T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/568 - Karar No:2025/1312 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/568 KARAR NO : 2025/1312 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2022 NUMARASI : 2014/518 E-2022/698 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/568 - Karar No:2025/1312 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/568 KARAR NO : 2025/1312 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2022 NUMARASI : 2014/518 E-2022/698 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/12/2025 Asıl ve birleşen davada davacı vekilince asıl ve birleşen davada davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve alacak davalarında mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında 07.05.2013 tarihli sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkili tarafından davalıya elektrik malzemesi temini için avans mahiyetinde ... Şubesi'ne ait 30.06.2014 tarihli GZ 0343967 seri no'lu 60.000,00 TL bedelli ve 30.08.2014 tarihli GZ 0343968 seri no'lu 100.000,00 TL bedelli dava konusu 2 adet çekin verildiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafın sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, müvekkilinin iş sahibine karşı sorumluluğu nedeniyle telafisi imkansız zararların doğmasının gündeme geldiğini, davalıya ihtarname keşide edilerek sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmesi aksi takdirde sözleşmenin feshedileceği ve bahsi geçen çeklerin iadesinin talep edildiğini, davalının bu ihtarnameye rağmen edimlerini yerine getirmemesi üzerine Ankara 13. Noterliği'nin 24.06.2014 tarih ve 12073 yevmiye no'lu ihtarnamesinin keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin "Sözleşmenin Feshi" başlıklı 30.maddesinde "taşeron işverenin kendisine ödemiş olduğu avansları ve işverenin uğrayacağı her türlü zararı tazmin etmeyi kabul eder" hükmü gereğince, davalının malzeme alımı gerekçesiyle avans mukabilinde teslim aldığı çekleri, edimlerini yerine getirmediği gibi kendisine keşide edilen ihtarnameye rağmen de herhangi bir gelişme olmadığından bedelsiz kaldığını ileri sürerek, söz konusu çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, çek bedellerinin herhangi bir nedenle ödenmiş olması durumunda bedellerinin avans faizi ile tahsiline ve İİK'nın 72.maddesi gereğince çekler üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşme ve inşaat işlerinin doğası gereği elektrik işlerinin montajına başlanabilmesi için inşaatın %70 seviyesinde tamamlanmış olması gerektiğini, oysa davacının yüklenimindeki işi kendi kusuruyla süresinde tamamlayamadığını, müvekkilinin edimindeki işin de bu sebeple geciktiğini, işin mevcut durumunun %45 seviyesinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/203 D.iş dosyası ile tespit yaptırıldığını, söz konu tespit dosyasında keşif tarihi olan 18.07.2014 tarihi itibariyle kaba inşaatın tamamlanmadığının, sözleşmenin sona erdiği 18.05.2014 tarihi itibari ile elektrik işlerinin tamamlanmasının mümkün olmadığının, elektrik işlerinin kaba inşaat tamamlanmamış olması nedeniyle teknik olarak sonlandırılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğini, davacı ile Adalet Bakanlığı arasındaki sözleşmenin Ağustos'ta sona erdiğini, müvekkilinin sözleşme konusu elektrik malzemelerini alarak 07.05.2013 tarihinde inşaat alanında depo ettiğini ve o tarihten itibaren inşaatta 7 eleman çalıştırdığını, dava konusu çeklerin avans olarak değil 5 no'lu hakediş karşılığı verildiğini ve müvekkilinin davacının hala alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1218 Esas sayılı dosyasında; Davacı vekili; müvekkili ile Adalet bakanlığı arasındaki 25.03.2013 tarihli sözleşme gereğince, müvekkili ile davalı arasında 07.05.2013 tarihinde yapım işleri sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme ve ekleri, uygulama projeleri vs de tarih edilen elektrik ve elektronik tesisatı imalatlarının yapım işini malzemeli ve anahtar teslim olarak üstlendiğini, davalının sözleşme hükümlerine riayet etmediğini ve taahhüt ettiği edimleri geciktirdiğini/ yerine getirmediğini ve hatalı imalatlarda bulunduğunu, müvekkilinin iş sahibine karşı sorumluluğu gereğince telafisi güç zararların doğmasının gündeme geldiğini, tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen davalının kayıtsız kaldığını, Ankara 13. Noterliği'nin 13.06.2014 tarih ve 11235 yevmiye no'lu ihtarname ile sözleşme gereğince edimlerin yerine getirilmesinin aksi halde avansf olarak verilen iki adet çekin iade edilmesinin bildirildiğini ancak davalı tarafça çeklerin iade edilmediğini, bunun üzerine Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/518 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, davalının iş aksaklığı nedeniyle yaklaşık 75.000 TL zararlarının bulunduğunu ve bunların delil tespiti dosyasında raporlandığını, müvekkilinin sözleşmenin 30.maddesi gereğince sözleşmeyi haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, ayıplı imalatların giderim bedeli nedeniyle şimdilik 50.000 TL, başka bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılması nedeniyle şimdilik 50.000 TL, davacının iş verene karşı taahhüdü bulunup, davalının işi bitirmemesi gecikmesi olduğundan sözleşmeden kaynaklanan gecikme cezası nedeniyle şimdilik 2.000 TL, sözleşme gideri ve mahkeme masrafı yaklaşık 5.000 TL olmak üzere toplam şimdilik 101.000 TL'nin sözleşme fesih tarihi olan 25/06/2014 tarihinden itibaren ticari avansla tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, süresi içerisinde yazılı cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkemece, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Ödemiş Ceza İnfaz Kurumu'nun yapım işi için 25/03/2013 tarihinde davacı ile dava dışı Adalet Bakanlığı arasında sözleşme yapıldığı, taraflar arasında da bu sözleşmeye dayanarak 07/05/2013 tarihinde elektrik tesisatının yapım işi için sözleşme akdedildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın asıl davada 60.000 TL ve 100.000 TL'lik çeklerin avans olarak verilip verilmediği, birleşen davada, davacı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, davalının bu sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirip getirmediği, ayıplı imalatın söz konusu olup olmadığı, davalının var ise eksik bıraktığı imalatın davacı tarafından 3.kişilere giderilmesinden dolayı zararının doğup doğmadığı, davacının alacak isteminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu, somut uyuşmazlığa konu sözleşmenin 24/06/2014 tarihinde davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmiş olup, dava konusu edilen sözleşme ve iş kapsamında davalı taşeronun işi en geç 18/05/2014 tarihinde ikmal etmeyi taahhüt ettiği, işin gerisinde olan davacının 2013 yılının Aralık ayından itibaren 2014 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarından planlanandan daha fazla imalat yapmasına karşılık davalının iş programının gerisinde kaldığı, bilirkişi raporunda sözleşmenin eki olan genel şartnameye aykırı olarak 10 gün yerine 3 gün süre verildiği ve bu nedenle feshin şekil şartlarının gerçekleşmediği belirtilmiş ise de, sözleşmenin 4. ve 19. maddesine göre aradan geçen süreye rağmen edimin yerine getirilmediği, sözleşmenin feshi şartlarının oluştuğu, dava dışı idarenin cezai yaptırımının söz konusu olmadığı, dava dışı 3.kişiye yapıldığı iddia edilen işlerle ilgili somut bilgi ve belge sunulmadığı, 5 no'lu hakedişte davalı imzası bulunmuyor ise de, davacı ve dava dışı Adalet Bakanlığı arasında düzenlenen 10. ve 11. hakedişlerle paralellik gösterdiği, 1.,2.,3.,4. ve 5. hakedişlere göre 609.980,20 TL tutarında imalat yapıldığı, davalının zamanında yapmadığı ya da eksik yaptığı iş nedeniyle davacı toplam zararı 82.500 TL tespit edilmiş olmakla, taraf defterlerinin incelenmesinde, davacı defterlerinde kayıtlanmayan 4 ve 5 nolu hakediş bedeli (161.482,02 TL ve 246.196,30 TL) yapılan imalattan mahsup edildiğinde, davacının davalıya borçlu olduğu, birleşen dosyada sözleşme kapsamında alacak talebinde bulunamayacağı ve asıl davada verilen çeklerin avans karşılığı verilmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan verilmiş olması, gerekçeli kararın muğlak ve soyut olması gibi sebeplerinden ötürü hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, gerekçeli kararın taşıması gereken unsurları taşımadığını, yargı kararlarının gerekçeli olmasının, hem davanın taraflarına kararın nedenini açıklaması, hem de yargı denetimini kolaylaştırması ve kararları etkili kılması yönlerinden zorunlu olduğunu, 2014 yılından itibaren süre gelen birçok bilirkişi raporu alınan bir dosyada, hangi bilirkişi raporunun neden hükme esas alındığının, hangi delillerin incelendiği veya inceleme dışı bırakıldığının veya delillerin nasıl değerlendirildiğinin yeterince açık olmadığını, sadece karar vermenin yeterli olmadığını, aynı zamanda kararın nedenini açık bir şekilde belirtmek gerektiğini, uyuşmazlık konusu olay ile ortaya konulan delillerden hareketle varılan sonuç olan karar arasında sebep- sonuç ilişkisi kurulması gerektiğini, oysa gerekçeli kararda sadece davayı oldukça eksik ve hatalı olarak özetlemekten öteye geçilmediğini, gerekçenin içeriğinin tatmin edici ve tutarlı olmasının, hukukî dinlenilme hakkının adil yargılanma hakkının sağlanması açısından önemli olduğunu, müvekkilinin resmi kayıtlarında olmayan 5 nolu hayali bir hakkedişin bahis konusu yapılarak hataya düşüldüğünü, öyle ki 5 numaralı bir hakedişten bahsetmek için davalının hazırladığı ve davacının onaylayıp imzaladığı fiziki bir hakediş düzenlenmesinin ve davalı tarafından alacak bedelini gösteren bir fatura düzenlenmesinin ve bu faturanın kayıtlarında olması gerektiğini ancak bahse konu 5 nolu böyle bir hakedişin fiziki olarak mevcut olmadığını, bilirkişi heyetince yazılan rapor dikkatle incelendiğinde, mahkemece tayin edilen bilirkişi heyetince resmi kayıtlarında yapılan incelemede 02.05.2014 tarih ve 5 nolu hakediş olmadığı ve bu hayali belirtilen hakedişe ait bir fatura olmadığı halde bundan bahsetmenin mümkün olmadığını, mahkemenin görevlendirdiği bilirkişilerce hatalı rapor düzenlenerek ana yüklenici müvekkilinin Adalet Bakanlığı Teknik İşler Daire Başkanlığı'na düzenledikleri 10 ve 11 numaralı hakedişler de taşeron davalı firma tarafından alınmayan ve şantiye sahasına getirilmeyen malzemeler ve de yapılmayan elektrik işçilik imalatlarını kendi imkanları ile tamamlayarak işbu hakedişleri düzenlediğini, bu hususta dava dosyasında bulunan ... İletişim İnş. San. ve teknik elemanlarınca tamamlanan 04.04.2014 tarihli -29.07.2014- tarihli tutanakların dosyaya sunulduğunu, bu hususun dahi mahkeme kararının hatalı olduğunu gösterdiğini, işbu tutanaklar hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, mahkemenin gerekçesinde karar verilirken dosyaya sunulan onlarca yazılı delil incelenmiş mi, incelenmiş ise başka bir delile üstün tutulmuş ise bunun da gerekçede açıklanması gerektiğini ancak bunun yapılmadığını, delillerinin kabule şayan görülme veya görülmeme sebeplerinin açıklanmadığını, mahkemece, tüm talepleri hakkında hüküm kurulmadığını, asıl davada ihtiyati tedbir kararı verilmemesi sebebiyle dava konusu çekleri ödemek zorunda kalmalarının üzerine davanın istirdat davasına dönüşmüş olup; gerekçede bu husustan hiç bahsedilmediğini, istirdat davası yönünden davanın neden reddedildiğinin yeterince açıklanmadığını, dosyaya sunulan yazılı delillerinin ve davalıya malzeme alımı için avans olarak verilen çeklerle davacının malzeme almaması üzerine müvekkilince sırf işlerin daha fazla sürüncemede kalmaması için malzemeleri o zamanki dolar kuru üzerinden almak zorunda kaldığını ve kur farkından dolayı müvekkilinin büyük zarara uğradığını, söz konusu malzemelerin müvekkili şirketçe temin edildiğine dair dosyaya sunulan faturaların incelenmediğini, incelendiyse neden değerlendirilmediğinin açıklanmadığını, müvekkilinin o tarihlerde Ödemiş'de başkaca bir elektrik işi olmaması hasebiyle anılan faturaların dava konusu iş nedeniyle alınan malzemelere ilişkin olduğunun ortadayken, bu konuda hiçbir araştırma yapılmadığını, gerekçede bu hususa hiç değinilmediğini, bu konuda talimatla dinlenen tanıklarının beyanlarına da neden itibar edilmediğinin izaha muhtaç olduğunu, söz konusu sözleşmenin, davalı ... şirketinin kusurları ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle haklı olarak feshedildiğini, 04.07.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı taşeron ... firmasının kusurlarının eksik ve hatalı imalatlar yapması, sözleşme feshine kadar yaptığı işin taraflar arasında imzalanan sözleşme teknik şartname ve fen ve sanat kaidelerine aykırı olması, kaba inşaatın ilerleyişine paralel olarak beton cezaevi iç ve dış duvar ve tabliye betonları içine boş kablo boruları konulması nedeniyle elektrik ve elektronik imalatları yapmaması, beton duvarların içine uygulama projesine uymayan hatalı olarak kablo boruları yerleştirmesi, tabliyeler ve beton duvarlar üstünde boru yerlerinin kırılmasına sebebiyet vererek çok zor ve ilave masraflara neden olması, müvekkili şirketin kaba inşaat imalatlarının fiili ilerlemesine pararel olarak çalışma yapmaması, kaba inşaatın seyrine göre az çalışma yapması, kendisinden kaynaklı nedenlerle iş programının oldukça gerisinde kalması şeklinde olup, dava konusu edilen sözleşme ve iş kapsamında davalı taşeronun işi en geç 18.05.2014 tarihinde ikmal etmeyi taahhüt ettiğini, fesih tarihinin ise 24.06.2014 olduğunu, fesih süresi ile ilgili olarak da müvekkili şirket tarafından davalı taşeron şirket ... firmasına gerek mail yoluyla gerekse yapılan toplantılarda 10 günden fazla bir zaman verildiğini, dolayısıyla sözleşmenin feshine dair 10 günlük usul şartının zaten müvekkili şirketçe fazlasıyla yerine getirildiğini, gereken sürenin fazlasıyla tanındığını, ayrıca sözleşmenin feshine dair yapılacak ihtarnamede şekil şartının da öngörülmediğini, davalı tarafa müvekkili şirketçe gönderilen maillerin de bu sebeple ihtar niteliği taşıdığını, bu maillerin dosya kapsamında mevcut olup, davalıya, dosyada mübrez olan maillerin ve toplantı tutanaklarıyla sözleşmeye aykırı olarak işini gereği gibi yapmadığının ihtar edilmesine rağmen davalının hala edimlerini gereği gibi yerine getirmediğinin dosya kapsamında sabit olduğundan sözleşmenin usulüne uygun olarak müvekkili şirketçe feshedildiğini, Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne müracaat edilerek eksik ve hatalı yapılan işlerin bilirkişi incelemesi yaptırılarak, mahkemece tayin edilen bilirkişi heyetince eksik ve hiç yapılmayan imalatların tespitinin yapılarak taşeron firma ... tarafından eksik ve uygulama projesine göre hatalı yapılan imalatların 2014/212 D.İş dosyasında tespit edildiğini, sözleşmenin 4. ve 19. maddesine göre aradan geçen süreye rağmen edimin yerine getirilmediği ve sözleşmenin feshi şartlarının oluştuğu konusunda bir isabetsizlik bulunmadığını, karşı tarafın açmış olduğu Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/203 D.İş sayılı kararına itiraz edildiğini, dosya kapsamında ayıplı imalat tutarının dosya kapsamında görevlendirilen bilirkişi raporunda tespit dosyalarına göre hesaplanmış olmakla, zarar miktarı belirlenirken hangi tespit dosyasının mahkemece esas alındığının gerekçeli kararda belirtilmediğini, Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/212 D.iş sayılı delil tespiti dosyasında ayıpların hepsi tespit edilmişken hangi dosyanın esas alındığına anlam verilemediğini, zira zarar miktarlarının da farklı olup, işbu tespit dosyasının davanın en önemli delili olup, tespit dosyasındaki lehlerine olan hususların göz ardı edilmesinin raporda ve gerekçeli kararda değinilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin hatalı hukuki değerlendirme yaparak hatalı, eksik ve hukuka aykırı olarak karar verdiğini, birleşen davanın ret gerekçesinin ''...davalının zamanında yapmadığı ya da eksik yaptığı iş nedeniyle davacı toplam zararı 82.500 TL tespit edilmiş olmakla, taraf defterlerinin incelenmesinde, davacı defterlerinde kayıtlanmayan 4 ve 5 nolu hakediş bedeli (161.482,02 TL ve 246.196,30 TL) yapılan imalattan mahsup edildiğinde davacının davalıya borçlu olduğu, birleşen dosyada sözleşme kapsamında alacak talebinde bulunamayacağı'' şeklinde belirtildiğini, reddetme gerekçesinin ''mahsup'' olup bilirkişi raporunda 82.500 TL çıkan zararın mahsup sebebiyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu aşamada takas ve mahsup kavramlarına ilişkin olarak beyanda bulunmak gerekeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2073 E- 2019/479 K sayılı kararında takas ve mahsup kavramlarının ''...Takas, bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. (…) Mahsup ise, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp, gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez.'' şeklinde tanımlandığını, uyuşmazlıkta mahsuba konu olabilecek elde edilen menfaatin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesi şeklinde bir durumun kesinlikle bulunmadığını, bu sebeple her şeyden önce gerekçeli kararda yanlış hukuki değerlendirme sebebiyle hatalı olduğunu, bilindiği üzere gerekçeli kararın hakkı ve gerekçeli kararın açıklayıcı olması gerektiği hususlarının adil yargılanma hakkının temel unsuru olduğunu, gerekçeli kararın hakkı ve gerekçeli kararının açıklayıcı ve aydınlatıcı olması gerektiğinin en başta AİHS 6.maddesi, Anayasa ve yüksek mahkeme kararlarıyla koruma altına alındığını, ilk derece mahkemesinin eksik gerekçe ve hatalı hukuki değerlendirme sonucunda karar vermesinin en başta adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, kabul etmemekle birlikte bir an için mahkemenin birleşen davayı reddetme sebebinin ''takas'' olabileceği düşünülse bile, verilen kararın yine hukuka aykırı olacağını, bu hususta da Yargıtay 7. HD'nin 2016/16409 E- 2016/11622 K kararında takas defi ile ilgili olarak ''...Defiler, dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi halde, davalı "savunmanın genişletilmesi yasağı" ile karşılaşabilir. Defiler, davada ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmazlar. Takas ve mahsup bir defidir. Bu itibarla, ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınamaz.'' denilmekle, mahkemenin bir ihtimal gerekçesine dayandığı takas def'inin cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi gerektiğini, sonradan ileri sürülürse ''savunmanın genişletilmesi yasağı'' ile karşılaşacağını, mahkemenin res'en takas def'ini dikkate alamayacağını, birleşen davada davalının cevap dilekçesinde takas def'ini ileri sürmediğini, daha sonra ileri sürmesinin de savunmanın genişletilmesi yasağının ihlali niteliğinde olup, mahkemece davalının ileri sürmediği takas def'inin resen ele alınıp, hukuka aykırı şekilde birleşen davanın reddine karar verildiğini, ayrıca bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının ticari defterlerinin incelenmediğini ve eksik araştırma yapıldığını, asıl davada ''...asıl davada verilen çeklerin avans karşılığı verilmediği anlaşıldığından...'' şeklindeki bir gerekçe ile asıl davanın reddine karar verildiğini, eksik ve aydınlatıcı olmayan gerekçeli kararlar adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkilinin davalıya elektrik malzemelerinin temini için 100.000,00 TL ve 60.000,00 TL olmak üzere 2 adet çeki avans olarak verdiğini, elektrik malzemelerinin temini için avans olarak verilmiş olan bu çeklerin davalının sözleşmeye riayet etmemesi sebebiyle iadesinin istendiğini, mahkemece sadece verilen çeklerin avans olarak verilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, neden avans çeki olarak değerlendirilmediğinin ayrıntılı olarak açıklanması gerektiğini, bu sebepten dahi kaldırma kararı verilmesi gerektiğini, çeklerin avans olarak verildiğinin en önemli kanıtının ... şirketinin 160.000,00 TL'lik avansa karşılık elektrik malzemesi almaması ve çekleri iade etmemesi sebebiyle müvekkili şirketin elektrik malzemesi aldığını gösteren faturalar olduğunu, müvekkili şirketçe elektrik malzemeleri alındığını gösteren bu faturaların, ... şirketinin söz konusu çeklerinin hukuka aykırı olarak iade etmemesi sebebiyle bizzat müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, normal şartlarda ... şirketinin avans karşılığı aldığı çeklerle ödenmesi gereken bu fakat müvekkili şirketçe ödenen bu faturaların dosyada bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu tarihlerde üstlenmiş olduğu başkaca bir işin de bulunmadığını, bu da söz konusu faturalarda belirtilen elektrik malzemelerini ödemiş ceza infaz kurumunun elektrik işleri için aldığının en büyük kanıtı olup, bu hususun da söz konusu iki çekin avans olarak verildiğini kanıtladığını, müvekkilinin o tarihlerde başkaca üstlendiği bir yapım projesinin olmamasının elektrik malzeme temini için vermiş olduğu çeklerin davalı tarafça verilme amacına uygun olarak kullanılmamasının, davalı tarafça elektrik malzemeleri alınmaması sebebiyle elektrik malzemelerinin müvekkili şirketçe alınmasının ve buna ilişkin elektrik malzeme faturalarının dosyaya sunulmasının çeklerin avans olarak verildiğini bariz ölçüde kanıtladığını, 5 nolu hakedişin karşılığı olarak kesinlikle verilmediğini, ki zaten 5 nolu hakedişte imza bulunmadığını, müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilerek çeklerin iadesine karar verilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda normalde davalının avans olarak aldığı çeklerle alınması gereken elektrik malzemelerinin müvekkili şirket tarafından alınmış olup, buna ilişkin faturaların dosyaya sunulduğunu, fatura tarihlerinin de iddiaları doğrular nitelikte olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, birleşen dava ise alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin 14.05.2025 tarih ve 2023/548 Esas- 2025/572 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince, mahkemece birleşen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1218 Esas sayılı dava dosyası ile eksik olduğu anlaşılan klasör, pembe dosya ve 4 adet föy dosyanın temin edilerek, dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki anahtar teslimi götürü bedelli eser sözleşmesinin davacı yüklenici tarafından feshedilmiş olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre davalının yapması gereken imalatın davacının imalat yapmasına bağlı olup, davacının işi süresinde yapmadığı gibi, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin sözleşmenin eki olup, 1.sırada uygulanacağı belirtildiğinden, sözleşmenin feshinden önce 10 gün süreli ihtar gönderilmediği, davalı tarafça da davacının yaptığı imalat kısmındaki imalatları yaparken işin gerisinde kaldığı ve eksik ve ayıplı imalat yaptığı anlaşılmakla, sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu olduklarının, taraflar arasında onaylı 4 hakediş bulunduğu, 5 no'lu hakedişin davacı ile dava dışı idare ile yapılan hakedişlerle uyumlu olup, sözleşmenin fesih tarihi olan 24.06.2014 tarihinden önce yapılan işin davalı tarafça yapıldığının kabulünün gerekeceğinin, aksinin davacı tarafça yasal delillerle usulüne uygun olarak kanıtlanamamış olmasına, davalı tarafça yapılan iş karşılığı çeklerin hakediş bedeli için verildiği, iş bedelinin tamamının ödenmemiş olması nedeniyle fazla ödemesi olup olmadığının tespiti bakımından eksik ve ayıplı işlerin bedeli düşülerek hesaplama yapılmasının gerektiğinin anlaşılmasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince; -Asıl davada alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, -Birleşen davada alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 24/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır