendirmesi kapsamında mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekirken esasa girmesi görev kurallarının kamu düzeninden olması ilkesine aykırı olduğunu, mahkemece deliller toplanmamış, eksik inceleme ve tahkikat ile hüküm kurulduğunu, bilirkişi incelemesi yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup davanın özü, inşaatın aşamaları, projenin gecikmesinde hangi tarafın kusurlu olduğu ve teknik faiz hesaplamaları gibi uzmanlık gerektiren hususlara dayandığı, banka ve ödeme kayıtları celp edilmeksizin ve faiz hesabı gibi teknik bir konuda dahi bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesinin "hukuki dinlenilme hakkını" zedelediğini, nitekim inşaatın tamamlanamamasında, davacı tarafın proje tadilat taleplerinin ve sebep olduğu gecikmelerin etkisi (müvekkilimin İstanbul Anadolu 11. ATM'deki 2024/801 e. sayılı tazminat dosyası ile sabit olduğunu) mahkemece hiçbir şekilde araştırılmadığını, üstelik davacı tarafın dahi banka kayıtlarının celbi ve bilirkişi incelemesi talebi olmasına rağmen dosya bilirkişiye gönderilmeden tahkikat sonlandırıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası dayanaktan yoksun olup müvekkilinin uğradığı zararların tazmini için İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/801 esas sayılı dosya ile dava açıldığını, taraflar arasında 13.06.2022 tarihli “niyet sözleşmesi/kiralama ön sözleşmesi” imzalanmış olup bu sözleşme kapsamında taraflar kiraya veren müvekkil adına kayıtlı, taşınmazın inşaatının tamamlanması ve sonrasında davalı tarafa kiralanması yönünde anlaşma sağlandığı, müvekkilinin kira sözleşmesine konu ilgili taşınmazın sahibi ve bu süreçte taşınmazın kaba inşaatını yapacak olan taraf konumunda olduğunu, ilgili sözleşme imzalanmadan önce söz konusu taşınmaz için müvekkil tarafından hazırlanmış mimari projeye uygun olarak konut ile ticari ruhsatı alındığı ve inşaata başlanmışsa da imzalanan sözleşme ile davacı tarafın talebi doğrultusunda ruhsatın ticariye çevrilmesine ve mimari projenin kiracının sunacağı projeye göre düzenlenmesine diğer bir ifade ile sunulacak tadilat projesine göre yalnızca tadil edilmesine karar verildiğini, davacı tarafından tanıklar huzurunda tadilat proje ruhsatının 25 gün içinde alınacağı ifade edildiği ve davacı taraf ruhsat alınması hususunda idari işlemleri vb. takip etmesi için kendisi özel bir ekip oluşturarak ve bu ekibin varsa ücreti, masrafı vb. kendisi tarafından karşılanarak müvekkili ruhsat alma sürecinin dışında bıraktığını ruhsat alma ve süreci takip etme yükümlülüğünün davacıda olduğunun diğer bir göstergesi de davacı şirket yetkilisi ... tarafında mimar ... ve statikçi ...'e ödeme yapılmış olması olduğunu, davacı tarafından en geç 01/08/2022 tarihine kadar tadilat projesi sunulması gerekirken davacı hem sürede geciktirdiği, hem de davacının iç mimarları tarafından yapılmış olunan etütler neticesinde binanın konturleri (kolonları vs.) değiştiği ve neticesinde zaruri olarak statik proje de değiştiğini, açıklanan değişimlerin neticesinde ise ruhsatın sadece iç tadilatları ilgilendiren basit tadilat durumundan çıktığı ve yeni ruhsat alınması aşamasına dönüştüğü, müvekkilin elinde mevcut olan ruhsat ile inşaata devam etme imkanı kalmadığını, gelinen durumun ve sürecin sıkıntılı olduğu müvekkil tarafından sıklıkla davacı tarafa iletilmişse de davacı tarafından yine en geç bir ay içinde yeni tadilat ruhsatı alınacağı belirtilmesine rağmen bu süre 15 ayı bulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.a maddesinde mimari tadilat projesinin mimari, mekanik, elektrik ve değişmesi gereken diğer projelerin bedeli, harçlar vs. tüm masrafları kiracı tarafından karşılanacağı ve gecikmesinin sorumlusunun kiracı olacağı kararlaştırıldığını açıklandığı üzere davacı tarafça mimari proje sözleşmenin 5. maddesine uygun olarak en geç 01/08/2022 tarihine kadar olacak şekilde zamanında teslim edilmemiş ve yeniden ruhsat alınması hususunda davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükler sözleşme maddelerine uygun ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, davacı taraf mimari projeyi zamanında teslim etmeyerek alınacak ruhsatın gecikmesinden de sorumlu hâle geldiğini, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin yükümlülüklerini belirleyen ilgili maddelerine davacı tarafından aykırı davranılmış olması ve sözleşmenin müvekkilinden sürdürmesi beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmiş olması nedeni ile müvekkilinin daha fazla zarara uğramaması amacıyla 13.06.2022 tarihli “niyet sözleşmesi/kiralama ön sözleşmesi” Kartal 23. noterliği 08.07.2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile haklı nedenle derhal feshedildiğini, müvekkilinin, davacı tarafın kusuru nedeni ile sözleşmenin eser sözleşmesi niteliği taşıyan kısmından dolayı uğramış olduğu zararların tazmini ve cezai şart bedelinin ödenmesi amacıyla taraflarınca istanbul anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/801 esas sayılı dosya ile dava açıldığını, bu tazminat dava dosyasında alınacak olan raporlar ve diğer bilgi ile belgelerle de sabit olduğu üzere müvekkilinin borçlu olmadığı gibi uğradığı zararlar nedeniyle davacıdan alacaklı durumda olduğunun açık olduğunu, sözleşme bir bütün olarak incelenmeksizin hukuka ve hakkaniyete aykırı bir karar verildiğini, mahkemece taraflar arasındaki asıl kusur ve tazminat durumunu belirleyecek olan derdest dosyanın "bekletici mesele" yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleştirme taleplerinin uygun olmadığının belirtildiğini, mahkemenin birleştirme düşüncesine girmiş olması bile, huzurdaki davanın sonucunun, 11. Asliye Ticaret Mahkemesindeki tazminat davasının neticesine doğrudan bağlı olduğunun zımnen ikrarı niteliğinde olup birleştirme talebi "usuli" (yargılama yöntemi farklılığı) gerekçelerle reddedilen mahkeme, işin esasına doğrudan etkili olan bu dosyayı bekletici mesele yapması gerekirken, hiçbir inceleme yapmadan hüküm tesis ettiğini, sebepsiz zenginleşmenin şartları oluşmadığını, geçerli bir sözleşme olduğu sürece "sebepsiz" bir zenginleşmeden TBK 77. madde) söz edilemeyeceğini, uyuşmazlığın sözleşme hukuku (TBK m. 112 vd.) çerçevesinde çözülmesi gerektiğini gerekçeli karar hakkı ihlal edildiğini, mahkeme somut olayla bağlantı kurmaksızın yalnızca hukuki tespitlerde bulunarak yüzeysel bir gerekçeli karar hazırladığını, mahkeme, "sözleşme sona erdiği için sebepsiz zenginleşme oluşmuştur" şeklinde bir çıkarımla yetindiğini, sözleşmenin karma sözleşme olduğunu beyan ederek görev itirazını reddettiğini, sebepsiz zenginleşmenin şartları incelenmediği gibi sözleşmenin hangi tür sözleşmelerin birleşmesiyle karma nitelik taşıdığına ve uyuşmazlığın sözleşmenin hangi kısmına dayandığına ilişkin de bir gerekçe oluşturulmadığını, müvekkilin projedeki teknik değişikliklerden kaynaklanan gecikme iddialarına ve 11.Asliye Ticaret Mahkemesindeki tazminat dosyasına gerekçede hiçbir yer verilmediğini, delillerin tartışılmadığı ve müvekkilinin savunmalarını neden reddettiğinin açıklamadığı "yüzeysel" bir gerekçeyle hüküm kurulduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için ortada geçerli bir icra takibin bulunması, alacağın likit olması, itirazın kötü niyetle yapılmış olması ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olması gerektiğini mahkeme alacağın gerçek miktarını tespit etmediği gibi alacağın akıbetini belirleyecek olan tazminat davasını da bekletici mesele yapmadığını, likit olmayan alacak için yapılan itirazda haklı olduklarını, icra inkar tazminatına mahkum edilemeyeceğini yargılamayı gerektiren bir uyuşmazlıkta alacağın "likit" kabul edilmesininde yasaya açıkça aykırı olup kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava; İİK 67 maddesi gereğince niyet sözleşmesi/ kiralama ön sözleşmesinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı ödenen paranın iadesi talebine ilişkindir. Davanın tarafları arasında 13.06.2022 tarihli Niyet- Kiralama ön sözleşmesi akdedildiği, konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu sözleşmenin madde, 6/b bendi uyarınca henüz inşaat başlamadan ve sözleşmenin imzalandığının ertesi günü 2 yıllık kira bedeline denk gelecek şekilde 4.800.000,00 TL nin davacı tarafından davalıya dava konusu sözleşmeye konu binanın yapılması aşamasında kullanılması için peşin ödeme yapıldığı ve yine davalı tarafça sözleşmenin fesih edilmesi nedeniyle ödenen bu bedelinin davacıya iade edilmediği konusunda da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalının inşaatı bitirememesi nedeniyle almış olduğu 4.800.000,00 TL'yi iade etmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı, icra takibine konu edilen borcu kabul etmemekle birlikte sözleşmenin kendisi tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, aslında sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, kendisinin borçlu olmadığını, aksine davacının kusuru nedeniyle sözleşmenin eser sözleşmesi niteliği taşıyan kısmından dolayı zarara uğradığını ve davacıdan alacaklı durumda olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda taraflar arasındaki davanın konusu sözleşme atipik bir sözleşme olup tarafların irade serbestisi ilkesi doğrultusunda düzenlendiği, davaya konu borcun dayanağı olan sözleşme karşılıklı hak ve alacakları içeren, borçlandırıcı işlemlerin sınırlarını ve taraflar arasındaki dar anlamda borç ilişkisi ile hak ve yükümlülükleri gösteren bir metin olduğu sözleşmenin hem başlığından, hem de içeriğinden açıkça görülebileceği üzere, taşınmazdaki tadilat ve inşaat işleri sona erdikten sonra, davacıya kiralanacağına yönelik geciktirici şarta bağlandığı ve davacı lehine kurucu yenilik doğurucu hak tanıyan bir metin olduğu, sözleşme ile taşınmazın tadilat ve inşaat işleri sona erdikten sonra (geciktirici koşul) davacının tek taraflı irade beyanıyla taraflar arasında yeni bir hukuki durumun (Kira Sözleşmesi, kiralayan-kiracı ilişkisi) meydana gelmesini sağlama hakkına sahip olduğu, sözleşmenin 6.maddesinin ilk paragrafında da kiralamanın, iskanı alınmış şekilde taşınmazın tesliminde başlayacağı açıkça belirtilmiş olup kiralamanın başlamadığı anlaşılmakta olup bu kapsamda, sözleşme'deki kira ilişkisinin başlaması TBK nun 170.maddesinde düzenlenen geciktirici koşula bağlandığı, geciktirici koşula bağlı olan kira sözleşmesi, inşaatın tamamlanması koşuluna bağlı olduğundan, inşaatın tamamlanması anından başlayarak hüküm ifade edeceği, somut olayda, henüz geciktirici şart gerçekleşmeden davalı tarafından sözleşmenin fesih edildiği, TBK nun 77. maddesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri düzenlenmiş olup buna göre haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşenin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunun belirtildiği, bu nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği (karma özelliği) ve sözleşmenin kapsamı değerlendirildiğinde ihtilafın kira sözleşmesi kısmından kaynaklanmadığından genel hükümlere göre davaya bakılması gerektiğinden davalı tarafın görev itirazının yerinde olmadığı, dosya içeriği ve toplanan delillerden, taraflar arasındaki sözleşme sona erdiği için, davalıya havale edilen 4.800.000,00-TL'nin davalı açısından Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği ve bu yönüyle davacıya iade edilmesi gerektiği, davacının bu bedelin iadesi için icra takibi başlattığı, davalının bu takibe itiraz ettiğinden itirazın iptali için bu davanın açıldığı, takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatının davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmesine ilişkin mahkemece verilen kararda bir hata bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı anlaşıldığından delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığından H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince alınması gereken 327.888,00 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak alınan 81.973,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 245.915,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/03/2026