İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; nakliyat emtia sigortası ile sigortalı... şirketinin Türkiye'den Fransa'ya gönderilecek araç şaseleri ve metal aksamının nakliyesinin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, 15.03.2019 tarihinde varış noktasında emtianın bir kısmının hasarlı olduğunun tespit edildiğini, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/467 KARAR NO: 2026/476 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/01/2023 NUMARASI: 2022/226 Esas - 2023/39 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/03/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; nakliyat emtia sigortası ile sigortalı... şirketinin Türkiye'den Fransa'ya gönderilecek araç şaseleri ve metal aksamının nakliyesinin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, 15.03.2019 tarihinde varış noktasında emtianın bir kısmının hasarlı olduğunun tespit edildiğini, hasarın 15.03.2019 tarihinde davalıya bildirildiğini, ancak davalının 18.03.2019 tarihli mail ile talebi reddettiğini, ekspertiz raporunda hasar bedelinin 2.498,45-Euro olarak belirlendiğini, ayrıca hasarın araç içi emniyete almada yetersizlik ve hatalı istifleme sonucu oluştuğunun tespit edildiğini, müvekkilince sigortalıya 29.04.2019 tarihinde 15.462-TL hasar bedeli ödendiğini, hasar bedelinin tahsili için davalı aleyhine .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; yükleme ve istiflemenin gönderici firma tarafından yapıldığını, yükler teslim alındığında, iddia edilen hasara ilişkin olarak teslim belgelerine bir şerh düşülmediğini, iddia edilen hasara ilişkin olarak müvekkilinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin kusuru tespit edilse dahi sorumluluğunun sınırlı olduğunu, ayrıca CMR'nin 32/1 maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; yüklemenin taşıyıcıya ait olması halinde, hasarın tamamından davalının sorumlu olacağı, yüklemenin gönderene ait olması ve hasarın da yükleme hatasından kaynaklanması halinde ise, taşıyıcının tazminatla sorumlu tutulamayacağı, yükleme ve istif hatasının, ayrıca bir araştırmaya gerek duyulmaksızın kolaylıkla fark edilebileceği hallerde, taşıyıcının göndereni uyarmasının TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük ilkesinin bir gereği olduğu, dolayısıyla uyarı yapılması gereken hallerde, zararın gönderen ile taşıyıcı arasında kusur oranında paylaştırılmasının gerektiği, alınan eksper raporu ile bilirkişi raporuna göre, hasarlı şaselerin nakliye sırasındaki olumsuzluklar nedeniyle hasar görmüş olduğu, oluşan hasar nedeniyle araç üretiminde kullanılan ana parçalardan biri olan şaselerden 1 adedinin kullanılamaz şekilde hasarlanmış olduğu ve bu parçanın tekrar orijinal parça olarak üretim/montajda kullanılamayacak durumda olması nedenleriyle yenisiyle değiştirilmesinin zaruri olduğu, hasarın taşıyıcının hakimiyetinde iken meydana geldiği tespit edilmekle, ayrıca sunulan mail yazışmalarında da 20/03/2019 gönderme tarihli yazışmada emtiayı yükleyenin davalı şirketin sürücüsü olduğu ve her malzemeye ikişer adet spanzet attığını belirtmesi nedeniyle, davalının gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve tam kusuru ile malların hasara uğradığı, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedelden davalı şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacak olan 15.462-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; sadece taşıma işini üstlenen müvekkili şirketin hasarın tamamından sorumlu tutulup, yükleme ve istiflemeyi bizzat kendisi yapan gönderici firmaya hiç bir kusur atfedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, iddia edilen hasara ilişkin olarak teslim belgelerine bir şerh düşülmediğini, bu nedenle hasarın taşıma esnasında olduğuna ilişkin olarak net bir kanıt bulunmadığını, iddia edilen hasara ilişkin olarak müvekkilinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, araçta yeterli düzeyde spanzet mevcut olup, buna ilişkin tüm kontroller taşımadan önce yapıldığını, taşıma konusu yükün gönderici firma tarafından istiflenmiş olmasının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporu ile de hasarın yükleme ve istiflemeden kaynaklandığının belirtildiğini, gönderici firmanın taşıma sahasına sadece müvekkili şirketin şoförünün gittiğini, gönderici firma tarafından araca yükleme ve istifleme yapıldıktan sonra, şoförün aracın kapağını kapatırken fotoğraflarını çektiğini, CMR'nin 18/3 maddesi gereğince müvekkili şirketin sorumluluğu noksan olan brüt ağırlığın beher kilogramı için 8,33 SDR olmasına rağmen mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, zamanaşımı defi ileri sürmüş olmalarına rağmen mahkemece bu hususun hiç değerlendirilmediğini, ayrıca dava konusu hasar yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GÖRÜŞ: Dava, davacı tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalanmış olan emtianın davalı tarafından taşınması sırasında hasara uğraması nedeniyle, davacı tarafından sigortalısına ödenmiş olan hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu taşıma Türkiye-Fransa arasında gerçekleştiğinden, somut uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu hususlarında ise 6102 sayılı TTK hükümleri esas alınacaktır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Somut olayda; dava dışı sigortalı... firmasının Fransa'daki alıcısına ihraç ettiği şase emtiasının Türkiye'den Fransa'ya kara yolu ile taşınması işinin davalı taşıyıcı tarafından üstlenildiği, emtianın yurt dışındaki alıcısına tesliminde bir kısım emtianın hasarlı olduğunun tespit edildiği, hasarın tespiti akabinde sigortalı tarafından davalı taşıyıcıya süresinde hasar ihbarında bulunulduğu, davacı sigorta şirketi tarafından alınan ekspertiz raporunda, 5 adet şase emtiasının araç içi sabitleme ve emniyete almada yetersizlik nedeniyle araç içi sabit yapılara ve diğer emtialara fiziksel teması, çarpması sonucunda hasara uğradığının, hasar bedelinin ise sovtaj bedelinin düşülmesi sonucunda 2.498,45-Euro olduğunun tespit edildiği, hasar bedelinin davacı tarafından sigortalıya 29.04.2019 tarihinde 15.462-TL olarak ödendiği, hasar bedelinin tahsili için davalı aleyhine 13.03.2020 tarihinde .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, davalının ödeme emrine itirazı üzerine ise 24.03.2022 tarihinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça yasal süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. CMR'nin 32/1. maddesine göre; bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Zamanaşımı başlangıcı ise; teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde teslim tarihi, tam kayıplarda kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra, kararlaştırılmış zaman limiti yoksa yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60. gündür. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde, zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Zarar gören tarafından yapılacak yazılı istemin zamanaşımı süresini ertelemesi için, olayı genel olarak ortaya koyması, taşıyıcının talepten sorumluluk sebebi ile tazminat miktarı hakkında değerlendirmede bulunabilmesine imkan verecek bilgiyi içermesi yeterli olup, tazminat miktarının tam olarak belirtilmesi gerekmez. Ancak duran zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başlayabilmesi için taşıyıcının cevabında talebin açıkça reddedilmesi, talep sahibine hakkını davada ileri sürmek dışında başka bir seçenek bırakılmaması gerekir. Eldeki davada taşıyıcının bilerek kötü hareketinden söz edilemeyeceğinden, dava bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Emtianın tesliminden sonra sigortalı tarafından davalı taşıyıcıya gönderilen 18.03.2019 tarihli e-posta ile hasar bildirilmiş olup, davalı taşıyıcı tarafından 19.03.2019 tarihli cevabi e-postada istemin açıkça reddedilmediği, ancak 20.03.2019 tarihli e-postada sürücünün spanzet ile ilgili sıkıntı olmadığını, yükleyiciler nezaretinde her bir malzemeye ikişer adet spanzet attığını söylediği, resimlerde bir hasar göremediğini bildirdiği görülmektedir. Dolayısıyla sigortalının talebinin davalı taşıyıcı tarafından 20.03.2019 tarihli e-posta ile reddedilmiş olduğunun kabulü gerekmekte olup, 18.03.2019 tarihinde duran zamanaşımı, 20.03.2019 tarihinde yeniden işlemeye başlamıştır. Davacı tarafça 1 yıllık süre içerisinde 13.03.2020 tarihinde başlatılan icra takibi ile kesilmiş olan 1 yıllık zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamış olup süre sonu 13.03.2021'dir. Ancak 26.03.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı kanunun geçici 1. maddesi ile; Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin 13/03/2020 tarihinden itibaren 30/04/2020 tarihine kadar duracağı, bu sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı hüküm altına alınmış olup, salgının devam etmesi üzerine de 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı uyarınca söz konusu durma süresi, 01.05.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Zamanaşımı süresinin durmaya başladığı 13.03.2020 tarihi itibariyle işbu davada zamanaşımı süresinin dolmasına 1 yıl kalmıştır. 16.06.2020 tarihinde yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresi içerisinde bu kez davacı tarafça 01.02.2021 tarihinde arabulucuya başvurulmuş olup, bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolmasına 135 gün kalmıştır. Arabuluculuk süreci 01.03.2021 tarihinde son bulmuş olup, bu süreçte 6235 sayılı kanunun 16/2 ve 18/A-15 maddeleri gereğince duran zamanaşımı süresi 02.03.2021 tarihinde yeniden işlemeye başlamıştır. Bu tarihte yeniden işlemeye başlayan 135 günlük süre sonu 14.07.2021 tarihine denk gelmektedir. İşbu dava ise 24.03.2022 tarihinde açılmış olmakla, dava zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken, bu hususta hiç bir değerlendirme yapılmadan kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../01/2023 Tarih, 2022/.... Esas - 2023/..... Karar sayılı kararın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 732-TL ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 215,89-TL harcın mahsubu ile kalan 516,11-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için takdir olunan 17.875-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına," Yatırılan 305,26-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 91-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/03/2026