7. Hukuk Dairesi 2010/4841 E. , 2011/1566 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerindeki muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Toplanan delillerden, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 248 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğini
**7. Hukuk Dairesi 2010/4841 E. , 2011/1566 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerindeki muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Toplanan delillerden, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 248 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin ve aidiyetinin tespiti istemiyle görülen davanın açıldığı, taşınmazın “avlulu kerpiç ev ve ahır ve samanlık” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu ve üzerinde dava konusu 1942 ve 1992 yapım tarihli muhdesatların bulunduğu anlaşılmaktadır. 1-Duraksamadan belirtmek gerekirki; koşulları HUMK'un 237. maddesi hükmünde öngörülen kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca yargılamanın her aşamasında öne sürülebilen, istek olmasa bile mahkemelerce de resen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken olumsuz dava koşuludur. Getirtilen Seyitgazi Kadastro Mahkemesinin 2003/1-2005/2 E.K. sayılı dosyası içeriğinden dava konusu 1942 yapım tarihli muhdesatlar yönünden taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hüküm oluştuğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacı tarafın buna ilişen ve yerinde görülmeyen sair temiz itirazlarının REDDİNE, 2-Davacı tarafın 1992 yapım tarihli muhdesatlara ve oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu muhdesatların toplam değerinin %22'sinin davacıya aidiyetine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi oluşturulan hüküm de davanın niteliğine uygun düşmemiştir. Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda mahkemece araştırılması gereken husus muhdesatın kim tarafından, ne zaman, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır. Yine bu davaların sonunda verilecek hüküm dava konusu muhdesatı meydana getirenin kim olduğunun tespitine ilişkin olup, dava konusu muhdesatın değerinin, ya da taşınmaza oranının tespitine karar verilemez. Hemen belirtmek gerekir ki; taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhtesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması, oturulabilir hale getirilmesi veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhtesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Mevcut muhdesat inşaatının tamamlanması için harcanan giderler de muhtesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklarinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını B.K. 61 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği gözetildiğinde bu tür istemlerin tespit davasına konu edilmesinde hukuki yararın bulunmadığı kuşkusuzdur. Somut olaya gelince, mahkemece taraf tanıkları dinlenmiş ise de, davacı tarafın miras bırakanın ve davacının birbirinden ayrı işi ve bir gelirinin bulunup bulunmadığı, muhdesatların davacı tarafından tek başına meydana getirilip getirilmediği, ne şekilde yaptırıldığı, muhdesatların yeni bir muhdesat mı yoksa var olan bir muhdesata ilave niteliğinde mi olduğu araştırılmamış, bu hususlar dinlenen tanıklara sorulmamış, soyut olarak alınan tanık beyanları ile yetinilerek hüküm verilmiştir. Davada karar verilebilmesi için belirlenmesi zorunlu olan hususlar tanıklara sorulup, yeterli beyanları alınmadan eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemeyeceği gibi, davanın niteliğine aykırı şekilde hüküm de oluşturulamaz. O halde mahkemece az yukarıda açıklanan doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılmalı, deliller tam olarak toplanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna ve davanın niteliğine uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir uygulama yapılmaksızın, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin ödenen 91,05 TL temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 15.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.