İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 27/02/2020 tarihinde davalı ... ... ... Antal…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO 2024/1545 KARAR NO : 2025/1413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/05/2024 NUMARASI : 2021/473 Esas - 2024/365 Karar DAVA: Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 27/02/2020 tarihinde davalı ... ... ... Antalya ili Satış bayiisi olan ... Kiralama'dan 2020 yılına ait "0" km ... marka, ... VP Shine Bold 1.5 ... 130 model, ... şase numaralı Kahverengi (Kum Beji) bir araç satın aldığını ve aracın 28/02/2020 tarihinde müvekkili şirkete teslim edildiğini, aracın kullanımı sırasında 24/03/2021 tarihinde aniden motorun sessiz kaldığını ve durduğunu aracın Adana’da bulunan yetkili servis ... ...'e götürüldüğünü ve yapılan incelemelerle birlikte aracın triger kayışının kopması sebebiyle motorun durduğu tespit edildiğini, aynı gün müvekkilinden onay almaksızın garanti kapsamında tamire başlandığını, serviste triger kayışının kopmasına bağlı ağır motor hasarı olduğu ve motorun komple dağılarak ... Piston-Gömlek-Silindir Bloğu sisteminin değişeceği, üst kapağın taşlanacağı yine buna bağlı da bir çok parça değişimi yapılacağı bilgisi alındığını, müvekkilinden onay almaksızın yapılan onarım işlerinin kötü niyetli olduğunu ve diğer seçimlik hakları bertaraf etmek gayesi ile yapıldığını 24/03/2021 tarihinde başlayan onarım işlemleri 20/05/2021 tarihine kadar yani yaklaşık 56 gün devam ettiğini, tamir için azami sürenin aşıldığını müvekkiline satılan aracın ayıplı olduğunu beyan ederek aracın güncel rayiç bedelinin belirlenmesiyle birlikte şimdilik 10.000.00 TL aracın bedel iadesinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline ve yahut ayıplı aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, müvekkilinin ikame araç nedeniyle uğradığı maddi kayıpların tespiti ile davalılardan müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... ... ... Pazarlama A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerini ancak satıcı olan kişiye yöneltebileceğini bu nedenle davanın husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, satış sözleşmesinin diğer davalı ile davacı arasında imzalandığını müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, davacının aracının tamir edilerek davacıya teslim edildiğini, aracın tamirden sonra sorunsuz bir şeklide çalışmaya başladığını, tamir süresince davacıya ikame araç verildiğini, davacı yanın süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dava konusu araç, davacı tarafından, dava dışı .... TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ’nden satın alınmıştır. Alıcı olan davacı ayıptan doğan seçimlik haklarını ancak kendi sözleşmesinin tarafı olan satıcıya karşı kullanabilecektir. Davalı ... ... ... Pazarlama A.Ş. aracın ithalatçısı olduğu ve ticari nitelikteki satımlarda ithalatçı ile satıcı arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığından, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacının, ayıba karşı teminat borcu kapsamında davalıdan talepte bulunması mümkün değildir. Ticari satımda ithalatçıdan ancak garanti sorumluluğu kapsamında talepte bulunulması mümkündür. Alınan bilirkişi raporu doğrultusunda araçtaki ayıbın garanti kapsamında olmadığı anlaşılmış yine diğer davalı ... Kiralama Şirketinin de taraf olmadığı anlaşılmakla davanın husumet yokluğundan reddine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket 27/02/2020 tarihinde davalı ... ... ... Antalya ili Satış bayiisi olan ... Kiralama'dan 2020 yılına ait "0" km ... marka, ... VP Shine Bold 1.5 ... 130 model, ... şase numaralı Kahverengi (Kum Beji) bir araç satın aldığını ve aracın 28/02/2020 tarihinde müvekkili Şirkete teslim edildiğini, mahkeme gerekçeli kararında aracın dava ile alakalı olmayan .... Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi’nden satın alındığından bahisle husumet yokluğundan davayı reddettiğini, ancak bahse konu dava dışı şirketin dosya ile tek alakasının, müvekkili şirketin İskenderun 1. Noterliği ... yevmiye nolu ve 16/08/2021 tarihli araç satış sözleşmesiyle birlikte ... plakalı aracı .... Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi'ne satmış olması olduğunu, yani husumetin .... Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi'ne yönlendirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkili şirket aracı .... Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi satın almamış aracını dava dışı bu firmaya 16/08/2021 tarihinde sattığını, işbu sebeple mahkeme kararının son derece hatalı ve yanlış olduğunu, açıklanan nedenlerle istinaf başvurularının ve davanın kabulüne, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/473 E., 2024/365 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yanlara bırakılmasına karara verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğundan bahisle bedel iadesi veyahut ayıplı aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi, ikame araç nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafça davalı ... ... Pazarlama Anonim Şirketi (eski unvan: ... ... ... Pazarlama A.Ş)'nin Antalya ili satış bayiisi olan diğer davalı ... Kiralama Bilişim Temizlik Peyzaj ve Ticaret Limited Şirketi'nden 2020 yılına ait "0" km ... marka bir araç satın alındığı, aracın kullanımı sırasında 24.03.2021 tarihinde aniden motorun sessiz kaldığı ve durduğu, satılan aracın ayıplı olduğu iddia edilmiş; davalı ... ... Pazarlama Anonim Şirketi tarafından dava konusu taleplerin yalnızca satıcı konumundaki kimseye karşı yöneltebileceği belirtilerek ithalatçı/distribütör firma konumunda oldukları , üretici/imalatçı ya da satıcı sıfatını haiz olmadıklarından davanın Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereğince kendilerine yöneltilemeyeceği savunulmuştur. Davacı tarafça 27.08.2021 tarihli delil dilekçesi ekinde sunulan 27.02.2020 tarihli satış faturasına göre davaya konu aracın davalı ... Kiralama Bilişim Temizlik Peyzaj ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davacıya satıldığı, dosyaya sunulan İskenderun 1.Noterliğinin 16.08.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış sözleşmesine göre aracın yargılama sırasında davacı tarafından dava dışı .... Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi’ne satıldığı, satış bedeline ilişkin dekontun dosyada mevcut olduğu görülmüştür. Davacı vekilince 13.12.2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde anılan satış sözleşmesi tekrar sunulmuş ve araç satıldığı için semenin tenzili yoluna gidilmesi gerektiği konusunda açıklama yapılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.TBK'nun 228/2. maddesi uyarınca satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir.Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. Davanın sonucunda verilecek karar kimin hakkını etkileyecekse husumetin o kişi ve kuruma yöneltilmesi gerekir. Taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet) da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı davası reddedilir (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312).Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir. Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumetin; davalı bakımından pasif husumetin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def’i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir (Kuru/Arslan Yılmaz, s. 234- 237). (Emsal Yargıtay 15. H.D. 2016/762 E. 2017/977 K. Sayılı ilamı) Ticari satımlarda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında kanunun 11/2 maddesinden farklı olarak üretici veya ithalatçının bir sözleşme ile üstlenilmediği sürece satıma konu ürünün ayıplı olmasından dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır.Somut olayda davacı tarafça "0" km aracın 27.02.2020 tarihinde satın alındığı ve arıza tarihi itibariyle aracın garanti süresinin dolmadığı gözetildiğinde davalı ... ... Pazarlama Anonim Şirketi'ne husumet yöneltilebilecek ise de dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, triger kayışının kopması sonucu oluşan motor hasarına ilişkin olarak, triger kayışının aşınabilecek ve ömrünü doldurabilecek bir aksam olması nedeniyle garanti kapsamı dışında kaldığının belirtilmiş olmasına göre davalı ... ... Pazarlama Anonim Şirketi yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur.Diğer yandan, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacı, aracın ayıplı olduğu iddiası nedeniyle satış bedelinde indirim talebini, satım sözleşmesinin tarafı olan satıcısına karşı ileri sürebilecek olup, dosya kapsamından davacı ile davalı ... Kiralama Bilişim Temizlik Peyzaj Ve Ticaret Limited Şirketi arasında araç satışının gerçekleştiği açıktır. Bu durumda mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasındadeğerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025