TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :18/07/2024 NUMARASI : 2023/116 Esas 2024/455 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/02/2023 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davaı vekilince süresind…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1264 Esas 2026/126 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1264 KARAR NO : 2026/126 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :18/07/2024 NUMARASI : 2023/116 Esas 2024/455 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/02/2023 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davaı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde 25/02/2022-23 tarihleri arasını kapsar şekilde kasko poliçesi ile sigortalandığını, söz konusu aracın operasyonel kira sözleşmesi kapsamında üçüncü kişinin kullanımında olduğu esnada 15/11/2022 tarihinde meydana gelen riziko sebebi ile hasarlandığını, oluşan zarar için sigortacıya başvuru yapıldığı ve hasar dosyası oluşturulduğu halde davalı şirketin 04/01/2023 tarihli dilekçe ile hasarın Kasko Genel Şartları A.1 maddesi uyarınca teminat dışı kaldığı gerekçesi ile ödeme yapmadığını, araçta meydana gelen zararın tespiti için bağımsız bir sigorta eksperinden rapor alındığını, raporda zararın KDV dahil 212.972,08 TL olduğunun tespit edildiğini, ekspere zarar tespiti için 1.199,98 TL ücreti ödendiğini, davadan önce arabuluculuğa başvurulduğu ancak sonuçsuz kaldığını belirterek, araçlarında meydana gelen ve kasko poliçesi kapsamında bulunan 212.972,08 TL hasar bedeli ile 1.199,98 TL eksper ücreti olmak üzere toplam 214.972,06 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini dava ve talep etmiştir. Davacı vekilinin 07/12/2023 tarihli ıslah dilekçesiyle; hasar zararı talebini 215.335,12 TL yükseltmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu kaza sonucu davacı tarafın yaptığı hasar ihbarı üzerine müvekkili şirket tarafından hasar dosyası açıldığını, yapılan eksper incelemesinde kasko sigortalı aracın sürücüsü ... idaresinde iken görev esnasında kayarak baraja girmesi sonucu hasarlandığı, tespit edilen hasar bedelinin 166.247,56 TL olacağının tespit edildiğini, aracın rayiç piyasa değerinin 325.000,00 TL olduğu ve pert total işlemi yapılmasının şirketin takdirine bırakıldığını ancak kaza sonrası emniyet ekiplerince tutulan 15/11/2022 tarihli tutanakta aracın Kurtboğazı barajı bot bölgesinde görev esnasında kayarak motor kısmının su aldığından ıslandığının tespit edildiğini, araçta meydana gelen hasarın suya maruz kalmaya bağlı olduğunu ve teminat kapsamına girmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacıya ait, davalı sigorta şirketi nezdinde genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalı aracının 15/11/2022 tarihinde baraj kenarında sürücüsünün devriye görevi yaptığı sırasında yoldan kayarak baraj suyuna ön kısmıyla girmesi nedeniyle motorunun su almasıyla gerçekleşen olayda hasarlandığı, sigorta poliçesinin ek teminat klozunda "sel ve su baskının" da teminat kapsamına alındığı, bu nedenle iş bu hasarın poliçe kapsamında teminat altına alındığı, her ne kadar son bilirkişi raporunda değişimi gerekli parçalara %43,50 oranda iskonto uygulanarak zarar hesabının yapılması sonucu onarımın ekonomik olacağı bildirilmiş ise de , Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararıyla Karayolları Trafik Kanunu’ndaki bazı maddelerin iptaliyle, sigortacının sorumluluğunun Genel Şartlar ile kısıtlanamayacağı, sigorta şirketinin haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olacağı, yani sigorta şirketlerinin gerçek zararı gidermekle yükümlü olacağı anlaşılmakla, toplam 215.335,12 TL onarım bedeli olduğu ve bu kapsamda aracın kaza öncesi ikinci el rayiç değeri 325.000,00 TL ile kaza sonrası değeri 100.000,00 TL arasındaki fark olan 225.000,00 TL ile onarım bedelinin yaklaşık olduğu nazara alındığından, onarımın ekonomik olmadığı, aracın pert total olduğu kabul edilerek, sovtaj bedeli mahsubu ile hesap edilen zararı 225.000 TL olduğu kanaatine varılarak, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde talep ettiği miktarın 215.335,12 TL olduğu dikkate alınarak bu miktar üzerinde davacının davanın kabulüne, ayrıca davacın kaza sonrası aldırdığı ekspertiz raporu ücretinin (bilirkişice makul olduğu da tespit edilen), Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. Fıkrası ve 11. maddesi 4.fıkrası hükümünce, bu giderin yargı gideri kapsamında, davalı sigorta şirketinden talep edebileceği de anlaşılmakla, yargı gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece her ne kadar davacıya ait araçta meydana gelen hasar sel - su baskını teminatına dahil edilmiş ve davanın kabulüne karar verilmişse de davacının talebi kesinlikle sigorta teminatının dışında olduğunu, mahkemece sel ve su baskını teminatının yanlış yorumlandığını, dosyaya kazandırılan son bilirkişi raporunda bilirkişice aracın onarıldığı bu sebeple pert - total işlemi uygulanamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bilirkişi raporunun aksine araçta pert total işlemi uygulanarak hatalı karar verildiğini, Mahkemece ekspertiz ücretinin davalı müvekkil şirketten yargılama gideri olarak tahsiline karar verilmişse de bu miktarın yargılama gideri olarak görülmesinin hatalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece müvekkili aleyhine temerrüt tarihinden itibaren avans faize hükmedilmesi de hatalı olmuş olup kararın bu yönden de usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan araç hasar tazminatı istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi incelendiğinde; davacı adına kayıtlı bulunan ... plakalı aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 25/02/2022-25/02/2023 tarihleri arasında davalı tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, sigorta şirketince davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığının hasar dosyası ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Olay yeri bölgeden sorumlu jandarma tarafından tanzim edilen tutanakta özetle; ... plakalı aracın motor kısmının su aldığı, olayla ilgili araçta yapılan incelemede, aracın sudan çıkarılmış halde barajın kenarında bekler vaziyette olduğu, aracın kaporta kısmında ve görünürde herhangi bir hasarının olmadığı, sadece motor kısmının alt tarafından ve ön kapı içlerinden araç içerisine su aldığı, bundan dolayı aracın iç zeminin ıslandığı, aracın bu yüzden çalışmadığının görüldüğü belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen araştırma raporunda ; “tek taraflı resmi tutanaklı, maddi hasarlı trafik kazasının tutanakta belirtilen yerde olduğu, araç hasarları ile olay yerinin uyuştuğu, Kurtboğazı barajında olay yerindeki suların yükselmesi sebebiyle, olay yerinin özelliğini kayıp ettiği, baraj kenarında suların yükselip alçalması ile alakalı su izlerinin mevcut olduğu, Baraj kenarındaki sahil kenarındaki yerlerin toprak ve zeminin çok hareketli olduğu ve tarafımızdan bu hareketlerin görüldüğü, olay bölgesinde herhangi bir güvenlik kamerasının bulunmadığı, baraj bölgesi nöbet çizelgesinin bulunduğu ve ...'in bu listede adının bulunduğu, baraj bölgesinde kullanılan ... plakalı aracı, güvenlik görevlilerinin tamamının ihtiyaç hasıl olduğunda devriye ve denetim amaçlı kullanabileceklerinin beyan edildiği, sigortalı aracın üzerinde ... güvenliğinin ambleminin bulunduğu ve aracın bu bölgede kullanıldığı, sigortalı aracın uzun dönem kiralık olduğu ve kira sözleşmesinin bulunduğu, sigortalı ... plakalı doğru ve tanık beyanları ile sürücüsünün ... olduğu anlaşıldığından, aksine bir maddi delil tespit edilemediğinden; ... plakalı aracın karışmış olduğu, resmi tutanaklı tek taraflı, maddi hasarlı trafik kazası ile ilgili olumlu olarak değerlendirilirse de karar takdirinin şirkete ait olduğu ” belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından davacıya yazılan 04/01/2023 günlü yazıda; söz konusu hasarın Motorlu Kara Taşıt Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A. maddesinde düzenlenen sigortanın konusu kapsamına girmediğinden tazminat talebinin değerlendirilmediği belirtilmiştir. Dosya kapsamında yer alan hesap uzmanı ve hasar ve değer kaybı uzmanı makine mühendisi bilirkişiden oluşturulan heyetten alınan 21/11/2023 tarihli raporda özetle; dava konusu olayın, 15/11/2022 tarihinde saat 12.30 sıralarında Ankara ili Kahramankazan ilçesi Kurtboğazı Baraj mevkiinde görev yaptığı sırada sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın kayarak baraj suyuna ön kısımlarının girmesi sonucunda hasarlanması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği , olay günü ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...’in resmi olarak görev yaptığı, görevi gereği baraj gölü kıyısında da gerekli rutin devriye ve kontrolleri yapması gerektiği, ancak, kaza bölgesinin Kurtboğazı barajı su kenarı olduğu, yolun yokuş aşağı ve taşlık olduğu, su kenarlarının bataklık olduğu hususu nazara alındığında, sürücünün sevk ve idaresinde bulunan aracın özellikle su kenarına inmesi neticesinde kayabileceği, bataklığa saplanabileceğini veya suya sürüklene- bileceğini öngörmesi gerektiği halde, buna dikkat etmediğinden (4. HD. 16.01.1981 gün ve 980/14082 sayılı kararı) ... plaka sayılı aracın sürücüsü ... in görevi sırasında aracı ile inmiş olduğu baraj gölü su kenarında aracının kayabileceğini, aracının bataklığa saplanabileceğini veya suya sürüklenebileceğini öngörmesi gerekirken buna durumu nazara alınmadan dikkatsizliği ve tedbirsizliği sebebiyle olayın meydana gelmesine neden olduğundan % 100 oranında kusurlu olduğunu, dava konusu 2017 model ..., dizel yakıtlı, steyşın cinsi aracın 15.11.2022 kaza tarihi itibari ile emsal aracın mevcut hasarsız hali ile 2.el piyasa rayiç değerinin ortalama pazarlık payı da dikkate alındığında 330.000,00TL civarında olduğu, dava konusu aracın teknik olarak onarımı mümkün olduğu, ancak hasar giderim tutarının toplam KDV dâhil 137.910,29 TL olduğu dikkate alındığında, mevcut hasar tutarının araç rayiç değerinin yaklaşık olarak % 42’sine tekabül etmesi sebebiyle onarımının ekonomik olmayacağı ve aracın pert-total işlemine tabi tutulmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Taraflarca iş bu rapora itiraz edilmesi üzerine mahkemece makina mühendisi ...'dan alınan 01/04/2024 tarihli raporda özetle ; aracın olay anındaki ikinci el piyasa değerinin 300.000,00 TL-350.000,00 TL arasında değişmesiyle olay anındaki ikinci el piyasa değerinin ekspertiz raporunda belirtildiği gibi 325.000,00 TL mertebesinde olacağını, önceki heyetin sovtaj değerini 50.000,00 TL olduğu belirtilmişse de , hasarlı aksam ile arta kalan aksam dikkate alındığında 50.000,00 TL olarak belirlenen değerin düşük olduğu, mevcut hasarına göre, hasarlı ve hasarsız parçalar karşılaştırıldığında; aracın mevcut haldeki hasarlı değerinin 100.000,00 TL olacağı ve buna göre, pert-total olması düşünüldüğünde hasar miktarının; aracın ikinci el piyasa değeri 325.000,00 TL den hasarlı haldeki değeri 100.000,00TL nin mahsubu neticesinde 225.000,00 TL olacağını, davacı tarafından onarıma ilişkin herhangi bir fatura ibraz edilmediği, onarımın yetkili serviste ya da onarım yapan servis tarafından herhangi bir iskonto yapılıp yapılmadığına dair bir belgede dosyada bulunmadığı, aracın onarımını yetkili serviste yapılması durumunda davalı lehine orijinal parçalarla yapılacak onarımında %43,50 oranında bir iskonto söz konusu olacağını, dosya kapsamının bir bütün olarak incelemesi sonucu önceki bilirkişi raporunda belirtilen parça ve işçiliklerin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, orijinal parça ve işçilik bedellerinin servis ve gün rayiçlerine uyum gösterdiği, yapılan iskontonun takdiri Mahkemeye ait olmak üzerinde yerinde olduğu, davacının beyanına göre de aracın onarıldığı, aracın onarım bedelinin aracın piyasa değerini aşmaması, aracın piyasa değeri ile sovtaj değeri arasındaki farkın, aracın onarım bedelinin üstüne çıkmasıyla, onarımın ekonomik olduğu ve aracın pert-total olmadığı kanaatine varılarak davacıya ait araçta meydana gelen hasar miktarı KDV dahil 225.000,00 TL olduğu, ancak parça ve işçilik bedellerine göre aracın onarımı bedelinin (iskontolu) 137.910,29 TL' nin ekonomik olduğu, aracın pert-total olmadığı bildirilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın Kurtboğazı barajı su kenarında suya girmesi sonucu hasara uğradığını, davalının müvekkilinin zararını gidermediğini iddia etmiş, davalı yan ise hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davalının davacı aracının kasko sigortacısı olduğu, davacının aracının kayarak baraj suyuna ön kısımlarının girmesi sonucunda hasarlanması neticesinde hasara uğradığı, davalı tarafından davacıya herhangi bir hasar ödemesi yapılmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı araçta oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, hasar teminat kapsamında ise sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan iddia ve savunma karşısında, davalı sigorta şirketine yöneltilen davada kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını usulüne uygun delillerle ispat yükü davalı sigorta şirketi üzerindedir. Kasko sigortalı araç sürücüsü ...’in olaya ilişkin alınan beyanında , tek başına sevk ve idaresindeki davacı adına kayıtlı ve davalıya kasko sigortalı bulunan aracı ile ... plakalı aracı ile Kurtboğazı barajı kenarında dubaları çektikten sonra geri dönüş yapmak isterken manevra yaparken, aracın gevşeyen toprakta kayarak baraj suyuna düşmesi ve daha fazla batmadan başka bir araçla çektiklerini belirtilmiştir. Dava dışı İdare ... Güvenlik Hizmetleri ve Sistemleri Ltd. Şti. ile araç maliki yüklenici ... Grup Tur. Sey. Taş. Org. Eğt. Tem. Hiz. Otom. Tic. Ltd. Şti. arasında 15/12/2021 tarihinde Özel Güvenlik Hizmetlerinde Kullanılmak Üzere Hizmet Aracı Kiralama İşi sözleşmesi akdedilmiştir. Olayın meydan geldiği gün ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'in saat 12.30 sıralarında Ankara ili, Kahramankazan ilçesi, Kurtboğazı Baraj mevkiinde görev yaptığı sırada , görevi gereği baraj gölü kıyısında da gerekli rutin devriye ve kontrolleri yaparken aracın kayarak baraj suyuna ön kısımlarının girmesi sonucunda hasarlanması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, dosya kapsamına alınan kolluk tarafından hazırlanan tutanak, araştırma raporu, olay sonrasına ilişkin fotoğraflar, ekspertiz raporları ile sabittir. TTK'nun zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü başlıklı 1448. maddesi "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. (2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.(3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır. (4) Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır." hükmünü içermektedir. Anılan hükümden açıkça anlaşılacağı üzere sigortalının sigortalı araçta zarar meydana gelmesini önleme, azaltma yükümlülüğüne aykırı davranması ile sigortacı aleyhine bir durum yaratılması halinde, hasar kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalmaya devam edecek olup, sadece sigortalının kusurunun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacaktır. Somut olayda ise sigortalı araç sürücüsünün kasten sigortalı aracı hasara uğratarak davacı sigortalının davalı sigorta şirketinden tazminat almak amacıyla hareket ettiğine ilişkin davalı yanın bir savunması bulunmadığı gibi, sigortalı araç sürücüsünün kasten sigortalı aracı hasara uğrattığına ilişkin bir bilgi ve belgede bulunmamaktadır. Dava konusu olayda, araç baraj suyuna düşmesiyle ön ve mekanik aksamlarından hasara uğramıştır. Baraj kenarında devriye ve kontrol görevi olan sürücünün geri manevrası sırasında bataklığı öngöremeyip suya batması neticesinde hasarın meydana gelmesinde kusuru bulunsa bile bu durum sigortalının sigortalı araçta zarar meydana gelmesini önleme, azaltma yükümlülüğüne aykırı davranması olarak yorumlanamayacaktır. Öte yandan, kasko sigorta poliçesi mal sigortası olup, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı haller hariç olmak üzere, sigortalının kusurlu olup olmaması sigortacının hasardan sorumlu olması sonucunu değiştirmeyecektir. Hal böyle olunca , mahkemece hasarın su baskını sonucu meydana geldiği ve hasarın teminat kapsamında kaldığı kanaatine varılması usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Davalı vekilinin '' mahkemece bilirkişi raporunun aksine araçta pert total işlemi uygulanarak hatalı karar verildiğine yönelik'' istinaf itirazı değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK beşinci bölümünde "bilirkişi incelemesi" ismi altında ve 266-287.maddeleri arasında düzenlenen maddelere uygun olarak uzman bilirkişiden olayı aydınlatacak rapor alınması amacı ile mahkemece kaza nedeniyle meydana gelen gerçek hasar miktarının tespiti için dosyanın konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, mahkemece aldırılan ilk raporda hasarlı parçaların değerinin iskontosuz belirlenmesi suretiyle aracın pert total olacağı kanaatine varıldığı, mahkemece itirazen aldırılan ikinci bilirkişi raporunda ise ilk raporda tespit edilen hasarlı parçalarının iskontolu değeri hesaplanarak aracın onarımının ekonomik olacağı kanaatine varıldığı ve mahkemece son rapordan ayrık olarak , hasarlı parçaların değerinin iskontolu olarak hesaplanamayacağı, davacının gerçek zararının tahsil edilmesi ve bu hale göre aracın pert total bedeli olan 225.000,00 TL'nin davacıya ödenmesi kanaatine varılmış olsa bile, sonuçta davacı tarafın davasını (iskontosuz) gerçek hasar bedeli olan 215.000,00 TL üzerinden ıslah ettiği, mahkemece de HMK'nun 26 maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak sonuç olarak aracın pert total bedeli değil gerçek hasar bedelinin ödenmesine karar verildiği dikkate alındığında, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça eksper ücreti olarak ödenen 1.199,98 TL'nin makul olduğunun bilirkişice belirlendiği, eksper ücretinin yargılama gideri kapsamında davalıdan tahsil edilebileceği dikkate alındığında , bu giderlerin de yargılama giderleri kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. TTK'nun 1427. maddesinde sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar). Dava konusu zararın meydana geldiği olay 15/11/2022 tarihinde meydana gelmiş olup, olay tarihinden sonra davacı tarafından davalıya yapılan başvuru üzerine, davalı tarafından davacı başvurusu nedeniyle tazminat ödemesi yapılmayacağı davacıya 04/01/2023 tarihli yazı ile bildirilmiş olmakla , davalının başvuruyu ret tarihi olan 04/01/2023 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü anlaşılmakla mahkemece bu tarihin temerrüt tarihi olarak esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve davacının talebi de gözetilerek hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmuştur. (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 14.709,54 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.677,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.032,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Ankara Genel 7. İcra Dairesi'nin 2024/49249 sayılı takip dosyasına davalı tarafından yatırılan 500.000,00 TL teminat mektubunun İİK'nun 36. maddesi uyarınca davalı sigorta şirketine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 11/02/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -