T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:27/09/2022 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulu…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:27/09/2022 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacı banka Manavgat Şubesi ile ... Tur. İnş. Paz. A.Ş. firması arasında 08/05/2013 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların murisi ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla 25.000.000,00 TL kefalet limiti ile Genel Kredi sözleşmesini imzalandığını ve kefalet limiti kapsamında borcun sorumluluğunu üstlendiğini, borçlu ... Tur. İnş. Paz. A.Ş.'nin borçlarını zamanında ödememesi üzerine borçlu ve kefillere Manavgat 1. Noterliğinin 01/06/2016 Tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek hesabın kat edildiğini ve borç bakiyesi bildirildiğini, takibe dayanak genel kredi sözleşmesinde kefil bulunan ...'ın mirasçıları olan davalı borçlulara ve diğer kefillere kefalet limiti kapsamında Antalya 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların aracılığı ile icra takip dosyasına sundukları itiraz dilekçesinde, Antalya İcra Müdürlüklerinin iş bu takip dosyası için yetkisiz olduğunu, kredi sözleşmesinde murisleri ...'ın imzasının ve kefalete ilişkin el yazılarının ...'a ait olmadığını ve bu nedenle kefaletin de geçersiz olduğunu, murislerinin ölüm tarihindeki doğmuş kefalet borçlarından sorumlu tutulabileceğini, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm takip borcuna haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, bu sebeplerle, haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... ve ... vekili; icra takibinin Manavgat İcra Mahkemelerinde açılması gerekirken yetkisiz Antalya mahkemelerinde açıldığını, takip ve dava dayanağı yapılan genel kredi sözleşmelerindeki imzaların ve kefalete ilişkin olarak belirtilen el yazılarının ...'ın eli ürünü olmadığını, sözleşmedeki ...'a ait olduğu iddia edilen imza ve yazıların müteveffa ...'a ait olmamakla birlikte aynı zamanda TBK'nın 584.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefilin eşinin rızası gerektiği, müteveffanın eşi olan ...'ın hiçbir şekilde kefalete rızası olmadığını, müteveffa açısından şekil şartlarına uymadığı için dava ve takip dava dayanağı yapılan kefalet sözleşmesinin hiçbir hüküm doğurmadığını, bu nedenle davalıların davacı bankaya hiçbir borçlarının olmadığını, bir an için kefaletin şekli şartlarını tamam olduğu varsayılsa dahi ...'ın 28/02/2014 tarihinde vefatı nedeniyle var ise o tarih itibarıyla doğmuş kefalet borçları dışında sorumluluğunun sona erdiğini, bu sebeplerle yapılan takibe itiraz ettiklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan davalıların murisi yönünden kefalete ilişkin yasal koşulların bulunmadığı davalılar tarafından iddia edilmiştir. Kefalete ilişkin şekil şartlarının düzenlendiği 6098 sayılı TBK'nun 583. maddesinde; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." düzenlemesi mevcuttur. Yukarıda belirtilen yasal düzenleme kapsamında yapılan değerlendirmede: Dava konusu takibe dayanak genel kredi sözleşmesinde davalıların murisi ...'ın imzasının bulunduğu ancak kefilin kanun gereği kendi el yazısı ile yazması gerektiği kısımların ...'a ait olmadığı yapılan Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi incelemesi ile anlaşılmakla açılan itirazın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. İİK.67/2. maddesinde; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi mevcut olup, alacaklı bankanın kötü niyetli olduğu hususu ispatlanamadığından davalılar lehine koşulları ve yasal unsurları oluşmayan kötü niyet tazminat isteminin reddi"şekinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde; kefil ...'ın asıl borçlu şirketin ortağı olduğunu, kredilerin şirkete kullandırıldığını, kefilin ortak olarak krediden faydalandığını, bu noktadan sonra imza ve yazı inkarını öne sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... istinaf dilekçelerinde; davacı bankanın, yazıların murise ait olmadığını bilebilecek durumda olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; İlk derece mahkemesi, muris mirasçıları hakkındaki davayı, kefalet sözleşmesindeki yazıların, muris mirasçılarının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. İlk derece mahkemesince ATK'dan alınan rapor içeriklerine göre; kefalet beyanındaki yazıların, ...'ın eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. Bu rapor hüküm vermeye yeterli bulunmuştur. Ayrıca yeniden rapor alınmasını gerektiren bir durum görülmemiştir. TBK'nın 583.maddesinde kefaletin şekli düzenlenmiştir. Buna göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısızıyla belirtmesi şarttır. Görüldüğü üzere Kanun, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın ve müteselsil kefil olunduğuna ilişkin beyanın ve sözleşme tarihinin kefilin el yazısızıyla yazılmış olmasını geçerlilik şartı olarak kabul etmiştir. Bu geçerlilik şartına uyulmamasının yaptırımı ise sözleşmenin geçersizliğidir. Davalılar murisi kredi borçlusunun krediyi kullanmış olması, kefalet sözleşmesini geçerli hale getirmeyeceği gibi dürüstlük kuralından hareketle de çekle aykırı kefalet sözleşmesinin geçerli hale geldiğini söylemek mümkün değildir. Bu nedenlerle davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; bu davalıların istinaf başvurusu sadece kötü niyet tazminatına yöneliktir. İlk derece mahkemesince bu davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, ancak icra takibine girişmekte davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının reddi halinde davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının haksız olması yanında ve ayrıca icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğunun da kanıtlanmış olması gerekir. Somut olayda kredi sözleşmesindeki imza davalılar murisine ait olmakla birlikte kefalete ilişkin diğer yazıların davalılar murisine ait olmadığı belirlenerek ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Davacının bu davalılar hakkında icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğuna dair somut hiç bir kanıt bulunmamaktadır. Salt kefalet sözleşmesinin şekli yönden geçersizliğinin tespit edilmiş olması davacının takipte haksızlığını gösterir ise de, kötü niyetini ispata yeterli değildir. Sonuç olarak davalılar aleyhinde icra takibine girişmekte davacı bankanın kötü niyeti sabit görülmediğinden, ilk derece mahkemesince davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olup, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. HMK'nn 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekili ve davalılar ... ve ...'ın vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalılar ... ve ...'ın vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 120.283,25TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 120.202,55 TL istinaf karar harcının davalılar ... ve ... taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 4-Davacı ve davalılar ... ve ...'ın istinaf başvuruları nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...