T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1487 Esas KARAR NO: 2026/526 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2020/442 Esas- 2023/266 Karar TARİH: 22/03/2023 DAVA: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1487 Esas KARAR NO: 2026/526 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2020/442 Esas- 2023/266 Karar TARİH: 22/03/2023 DAVA: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı bankanın, müvekkili şirket tarafından tahsil amacıyla verilen müşteri çek bedellerini müvekkili şirkete ödemesi gerekirken ödemediğini, Bakırköy 2. ASTM'nin 2018/1215 esas sayılı dosyasında 10.12.2018 tarihinde taraflarına 3 ay geçici mühlet verildiğini, 06.03.2019 tarihinde verilen ara karar ile bu süre 10.03.2019 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatıldığını, 08.05.2019 tarihinde verilen ara kararla 1 yıllık kesin mühlet verildiğini, müvekkili şirket tarafından ...Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne, konkordato mühletinden önce tahsil amacıyla muhtelif tarihlerde çekler verildiğini, ancak müvekkili şirket hakkında verilen geçici mühlet kararının ilanı tarihinden itibaren müvekkili şirkete bu çek bedellerinin tahsil edilerek ödenmesi gerekirken bankanın bedelleri ödemediğini, bankanın bu eylemlerinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, konkordato hükümleri gereğince alacaklılar arasındaki eşitliği bozmamak adına bu süreç zarfında herhangi bir alacaklıya ödeme yapılamadığını, ancak banka, konkordato hükümlerini hiçe sayarak gelen bedelleri müvekkili şirkete asla ödemediğini, bankanın bu bedelleri taraflara ödememesi üzerine taraflarına mahkemeye başvurulduğunu ve mahkeme tarafından da bu bedellerin taraflarına ödenmesine karar verildiğini, kanunun emredici hükümlerinin uygulanması amacıyla başvurdukları mahkeme tarafından verilen kararların da banka tarafından yerine getirilmediğini ve yine müvekkili şirkete ödenmesi gereken bedellerin ödenmediğini, bankanın tüm çek bedellerini taraflarına ödemesi için ...12.2019 tarihinde ....... Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, fakat bu talebin de sonuçsuz kaldığını ve bankanın hukuka aykırı eylemlerini sürdürmeye devam ettiğini, Kanunun emredici hükümleri gereği 27.12.2018 tarihi itibariyle müvekkili şirket hesaplarına gelen bedellerin komiser heyeti denetiminde kullanılmak üzere müvekkili şirkete ödenmesi amacıyla 16.12.2019 tarihinde ilgili bankaya ihtarname gönderilse de banka tarafından dikkate alınmayarak bu bedellerin şirkete ödenmediğini, banka tarafından burada başka bir hukuki durum ileri sürülebilmesinin mevzu bahis olmadığını, bankanın itirazlarına karşılık kanunun amir hükümleri ve bu hükümlerin uygulayıcısı niteliğindeki mahkeme kararlarının tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık ve net olduğunu, aksi yöndeki banka işlemlerinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bankanın kanunun açık hükümlerine, mahkeme kararlarına ve ihtarlarına rağmen çekleri tahsil ederek müvekkili şirkete asla ödeme yapmadığını, bu sebeplerle tahsil edilen bütün çek bedellerine dair fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 130.000,00 TL bedelli alacağın, bedellerin bankaca tahsil edildiği tarihten itibaren, işleyecek reeskont faiziyle birlikte taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bu dava ile talep etmiş olduğu hususlar ve genel olarak davanın konusunun davacı.......A.Ş.'nin açmış olduğu ve müvekkili bankanın da müdahillerinden birini olduğu Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/..... esas sayılı dosyada devam eden konkordato yargılamasına ilişkin olduğunu, davacı tarafın bu davasındaki haksız talepleri doğrultusunda konkordato yargılamasını yürüten yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının ..... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında İİK'nın 30. Maddesi uyarınca "bir işin yapılmasına veya yapılmamasına ilişkin ilâmların yerine getirilmesi" niteliğinde bir ilâmlı icraya konu edildiğini, söz konusu hukuka aykırı takibe karşı İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/119 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı tarafın hukuka aykırı nihai gayesine ulaşma niyetiyle hareket ettiğini, davacının işbu davada hiçbir şekilde hukuki yararının mevcut olmadığının tespit edileceğini, davacının dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava Şartları" başlıklı 114. maddesinin (h) ve (ı) bentlerine aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple davanın öncelikle dava şartı yoksunluğu nedeniyle reddini gerektiğini, davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile de reddi gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu çekler incelendiğinde tespit edileceği üzere çekler üzerindeki son cironun müvekkili bankaya ait olduğunu, diğer deyişle müvekkili bankanın söz konusu çekler hususunda "yetkili hamil" vasfında olduğunu, talep konusu çeklerin, davacı/borçlunun müvekkili bankaya olan borçlarının ödenmesinin temini amacıyla müvekkili bankaya temlik cirosu ile devir ve teslim edildiğini, hak sahibi/yetkili cirantanın müvekkili banka olmasına rağmen bu çeklerin bedellerinin iadesinin istenmesinin müvekkili bankanın mülkiyet hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davacı .... A.Ş.’ne kredi limiti tahsis edildiğini ve bu kredi limiti kapsamında büyük miktarda kredi kullandırıldığını, bu kredi borçlarının ödenmesi için davacı .... A.Ş. tarafından bir kısım çeklerin müvekkili bankaya temlik cirosu ile devir ve teslim edildiğini, TTK.'nın 788. maddesine göre çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceğinin düzenlendiğini, TTK'nın 790. maddesinde cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağını, bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi, çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılacağını, Kanunun 684. maddesinde de ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolacağının düzenlendiğini, temlik cirosunun, çekte yer alan hakkın bir başka kişiye devri amacını güttüğünü, temlik cirosuyla beraber senedin zilyetliğinin devri sonucunda, senet üzerindeki mülkiyet hakkıyla beraber senette mündemiç alacak hakkının da ciro edilen kişiye devredilmiş olduğunu, temlik cirosunun geçerli olabilmesi için cironun temlik cirosu olduğuna ilişkin bir beyana ihtiyaç olmadığını, dolayısıyla herhangi bir kaydı içermeyen cironun senette yazılı hakkını devretmek amacıyla yapıldığını, çeklerin teminat amacıyla (ya da cironun tahsil amacıyla) verildiğinin kabul edilebilmesi için buna ilişkin bir kaydın veya açıklamanın bulunması gerektiğini, ciroda bu yönde bir kaydın bulunmaması halinde bu yöndeki iddianın ispat yükünün, senedi devredene ait olduğunu, konkordato davası özelinde ise davacının konkordato tarihinden çok önce borçlarının ödenmesinin temini amacıyla bir kısım çeklerini temlik cirosu ile müvekkili bankaya devir ve teslim ettiğini, yasa maddesinde de açık olduğu üzere ciro ve zilyetliğin devri ile hak sahipliği devredildiğinden söz konusu çeklerinde hak sahibinin müvekkili banka olduğunu, düzgün ciro silsilesi ile çeki hamil sıfatı ile elinde bulunduran müvekkili banka olduğundan işbu çek bedelleri üzerinde her türlü hak ve tasarruf yetkisinin de müvekkilinde olduğunu, müvekkilinin yasa gereği hak sahibi olduğu bir çekin tahsili halinde bedelinin davacıya iade edilmesinin hukuka olan güveni zedeleyeceğinden mahkememizce verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkiline ciro ve zilyetliğin devri suretiyle devredilen çeklerin teminat çeki olmadığını, talep konusu çeklerin, tahsili halinde davacının borçlarına mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile müvekkiline devir ve teslim edilen çekler olduğunu, çek bedellerinin davacı tarafından ödenmeyeceği gibi, tahsili halinde davacının müvekkili banka nezdindeki borcunun azalacağından hem davacının hem de diğer alacaklıların lehine olan bir durum olduğunu, çek metninde çekin teminat için alındığını gösterir hiçbir ibare bulunmadığı gibi davacı tarafça bu iddiayı destekler hiçbir bilgi ve belgenin de sunulamadığını, sunulmasının da mümkün olmadığını, çekin teminat olarak alındığını beyan eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafça bu hususta hiçbir bilgi ve belge sunulmamış olmasının da bu çeklerin teminat çeki olmadığı gerçeğini ortaya koyduğunu, borçların ödenmesi amacı ile verildiğinde hiçbir tereddüt bulunmayan söz konusu çeklerin, yasal tüm unsurları taşımanın yanında iddiayı kesinlikle bir kabul anlamında olmamak üzere teminat çeki olduğuna dair hiçbir ibare/kayıt da içermediğini, davacı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya büyük miktarlı kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin vade ve miktarlarının davacı ile müzakere edilerek belirlendiğini, davacının kredi kullandırımı sırasında borcun hangi tarihte ve ne miktar üzerinden ödeneceğinin açıkça bilindiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/03/2023 tarih ve 2020/442 Esas- 2023/266 Karar sayılı kararında; ".........Tüm bu açıklamalar sonucunda, Bilirkişi heyet raporu , kredi sözleşmesi, Bakırköy 2. Ticaret Makemesi'nin 2018/1215 E. sayılı dosyası ve taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin madde 23 hükmü gereğince borçlu davacı (şirket) tarafından alacaklı davalıya (banka) teslim edilen kambiyo senetlerinin, davalı bankanın kredi alacağının tahsili için verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, buna göre, 31.12.2018-09.04.2019 tarihleri arasında yapılan takas işlemlerinde bankaya devredilen çek bedellerinin, davacının kredi borcundan mahsup edilmeden davalı banka tarafından konkordato talep eden şirket lehine komiserin kontrolünde bulunan hesaba aktarılması gerektiği, takas işlemlerinden, 11.12.2018-17.12.2018 tarihleri arasında yapılanların alacaklıların alacağının doğmuş olması şartına bağlı olarak geçerli kabul edilmesi, çeklerin ileri tarihli çek olarak düzenlendiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, detayları yukarıda açıklandığı üzere beyaz ciroyla alacaklı bankaya devrolunmuş çeklerin tahsil cirosu değil, temlik cirosu ile devrolunduğunun kabulü gerektiği, temlik cirosunun aksini (yazılı delille) ispat külfetinin davacıya ait olacağı, öte yandan, dosyada mevcut kredi sözleşmesi, çek tevdii bordroları ve davalı bankanın beyanları nazara alındığında, uyuşmazlık konusu çeklerin devrinin rehin (teminat) amacıyla yapıldığı, 31.12.2018-09.04.2019 tarihleri arasında yapılan takas işlemlerine konu edilen meblağların konkordato projesi çerçevesinde, konkordato komiseri denetiminde kullanımının sağlanması, davacının dava konusu alacağı talep edebileceği, işbu alacağa avans faizi uygulanabileceği, buna göre, alacak miktarının 788.089,92 TL anapara, 157.788,29 TL faiz olmak üzere toplam 945.878,21 TL tutarında olacağı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ ile, 788.089,92 TL asıl alacak ile 157.788,29 TL işlemiş faiz toplamı 945.878,21 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bedellerinin iadesine karar verilen çekler, davacı/borçlu’nun müvekkil bankaya olan borçlarının ödenmesinin temini amacıyla müvekkil banka’ya temlik cirosu ile devir ve teslim edilmiş olup, hak sahibi/yetkili ciranta müvekkil banka olmasına rağmen bu çeklerin bedellerinin iadesine karar verilmesi müvekkil banka'nın mülkiyet hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, çeklerin tahsil veya teminat amacıyla verildiğini iddia eden davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu çeklerin teminat amacıyla verildiğinin de ispat edilmediğini, davacının ciro ile devrettiği bütün çeklerin bedelini değil de sadece bankalara devrettiği çeklerin bedelinin iadesini talep etmesi de kötü niyetli olduğunun bir karinesi olduğunu, konkordato davası süresince tüm alacaklıların haklarının korunması gerektiği açıkken sadece bankalar dışındaki alacaklıların haklarının gözetilmesine bir anlam verilemediğini, bilirkişi ek raporunda da açıkça tespit edildiği üzere, davalı banka tarafından davacı şirkete gönderilen 13.12.2018 tarihli ihtarname ile davacı şirketin tüm hesapları kat edilerek tüm borç muaccel hale geldiğini, davacı ile müvekkil banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya büyük miktarlı kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin vade ve miktarları davacı ile müzakere edilerek belirlendiğini, yani davacı, kredi kullandırımı sırasında borcun hangi tarihte ve ne miktar üzerinden ödeneceğini açıkça bildiğini, T.B.K.'nun 117. Maddesinde "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bugünün geçmesiyle... borçlu temerrüde düşmüş olur." demek olduğunu, davacı da geçici mühlet tarihinden önce müvekkil bankaya olan ve vadesi ve miktarı belli olan borçlarının bir kısmını vadesinde ödemeyerek mütemerrit olduğunu, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 18.2.1. Maddesinde "Borçların ödenmesini temin için Bankaya verilmiş sözleşme, taksit listesi, geri ödeme tablosu, gerek keşideci ve gerekse ciranta sıfatıyla verilen çek, bono ve sair belgelerde yer alan borçların herhangi birisinin kısmen dahi olsa vadesinde ödenmemesi" hali muacceliyet nedeni olarak sayıldığını, bunun dışında davacının müvekkil bankaya olan borçlarının muaccel hale geldiğinin diğer kanıtı da yine genel kredi sözleşmenin 18.2.3. Maddesinde belirtildiğini, buna göre "Müşteri, Kefil ve sair imza sahiplerinin ödemelerini tatili, ödeme güçlüğü içerisine düşmeleri, alacaklıları ile temdit anlaşması yapmaları, iflas, konkordato, iflasın ertelenmesi, yeniden yapılandırma, konsolidasyon ve benzeri anlaşmalar için girişimde bulunmaları, bunlara ilişkin söylentiler yayılması" hali muacceliyet nedenleri içerisinde sayılmış olup, yine sözleşmenin 18.1.1. Maddesine göre "Bu Sözleşmede, mevzuatta ve özellikle aşağıda yer alan ve kesinlikle bunlarla sınırlı olmayan diğer şartların gerçekleşmesi halinde Müşteri, Kefil ve sair tüm ilgililerin Bankaya olan borçlarının tamamı muaccel olur. " demek suretiyle muacceliyet nedenlerinin ortaya çıkması halinde tüm borcun muaccel olacağının düzenlendiğini, müvekkil banka tarafından ayrıca hesabın kat'i için ihtar çekilmesine gerek bulunmamakta olduğunu, bu husus yine sözleşmenin 18.3.1. Maddesinde açıkça düzenlendiğini, buna göre "Borcun muaccel olması halinde, bir ihtar, ihbar, protesto keşidesine ve başkaca hiçbir kanuni takip işlemi yapılmasına gerek olmaksızın Müşteri temerrüde düşmüş olacaktır." demek olduğunu, davacı geçici mühlet tarihinden çok önce piyasaya olan borçlarını ödeme güçlüğü içerisinde düştüğünü, bir kısım taahhütlerini de yerine getiremediklerini, buna göre davacıların müvekkil bankaya olan tüm borçları muaccel hale gelmiş olup, müvekkil banka tarafından yapılan mahsup işlemi kanun kapsamında yapıldığından hukuka uygun olduğunu, dolayısı ile müvekkil banka alacağını tahsil edebilmek adına temlik cirosu teslim alınan çekleri tahsil ederek müşteri borcuna mahsup etmesinde hukuki olarak herhangi bir sakınca bulunmadığını, bu husus konkordato yargılamasını yapan mahkemece de açıkça ifade edilerek ilan tarihi olan 27.12.2018 tarihinden önce doğan alacaklar için mahsup işlemi yapılabileceğinin belirtildiğini, müvekkil banka da kanuna ve mahkeme kararına uygun bir şekilde; bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere 13.12.2018 tarihli ihtarname ile muaccel hale gelen alacakları için mahsup işlemlerini yaptığını, Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı bankaya konkordato mühletinden önce tahsil amacıyla verildiğini iddia ettiği çeklerin, davacı şirket hakkında konkordato dosyasında geçici mühlet kararı verilmesinden sonra ve geçici mühlet hükümlerine aykırı olarak tahsil edilip kredi borcuna mahsup edildiklerinden bahisle bedellerinin tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesine konu uyuşmazlığa emsal teşkil eden ve hatta davacısının aynı olduğu Dairemizin 14/03/2024 tarih ve 2021/1972 esas ve 2024/493 karar sayılı ilamının onanmasına ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/09/2025 tarih, 2025/1755 esas ve 2025/2890 karar sayılı kararında; "... Uyuşmazlık, davacı ile davalı banka arasındaki kredi sözleşmesi kapsamında, konkordato mühleti verilmesi öncesi ciro yoluyla davalı bankaya tevdii edilen çeklerin ödenmemesi iddiasına dayalı olarak bahse konu çek bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.İcra ve İflas Kanunu'nun 294/6 maddesi "Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür." hükmünü içermektedir. Konkordato talep eden, talepten önce elindeki ileri tarihli müşteri çeklerini kullandığı kredi karşılığında bankaya temlik cirosu ile devrettikten sonra konkordato talep etmiş ve mehil içinde banka çekleri tahsil etmiş ise kural olarak tahsil edilen çek bedelleri konkordato masasına verilmez. Zira temlik cirosuyla çekten kaynaklanan tüm haklar hamil olan bankaya konkordato talebinden önce devredilmiştir. Öte yandan ciro İİK'nın 294/6 maddesi" kapsamında müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi" olarak da nitelendirilemez. Zira çeke bağlı alacak müstakbel bir alacak olmayıp doğmuş bir alacaktır. TTK'ya göre çek bir ödeme aracı olup, kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla düzenlenir ve aynı yasanın 795/1. maddesi gereğince görüldüğünde ödenir. Geçici nitelikte bir düzenleme olan 5941 sayılı Kanunun Geçici 3/5. maddesindeki 31.12.2025 tarihine kadar üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz kılınması düzenlemesi çekin bu niteliğini değiştirmemekle birlikte, ileri tarihli çek düzenlenebilmesine hukuki imkan tanınmıştır. O nedenle çekin ileri tarihli olarak düzenlenebilmesi alacağın da o tarihte doğduğu sonucunu doğurmaz. Ancak konkordato talep eden, çeklerin şeklen temlik cirosuyla devredilmiş olmasına rağmen, çeklerin kredinin teminatı olarak bankaya gizli rehin cirosuyla devredildiğini ispatlarsa tahsil edilen ileri tarihli çek bedellerinin konkordatonun amacı ve alacaklılar arasında eşit muamele ilkesi gereğince komisere iadesi gerekir." denilmek suretiyle konkordato talebinden önce ileri tarihli müşteri çeklerinin kullanılan kredi karşılığında bankaya temlik cirosu ile devredildikten sonra konkordato talep edilmiş ve mehil içinde banka çekleri tahsil etmiş ise kural olarak tahsil edilen çek bedellerinin konkordato masasına verilmeyeceği içtihat edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından dava konusu çeklerin tahsil amacıyla verildiği, davalı vekili tarafından ise taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ve geçici mühlet tarihinden önce kat ihtarı ile muaccel olan krediden mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile verildiği iddia edilmiş, Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunda banka kayıtları, çekler ve çek tevdi bordrosu üzerinde yerinde yapılan inceleme sonucunda ve genel kredi sözleşmesinin kambiyo senetlerinin borcun tahsili için verildiğinin kabul edildiği 23. ana ve alt maddeleri uyarınca dava konusu çeklerin temlik cirosu ile ifa uğruna verildiğinin, aksinin davacı tarafından yazılı olarak ispat edilmediğinin tespit edilmesi üzerine Mahkemece de söz konusu tespit usul ve yasaya uygun olarak hükme esas alınarak çeklerin temlik cirosu ile verildiği kabul edilmiş, bu tespite ilişkin gerekçeye davacı vekili tarafından istinafa gelinmediğinden kesinleşmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde çeklerin teminat çeki olarak verildiği iddia edilmemiş olup, çek tevdii bordrolarında "çek çıkış teminat" ibaresinin bulunması da tek başına çeklerin teminat amacıyla verildiğini ispatlar nitelikte olmadığından ve davalı tarafından kredi borcundan mahsup edildiği de gözetilerek, Mahkemece çeklerin temlik cirosu ile verildiğini kabul ettikten sonra çelişkili bir şekilde teminat (rehin) amacıyla verildiğinin kabulü yerinde olmamış ise de bu husus sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır. Davacı tarafından dava konusu çeklerin konkordato talebinden önce davacının kullandığı ve geçici mühlet tarihinden önce muaccel olan kredi alacağına ilişkin temlik cirosu ile devredilmesi sebebiyle davalı bankaca mehil içerisinde tahsil edilerek kredi alacağına mahsup edilmesi usul ve yasaya uygun olup, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksinin kabulü yerinde olmamış ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../03/2023 tarih ve 2020/. Esas-2023/266 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 16.153,23 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.421,23 TLnin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar üzeriden hesaplanan 147.881,73 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 107,00-TL toplamı 599,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.