T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2020/165 KARAR NO : 2025/818 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2019 …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2020/165 KARAR NO : 2025/818 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/409E., 2019/679K. Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili, taraflar arasında 11/04/2015 tarihinden geçerli olmak üzere temizlik hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, iş yerinde çalışan işçilerin sözleşmenin sona ermesinden sonra dahi davalı nezdinde çalışmaya devam ettiklerini, davalının çalıştırılacak işçilerle ilgili işe başlama, çalışma koşulları, denetleme, malik haklarının ödenmesi ile ilgili denetim ve kontrolü tamamen elinde bulundurduğunu, böylece asıl işveren konumunda olduğunu, sözleşmenin 21.3.maddesinde davacının, işçilerin sözleşme süresi boyunca hak kazandıkları kıdem tazminatlarını ödemeyi taahhüt ettiğini, bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda kesin teminat mektuplarının iade edilmeyeceğini, işçiler çalışmaya devam ettiği halde, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işçilerin iş akitlerinin ne zaman ve ne suretle sona ereceğinin kestirilmesinin mümkün olmaması ayrıca feshe bağlı alacakların muaccel hale gelmemesi sebebiyle teminat mektubunun iadesi gerektiğini ileri sürerek, nakde çevrilen 832.898,59 TL teminatın paraya çevrilme tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uygulanan faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, davacı ile ilk defa 10/04/2009 tarihinde 2 yıl süreli hizmet alımı sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin o tarihten 10/04/2017 tarihine kadar 8 yıl süreyle devam ettiğini, müvekkili ile davacı şirket arasında alt işveren asıl işveren ilişkisinin söz konusu olduğunu, çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarını ödememesi üzerine ve teminat mektubunun süreli olması sebebiyle zorunlu olarak sözleşmenin 21.3.maddesi gereği davacı tarafından verilen 860.000,00 TL tutarındaki kesin teminat mektubunun 07/06/2017 tarihinde nakde çevrildiğini, söz konusu tutarın davacının alt işveren nam ve hesabına, davacı alt işverenin işçilerine ve sadece müvekkil işyerinde çalıştıkları sürelerle sınırlı olmak üzere ödendiğini, nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin ne olacağı ve neyi teminat altına aldığı tarafların özgür iradeleri ile imzaladığı sözleşmede açıkça hüküm altına alındığını, davacının sözleşmenin süresinin uzatılmayacağı ve bu nedenle sözleşme gereği işçilerin işçilik alacaklarının ödenmesi hususunda bilgilendirildiği ve uyarıldığını, hizmet alım sözleşmesi ile müvekkili işyerinde çalıştırdığı işçileri sözleşme süresi sonunda işten çıkardıklarını, işçilerin hak ettiği ödemelere ilişkin bilgilerin tümünün davacının bilgisinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "...1475 Sayılı İş Kanunu 1/son maddesi uyarınca asıl işverenin iş yerinin bir bölümünde alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin işçilik haklarından dolayı asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumludurlar. Yargıtay'ın yerleşik içtihadlarına göre taraflar arasında işçilik alacakları konusunda özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde asıl işveren ile alt işveren işçiye karşı müteselsilen sorumludur. İç ilişkide ise %50 oranında sorumludurlar. Ancak tarafların bu hususta sözleşmede özel düzenleme getirme imkanlarının bulunduğu, olayımızda sözleşmenin 21/3 maddesine göre işçilik haklarından doğan sorumluluğun davacı taşerona ait olduğu belirtilmiştir. Sözleşmeye göre kıdem tazminatı alacaklarından davacı alt yüklenici sorumlu olmakla birlikte gerek İş Kanunu gerekse Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre kıdem tazminatının ödenebilmesi için dava dışı işçilerin iş akitlerinin tazminat gerektirecek şekilde haksız feshedilmesi gerekir. Dava konusu olayda taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi sona ermiştir. Ancak kıdem tazminatı ödenen dava dışı işçiler, davacının sözleşme ile dava konusu işi almasından önce de davalıya ait dava konusu iş yerinde çalıştıkları gibi taraflar arasındaki sözleşmenin bitmesinden sonra da iş yerinde çalışmaya devam etmişlerdir. Bu durumda çalışmaya devam eden işçiler yönünden kıdem tazminatı ödeme koşulları bulunmadığından davalının bu işçilere yaptığı ödeme yasal olmaması nedeniyle davacıya iade etmesi gerekir. Banka cevabi yazısında nakde çevrilen teminat mektubu tutarı 832.898,59 TL olup bu miktar tarafların kabulündedir. Bu miktardan bilirkişi raporunda tespit edilen iş akitleri feshedilip çalışmaya devam etmeyen 8 işçiye ödenen 37.674,68 TL tenzil edildiğinde geriye kalan 795.223,91 TL'yi davalının davacıya iadesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: dava konusu uyuşmazlığın iş hukukundan kaynaklanan bir uyuşmazlık olmadığını, özel hukuk hükümlerinden kaynaklanan ticari bir uyuşmazlık olmasına ve mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olarak bu uyuşmazlığa bakıyor olmasına rağmen bilirkişi heyetinin iş ve sosyal güvenlik hukuku uzmanlarından oluşturularak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, hesaplamanın hatalı yapıldığını, işçilerin açtıkları ve karara bağlanan iş davalarının gözetilmediğini, işçilerin davacı tarafından bizzat işten çıkarıldıklarını beyan ederek, kararın kaldırılması ile davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 15/04/2015 tarihli sözleşmenin 21/1,d maddesinde; " Sözleşmenin sona ermesi ile firmanın sözleşme hükümlerinden ve çalıştırdığı işçilerden doğan yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde firmanın sözleşmeden dolayı idareye herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilmesinden sonra kesin teminat ile ilave kesin teminatlar firmaya iade edilir." 21/1,e maddesinde; " Sözleşmenin sona ermesi ile firmanın sözleşme nedeni ile idareye ve sosyal güvenlik kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanuni vergi kesintilerinin ve işçilik haklarının ödenmemesi halinde protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminat paraya çevrilerek firma nam ve hesabına ödemeler yapılır borca mahsup edilir." 21.3 maddesinde ise; "Sözleşmenin sona ermesi halinde firma işçilerin sözleşme süresi boyunca hak kazandıkları kıdem tazminatlarını ödemeyi taahhüt eder. Bu taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda kesin teminat mektupları firmaya iade edilmez yada protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın bu kesin teminat mektupları nakde çevrilerek işçilerin kıdem tazminatları idare tarafından firma nam ve hesabına ödendikten ve firmanın bu madde de belirtilen başkaca borcunun /yükümlülüğünün bulunmaması halinde varsa kalanı firmaya iade edilir." hükümleri bulunmaktadır. Davalı tarafından hesabın hatalı yapıldığı ve bazı işçilerin iş mahkemelerinde dava açtıkları, iade şartlarının oluşmadığı ileri sürülerek ilam örnekleri sunulmuştur. Bu durumda mahkemece, ilamlarla ilgili değerlendirme yapılarak sözleşme kapsamında teminat iadesi şartlarının tekrar tartışılması ile karar verilmesi gerektiğinden Dairemizce davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca, esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ,davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1,a.6. gereğince, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/409E., 2019/679K. sayılı dava dosyasında verdiği 16/10/2019 tarihli kararın, ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE. 2-Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine. 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına. 09/10/2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1,a ve 362/1,g gereğince KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 10/10/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...