7. Hukuk Dairesi 2011/989 E. , 2011/7730 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre dava
**7. Hukuk Dairesi 2011/989 E. , 2011/7730 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı tarafın oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bir kısım istek kalemlerinin de kabulüne karar verilmiş ise de toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve oluşturulan hüküm de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu, taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği ve anılan sürenin geçip geçmediğinin kadastro tespit tutanağı içeriği ile belirleneceği kuşkusuzdur. Öte yandan; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılmaz. Bu amaçla yapılan giderler mevcut muhtesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da muhtesat olmayıp teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhtesat aidiyetinin tespiti davası açılamayacağı gibi, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını yapan paydaşın fazladan yaptığı harcamaları ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanununun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile diğer paydaşlardan isteyebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur. Az yukarıda açıklanan hukuki olguların ışığı altında somut olaya gelince; a)Bir kısım ağaçların yaşı dikkate alındığında kabulüne karar verilen ağaç niteliğindeki muhdesatların kadastro tespit gününden önce meydana getirilip getirilmediği (kadastro tespit tutanakları dosya içerisinde bulunmadığından) araştırılmaksızın, dolayısıyla da kadastro tespitinin kesinleşmesi ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde bazı istem kalemlerine yönelik davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verileceği düşünülmeksizin eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmesi, b)Mahkemece kabulüne karar verilen bir kısım muhdesatların iyileştirme gideri ya da teferruat niteliğinde olup olmadığı belirlenmeksizin, tüm istem kalemleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, c)Kabulüne karar verilen “muhtelif” ağaç niteliğindeki muhdesatların, sayısı, cinsi ve yaşı gibi ayırıcı özelliklerine hüküm yerinde yer verilmeksizin bilirkişi raporuna atıfta bulunmakla yetinilmesi, isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyeti olamayacağı gözetildiğinde, davacı tarafın muhdesatların mülkiyetinin tespitine ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle kabulü yönünde hüküm oluşturulması, ayrıca dava konusu taşınmazlarda davacı tarafın da paydaş olduğu davanın konusunun davalı taraf payına isabet eden muhdesat değeri olduğu gözardı edilerek yargılama sonunda hükmedilen karar ve ilam harcının muhdesat değerinin tamamı üzerinden belirlenmesi dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.