11. Hukuk Dairesi 2009/2195 E. , 2011/401 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2008/4 - 2008/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşma…
**11. Hukuk Dairesi 2009/2195 E. , 2011/401 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2008/4 - 2008/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1941 yılında kurulup, 1983 yılında anonim şirket statüsüne geçtiğini, 21.07.2000 tarihinde de özelleştirildiğini, müvekkilinin henüz A.Ş. statüsüne geçmeden önce her biri devlet memuru olan 8 personelinin merkezi Ankara’da bulunan davalı derneği kurduğunu, müvekkili ile dernek arasında herhangi bir mali yada yönetsel bağlantı bulunmadığını, derneğin tüzüğünün 8. maddesinde yer alan Petrol Ofisi Genel Müdürünün derneğin fahri başkanı olduğuna dair hükmün uygulanmasının bulunmadığını, davalının buna rağmen kendisini kamuoyuna müvekkiline bağlı bir kuruluş olarak gösterdiğini, müvekkilinin isim ve logosunun kullanıldığını, ayrıca Petrol Ofisi ibaresini ve amblemini taşıyan markanın TPE nezdinde tescilli olduğunu, yine 5072 sayılı Kanun’un 2/a maddesine aykırı olarak davalının unvanını kullanmaya devam ettiğini, davalıya çekilen ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalı derneğin müvekkiline bağlı kuruluş olmadığının tespitine ve davalının bu yönde davranışlarda bulunmasının men’ine, davalı derneğin unvanında bulunan Petrol Ofisi ibaresinin çıkarılmasına, müvekkiline ait logonun kullanılmasının önlenmesine, dernek tüzüğünün 4 ve 8. maddesinde yer ibarelerin çıkarılmasına, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 1954 yılında kurulduğunu, anılan tarihten bu yana unvan ve logo olarak yargılama konusu ibare ve işareti kullandığını, davacının baştan bu yana bundan haberdar olduğunu ve taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin başlangıçta bir kamu iktisadi kuruluşu olduğu halde 1983 yılında A.Ş. haline dönüştürüldüğü, 1990 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na bağlandığı ve 21.07.2000 tarihinde %51 hissesinin Türkiye İş Bankası ve Doğan Şirketler Grubuna satıldığı, davalı derneğin ise ilk olarak Ankara Petrol Spor Gençlik Kulubü adıyla 1954 yılında kurulduğu, 1966 yılında Petrol Ofisi Gençlik Spor Kulubü Derneği olarak unvanının değiştirildiği, 14.11.1983 tarihinde yapılan genel kurulda ise Petrol Ofisi Spor Kulubü Derneği adını aldığı, davalı dernek tüzüğünün 8. maddesinde Petrol Ofisi Genel Müdürünün derneğin fahri başkanı olduğunun ifade olunduğu, ancak yargılama sırasında anılan tüzük metnindeki bu ibarenin çıkarılmış olduğu, buna karşın dernek tüzüğünün 4. maddesinde derneğin işaretinin POAŞ ambleminin aynısı olduğunun belirtildiği ve anılan hükmün halen varlığını sürdürdüğü, davacının 14.11.1990 gün ve 123998 sayılı Petrol Ofisi + Şekil ibareli 4. sınıfta yazılı Petrol ve benzeri emtiaları kapsayan markasının aynı zamanda 11.05.2001 gün 2001/8769 sayılı yine 4. sınıfta bulunan emtiaları içeren markasının TPE nezdinde tescilli olduğu, davacı şirket ile davalı dernek arasında mali ve yönetsel veya başka hiçbir bağlantı olmadığı, dolayısıyla davalı derneğin davacıya ait bir kuruluş olmadığının tespiti isteminin kabulü gerektiği, davalı derneğin yetkili temsilcisinin basın yayın organlarında yer alan beyanlarının davacının sosyal ve ekonomik değerine olumsuz etki edecek ve saldırı teşkil edecek mahiyette olduğu, bu nedenle davacı vekilinin “davalı eylemlerinin müvekkilinin kişilik haklarına tecavüz oluşturduğundan bu yöndeki davranışlarda bulunmaktan men’ine karar verilmesi” yönündeki isteminin kabulü gerektiği, davalı eylemlerinin aynı zamanda marka hakkına tecavüz oluşturduğunun da iddia edildiği, bir marka hakkına tecavüz eyleminden bahsedilebilmesi için 556 sayılı KHK’nin 9. maddesi anlamında anılan markanın kullanılmış olması gerektiği, davalı derneğin yetkili temsilcilerinin basın yayın organlarında yer alan beyanlarının davacının tescilli markalarının kapsamında bulunan herhangi bir mal ve hizmete ilişkin bulunmadığı, davalı dernek yahut onun organları tarafından davacının markası kapsamında bulunan mallar ile ilgili olarak bir karışıklık yaratacak biçimde kullanmadıkları, onun için davalı derneğin yetkili temsilcilerinin söz ve davranışlarının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davalı derneğin mücerret davacı şirketin unvanını taşımasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, zira davalının 1966 yılından beri bu adı taşıdığı, aynı biçimde davalı derneğin anılan amblemi yine 1954 yılında bu yana kullandığı, oysa davacının bu ibare ve işareti taşıyan markalarının sırasıyla 1990 ve 2001 yıllarında tescil olunduğu, sonradan tescil edilen bir markaya dayanılarak, anılan markanın tescilinden evvel gerçekleşmiş bulunan hukuki işlem ve eylemlerin hukuka aykırılığının iddia edilmesi ise olanaksız olduğu, davalının anılan markaların tescilinden sonra 556 sayılı KHK’nin 61. maddesi kapsamına girebilecek başka bir eylemde bulunduğunun ise iddia ve ispat edilmediği, dolayısıyla davacının 1990 ve 2001 yıllarında tescil edilmiş markalarına dayanılarak davalı adının terkinini ve kullandığı logonun kullanımının durdurulmasını istemesinin de olanaksız olduğu, davalının Petrol Ofisi adını ve logoyu 1966 yılında bu yana kullanmasına davacının gerek kamu iktisadi kuruluşu olduğu, gerek şirket biçimde örgütlendiği zaman içerisinde hiçbir itirazı olmadığı, davacı şirketin yalnızca hisseleri satın aldığı, davacı şirketin hisselerinin el değiştirdiği tarihe kadar sessiz kalmak yoluyla yitirdiği hakların devir ile birlikte tekrar canlanması yahut ileri sürülebilir nitelik kazanmasının ise olanaksız olduğu, bunca yıl sonra davalının kullandığı ad ve amblemin terkininin ve kullanımının durdurulmasına yönelik talebin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki “herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorunda bulunduğu” temel ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı ... Spor Kulubü Derneğinin, davacı ...Ş.’ye bağlı bir kuruluş-dernek olmadığının tespitine, davalı derneğin davacı şirkete bağlı bir kuruluş olduğunu ihsas edecek beyan ve davranışlarda bulunmaktan men’ine, MK’nun 25.maddesi uyarınca hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı taraf eyleminin devam etmesi karşısında zamanaşımı def’inin yerinde bulunmamasına, dava tarihinden önce davalı derneğin son tüzük değişikliği sonrası tüzüğün 4.maddesinde yazılı renk ve amblemin kullanılmasına davacı tarafından uzun süre sessiz kalınmak suretiyle dava tarihinden önceki davalı derneğin değiştirilen son tüzük metnindeki renk ve ambleme yönelik temyiz itirazlarının yerinde bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekili, diğer talepler yanında davalı dernek tüzüğünün 8.maddesinde yazılı “Petrol Ofisi Genel Müdürü derneğin fahri başkanıdır.”ibaresinin iptaline karar verilmesini de istemiştir. Yargılama devam ederken davalı dernek tarafından 05.06.2005 tarihinde yapılan tüzük değişikliği ile 8.maddede yazılı dava konusu ibare tüzük metninden çıkartılmıştır. Bu durumda mahkemece davacı vekilinin bu talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilerek, yargılama giderine de tarafların haklılığı oranında hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.