T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/265 KARAR NO : 2025/1625 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/11/2021 NUMARASI : 2018/1095 E. - 2021/721 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulün…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/265 KARAR NO : 2025/1625 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/11/2021 NUMARASI : 2018/1095 E. - 2021/721 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı banka nezdinde ... müşteri numarasıyla, ... hesap ve ...iban numaralı banka hesabının sahibi olduğunu, davalı tarafından davacıya ait bu hesaptan 17.02.2017 tarihinde 307.500,00 TL tutarında nakit para çekilerek dava dışı 3. kişi ... isimli şahsa teslim edildiğini, bu para çekme işleminin davacı yanca tesadüfen öğrenildiğini, ... isimli şahısla da davacı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, ...'ın isminin davacı yanca bankaya söz konusu para çekme işlemi için başvurulduğunda öğrenildiğini, davacı yanca davalıya para çekme işlemine dair yetkinin kendisi tarafından verilmediği hususunun sözlü olarak bildirilmesine rağmen davalı banka tarafından verilen cevapta ... isimli şahsın davacı tarafından faks yoluyla gönderildiği iddia edilen talimat yazısı uyarınca yetkili olduğunun iddia edildiğini, ancak mahkemece de yapılacak inceleme neticesinde anlaşılacağı üzere banka tarafından müvekkiline ait olduğu iddia edilen faks numarasının müvekkili ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, ayrıca talimat yazısında bulunan imzanın da ıslak imza olmayıp ilaveten şirketin yasal yetkilisi ...'a ait olmadığını, bankaların güven kuruluşları oduğunu, topladıkları mevduatı sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduğunu, objektif özen borcu olduğunu, hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunduklarını, buna göre davacıya ait banka hesabından bilgisi ve rızası olmadan 307.500,00 TL tutarında para çekilerek yetkili olduğu iddia edilen ... isimli kişiye teslim edildiğini, davalı banka tarafından ilgili işlem yapılırken sadece var olduğu iddia edilen bir faks yazısına dayanıldığını, davalı banka tarafından 307.500,00 TL tutarında işlem gerçekleştirilirken faks numarası, ıslak imza veya şirket bilgileri dahi kontrol edilmediğini, davalının ağır kusurlu olduğunu, davacı hesabından yetkisiz olarak 307.500,00-TL tutarında para çekildiğini, davalı banka görevlilerince de bu işlem esnasında herhangi bir denetim gerçekleştirilmediğini, 3. kişi ... işlem yapmak için davalı bankaya müracaat ettiğinde; davalı banka çalışanları tarafından davacıya ait hesap kartındaki imza ile kendilerine gönderildiği iddia edilen talimat yazısındaki imzanın karşılaştırılarak işlemin onaylanması gerekirken bu yükümlülük ihmal edilerek ...'a ödeme yapıldığını, ... tarafından sahte talimat yazısı ile davacı adına hareket edilerek, müvekkiline ait 307.500,00 TL tutarında işlem gerçekleştirildiğini, dava dışı 3. kişi ... tarafından gerçekleştirilen bu işlemle ilgili tüm dava ve talep haklarının saklı olduğunu, dava konusu 17.02.2017 tarihli para çekme işlemi için davalıya Kadıköy 29. Noterliğinin 19.04.2018 tarih ve ... yevmiye mumaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, fazlaya ve ıslaha ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00-TL tutarındaki maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren bankalarca 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerindeki değişen oranlarda faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebin arttırarak, 307.500,00 TL'nin bankalarca 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden tahsilini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının ...'a başvurması gerektiğini, davalıya husumet yöneltemeyeceğini, mahkemenin yetkili olmadığını, davanın ...' a ihbarı gerektiğini, dava konusu işlemlerin bizzat davacının yazılı talimatına istinaden gerçekleştirildiğini, davalının herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafından dava konusu edilen olayla ilgili olarak iki farklı talimat gönderildiğini, ilkin 17/02/2017 tarihinde saat 17:24' te gönderilen ve içeriği 307.500-TL'nin ...' ın ...Bankasında belirtilen hesabına ödenmesi talimatı verildiğini, ancak belirtilen saat itibarı ile EFT işlemi gerçekleştirilemeyeceğinin davacı firmaya bildirilmesi üzerine dava konusu ...'a nakden ödeme yapılmasını gerektirir talimatın yine e-posta ile müvekkili bankaya iletildiğini, davacının 17/02/2017 tarihinde saat 18:11' de müvekkili Banka şubesinde çalışan yetkililere ....com adresinden "... ... Nakit Para Çekme Talimatı" konulu e-posta göndermdiğini, e-posta içeriğinde;'' Deniz Bey merhaba, Nakit para çekme talimatımız ekte bilgilerinize sunulmuştur.Yardımlarınızı rica ederiz.Saygılarımızla,"ibareleri kullanılarak ekine de şirket antetli kağıdına basılı ve üzerinde şirket kaşesi ve yetkili imzasını taşıyan talimat eklendiğini, bu mailin üzerine banka şubesinde hazır bulunan ... isimli şahsa nüfus cüzdan bilgileri kontrol edilerek ve talimat üzerindeki imzanın yine müvekkil Bankaya davacı şirket tarafından teslim edilen imza sirküleri üzerindeki ve diğer belgelerdeki imzalar kontrol edilmek sureti ile ödeme gerçekleştirildiğini, 17/02/2017 tarihinde 18:50'de ...'ın imzası karşılığı ödeme yapıldığını, hiçbir somut delile dayanmayan sanki müvekkilinin çalışanları tarafından kendisine işlemin faks yolu ile geldiğine dair bildirim yapılmış gibi tüm savunmasını talimatın gönderildiği faks numarasının davacının faksı ile ilgili olmadığı üzerine kuran davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, zaten bu olaya ilişkin bir faks talimatının olmadığının örnek e-posta yazışmalarından da açıkça görüldüğünü, davacı tarafından müvekkili banka nezdinde daha önce de bir çok işlem ve talimat gönderiminin e-posta aracılığı ile yapıldığını, bu şekilde davalı nezdinde bu hususta oluşturulan güvenin esas olduğunu, davalının bizzat davacının yazılı talimatları gereğince işlem yaptığını, davacının davalı nezdindeki hesaplarında yapılan işlemler için daha önce defalarca e-posta, faks ve benzeri kanallar ile başvurular yaptığını, davacının davalı nezdinde kayıtlı e-posta adresinden defalarca davalıya yapılacak işlemler ile ilgili talimatlar gönderildiğini, anılan talimatların hiçbirine davacının itirazı bulunmadığını, davacı tarafından gönderilen e-postaların tümünün davacıya ait ve davacının davalıya bildirdiği ....com e-posta adresinden gönderildiğini, davacının davalı bankada e-posta yazışmaları ve ekinde gönderilen şirket yetkisilisi kaşe ve imzasını taşıyan talimat ile çalışılacağına dair uyandırdığı güvene aykırı davranamayacağını, davacının e-posta talimatları dikkate alındığında davacının e-posta ile gelen talimatları işleme alacağı yönünde bankada güven oluşturduğunu, bu kapsamda davacı müvekkili bankaya kaydettirdiği ve tüm çalışmalarını üzerinden yaptığı e-posta adresinden müvekkili bankaya gönderdiği talimat ve içeriğinde yetkilendirdiği ... isimli şahsı tanımadığını ve talimatı kendisinin düzenlemediğini iddia edemeyeceğini, bankadan yapılan işlemlerde bu kanalın kullanılması hususunda tüm çalışma döneminde davalıda güven oluşturduğunu, uzun süredir aynı mail adresinden yapılan tüm talimatların hiçbir itiraza uğramadığını, davacının ilgili ay ve hatta yıl içerisinde davalıya itirazda bulunmayarak hesap hareketlerinde yer alan işlemlere itiraz etmediğinden hesap bakiyesinin kesinleştiğini, davacının davalıya işlem tarihinden 14 ay sonra 19.04.2018 tarihinde Kadıköy 29. Noterliği'nin ihtarı ile başvurduğunu, Türk Ticaret Kanunu' nun 94.maddesine göre 17/02/2017 tarihinde yapılan işleme karşı hesap bakiyesini davacının kabul ettiğinin aşikar olduğunu, hesap hareketleri incelendiğinde de görüleceği üzere davacının 17/02/2017 tarihinde kullandırılan krediye istinaden bir çok ödemesinin gerçekleştirildiğini, dava konusu işlemden önce ve sonra bir çok farklı hesaba ödemeler gerçekleştirildiğini, dolayısyla davacının habersizce işlem yapıldığını iddia ederek huzurdaki davayı ikame etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususu banka şubesine para çekmeye gittiğinde öğrenmiş olmasının da muhtemel olmadığını, davacının tüzel kişi olup basiretli tacir sıfatını haiz olduğunu, dava konusu ettiği hesapla ilgili olarak da kontrol ve gözetim yükümünün de kendi üzerinde olduğunu, bir an için işlemden haberdar olmadığı düşünülse bile tacir olan davacının yıl sonunda defter kapanışında, davalı ile olan hesap ilişkisinde hesabının tüm hareketlerine vakıf olduğunun aşikar olduğunu, aylarca işlem bedeline itiraz etmemesinin de bunu gösterdiğini, ticaretle uğraşan bir kişinin 307.500,00-TL'yi vadesiz hesabına yatırıp aylarca bu paranın akıbetinden haberdar olmamasının mümkün ve gerçekçi olmadığını, davacının hesaplarından haberdar olmasına rağmen, işlemlere itiraz etmemiş ve bu şekilde işlemlere icazet vermiş olduğunu, sahte talimat iddiası bulunsa dahi davacının dava konusu olaya icazetinin olduğunun anşaşıldığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, davaya konu işlemlerden sonra işlemlere itiraz ileri sürülmeksizin devam edilmesi halinde itiraza konu işlemlere icazet verildiğinin, ayrıca aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen iradesi dışında yapıldığı iddia edilen işlemlerden haberdar olunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabulü gerektiğinin dile getirildiğini, bankacılık işlemleri sözleşmesi kapsamında müvekkili bankanın bankaya ibraz edilen belgelerdeki imzaların sıhhatini tahkik ve kontrol etmekle yükümlü olmadığını, kaldı ki banka kayıtlarında davacı tarafından sunulan asıl belgeler ile talimat üzerindeki imza incelendiğinde imzanın iğfal kabiliyeti bulunduğunu, talimat üzerinde, davacı firmanın yetkilisi tarafından atılmış imza olduğunu, faiz talebin de yerinde olmadığını, olsa olsa yasal faiz istenebileceğini, temerrütün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... 13-Dava konusu ödeme işleminin irdelenmesi ve değerlendirilmesi: Davacı, davalı bankada kayıtlı ....com e-posta adresinden davalı banka şubesi yetkililerine gönderdiği imzalı talimat ile davalı banka ile imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca, 17.02.2017 tarihinde, kredi hesabından, 2.000.000 TL nakit kredi kullanmış ve bu kredi tutarı davacının Sultanhamam Şubesi’nde bulunan, ... numaralı, dava konusu vadesiz ticari hesabına yatırılmıştır. Davacının hesabına yatan 2.000.000 TL kredi tutarından, aynı gün toplam 1.102.500 TL’si ile davacının önceki kredilerinin geri ödemeleri yapılmıştır. Yine 17.02.2017 tarihinde, davacının, davalı banka ile imzaladığı "Tacirler İçin Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi" uyarınca, davalı bankada kayıtlı ....com e-posta adresinden davalı banka şubesi yetkililerine gönderdiği imzalı talimatlar ile davalı banka nezdindeki ... numaralı hesabından toplam 225.000 TL davacının aynı banka nezdinde bulunan 68712400 numaralı vadesiz ticari mevduat hesabına virman yapılmıştır. Böylece bütün bu işlemler sonucunda; davacının dava konusu ... numaralı ticari mevduat hesabında 597.568,25 TL bakiyesi kalmıştır. Bundan sonra; davacı, 17.02.2017 tarihinde ve saat 17:24’de, ....com e-posta adresinden davalı banka şubesi yetkililerine gönderdiği imzalı talimat ile davaya konu ... numaralı vadesiz ticari hesabından 307.500 TL’nin şirket yetkilisi ...’a ait ...i Bankası A.Ş. nezdinde bulunan ... IBAN numaralı hesabına EFT yapılarak aktarılmasını talep etmiş ancak belirtilen saat itibariyle EFT işlemi gerçekleştirilememiştir. Daha sonra 17.02.2017 tarihinde saat 18:11’de, davacının ....com e-posta adresinden davalı banka şubesi yetkililerine gönderilen imzalı talimat ile davacının ... numaralı vadesiz ticari hesabından 307.500 TL’nin, ... T.C. kimlik numaralı ...’a ödenmesi talep edilmiştir. Davalı bankanın açıklamalarına göre; talimat üzerindeki yetkili imza ve dava dışı ...’ın kimlik bilgileri kontrol edilmek suretiyle saat 18:50:31’de düzenlenen dekont üzerine ...’ın imzası da alınarak davacının ... numaralı vadesiz ticari hesabından 307.500 TL çekilerek ...’a ödenmiştir. Dava konusu ödemenin dayanak alındığı, davacının davalı bankada kayıtlı ....com e-posta adresinden gönderilen talimatın, önceden gönderilen ve hiçbir şekilde itiraz konu edilmeyen diğer işlemlere ait talimatlar ile benzerliklerinin bulunduğu anlaşılmıştır.Talimat üzerindeki imzanın incelenmesinde, davacı şirket yetkilisinin imzası ile çıplak gözle ayırt edilemeyecek kadar uyumlu olduğu kanaatine varılmıştır. 14-Dava konusu ödeme işleminin, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler yönünden irdelenmesi ve değerlendirilmesi: Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi, davacının davalı bankadan kullanacağı kredilerin kullanım koşullarını ile ilgili hükümlerini içermekte olup, dava konusu ödeme işleminin Genel Kredi Sözleşmesi’nin hükümlerine göre değerlendirmesi mümkün bulunmamaktadır. Davacı, davalı bankadan yaptığı diğer bankacılık işlemlerini, taraflar arasında imzalanan 19.09.2016 tarihli Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi uyarınca gerçekleştirmektedir. Bu sebeple, dava konusu ödeme işlemi ile ilgili Bankacılık İşlemleri Sözleşmesinin yukarıda10-b bendinde yazılı hükümleri değerlendirmeye alınmıştır. Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi’nin, “I- Genel Hükümler” başlıklı, 6., 7. ve 8. maddelerinde, Müşteri’nin mevduat hesabı ile ilgili vereceği talimatların içeriği, şekil ve şartları ile talimatlardaki yetkili imza hususundaki hükümleri, “XIII- Faks Talimatları” başlıklı, 2. maddesinde, “Müşterinin, Banka’ya faksla talimat iletmesinin şekil ve şartları ile faks ile talimat iletmesinde Müşteri’nin sorumlulukları ve “XIV- Müşterek Hükümler” başlıklı, 5. maddesinde ise, müşterinin telefon açmak suretiyle vereceği talimatlar ile ilgili yine Müşteri’nin sorumlukları ile davalı bankayı koruyucu [sorumsuzluk] hükümlerini içermektedir. Sözleşme uyarınca, Müşteri, Banka’ya hangi faks numarasından talimat ileteceğini önceden bildirecektir. Müşteri tarafından, Banka’ya faksla talimat iletilmesi için gerekli tedbirleri alacak, Müşteri’nin faksla ilettiği talimatın orijinal nüshasını bilahare Banka’ya göndermemiş olması, Banka’nın faksla gönderilen talimat uyarınca yaptığı işlemi geçersiz ve hükümsüz kılmayacağı gibi, bu nedenle Banka’ya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyecektir. Ayrıca, Sözleşme’nin, “XIII- Faks Talimatları” başlıklı, 2/b. maddesinde, “Banka’nın, Müşteri’nin faksla gönderilen talimatını aldığında, yukarıdaki madde uyarınca gönderilen yazılı teyidi beklemeksizin faksla gelen talimatı asıl kabul ederek, sözlü olarak teyit edilen talimatı yerine getirmeye yetkili kılınmıştır.” denmektedir. Dava konusu olayda, her ne kadar faksla gönderilen bir talimat olmasa da, Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi’nin “XIII- Faks Talimatları” başlıklı, 2. maddesinin değerlendirmeye alınmasının yerinde olacağı kanaatine varılmıştır. Davacı şirkete ait ....com e-posta adresinden davalı bankaya gönderilen, e-posta eki talimatlar şu şekildedir:...15-Temerrüt tarihi ile ilgili inceleme ve değerlendirme: Davacı tarafından, Kadıköy 29. Noterliğinin 19.04.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek, davalı bankaya, “muhatap banka tarafından, davacı ... ... Akaryakıt Dağıtım Ltd. Şti.’nden alınmış gerçek bir yetki olmaksızın, ... isimli şahsa yapılan 307.500 TL ödeme tutarının, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 iş günü içerisinde Av. ...’e ait... IBAN numaralı T.C. ... Bankası A.Ş. hesabına ödeme yapılması gerektiği, aksi halde söz konusu bedel ile birlikte, buna bağlı zararların tazmini amacıyla ivedilikle yasal yollara başvuracağı” ihtar edilmiştir. Kadıköy 29. Noterliğinin 19.04.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, davalının “Esentepe Mahallesi Büyükdere Caddesi Kristal Kule... Şişli İstanbul” adresine gönderilmiş olup, gönderilen ihtarnamenin 24.04.2018 tarihinde davalının daimi çalışanı Mehmet Tekin’in imzasına tebliğ edildiği; PTT tebligat mazbatasından anlaşılmıştır. Davacı tarafından gönderilen ihtarnameyi 24.04.2018 tarihinde tebliğ alan davalıya borcunu ödemesi için 5 iş günü süre verilmiştir. Verilen beş iş günü süre dikkate alındığında; davalı ... ... A.Ş.’nin 03.05.2018 tarihinde temerrüde düştüğü kanaatine varılmıştır. 16-Tarafların kusur ve sorumluluklarının değerlendirilmesi:a) Davacı şirket yönünden: Dosyaya sunulan belgelere göre; davacının davalı bankaya çektiği talimatların ....com e-posta adresinden gönderilmekte olduğu, bunun davacı şirket ile davalı banka arasında bir teamül oluşturduğu, itiraza konu ödeme talimatının da davacının banka sisteminde kayıtlı ....com e-posta adresinden gönderildiği, talimatın önceki talimatlarla benzerlikler içerdiği, talimat üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...’a ait olduğu veya imzanın doğrulunun çıplak gözle anlaşılamayacak şekilde iğfal kabiliyetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davacının, aynı gün, davaya konu ödeme işleminden önce, imza sirkülerini de aynı mail adresinden davalı bankaya gönderdiği, talimatın davacı şirketin antetli kağıdına yazıldığı ve üzerine davacı şirketin kaşesinin basılı olduğu, eğer talimatta bir sahtecilik var ise, davacının kendi egemenlik alanında olan e-postasını, üçüncü kişilerin kötü niyetli girişimlerine karşı öncelikle kendisinin korumakla yükümlü olduğu, davalı banka tarafından, dava konusu ödeme işlemi de dahil olmak üzere, davacıya, müteakip zamanlarda yapılan işlemlerle ilgili bilgi e-postalarının ve ekinde hesap ekstrelerinin gönderildiği, davacının imzaladığı Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca, davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden de yararlandığı, davacı tarafından, dava konusu ödeme işleminden sonraki günlerde, gerek şubeden talimat ile gerekse mobil bankacılık üzerinden kendisi tarafından, hesap bakiyesine uygun para transferlerinin yapıldığı, bu sebeple davacının hesap bakiyesini bildiği veya bilecek durumda olduğu, davacının uzun bir müddet sessiz kaldığı, ancak 14 ay sonra 19.04.2018 tarihinde ihtarname göndererek davalı bankadan dava konusu parasının iadesini talep ettiği, davacının parayı usulsüz olarak çektiği iddia edilen ... hakkında cezai ve/veya hukuki yönden bir başvurusunun da olmadığı, buna göre taraflar arasında imzalanan Bankacılık İşlemleri Sözleşmesine göre davacı şirketin kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacıya ait, ... ... A.Ş.’nin Sultanhamam Şubesi nezdinde bulunan, dava konusu ... numaralı vadesiz ticari mevduat hesabının ekstresi... b) Davalı banka yönünden: Davacı/müşteri tarafından davalı/bankanın Sultanhamam Şubesinde hesap açılmasıyla birlikte taraflar arasında bir akdi ilişki kurulmuştur. Doktrin ve uygulamada da kabul edildiği üzere, banka ile müşteri arasında kurulan akdi ilişkilerde banka, temelini TBK.md.506/f.2 hükmünde bulan özen borcu altına girer. Dolayısıyla banka, müşterisi ile ilgili olarak yapacağı bütün işlem ve hizmetlerinde özen borcuna uygun hareket etme yükümlülüğü altına girer.Buradaki özen borcunun kapsamının ve derecesinin belirlenmesinde, benzer bankacılık işlemlerini ve hizmetlerini yerine getirmeyi üstlenen basiretle bir bankanın (tacirin) göstermesi gereken davranış esas alınır. Dolayısıyla davalı/bankanın göstermesi gereken özenin kapsamı ve derecesi, “objektif kriterlere” göre belirlenmelidir. Burada “objektif özen yükümlülüğü” söz konusudur. Davalı/banka, aynı şartlar altında aynı tür işlemleri ve hizmetleri yerine getiren basiretli, özenli ve hiçbir kaçınılabilen hatayı işlemeyen bir banka gibi hareket etmelidir. Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, davalı/banka, hafif kusuruyla müşterisine vereceği zararlardan dahi sorumlu olacaktır. Davalı/banka, kendileriyle sözleşme akdetmiş olduğu müşterileri için yaptığı işlemleri ve verdiği hizmetleri, yanında çalıştırdığı kişiler (yardımcı kişiler) vasıtası ile yerine getirmektedir. Bu nedenle, TBK.md.116/f.1 gereği, yanında çalıştırdığı bu kişilerin (yardımcı kişilerin), müşteriler ile ilgili bankacılık işlemlerini yaptıkları ve hizmetleri verdikleri sırada özen borcuna aykırı davranmak suretiyle davacı/müşteriyi uğrattıkları zararlardan dolayı davalı/banka kusursuz sorumludur. Yani kendisinin bir kusuru olmasa dahi sorumludur. Buna göre, davalı ... ... A.Ş.’nin, davacı şirkete ait ....com e-posta adresine, uyuşmazlığa konu, 17.02.2017 tarihinde yapılan 307.500 TL tutarındaki ödeme işlemi de dahil olmak üzere, davacı şirketin hesabından yapılan işlemlere ait bilgi e-postalarının ve hesap ekstrelerini, işlem sonrası günlerde gönderilerek, davacı şirketi bilgilendirmek sureti ile görev ve sorumluluğunu yerine getirdiğini iddia etmekte ise de, dava konusu olayda, her ne kadar faksla gönderilen bir talimat olmasa da Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi’nin “XIII- Faks Talimatları” başlıklı, 2. maddesinin değerlendirmeye alınmasının yerinde olacağı, taraflar arasında imzalanan Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi’nin ilgili hükümlerine göre talimat ile ödeme işlemlerinde tüm sorumluluk davacı şirkette ise de, taraflar arasında imzalanan Tacirler İçin Bankacılık İşlemleri Sözleşme’nin, “XIII- Faks Talimatları” başlıklı, 2/b. maddesinde, “Banka’nın, Müşteri’nin faksla gönderilen talimatını aldığında, yukarıdaki madde uyarınca gönderilen yazılı teyidi beklemeksizin faksla gelen talimatı asıl kabul ederek, sözlü olarak teyit edilen talimatı yerine getirmeye yetkili kılınmıştır.” denmekle; sözlü olarak talimatın teyit edilmesinden bahsedilmektedir. Bankacılık uygulamalarına göre; davalı bankanın, kendisine davacıya ait ....com e-posta adresinden gelen talimatı, talimat üzerindeki yetkili imzayı, kendisine ödeme yapılacak üçüncü kişinin kimlik bilgilerini kontrol etmekle birlikte, dosya kapsamına göre; davacının hesabından, üçüncü bir kişiye talimat ile bu denli yüklü bir miktarda nakit ödeme yapılmadığı da göz önüne alınarak, davacı şirketin yetkilisi tarafından davalı bankaya talimatın sözlü olarak teyit edilmemiş olması sebebiyle davacı şirketin yetkilisinden talimatın telefonla sözlü olarak teyidin alınması önemli ve zaruri olduğundan, bunun yapılması durumunda davaya konu işlemin meydana gelmesi önlenebileceğinden, davalı bankanın Bankacılık İşlemleri Sözleşme’nin, “XIII- Faks Talimatları” başlıklı, 2/b. maddesine aykırı davrandığı ve TBK'nin 506/2. Ve 116/1. Maddeleri uyarınca kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. c)Tarafların kusur oranlarının tespiti: Mahkememizce her iki tarafın da müterafik kusuru bulunduğu kabul edilmiş olup yukarıda a ve b bentlerindeki belirlemeler ışığında tarafların kusur oranlarının % 50 ve % 50 olduğu kanaatine varılmıştır. 17-Uygulanacak faiz türü ile ilgili inceleme ve değerlendirme: Yukarıda tespit edildiği üzere davacı tarafından, Kadıköy 29. Noterliğinin 19.04.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi göndermiş ve davalı 03.05.2018 tarihinde temerrüde düşmüştür. Bu nedenle davacı, uyuşmazlığa konu alacağı için 03.05.2018 tarihinden itibaren faiz talep edebilecektir. Uygulanacak faiz türü hususunda taraflar arasında sözleşmesel bir hüküm bulunmamaktadır. Her ne kadar taraflar arasındaki Tacirler İçin Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin 9. Maddesinde bir faiz türü bulunuyor ise de, bu madde taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinden aynen alıntılanmış bir madde olup, bankanın açtığı kredi ve hesaplar için bankanın verdiği kredi, teminat ve alacaklara uygulanacak bir madde olarak sözleşmeye konulmuştur. Bu itibarla, ilgili hesap vadesiz hesap niteliğinde olduğundan davacı/müşteri lehine uyg faizle ilgili herhangi bir hüküm içermemektedir. Bu durumda, alacak, davacının mevduat hesabından davalı banka tarafından hatalı olarak 3. Kişiye ödenmesinden kaynaklandığından, alacağa temerrüt tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduat hesaplarına fiilen uygulanan en yüksek banka mevduat faizinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. 18-Sonuç: Sonuç olarak, davalı banka %50 oranında kusurlu bulunduğundan, davanın kısmen kabulü ile, 153.750 TL'nin, 03.05.2018 tarihinden itibaren işletilecek bankalarca bir yıllık mevduat hesaplarına fiilen uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 153.750 TL ve faizin başlangıç tarihine ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 153.750 TL'nin, 03.05.2018 tarihinden itibaren işletilecek bankalarca bir yıllık mevduat hesaplarına fiilen uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 153.750 TL ve faizin başlangıç tarihine ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olayda yerel mahkemece her ne kadar faksla gönderilen bir talimat olmasa da Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin Faks Talimatları başlıklı 2. maddesinin değerlendirmeye alınmasının yerinde olacağı sonucuna varılmış se de bu sonuca neden ve nasıl varıldığının anlaşılamadığını, dava konusu işlem faks işlemi olmayıp, e-posta ile talimat gönderilmesi yönünde bir işlem olduğunu, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme maddelerine zorlama ve son derece geniş bir yorum katılarak bir sonuca varıldığını,söz konusu maddenin faks işlemlerine uygulanabileceğini, maddenin yoruma açık olmadığını, yalnızca faks işlemlerini kapsadığını, söz konusu maddenin e-posta işlemlerine de uygulanamyacağını, sözleşmede kıyasen uygulama yapılamayacağını, söz konusu sözleşmenin içerik bakımından son derece geniş ve ayrıntılı olduğu göz önüne alındığında eğer istenseydi "e-posta talimatları" olarak ayrıca bir madde eklenebileceğini, mahkemece müvekkilinin davalı bankaya çektiği talimatların ....com e-posta adresinden gönderilmekte olduğu, bunun davacı şirket ile davalı banka arasında bir teamül oluşturduğu, itiraza konu ödeme talimatının da davacının banka sisteminde kayıtlı ....com e-posta adresinden gönderildiği şeklinde akıl almaz çıkarımlar yapıldığını, ancak hukuka aykırı veya hatalı olan bir işlemin tekrarlanma sıklığı ne kadar olursa olsun, bu durumun o işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceğini, davacı müvekkilinin davalı bankaya daha önce yüzlerce defa e-posta ile talimat göndermiş olsa dahi davalı bankanın 101. kez talimatı alırken aynı özen yükümlülüğünde, aynı titizlikle gerekli kontrolleri yapması ve tedbirleri alması gerektiğini, davalının taraflar arasında zaten sürekli e-posta ile talimat işlemi yapıldığı ve bunun bir teamül oluşturduğu şeklinde bir savunma yapamayacağını, mahkemece de bu savunmalara itibar edilemeyeceğini, bankaların kamu güven kurumu olarak görülmekle birlikte; bu şekilde görülmesinin sebebi de her bir işlem için ayrı ayrı olacak şekilde titizlikle inceleme ve kontrol yükümlülüğü olması ve her durumda hafif kusurlarından bile sorumlu olması olduğunu, mahkemece davacı ile davalı bankaya %50-%50 kusur atfedilmiş ise de; bu oranın nasıl tespit edildiğinin açıklanmadığını, somutlaştırılmadığını, anlaşılamadığını, davalı bankanın kendisine davacıya ait ....com e-posta adresinden gelen talimatı, talimat üzerindeki yetkili imzayı, kendisine ödeme yapılacak üçüncü kişinin kimlik bilgilerini kontrol etmekle birlikte, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre davacının hesabından üçüncü bir kişiye talimat ile bu denli yüklü bir miktarda nakit ödeme yapılmadığının da göz önüne alınarak, davacı şirketin yetkilisi tarafından davalı bankaya talimatın sözlü olarak teyit edilmemiş olması sebebiyle davacı şirketin yetkilisinden telefon ile talimatın sözlü olarak teyidinin alınması önemli ve zaruri olduğundan, bunun yapılması durumunda davaya konu uyuşmazlığın, varsa zararın meydana gelmesi önlenebileceğinden, davalı bankanın Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin Faks Talimatları Başlıklı 2/B. maddesine aykırı davrandığı, bu sebeple de kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, davalı bankanın davacı müvekkilince daha önce talimat gönderdiği tutarlara göre çok daha yüklü bir miktarda parayı; şirket ile alakası olmayan 3. kişiye teslim ederken davacı müvekkilinden teyit almış olması durumunda dava konusu zararın oluşmayacağını, bu teyidin zaruri ve önemli olduğunu buna rağmen mahkemece davalı bankanın kusur oranının %50 olarak nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığını, davalı bankanın dava konusu olayda %100 oranında kusurlu olduğunu, mahkemece her ne kadar uyuşmazlık konusu işlem öncesinde ve sonrasında davacı müvekkilinin talimatıyla benzer şekillerde işlem yapıldığı iddia edilmiş ise de, davacı müvekkili ile herhangi bir ilgisi veya bağı olmayan 3. bir kişiye daha önce bu şekilde yüklü miktarda yapılan bir ödeme talimatı bulunmadığını, davalı bankanın ağır kusurlu olduğunun sabit olduğu somut olayda her bir para transferi işleminin titizlikle incelenmesi gerekmekteyken tüm işlemlerin benzer niteliklerde olduğu yanılgısıyla düzenlenen raporun hükme esas alınmasının da hatalı olduğunu, işlem gerçekleştirildikten sonra hesap ekstresine yansıması veya işlemin davacı müvekkiline e-posta ile bildirilmesinin somut olayda bir savunma olarak kullanılamayacağını, çünkü davalı bankanın sorumluluğunun doğma sebebinin işlem gerçekleştikten sonra yapılacak bildirimle değil davacı şirketin banka hesabından şirketle alakası olmayan üçüncü bir kişiye yüksek meblağda ödeme yapılırken herhangi bir sorgulama yapılmaması, denetim ve kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmemesi olduğunu, işlem sonrası bilgilendirmenin bir anlamı olmadığını, davalı bankanın da sorumluluğunu kaldırmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı firma tarafından dava konusu edilen olayla ilgili olarak iki farklı talimat gönderildiğini, ilkinin ; 17/02/2017 tarihinde saat 17:24' te gönderilen ve içeriği 307.500.-TL'nin ...' ın ...Bankasında belirtilen hesabına ödenmesi talimatını içerdiğini, ancak v belirtilen saat itibarı ile EFT işlemi gerçekleştirilemeyeceği davacı firmaya bildirildiğini, bunun üzerine dava konusu olan ...'a nakden ödeme yapılmasını gerektirir talimatı yine e-posta ile müvekkiline bildirdiğini, ikinci talimatın davacı firmanın, 17/02/2017 tarihinde saat 18:11' de müvekkil Banka şubesinde çalışan yetkililere ....com adresinden "... ... Nakit Para Çekme Talimatı" konulu e-postası ile gönderildiğini, ilgili talimatların, şirket antetli kağıdına basılı ve üzerinde şirket kaşesi ve yetkili imzasını taşıyan talimatlar olduğunu, bu e-posta ile gönderilen talimatların üzerine, Banka şubesinde hazır bulunan ... isimli şahsa, nüfus cüzdan bilgileri kontrol edilerek ve talimat üzerindeki imzanın yine müvekkil Bankaya davacı şirket tarafından teslim edilen imza sirküleri üzerindeki ve diğer belgelerdeki imzalarla uyumlu olduğu kontrol edilmek sureti ile ödeme gerçekleştirildiğini, davacının belirtilen e-posta adresinden müvekkil bankaya talimat göndermesinin davacı ile müvekkili banka arasında bir teamül oluşturduğunu, itiraza konu ödeme talimatının da davacının banka sisteminde kayıtlı ....com e-posta adresinden gönderildiğini, talimatın önceki talimatlarla benzerlik içerdiğini, talimat üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...'a ait olduğu veya imzanın doğruluğunun çıplak gözle anlaşılmayacak şekilde, iğfal kabiliyetinin bulunduğunu, 23.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda bunun yer aldığını, davacının, aynı gün, davaya konu ödeme işleminden önce, imza sirkülerini de aynı mail adresinden müvekkili Bankaya gönderdiğini, talimatın davacı şirketin antetli kağıdına yazıldığı ve üzerinde davacı şirketin kaşesinin basılı olduğu, eğer talimatta bir sahtecilik var ise, davacının kendi egemenlik alanında olan e-postasının, üçüncü kişilerin kötü niyetli girişimlerine karşı öncelikle kendisinin korumakla yükümlü olduğunu, davalı tarafından davacı şirkete ait ....com e-posta adresine, uyuşmazlığa konu 17.02.2017 tarihinde yapılan 307.500-TL tutarındaki ödeme işlemi de dahil olmak üzere, davacı şirketin hesabından yapılan işlemlere ait bilgi e-postalarının ve hesap ekstrelerinin, işlem sonrası günlerde gönderilerek, müvekkil bankanın davacı şirketi bilgilendirmek suretiyle görev ve sorumluluğunu yerine getirdiğini, aynı gün, davaya konu ödeme işleminden önce, imza sirkülerinn de aynı mail adresinden davalı bankaya gönderildiğini, talimatın davacı şirketin antetli kağıdına yazıldığı ve üzerine davacı şirketin kaşesinin basılı olduğunu, eğer talimatta bir sahtecilik var ise, davacının kendi egemenlik alanında olan e-postasını, üçüncü kişilerin kötü niyetli girişimlerine karşı öncelikle kendisinin korumakla yükümlü olduğu, dava konusu ödeme işlemi de dahil olmak üzere, davacıya, müteakip zamanlarda yapılan işlemlerle ilgili bilgi e-postalarının ve ekinde hesap ekstrelerinin gönderildiğini, davacının imzaladığı bankacılık hizmetleri sözleşmesi uyarınca, davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden de yararlandığını, davacı tarafından, dava konusu ödeme işleminden sonraki günlerde, gerek şubeden talimat ile gerekse mobil bankacılık üzerinden kendisi tarafından, hesap bakiyesine uygun para transferlerinin yapıldığını, bu sebeple davacının hesap bakiyesini bildiği veya bilecek durumda olduğunu, davacının uzun bir müddet sessiz kaldığını ancak 14 ay sonra 19.04.2018 tarihinde ihtarname göndererek davalı bankadan dava konusu parasının iadesini talep ettiğini, davacının parayı usulsüz olarak çektiği iddia edilen ... hakkında cezai ve/veya hukuki yönden bir başvurusunun da olmadığını, taraflar arasında imzalanan Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin "faks Talimatları" Başlıklı 2. maddesinin hatalı bir biçimde değerlendirilerek, "faksın sözlü olarak teyit edilmesi" hususundan hareketle, sözleşme hükmünün yanlış değerlendirildiğini, somut olayda faks ile gönderilen bir talimat olmamakla birlikte, iletilen talimatın orijinal nüshasının bilahare bankaya gönderilmemiş olmasının talimat uyarınca yapılan işlemi geçersiz ve hükümsüz kılmayacağını, mahkemenin gerekçeli kararında ise aynı maddeye dayanıldığını, maddenin hatalı şekilde değerlendirildiğini, sözlü teyit alınması gerektiği tespitinin hatalı olduğunu, sözlü olarak teyit edilen talimattan kastedilen hususun, ayrıca yazılı bir teyidin beklenmesinin gerekmediği olduğunu tüm bu sebeplerle, müvekkil bankaya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, davacının dava konusu işlem tarihinden sonra gerek şubeden talimat ile gerçekleştirdiği para transferleri ile gerekse sürekli şekilde kullandığı internet bankacılığı ile tüm hesap hareketlerinden haberdar olduğu ve ayrıca müvekkiil banka tarafından davacıya dava konusu işlem gününde, öncesinde ve sonrasında düzenli olarak günlük hesap hareketlerinin iletildiği ilk derece mahkemesi kararında da isabetli şekilde belirtildiğini, davacının söz konusu hesabına ilgili ay ve hatta yıl içerisinde müvekkili bankaya itirazda bulunmayarak hesap hareketlerinde yer alan işlemlere itiraz etmediğinden hesap bakiyesinin kesinleştiğini, davacı tarafından müvekkiline davaya konu işlem hakkında işlem tarihinden 14 ay sonra ihtarname gönderildiğini, gerekçeli kararda da davacının uzun bir müddet sessiz kaldığı, ancak 14 ay sonra 19.04.2018 tarihinde ihtarname göndererek davalı bankadan dava konusu parasının iadesini talep ettiği, davacının parayı usulsüz olarak çektiği iddia edilen ... hakkında cezai ve/veya hukuki yönden bir başvurusunun olmadığı hususlarının belirtildiğini, TTK'nın 94.maddesine göre de davacının 17/02/2017 tarihinde yapılan işleme karşı hesap bakiyesini kabul ettiğinin açık olduğunu, davacının 17/02/2017 tarihinde hem de sonrasında hesabından çeşitli işlemler gerçekleştirdiğini, üstelik ne o ay içerisinde ne sonrasında itirazda bulumadığını, hatta yıl kapanışında bile hiçbir itirazda da bulunmadığını, davacı tarafın da tüzel kişi olup, basiretli tacir sıfatını haiz olduğunu, hesabından çıkış olan bakiyelerden haberdar olmadığını iddia edemeyeceğini, davacının bir tacir olduğunu, her tacir gibi defter tutma yükümlülüğünün bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için işlemden haberdar olmadığının düşünülmesi halinde dahi, tacir olan davacının yıl sonunda defter kapanışında, müvekkili Banka ile olan hesap ilişkisinde hesabının tüm hareketlerine vakıf olduğunu, aylarca işlem bedeline itiraz etmemesinin de bunu gösterdiğini, ticaretle uğraşan bir kişinin 307.500,00 TL'yi vadesiz hesabına yatırıp aylarca bu paranın akıbetinden haberdar olmamasının mümkün ve gerçekçi olmadığını, kaldı ki, dosya kapsamında alınan raporda, davacı şirketin defterlerinin incelenmesinde dava konusu tutarın ortak hesap adı altında transfer ettiğinin belirtildiğini, bu sebeple davacının defterinde kayıtlı işbu tutarın bilgisi dahilinde olduğunun ortada olduğunu, tüm bu sebeplerle davalıya kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, davacının hesaplarından haberdar olmasına rağmen, işlemlere itiraz etmeyerek örtülü icazet verdiğini, artık bu işlemin geçerliliğinin tartışılmasının mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/2382 E., 2021/4782 K. Sayılı kararının da bu yönde olduğunu, davalının % 50 oranda müterafik kusurunun bulunduğu yönündeki tespitinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle, herhangi bir faize hükmedilemeyeceğini, faize ilişkin hesaplamalara da itiraz etiklerini, davacının sonradan sunduğu belgelerin iddianın genişletilmesi yasağına aykırılık teşkil ettiğinden kabul etmediklerini, davacının 09/09/2020 tarihli ara karar sonrasında hazırlanan bilirkişi heyet raporu için kendi defterlerini heyete sunmadığını, hatta aynı ara kararda verilen 24/09/2020 tarihli incelemeye de gelmedğini, bunun 09/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda açık bir şekilde; "davacının incelemeye gelmediği, yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı ve hatta davacı vekiline ulaşmaya çalışmalarına rağmen bunun da başarılmadığı" şeklinde ifade edildiğini, gerekçeli kararda her açıdan davacı aleyhine bir çok tespit varken, davacının kusur ve sorumluluğu açıkça ortaya konulmuşken, somut olayda faks ile gönderilen bir talimat bulunmamasına rağmen, taraflar arasında imzalanan Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin "Faks Talimatları" başlıklı 2.maddesi hatalı bir biçimde değerlendirilerek, "faksın sözlü olarak teyit edilmesi" hususundan hareketle, sözleşme hükmünün yanlış değerlendirilmesi sonucunda müvekkili Bankaya hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde kusur atfedilmesinin, somut olayda ilk talimat üzerine belirtilen saat itibarı ile eft işlemi gerçekleştirilemeyeceğinin davacı firmaya bildirilmesi üzerine, dava konusu olan, ...'a nakden ödeme yapılmasını gerektirir talimatın yine e-posta ile müvekkil Bankaya ulaştırıldığının, dolayısıyla, dava konusu işlemler sırasında müvekkil Banka ile davacı arasında gerekli iletişimin kurulduğu ve faksın da ötesinde, taraflar arasında teamül haline gelen e-posta ile yazılı şekilde talimat verilmesi suretiyle işlemlerin gerçekleştiği hususlarının göz ardı edilerek hüküm kurulmasını usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabından davacının e-posta yoluyla verdiği talimat sonucunda üçüncü kişiye yapılan nakit ödeme bedelinin, sahte talimat üzerine ödeme yapıldığı iddiası ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan ... numaralı hesabından 17.02.2017 tarihinde 307.500,00 TL tutarında nakit para çekilerek dava dışı üçüncü kişi ... isimli şahsa teslim edildiğini, bu para çekme işleminin davacı yanca tesadüfen öğrenildiğini, ... isimli şahısla da davacı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı gibi ismini de davacının bankaya söz konusu para çekme işlemi için başvurduğunda öğrendiğini, para çekme işlemine dair yetkinin davalıya davacı tarafından verilmediğini, faks numarasının davacıya ait olmadığını, talimat yazısındaki ıslak imzanın davacı yetkilisine ait olmadığını, davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek, ödenen bu bedelin davalıdan faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ise; taraflar arasında e-posta, faks ve benzeri kanallarla iletişim kurularak işlem yapıldığını, davacıya ait '' ....com'' adresinden 17.02.2017 tarihli e-posta ve ekindeki şirket kaşesi ve imzası taşıyan talimat üzerine dava konusu işlemin yapıldığını, davacının bu şekilde çalışılacağına dair güven uyandırdığını, bu e-posta üzerinden verilen talimatlar üzerine yapılan bir çok işlem bulunduğunu ve davacının herhangi bir itirazı olmadığını, dava konusu işlem tarihinden 14 ay geçtikten sonra talepte bulunamayacağını, hesap eksterelerinin kesinleştiğini, işleme bu sürede itiraz etmeyerek icazet verdiğini, davanın haksız olduğunu savunmuştur. Davacıya ait olduğu taraflarca kabul edilen ....com adresinden 17/02/2017 tarihinde saat 17:24'te davalıya ekteki talimata göre EFT işlemi gerçekleştirilmesi talep edildiği, ekteki talimatın davacı şirket antetli, kaşeli ve imzalı olduğu, 307.500 TL'nin şirket yetkilis... belirtilen hesabına EFT yoluyla gönderilmesinin talep edildiği, davacı tarafından aynı e-posta adresinden aynı gün 18.11'de bu kez başka bir e-posta gönderildiği ve nakit para çekme talimatının ekte olduğunun belirtildiği, ekteki talimatın şirket antetli, kaşeli ve imzalı olduğu, talimatta '' Bankanız nezdinde bulunan ... numaralı davacı hesabından dava dışı ... ... 307.500 TL nakit para çekecektir. Gereğinin yapılmasını rica ederiz.'' denildiği, bunun üzerine davalı bankanın adı geçen kişiye TC kimlik numarasını kontrol ederek söz konusu bedeli nakit olarak verdiği, bilirkişi raporlarında tespit edildiği ve davacı yanca da itiraz edilmediği üzere davalı bankanın dava konusu nakit ödeme işlemi sonrasında davacıya bilgilendirme e-postası gönderildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece dava konusu işlemin yapılmasında tarafların %50'şer kusurlu oldukları tespiti gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK'nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Bankalar gibi, Devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka, ancak özen borcunun ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir. Buna karşın, müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir. Bu itibarla, müşterinin kusuru var ise TBK'nın 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.Bu tespit ve bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde;Taraflar arasındaki 19.09.2016 tarihli ''Tacirler İçin Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi''nde faks yoluyla verilen talimatlara ilişkin düzenleme yapıldığı, e-posta ile verilen talimatlara ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, dava konusu nakit çekme işleminin, davacıya ait olduğu ihtilaf konusu olmayan ....com adresinden davalıya gönderilen e-posta ve ekinde yer alan davacı talimatı üzerine yapıldığı, dava konusu işlem öncesinde ve sonrasında da kredi kullanımı, virman, havale, EFT, kredi geri ödeme şeklinde bir çok işlemin yapıldığı nazara alındığında, taraflar arasında davacıya ait e-posta adresinden gönderilen e-posta ekindeki davacı talimatları üzerine işlem yapılması konusunda teamül oluştuğu anlaşılmaktadır. Dolaysıyla taraflar arasında teamül hâline gelen bu uygulamaya ilişkin olarak e-posta ekinde gönderilen talimat üzerine dava konusu işlemin yapılması sonucu davacının zarara uğrayıp uğramadığı, davalı bankanın kusurlu olup olmadığı, davacının müterafik kusurununun bulunup bulunmadığı, davacının zararı olup olmadığı ve illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Davacı taraf ....com adlı e-posta adresinin kendisine ait olmadığını iddia etmemektedir. Bilakis dava konusu işlem tarihinden önce ve sonra da bu e-posta adresinden gönderilen e-postalar ve ekindeki talimatlarla davalı banka tarafından davacı hesabından işlemler yapıldığı, davacının bunlara yönelik bir itirazının bulunmadığı görüldüğü gibi, dava konusu 17.02.2017 tarihli işleme ilişkin e postadan dakikalar önce gönderilen 17.02.2017 tarihli ve 17.24 saatli e-postada da aynı bedelde paranın davacı şirket yetkilisinin hesabına EFT yoluyla gönderilmesinin istendiği, davacı tarafından bu e-postaya yönelik bir itirazda bulunulmazken dakikalar sonra aynı e-posta adresinden saat 18.11'de davalıya gönderilen posta ve ekindeki talimata itirazda bulunduğu, davacının tüm e-postalara bir itirazı yokken dava konusu e-posta be ekindeki talimata itirazda bulunması hayatın olağan akışına uygun görünmemektedir. Ayrıca, dava konusu işlemden sonra davacı hesabında 281.000 TL kaldığı görülmektetir. Davacı dava konusu aynı e-posta adresinden davalıya gönderdiği e-posta ekindeki talimatla davalıdan 280.000 TL şirket yetkilisine elden ödeme yapılmasının talep edildiği, bu haliye davacının banka hesabında kalan para miktarı hakkında da bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının intenet bankacılığı yoluyla işlemler yapabildiği, dava konusu işleme ve dava konusu olmayan diğer işlemlere ilişkin davalı banka tarafından bilgilendirme e-postası gönderildiği, bu şekilde hesabından haberdar olması gereken davacının buna rağmen dava konusu işlemden yaklaşık 14 ay geçtikten sonra davalıya 19.04.2018 tarihli ihtarname göndererek işlemden haberdar olmadığını, talimatın sahte olduğunu ileri sürerek bu bedelin iadesini istemesi ve eldeki davayı ise 17.09.2018 tarihinde açmasının basiretli tacir davranışı olmadığı ve davacının esasında bu işleme icazet verdiği kanaatini uyandırmaktadır.Diğer yandan, davacının parayı usulsüz olarak çektiği iddia edilen ... hakkında cezai ve/veya hukuki yönden başvurusunun bulunduğuna dair bir delilin de dosyada olmadığı görülmektedir. Kaldı ki, somut olayda davacı taraf dava konusu işlem sebebiyle zarara uğradığını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak 23.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 2017 yılı yevmiye defterinin incelemesi sonucunda ''ortak hesaba gönderilen'' açıklaması ile 307.500 TL'lik tutarın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, defteri kebirde de davalı bankanın kayıtlı olduğu hesapta 17.02.2017 tarihinde aynı açıklamanın ve tutarın yer aldığı, bir diğer deyişle dava konusu olay tarihi oan 17.02.2017 tarihinde hem yevmiye defterinde hem de büyük defter kaydında '307.500TL'nin ortak hesap adı altında transfer edildiği görülmektedir. Davacı, dava konusu olay tarihinde defterinde tutulan bu kayda göre bu miktar zarara uğradığını da ortaya koyamamaktadır. Tüm bu tespit ve değerlendirmelere göre, taraflar arasında e-posta ekinde gönderilen talimatlarla davalı bankanın işlem yapması konusunda taraflar arasında teamül oluştuğu, dava konusu işlemin öncesinde ve sonrasında bu şekilde işlemler yapıldığı, davacının itirazının olmadığı, davacının dava konusu işlem sebebiyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gibi, dava konusu işleme 14 ay sonra itiraz ederek talepte bulunan davalının bu davranışının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, parayı çeken kişiye ilişkin cezai bir takibat talebinde bulunmadığı da nazara alındığında davacının zararını ispatlayamadığı, dava konusu işlemde davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemseince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusu kapsamında yapılan değerlendirme kapsamında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin olarak yatırılan 10.502,66 TL'den mahsubu ile artan 9.887,26 TL harcın, talebi hâlinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından sarf edilen 3.600 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 49.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine6-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf nispi karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı ve 53,50 posta gideri olmak üzere toplam 215,60 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,c-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davacının yatırdığı istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,d-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 9-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.