T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/246 KARAR NO : 2026/401 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2023 NUMARASI : 2023/401 E. - 2023/812 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ile Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen dav…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/246 KARAR NO : 2026/401 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2023 NUMARASI : 2023/401 E. - 2023/812 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ile Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/11/2023 tarih ve 2023/401 E. - 2023/812 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, hakkında tefrik kararı verilen ...'in 21.05.2012 - 26.05.2017 tarihleri arasında müvekkili şirket bünyesinde çalıştığını, 26.05.2017 tarihinde kıdem tazminatını alarak istifa ettiğini, bu süre içerisinde her yıl sözleşme imzalandığını; anılan çalışanın müvekkili nezdinde çalışırken imzaladığı yetkili şube sözleşmesi, güvenlik protokolü ve diğer sözleşmelerle müvekkili ile rekabet etmemeyi, çalışırken edindiği şirket içi bilgilerle müşteri bilgilerini saklayacağını ve menfaati için kullanmayacağını taahhüt ettiğini, ancak iş akdi sona erdikten sonra bu yükümlülüğe aykırı davranarak rekabet yasağını ve gizliliği ihlal ettiğini, müvekkili şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu; davalıların da bu durumu bilmelerine rağmen ...'i sözleşmeyi ihlale ve sona erdirmeye yönlendirdiklerini, işten ayrıldıktan hemen sonra eski çalışanın müşteri bilgisi paylaşımı yaptığını; müvekkili ile çalışan müşterilerin, sigorta yenileme dönemi gelince bu iki sigorta şirketine gittiklerini, ...'in işten ayrılmadan önce son 5 ayda toplam 739 sigorta poliçesi yaptığını, yenileme dönemi gelenlerden 429 kişinin davalı iki şirketle sözleşme yaptıklarını ileri sürerek, davalıların eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 500,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın haksız rekabetin ihlal edildiği 26.05.2017 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, maddi tazminat talebini 40.683,01-TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ... Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. vekili, müvekkili ile davacı arasında rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi bulunmadığını, davacı ile çalışanı davalı arasındaki sözleşmeler ve taahhütlerde taraf olmadıklarını, sigortalı tarafın dilediği sigorta acentesi ile sigorta poliçesi düzenleme hak ve yetkisine sahip olduğunu, bunun için sigorta acentelerinin hem kendi hem de başka bir sigorta acentesinin müşterileriyle ilgili olarak sürekli satış, reklam ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduklarını, müvekkilinin ortağı olan ...'nın asker emeklisi olması nedeniyle Türkiye'deki tüm askerlerin taşınır ve taşınmaz mallarıyla ilgili sigorta poliçelerini düzenlediklerini, davacının çalışanı ... ile aralarında bir menfaat ilişkisi olmadığını, kendisine prim ya da benzeri bir ödeme yapılmadığını, iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti vekili, müvekkilinin Türkiye genelinde faaliyet gösteren 30 sigorta şirketinin acentalığını yaptığını, 100'den fazla şubesinin bulunduğunu, davalının eski çalışanı ...'in kendileri nezdinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, kendisinden iş ya da poliçe talebinde bulunmadıklarını, bu kişi ile davacı arasındaki sözleşmelerden haberlerinin de olmadığını, sigorta sektöründe müşterilerin sabit olamayacağını, en uygun fiyatı hangi şirket verirse oraya gideceklerini, bir müşterinin şirket değiştirmesinin müşteri çalma anlamına gelmeyeceğini, davacı şirketin iş kaybının daha uygun bir fiyat verememesinden kaynaklandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın davacının çalışanı ... de dava edilerek açıldığı; ancak, anılan davalı ile davacı arasında hizmet ilişkisi olması, eylemlerin çalışma dönemini de kapsaması ve hizmet sözleşmesi sırasında sadakat yükümlüğünün ihlal edildiği iddiasının da bulunması nedeniyle bu davalı hakkındaki davada iş mahkemesi görevli olduğu sonucuna varıldığı ve hakkındaki davanın tefrikine karar verildiği; davalı şirketler ile davacı arasında sözleşmesel bir ilişki olmadığından ve haksız fiilin özel bir türü olan haksız rekabete dayanıldığından bu davalılar hakkındaki davaya devam edildiği; haksız rekabet hükümlerinin konuluş amacının, dürüst ve bozulmamış rekabet düzeninin korunması olduğu; TTK'nın 54/2. maddesinde haksız rekabetin, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar olarak tanımlandığı; anılan Kanun'un 55. maddesinde de başlıca haksız rekabet hallerinin sayıldığı, ancak haksız rekabet hallerinin bunlarla sınırlandırılmadığı; davacı ile davalıların sigortacılık alanında faaliyet gösterdikleri, sigortacılık alanında faaliyet gösteren şirketler açısından müşteri portföyünün varlığı ve artırılmasının önemli olduğu; başta prim ücreti, ek teminatlar gibi avantajlar sağlayarak gerek tanıtım gerekse reklamlar yaparak bu portföyün artması için şirketlerin çaba gösterdiklerinin bilinir bir husus olduğu; öte yandan, müşterilerin de devamlı suretle güvendikleri acenteler vasıtasıyla sigorta sözleşmeleri imzalamaları eğilimleri olduğu gibi, sözleşme sonunda başta ekonomik nedenler olmak üzere daha avantajlı sözleşme arayışı içinde bulunduklarının da bir gerçek olduğu; dosya kapsamından, davacının müşteri portföyünün esas itibariyle ordu mensupları olduğunun anlaşıldığı; davalı ... firmasının da ortakları arasında ordudan ayrılan kişinin varlığının kabul edildiği, esasen anılan kişinin davacının eski çalışanı olduğunun da bildirildiği; davalılar ile hakkında tefrik kararı verilen davalı ... arasında başta hizmet olmak üzere başka bir hukuki ilişki belirlenmediği; ancak, hakkında tefrik kararı verilen çalışanın ... Şubesi'nin poliçe sayısının bu kişi ayrılmadan hemen önce ve sonra müşteri portföyünde azalma olduğu, diğer şubelerinde ise bir azalmaya rastlanılmadığı, aksine artışların bile tespit edildiği, o halde, davacının ... Şubesindeki azalmanın doğrudan davacının ticari politikasıyla ilgili olmadığı sonucuna varıldığı; öte yandan, davacı müşterisi olup sözleşme sonrasında bu kadar sayıda müşterinin salt avantajlı imkanlar nedeniyle davalılarla sözleşme imzalamasının da hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, davacının çalışanı olan kişiyle davalılar arasında bir işbirliği olduğu sonucuna varıldığı; davalıların kendi aralarında bir bağlantılarının tespit edilmediği; hakkında tefrik kararı verilen davacının eski çalışanı ile davalıların ayrı ayrı ilişkisi olduğu sonucuna varıldığı, başka bir anlatımla, davalıların, davacının müşterilerini rekabet kurallarına aykırı şekilde ele geçirdikleri ve haksız rekabet yaptıklarının tespit edildiği; o halde, davacının, davalıların eylemleriyle maddi zarara uğradığının kabul edilmesi gerektiği, bu zararın düzenlenen poliçeler nedeniyle elde edilecek komisyon tutarı kadar olduğu; ancak, yukarıda açıklandığı üzere, yenilenen poliçelerden tamamının haksız rekabete dayalı olduğunu kabul etmenin de doğru olmayacağı; zira, sözleşme serbestisi kapsamında ve başka nedenlerle müşterilerin davacı ile sözleşme yapmayacakları ve avantajlı yeni sözleşmeler akdetmelerinin mümkün olduğu; bu nedenle, TBK'nın 50/2. maddesi uyarınca somut olayın özelliği, poliçe sayıları, bilirkişice tespit edilen komisyon bedeli ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak davacı zararının takdiren davalıların elde ettikleri gelirin 2/3 oranında olduğunun kabul edildiği; ayrıca davalıların eylemleri davacının ticari itibarını zedeleyeceğinden ve kusurlu bulunduklarından manevi tazminata hükmedilmesi koşullarının da oluştuğu sonucuna varıldığı, tarafların ekonomik durumları, uğraş alanları, fiilin niteliği, paranın alımı gücü ve manevi tazminatın özelliğinin bir bütün olarak dikkate alındığı, ayrı ayrı 1.000,00-TL manevi tazminata hükmedildiği, devam eden eylemin olmadığı, haksız rekabetin men'ini gerektiren durum tespit edilmediğinden bu istemin reddine karar verildiği, devam eden eylem dikkate alınarak son poliçe düzenlenmesi ve davacının talebi dikkate alınarak temerrüt tarihinin belirlendiği, tacirler arası haksız fiil olduğundan avans oranında temerrüt faizine karar verildiği, maddi tazminat istemi mahkeme takdiri ile tespit edildiğinden bu dava bakımından davalılar yararına vekalet ücreti tayin edilmediği, davalıların, hakkında tefrik kararı verilen dava dışı kişiyle birlikte ayrı ayrı eylemleri ile haksız rekabet işlediklerinin dikkate alındığı, bu kişi hakkında verilecek kararda tahsilde tekerrür olmamasının da esas alındığı gerekçesiyle, davalı ... Sig. Ar. Lti. Şti’nin davacıya karşı haksız rekabetinin tespitine, 15.000,00-TL maddi ve 1.000,00-TL manevi tazminatın 26/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, anılan tazminatların tahsilinde Ankara 11. İş Mahkemesi’nin 2023/539 Esasında kayıtlı davada hükmedilecek maddi ve manevi tazminat arasında tekerrür olmamasına; davalı ... Sig. Ar. Lti. Şti’nin davacıya karşı haksız rekabetinin tespitine, 12.000,00-TL maddi ve 1.000,00 TL-manevi tazminatın 02/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, anılan tazminatların tahsilinde Ankara 11. İş Mahkemesi’nin 2023/539 Esasında kayıtlı davada hükmedilecek maddi ve manevi tazminat arasında tekerrür olmamasına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... ... Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ıslah edilen tutar için ıslah tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, reddedilen 1/3'lük kısım için müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçede haksız rekabetin men'ini gerektiren bir durum olmadığının kabul edildiğini, hüküm kısmında bu konuda açıklama yapılmadığını, hakkında görevsizlik kararı verilen ... hakkındaki davanın sonucu beklenmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacıyla veya eski çalışanı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını; davacının ticari alışveriş veya işbirliği yapıldığını kanıtlayamadığını; davacı şirketin eski sigortalılarının dava konusu dönemde başka bir sigorta şirketi ile poliçe yenilemesine yasal engel bulunmadığını, müvekkili şirketin tek yetkilisi ve ortağı ...'nın davacının eski çalışanı olduğunu, davacının müşteri portföyündeki sigortalıların müvekkili yetkilisinin de bilgisi dahilinde olduğunu, asker emeklisi olması nedeniyle geniş müşteri portföyünün bulunduğunu, bilirkişi incelemesi yapılırken davacı ve müvekkili şirketin gelir ve gider durumlarının incelenmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı ... ... Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Ankara İş Mahkemesinde görülen davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararında müşterek müteselsil sorumluluk hükümlerine göre hüküm kurulmadığını, reddedilen maddi ve manevi tazminat için vekalet ücreti talep edilmediğini, ıslah ve dava tarihinden önce faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, sözleşme serbestisine ilişkin gerekçe kapsamında davanın reddinin gerektiğini, davacının eski çalışanı ... ile müvekkili arasında ticari alışveriş veya işbirliği yapıldığına dair iddianın kanıtlanamadığını, müvekkilinin davacının müşteri portföyüne ihtiyacının bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/21-1791-1676 sayılı kararında “... mahkeme kararlarının gerekçeli olması Anayasal bir zorunluluktur. Mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayanıldığını ortaya koyar; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur” denilmiştir. Keza bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ile ona paralel bir düzenleme içeren HMK'nın 297. maddesi de bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. İstinaf denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması gerekir. Diğer yandan, 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da, davacı tarafça haksız rekabetin tespitiyle birlikte men'i de talep edilmiş olup, mahkemece gerekçe kısmında haksız rekabetin men'ini gerektiren durum tespit edilmediğinden bu istemin reddine karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında bu konuda bir karara yer verilmemiştir. Bu durum, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmaktadır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi, kararın HMK'nun 391.maddesine uygun bir karar olmadığı, HMK'nun 297. ve Anayasa'nın 141/3. maddesi bağlamında YİDK kararının iptali istemi bakımından yasal gerekçe içermediği açıktır. Kabule göre de, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi de doğru olmamıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 2-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 03/11/2023 gün ve 2023/401 E. - 2023/812 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı ... Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davalıya iadesine, 5-Davalı ... Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davalıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...